|
Aşağı
Borandere köyü Kayseri'ye takriben 110 km. Pınarbaşı'na 15 km.
mesafededir. Kayseri-Malatya karayolu üzerinde, Boran Deresi
köprüsünden sağa dönüldükten sonra, 5 km. içeridedir. Bu yol
ayrımından hemen sonra Malatya istikametine, Uzunyayla içlerine
doğru dik bir rampa başlar. Köy adını, hemen içinden geçen Boran
deresinden almaktadır (bu derede suyun bol olduğu aylarda
lezzetli alabalıklar bulmak mümkündür).
Köy Çerkesce
ismi olan “Şeşen Jambotey”i, köye ilk zamanlarda yerleşen Jambot
adında sevilen bir şahıstan almıştır.
Köyün
doğusunda 2 km. uzaklıkta eski bir Abhaz köyü olan Yukarı
Borandere vardır. Şimdi bu köyde eskiden göçebe olan Avşarlar
oturmaktadır. Batısında ise Çerkes Karaboğaz (Kabardey) ve
Altıkesek
(Abhaz)
köyleri mevcuttur. Kuzeyinde Eski Yassıpınar, güneyinde Yukarı
Karagöz (Kabardey), Aşağı Karagöz (Kabardey) köyleri yer
almaktadır.
Köyün nüfusu
köyün kalabalık olduğu geçmiş günlerde 100 hanenin üzerinde
iken, bu sayı bugün kış aylarında 40-45, yaz aylarında ise 50-55
haneye düşmüştür. Son resmi rakamlara göre ise köy nüfusu 144,
hane sayısı 56’dır. Nüfusun azalmasında, ekonomik zorluklar,
tahsil, daha iyi yaşam koşulları gibi nedenlerle başta Kayseri
ve İstanbul olmak üzere büyük kentlere göçün önemli ölçüde
etkisi olmuştur.
Ulaşım
Köye ulaşım;
Kayseri otogarından Pınarbaşı otobüslerine bindikten sonra 1
saat 20 dakika sonra Pınarbaşı ilçesinde inersiniz. Yaklaşık 14
km. uzaklıkta bulunan Aşağı Borandere köyüne, Pınarbaşı
ilçesinden taksilerle gidilebileceği gibi, çarşı içinden köye
ait özel dolmuşlarla da (özellikle hafta içi her gün öğle
saatlerinde) gidilebilir.
Tarihçe
Kuzey
Kafkasya'daki topyekun savaştan sonra, 1864 yılında Ruslar
tarafından sürgün edilen Kuzey Kafkas halklarının yeni yerleşim
birimlerinden birisi de, Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesine bağlı
Aşağı Borandere köyüdür.
Köyün
kuruluşu 1860-1870 yılları arasındadır. Buraya yerleşen
Çeçenler'den bir kısmı, daha sonra Yukarıhöyük (Sivas) ve Çardak
(K.Maraş) gibi yerlere göç etmiştir. Kabardeylerin ise köye
Çeçenlerden 10 yıl sonra gelip yerleştiği anlatılmaktadır.
Batıda o
kadar kıymetli yerler varken, köye ilk yerleşen atalarımız niçin
bu verimsiz ve kıraç toprakları tercih ettiler diye bir soru
aklımıza geliyor. Rivayetlere göre bunun sebebi, köyümüzün ve
Uzunyayla’nın o zamanlar ormanlık, yeşil, hayvancılık yapmak
için çok müsait bir bölge olması imiş. Bize göre bir başka neden
de, Kafkasya sürgünü sırasında denize pek çok kurban veren
atalarımızın çoğunda deniz fobisi oluşması ve bu yüzden sahil
şeridinde yerleşmeye pek sıcak bakmamaları olabilir diye
düşünüyoruz.
Atalarımız bu
köye yerleşerek, bu ülkenin en sadık bekçileri olmuşlardı. Ama
acıları dinmemiş, bir vatan kaybeden bu bahtsız insanlar ikinci
bir vatanı da kaybetmemek için kurtuluş savaşı sırasında
canlarını ve mallarını seve seve vermişlerdi. Seferberlik
döneminde köyümüzde eli silah tutan herkes askere alınmış, çok
azı geri dönmüştür. Ayrıca köyümüzün tüm büyükbaş hayvanları da
orduya verilmiş, acıların en büyüğü ise Sarıkamış’ta
yaşanmıştır. Sarıkamış’a bizim köyümüzden de 64 atlı gitmişti.
Bir daha dönmemek üzere arkalarında sevdiklerini bırakarak giden
bu mert insanlar, hayatlarının baharında Sarıkamış düzlüğünde
açlıktan ve soğuktan donarak şehit olmuşlardır. Bu acıları
elbette ki sadece bizim köylümüz yaşamadı. Bugün de vatanımızın
her karışı için aynı fedakarlıkları yaparız.
Geçim
Kaynakları
Köyün geçim
kaynakları genellikle tarım ve hayvancılıktır. Tarımda daha çok
tahıl, patates ve pancar ekilirken, büyükbaş ve küçükbaş
hayvancılık yapılmaktadır. Ancak son yıllarda yaşanan yoğun göç
nedeniyle köyde daha çok yaşlı veya emeklilerin ikamet etmesine
bağlı olarak, ekonomik faaliyetler azalmıştır.
Sosyal
Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği
Sözün
burasında, Nart Dergisi olarak köyünü ve derneklerini
sevgisinden dolayı büyük bir heyecanla anlatan sayın Erdal
Aslan’dan sözü biz devralıyoruz ve verilen bilgiler ışığında
Aşağı Borandere köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma
Derneği’nden biraz bahsetmek istiyoruz. Aynı zamanda derneğin
yönetim kurulu üyesi olan Erdal Aslan, dernek kuruluşunu bakın
ne güzel anlatıyor:
Bir köy
masalı...
Bir köy vardı, adı Aşağı Borandere (Şeşen Jambotey) bu köyde
Çerkeslerin
Kabardey ve Çeçen boyuna mensup insanları yaşardı. Kayseri’nin
Pınarbaşı ilçesine 14 km. uzaklıkta cıvıl cıvıl şirin bir köy
olan A.Borandere 1970’li yılların başına kadar bu çehresini hiç
değiştirmedi. Ülkemizin yanlış tarım politikaları ve
verimsizleşen toprak bu insanları 1970 başlarından itibaren
şehre göçe zorladı. İşte bu dönemden sonra köyümüzde ki çöküş
hızla başladı. Kara haberin ilk öncüsü öğrenci yetersizliğinden
kapanan köy okulumuzdu. Köy okulunun kapanması ile köydeki 3-5
genç nüfusta kaçar gibi uzaklaştı köyünden. Adeta ölümü bekleyen
bir avuç yaşlı insanlarımıza terk edildi baba ocaklarımız.
Birinci sürgünde vatanını kaybeden bu insanlar, bu göçle de o
güzelim örf ve adetlerinden koparak, şehir hayatının kendilerini
un ufak eden çarkına girdiler. Köyünden uzakta doğan çocuklar;
dillerini, örf ve adetlerini hiç öğrenemediler. Köyde kalan
yaşlı insanlarımız ise şehre göç eden köylülerinin, komşularının
evlerinin harabe oluşunu her gün hüzünlenerek izlediler. Bu
yaşlı insanların şanslı olanlarını ise çocukları ve torunları
ziyaret etti bayram sabahları.
Bu kadar
kolay teslim olmak doğrumuydu acaba hayatın bu insanlara sunduğu
dayatmalara, elbette çok kabul edilir şeyler değildi 25-30 yılda
geçirdikleri bu evrim. Bu acımasız çarka bir çomak sokmak, bir
direnç göstermek gerekirdi hiç kuşkusuz.
İşte böyle
bir ortamda çıktı, Aşağı Borandere Köyü Sosyal Yardımlaşma ve
Dayanışma Derneği. Köyümüzü kaybetmeyeceğiz dediler bu insanlar.
Her şeyi devletten beklemek sadece çöküşü hızlandırırdı, ilk
önce bunu kabul etmek gerekir dediler. Bu köy için bir şeyler
yapılacaksa, bunu ancak kendilerinin yapacağına inandılar. Bunun
da yolu bir sivil toplum örgütü kurarak insanlarını bu çatı
altında tek bir yumruk yapmaktan geçiyordu. Bunu da başardılar.
Kayseri’nin en işlek caddesinde büro açarak, derneklerini
resmileştirdiler.
Daha sonra
internet sitelerini kurarak dünyadaki tüm köylüleriyle iletişim
kurdular...
Kaynak: Nart
Dergisi Sayı 54
|