Türkiye'de Çerkes Köyleri

 

DEMİRÖZÜ KÖYÜ (TOGAJE) / YILDIZELİ - SİVAS

 

Benim çocukluğumda çocuklara Çerkesce isim takılmaz olmuştu. “Yemuk” sözcüğünün bağlayıcı olduğu, o zamanların Togaje’sini çok özlüyorum.

Mahmut Alkan (Gundet)

Demirözü Köyü, Sivas’ın kuzeybatı ucundaki son köy olup, Yıldızeli ilçesine bağlıdır. Yıldızeli’ne 54, Sivas’a 90 km. uzaklıkta ve 1400 m. rakımda olan Demirözü Köyü, 55 haneli, 350 nüfuslu bir Kabardey köyüdür.

Köyümüzün kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, buraya göçün, 1864’teki büyük sürgünden birkaç yıl önce gerçekleştiği düşünülüyor. Bir büyüğümüzün söylediğine göre, topluluk ilk önce Yerköy yakınlarına yerleşmiş, sıtma yüzünden burada barınamadığı için ikinci bir göçle bugün Demirözü olarak bilinen yere gelmiştir.

Demirözü bir Kabartay köyü olmasına rağmen dört-beş hane de Kumuk yaşamaktadır. Köyümüzde yaşayan Kabartay ailelerin boyları; Aşın, Gul, Karden, Yemiş, Hemaşe, Bekey, Hot, Bey, Mugodij, Zcuğane, Bek, Kundet, Apik’dir. Soh boyundan bir de Abzeh aile bulunmaktadır.

İKLİM TARIMI ENGELLİYOR

Bir orman köyü olan Demirözü’nde iklim bir hayli serttir. Dolayısıyla tarıma uygun değildir. Bu nedenle, bugüne kadar köylülerin büyük bir bölümü ağaçtan alet, edevat yaparak geçimini sağlıyordu. Yapılan aletler; at eyeri, Çerkes kalpağı, kağnı, yaba, tırmık, anadut, sofra, kepçe, kaşık gibi aletlerdi. Yaptıkları edevatı ağırlıklı olarak, Uzunyayla’daki Çerkes köylerine götürüp burada satarlar ya da ihtiyaç duydukları hububat ile takas ederlerdi. Dış dünya ile tek temas noktaları olan alışveriş ilişkilerini de Çerkeslerle kurdukları için, dilleri ve davranışları yeni zamanlara kadar orijinal haliyle kalabilmiştir. O yıllarda suç işleme alışkanlığı yok denecek kadar azdı. Köyde hiç kimse dışarıdaki eşyasını kapalı bir yerde tutma ihtiyacı duymamaktaydı. Civar köylerle, biraz mesafeli de olsa iyi ilişkiler kurulmuştu. Yakınlarda bulunan Abaza köyü Çırçır, Kabardey köyleri Odaba ve Batmandaş ile Hanpınarı, Demirözlülerin kız alıp verdikleri köylerdir.

GÖÇ YÜZÜNDEN KÖYLER BOŞALDI

1960’lı yıllarda 100 haneli ve 960 nüfuslu olan köyümüz, 70’li yıllarda diğer şehirlere olan yoğun göç hareketi ile büyük oranda boşalmıştır. Göç çoğunlukla Sivas, Tokat, Ankara, İzmir, İstanbul illerine gerçekleşmiştir.

Şu an köyde yaşayanların çoğunluğu hayvancılık ve tarımla uğraşmaktadır. Tarım, bahçe tarımı düzeyinde olup ancak kendi tüketimlerini karşılayacak boyuttadır.

Köyden kente göç edenler, el becerilerinin mirasından olsa gerek, kapı pencere doğrama, marangozluk, mobilya üretimi, müteahhitlik gibi işlerle uğraşmaktadırlar. Eğitim alma fırsatı bulanlar tıp, hukuk, maliye, mühendislik gibi alanlara yönelmiştir. Göç edenlerin çoğunluğu köyle ilişkisini sürdürmektedir. Düğün, ölüm gibi vesileler ve her yıl geleneksel olarak düzenlenen piknikle bir araya gelmektedirler. Köy dışında olanlarla birlikte Demirözülülerin nüfusunun şu an ulaştığı rakam kesin olarak bilinmemekle beraber 2400 civarında olduğu tahmin edilmektedir.

Köyümüzde son yıllara kadar Kabartay dili konuşulmaktaydı, son birkaç yıldır gündelik yaşamda Türkçe ile Çerkesce’nin bir arada kullanıldığı garip bir dil oluştu. 1970’li yıllara kadar yol ve elektrik imkanının olmayışı dili ve geleneği korumuştu. Dolayısıyla civardaki bütün köylerin ve derelerin adları Çerkesce, çocuk oyunları Kafkasya’ya özgü oyunlardı. Evlilikler Çerkesler arasında yapılırdı.


1961-62 yıllarında çekilen bu fotoğrafta Demirözlü'lerin o yıllarda dahi modern giyim tarzını benimsedikleri görülüyor.
 

 “DÜĞÜN”E HERKES KATILIRDI

1960’lı yılları iyi hatırlıyorum. Köyümüzde, sık aralıklarla “düğün” diye adlandırdığımız eğlenceler düzenlenirdi. Düğüne katılım bir hayli fazla idi. Kadınlarla erkekler arasında ayrım yoktu. Giyim kuşam civardaki köylere benzemezdi. Köy evlerinin yüzde doksanı yüksek çatıları olan evlerdi. Kiremit olmayan evlerde, kiremit büyüklüğünde tahtalar kullanılırdı. Pelit ağacı yarılarak yapılan bu kiremit tipini, ancak 2004 yılında bir çatıda gördüm.

Evlilik, Türk köylerine göre daha ileri yaşlarda yapılırdı. Erkeklerde otuz yaşından önce evlenen pek azdı. Akrabalar arası evlilik pek alışılmış bir şey değildi, olduğunu hatırlamıyorum.

Çocukların ve gençlerin çok sık oynadığı, “kale” ve “ateş” adında iki oyun vardı. Şimdi anlıyorum ki bu iki oyun da bir tür savaş oyunu ve uzun yıllar süren Kafkas savaşlarının etkisi ile ortaya çıkmış, büyüklerin çatışma alanlarındaki davranışlarının çocuklar tarafından tekrarlanan versiyonuydu. Bu iki oyunu da yazıp, resimletip kaybolup gitmesini engellemek istiyorum. Her ne kadar Çerkesce bağıra çağıra oynayacak çocuklar kalmamışsa da yazılı, basılı bir yerde kalsın istiyorum. Benim çocukluğumda (1960’lı yıllar), çocuklara Çerkesce isim takılmaz olmuştu. Benim hatırladığım kadarıyla, yaşlıların yarısının Çerkesce ismi vardı.

 “Yemuk” sözcüğünün bağlayıcı olduğu, o zamanların Togaje’sini çok özlüyorum.      

 


---BİR DÜĞÜN BİR KÜLTÜR---

Anlatan: Feyzi Topsakal(Legegare)
Derleyen: Yemiş Mehmet BİNGÖL

Bu olayı dedem anlatmıştı ve dinlediğim ilk andan itibaren hafızamdan silinmedi. Olay 1930’lu yıllarda yaşanmış. Nisaeşe’lere (gelin alma) atlarla gidildiği bir dönem. Bizim köyden İhsaniye köyüne gelin almaya gidilecek. Düğün çok güzel devam ediyor. Nisaeşeye gidecek atlılar o akşam atlarını çıkacakları uzun yol için hazırladılar. Arabalar süslendi. Gençler en güzel elbiselerini giydiler Thamadeler ise en güzel yamçılarını aldılar sırtlarına. Ve sabahın ilk ışıklarıyla yollara düştüler. Thamade, gidecekleri güzergahı Kaledes üzerinden tespit etmişti. 40 kadar atlı ve araba yavaş yavaş ilerliyorlar, arada bir mola vererek hem atlarını dinlendiriyor hem ceug yaparak eğleniyorlardı. Ama kimse birazdan yaşanacak olayları aklının ucundan bile geçirmiyordu. Güneykaya Karkın köylerinin arasında ilerlerken karşıdan bir atlı geldiğini gördüler. Üzerindeki kıyafetten bir Çerkes atlısı olduğunu hemen anlaşılıyordu. Atlı daha da yaklaştıkça atın ğuase (çeyiz) için kız tarafına verilen at olduğu anlaşıldı. İçlerinden Yemiş Mehmet “Wolle mı gağagor hayırge gagorım (bu gelen pek hayırlı gelmiyor)” diyerek endişesini belirtti. Tawguajeli grup durarak atlının gelmesini beklediler. Gelen atlı nisaeşeye gidilen köyden geliyordu. Atlı, gruba gelin alınacak kızın gece kaçırıldığını bildirmek için gelmişti. Bütün grup şaşırmış, olayın ayrıntılarını öğrenmeye çalışıyordu. Bu haberden sonra İhsaniye’ye gitmek anlamsızdı. Ama yola gelin almak için çıkmışlardı ve köye geri elleri boş dönemezlerdi. Thamade zamanı da dikkate alarak o gecenin Karkın köyünde geçirilmesine karar verdi. Ama kimsenin uyuyacak hali yoktu. Yaşlılar o gece bir Wunafe (toplantı) yaparak sabah ne yapacaklarını uzun uzun tartıştılar ve sabah erkenden Kaledes’e giderek durumu bu köyün thamadelerine anlatmayı uygun buldular. Sabah erkenden yola çıkıldı ve çok sürmeden Kaledes köyüne ulaştılar. Kaledes köyü misafirlerini en iyi şekilde ağırladı. Durumu öğrenen thamadeler fazla düşünmeden kararlarını açıkladılar. Köyde evlenmeye müsait bir kız hemen hazırlanarak düğün konvoyuna katıldı. O gece Kaledes’te büyük bir düğün yapıldı. Herkes iki gün içinde hem düş kırıklığını, hem de sevinci doyasıya yaşamışlardı. Ertesi sabah erkenden Kaledeslilerle vedalaşarak köyden ayrıldılar. Tawguajeye döndüklerinde başlarından geçenleri köyün thamadelerine anlattılar ve durumu düğün sahibine izah ettiler. Her şey yoluna girmişti. Bütün köylü başlarına gelen bu olayı unutarak kendilerini düğünün heyecanına bıraktı ve bu olayda Tawguaje ve Kaledes tarihine unutulmayacak şekilde yazıldı.

Bu olayda kültürümüzde thamadelerin rolünün ve bilgeliklerinin ne kadar önemli olduğunu ve akılcı çözümlerle içinden çıkılamaz gibi görünen durumların nasıl giderilebildiğini olayı dinlediğim gün bir kez daha anlamıştım.

Bu olay yaşanmış bir olaydır. Ve evlenen çift mutlu birlikteliğini uzun yıllar sürdürmüşlerdir. Adı geçen kişiler gerçek değildir.

 


SİVAS’A BAĞLI ÇERKES KÖYLERİ

Sivas ili, Çerkes yerleşiminin yoğun olduğu illerden bir tanesidir. Sivas Çerkes köyleri büyük sürgünden önce Kafkasya’dan karayoluyla (Oset-Çeçen ve Dağıstanlılar) ve gemi yolculuğu ile (Adıge ve Abhazlar) göç etmiş Çerkeslerden oluşmaktadır. Stratejik olarak önem taşıyan ve o zamanın şartlarında kozmopolit bir yapısı bulunan yöreye dengeleyici bir unsur olarak iskan edilmişlerdir.

Sivas sürgün yıllarında Kayseri, Tokat, Amasya gibi birkaç ilin daha Sivas Sancağına bağlı olduğu büyük bir vilayettir. Zaten o yıllara ait arşiv belgeleri tarandığında bilgilerin çoğunda, şimdilerde bahsettiğimiz illere yerleştirilen Çerkesler, Sivas’a yerleştirildiler diye ibareler yer almaktadır.

Sivas Çerkesleri genel olarak eski Ermeni köylerinin yerlerine yerleştirilmişlerdir. Uzun yıllar bölge halkıyla uyum problemleri yaşanmıştır. Siyah elbiseleri ve kamaları, civar köylerin Çerkeslerden korkmasına neden olmuştur. Fakat geçen sürede Çerkeslerin bölge yaşantısına kazandırdığı değerler bu korkunun geçen sürede yokolmasını sağlamıştır.

Sivas’ta şu anda yerleşik bulunan Çerkeslerin bir özelliği de; hemen hemen tüm Kafkas halklarından aşağı yukarı eşit sayıda topluluklar bulunmasıdır. Türkiye’de tüm Kafkas halklarının bir arada yaşadığı başka bir il olmaması, bu özelliği ile Sivas’ı diğer illerden ayırmaktadır.

Çerkesler iskan edildikleri tarihten itibaren, bölgede meydana gelen olaylarda her zaman ön saflarda yer almışlardır. Sivas Kongresi’ne katılanların büyük bir bölümünü Sivas yöresi Çerkesleri oluşturmuştur.

Sivas Çerkes köylerini 2 gruba ayırmak mümkündür. Bunlardan birincisi Uzunyayla bölgesinde Şarkışla ve Kangal ilçesine bağlı köyler, diğeri ise Sivas’ın batısında bulunan ilçelere bağlı köylerdir. Daha çok tarım ve hayvancılıkla geçinen köylerimizde dışarıya yoğun bir göç yaşanmaktadır. Birçok köyün arazisi satın alma veya başka yöntemlerle diğer köylerin eline geçmiştir. Köylerin çoğunda Çerkes dili konuşulmakla beraber dili konuşanların yaş ortalaması giderek yükselmektedir. 

Son yıllarda Sivas’a bağlı Çerkes köylerinde kendi içlerindeki dayanışma artmış durumda. Özellikle Yıldızeli ilçesine bağlı köylerde her yıl düzenli olarak köy şenlikleri yapılmaktadır.

 

Şarkışla İlçesi Çerkes Köyleri:

Tavladere (Abhaz),
Demirboğa (Abhaz),
Karacaören (Abhaz),
Yeniyapan (Abhaz),
Kazancık (Çeçen),
Alaçayır (Çeçen),
Bozkurt (Çeçen),
Baltalar (Lak - Gazikumuk),
Kızıldon (Çeçen),
Burnukara (Lak),
Kahvepınar (Oset-Çeçen),
Topaç -İskantopaç- (Oset - Ancak şu anda köyde hiç Çerkes bulunmamaktadır)

 

Yıldızeli İlçesi Çerkes Köyleri:

Kayalıpınar (Lezgi),
Kapaklıkaya (Kuşha -Asetin),
Kiremitli (Kabardey - Asetin),
Fındıcak (Lezgi),
Halkaçayır (Abhaz),
Konaközü (Kuşha),
Sultaniye (Lezgi),
Üyükyaylası (Kaberdey - Adıge),
Bulamur (Abhaz),
Ilıca (Kabardey - Adıge),
Cızözü (Kabardey - Abhaz),
Çırçır (Abhaz - Adıge),
Demirözü (Kabardey - Adıge),
Emirler (Karaçay-Lezgi),
Yavu Beldesi (Kumuk).

 

Kangal İlçesi Çerkes Köyleri:

Çamurlu (Kabardey - Adıge),
Aşağı Höyük (Kabardey - Adıge),
Yukarı Höyük (Çeçen),
Tilki Höyük (Kabardey  - Adıge). 

 

Zara İlçesi Çerkes Köyleri:

Selimiye (Lezgi),
Osmaniye (Lezgi),
Süleymaniye (Lezgi),

 

Gürün İlçesi Çerkes Köyleri:

Maraşlı - Erdoğan- (Kabardey)

 

 Kaynak: Nart Dergisi Kasım Aralık 2004 Sayı:40

 

 
 
 
 
 
 
 

 

..
...