|
Çerkes Memlukları döneminde Mısır’ın
hakimiyeti altında bulunan Suriye’deki garnizonlarda önemli
sayıda Çerkes bulunuyordu; varlıklarını Osmanlı döneminde de
sürdürdüler. Ancak Suriye’de bugün Çerkes diasporasını
oluşturanlar 19. yüzyılda, büyük sürgünde buraya gelenlerin
torunlarıdır.
Suriye olarak anılan topraklar o dönemde
Osmanlı İmparatorluğu’nun Suriye (Şam), Halep ve Beyrut
vilayetlerinden, Musul vilayetinin bir kısmından, Kudüs ve
Lübnan sancaklarından oluşuyordu. Suriye (Şam) vilayetine
bugünkü Suriye ve Lübnan’ın bir kısmı ile Ürdün dahildi. Halep
vilayeti bugünkü Suriye’nin kuzeyi ile şimdi Türkiye sınırları
içinde bulunan Urfa sancağı, Antep ve İskenderun kazalarından
oluşuyordu. Musul vilayetine bağlı Deyr-ez-Zor mutasarrıflığına
bugünkü Suriye’nin doğusu dahildi. Kudüs sancağı Filistin’in
güneyini, Lübnan sancağı da bugünkü Lübnan’ın iç dağlık
bölgelerini kapsıyordu.
Çerkeslerin
Suriye’ye yerleşmesi Kafkasya’dan doğrudan ve Balkanlar’dan
olmak üzere iki aşamada gerçekleşti. 1860 ortalarında
Kafkasya’dan gelen ilk gruplardan biri Suriye’nin kuzeyine,
Maraş sancağına yerleştirildi ve bunlara Ermenilerin yaşadığı
Zeytun bölgesini ‘gözetme’ görevi verildi. 1881’de Maraş
sancağında 6 köyde 800 Çerkes aile yaşıyordu.
1865-1866
yıllarında Suriye’nin doğusundaki Rasul-Ayn bölgesine ve
Diyarbakır sancağı sınırına, yakınlarındaki Bedevilerin ve
Kürtlerin baskınlarını durdurmaları için küçük gruplar halinde
13.648 Çeçen yerleştirildi. Birçoğu yerel çatışmalarda ve
çeşitli hastalıklar yüzünden öldü, bir kısmı da başka bölgelere
göç etti. 1880’de Rasul-Ayn çevresinde yaklaşık 5 bin Çeçen
kalmıştı.
1872 yılında Hama ve Humus şehirleri yakınına
ve Havran sancağında bulunan Golan Tepeleri’ne yaklaşık 1000
Çerkes yerleştirildi. Yaşlıların aktardığına göre, önce gemiyle
Samsun’a, oradan Uzunyayla’ya gelmişler, daha sonra da Suriye’ye
geçmişlerdi.
Çerkeslerin Suriye’ye esas yerleşimi,
1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında ve sonrasında Osmanlı’nın
Balkan topraklarından oldu. Osmanlı Hükümeti, Berlin
Antlaşması’na göre Balkanlar’dan çıkarılan Çerkesleri
Anadolu’ya, Suriye’ye ve Filistin’e yerleştirdi.
Çerkes göçmenlerin bir kısmı Bulgaristan ve
Romanya’nın Karadeniz limanlarından gemiye binerek boğazları
geçiyor, bir kısmı da karayoluyla Yunanistan’ın Ege kıyılarına
ulaşıyor, oradan gemilere binerek Akdeniz’in doğu limanlarına
iniyordu. Sonra da karayoluyla Suriye’nin iç kesimlerine
geliyorlardı.
1878 ilkbahar
başlarında Suriye kıyılarına göçmenleri taşıyan gemiler gelmeye
başladı. Fransa konsolosunun bildirdiğine göre Mart başında
Beyrut limanına 1000 Çerkes indi.
Halep’teki Rusya konsolosundan İstanbul’daki elçiliğe gönderilen
bilgilere göre Mart 1878’de İskenderun’a Kafkasya ve Kırım’dan
gelen 20 bin göçmen indirilmiş, üçte biri hastalıklardan ve
yokluktan ölmüş, kalanlar da ya İstanbul’a dönmüş ya da ne
olduklarından haber alınamadan çöllerde kalmışlardı.
Bu göçmenlerin içinde Çerkesleri, daha önce Bulgaristan’ın
Adliye kazasında yaşayan Abzehler oluşturuyordu.
Onları Halep vilayetine yerleştirdiler. Aynı sıralarda yine
Balkanlardan gelen bir grup Havran sancağında Golan tepelerine
yerleştirildi. 1878 Eylülünde Suriye’nin değişik limanlarına
çıkan Çerkeslerin sayısı 45 bine ulaşmıştı. Onların ve
Selanik’ten gelmesi beklenenlerin Nablus çevresine
yerleştirilmesi planlanıyordu.
Şam ve Halep şehir merkezlerine de az sayıda Çerkes yerleşmişti.
1878’de Bulgaristan’dan gelenler tarafından Şam’da küçük bir
mahalle kurulmuştu.
Çerkesler Suriye’de en yoğun olarak, askeri
hat şeklinde Golan tepelerine yerleştirildiler. Hat Dürzi
bölgelerinin karşısında uzanıyor ve Bedevi kabileleriyle bir tür
sınır oluşturuyordu. 13 köy 4 ila 17 km. arayla idare merkezi
Kuneytra çevresine yerleştirilmişti.
1877-78 savaşından sonra Rusya’ya geçen Batum
ve Kars bölgelerinden de buralara küçük Çerkes grupları
gönderildi. Kafkasya’dan doğrudan gelen göçmenler de oluyordu.
Çerkes göçünün temposu 1880’lerin başında düşmeye başladı.
1878-1880 yıllarında Suriye’ye yerleşenlerin
tam sayısını tespit etmek zordur. Yönetim tarafından kayıtları
tutulmadığı gibi büyük bir nüfus da göç sırasında ve
yerleştikten sonra ölmüştür. Rusya konsoloslarının verilerine
göre, anılan dönemde 45.000’den fazla Çerkes göç etmiştir. Daha
önce gelenlerle birlikte Suriye’deki Çerkeslerin sayısı 70.000’e
kadar çıkmıştır.
1880’lerin sonunda göç azalsa da hala devam
ediyordu. Hem çevrelerindeki aşiretlerle çatışmalar hem de
toprakların verimsiz oluşu nedeniyle göçmenler daha
toparlanamamıştı. 1888’de 10 yıllık vergi ve askerlik muafiyeti
sona erdi ve bu hala yerleşemeyen göçmenler için ağır bir darbe
oldu; ayaklanmaya kadar varan karışıklıklar çıktı. İstanbul
Muhacir Komitesi Suriye’deki makamlara Çerkeslerin
yerleştirilmesi için gerekli masrafları komite hesabından
karşılama yetkisi vermişti. Fakat göçmenlerin yerleşimini
düzenlemek, para, tahıl, hayvan, iş aleti sağlamak ve konut
yapımında yardımcı olmak için Şam’da bir yardım komitesi
hükümetin emriyle ancak 1902 yılında kurulabildi. Fakat verilen
paranın ve yardımın azlığı, çorak topraklara yerleştirilmeleri
gibi nedenlerle komitenin varlığı da Çerkeslerin sorununu
çözemedi.
1904 Şubatında
Şam valisi Nazım Paşa vergi toplayabilmek için Havran’da sayım
yaptırmak istedi. Çerkesler bunu kabul etmedikleri gibi
kendilerine Maan bölgesinde tarıma uygun toprak verilmesini
istediler. Nazım Paşa itaat etmeyen Çerkeslerin Kafkasya geri
gönderilmesi için Rusya konsolosluğuna başvurdu, fakat iki
devlet arasında göçmenlerin dönüşünü yasaklayan bir anlaşma
olduğu için bundan vazgeçmek zorunda kaldı. Eylül 1905’te
görüşmeler için görevlendirilen Çerkes asıllı Hüsrev Paşa uzun
ve sert tartışmalardan sonra soydaşlarını itaatsizlikten
vazgeçmeleri ve bir süre daha yerlerinde kalmaları için ikna
etti.
Suriye’ye göç 1920’lere kadar sürdü. Son grup
Çerkes göçmeni İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra geldi. Bunlar
çoğunlukla Almanlara esir düşen ve savaştan sonra Kafkasya’ya
dönmeyen Kızılordu’nun eski askerleri ile 1942’de Kuzey
Kafkasya’nın Nazi Almanyası tarafından işgalinde Alman ordusuna
alınan gençlerdi.
Komşu aşiretlerle çatışmalar, toprağın
verimsizliği gibi nedenlerle 1920’lere kadar Çerkes nüfusun yer
değiştirmesi devam etti. Bazı gruplar Suriye dışına göç ettiği
gibi daha elverişli topraklar arayan bazıları da Suriye içinde
yer değiştirdi; küçük yerleşimler büyüklerle birleşti. Örneğin,
Şam’da bulaşıcı hastalıkların kurbanı olanlar Kuneytra’daki
soydaşlarının yanına yerleştiler. Nüfusun bu hareketliliği ve
yüksek ölüm oranı nedeniyle sayı tam olarak tespit edilemese de
Çerkes nüfusunun o yıllarda belirgin şekilde azaldığı
görülmektedir.
Şam’daki Rusya
konsolosu danışmanı Zuyev’in verdiği bilgilere göre, 1904
Şubatında Suriye vilayetinde 36.690 kişiden oluşan 6065 Çerkes
aile yaşıyordu.
30 ve 40 bin sayılarını veren kaynaklar da vardır. Ancak en
doğru veriler Suriye’de 1920’de Fransız manda rejiminin
kurulmasından sonra elde edilenlerdir. Fransız araştırmacı de
Pru, 1930’ların ortasında Suriye topraklarında 25 bin civarında
Çerkesin yaşadığını düşünüyor.
1935 yılında Fransız manda yönetiminin yaptığı Çerkes nüfus
sayımının sonuçları aşağıdaki tabloda yer almaktadır. (Bir
ailede 5-8 kişi üzerinden yapılan hesapla, o dönemde Suriye’de
yaklaşık 25 bin Çerkes olduğu sonucuna varılabilir):
|
Sancak
|
Kaza
|
Yerleşim Yeri
|
Hane Sayısı
|
Etnik Yapı
|
|
Halep
|
-
|
Halep şehri
|
100
|
Kabardey, Abzeh
|
|
Cebel-Sman
|
Hanasir köyü
|
100
|
Kabardey
|
|
Minbec
|
Minbec köyü
|
400
|
Abzeh
|
|
Azaz
|
Ayn Dahan k.
|
15
|
Abzeh
|
|
İskenderun
|
Antakya
|
Bedriguan k.
|
35
|
Abzeh
|
|
Kırıkhan
|
Rihaniya köyü
|
120
|
Abzeh
|
|
|
Yenişehir köyü
|
95
|
Abzeh
|
|
|
Harran köyü
|
60
|
Abzeh
|
|
Deyr-ez-Zor
|
|
Salahiya mah.
|
20
|
Çeçen
|
|
|
Rakka köyü
|
100
|
Kabardey, Çeçen
|
|
|
Ras el Ayn k.
|
70
|
Çeçen
|
|
|
Kara köyü
|
50
|
Çeçen
|
|
|
Safih köyü
|
80
|
Çeçen
|
|
|
Tel Ruman k.
|
10
|
Çeçen
|
|
Hama
|
|
Mireic Eddar k.
|
50
|
Bjeduğ
|
|
|
Tel Snan k.
|
120
|
Bjeduğ, Abaza
|
|
|
Tel Adda k.
|
60
|
Bjeduğ
|
|
|
Deyl el Acel k.
|
50
|
Kabardey
|
|
|
Cessin k.
|
30
|
Dağıstanlı (Avar)
|
|
Humus
|
Humus
|
Humus şehri
|
50
|
Dağıst. (Avar, Lezgi, Kumuk)
|
|
|
Ayn Zat k.
|
180
|
Bjeduğ
|
|
|
Tel Amri k.
|
150
|
Bjeduğ
|
|
|
Abu Hamama k.
|
30
|
Bjeduğ
|
|
|
Asil köyü
|
60
|
Bjeduğ
|
|
|
Deyr Fur k.
|
160
|
Dağıstanlı
|
|
|
Tlil k.
|
50
|
Bjeduğ
|
|
Şam
|
Şam
|
Muhacirin mah.
|
60
|
Bjed., Kab., Abzeh
|
|
|
Marj Sultan k.
|
70
|
Abzeh
|
|
|
Boydan k.
|
30
|
Karaçay, Balkar
|
|
|
Bley k.
|
150
|
Karaçay, Balkar
|
|
Havran
|
Kuneytra
|
Kuneytra şehri
|
400
|
Abzeh, Kabardey vd.
|
|
|
Mansura k.
|
120
|
Bjeduğ, Abzeh
|
|
|
Ayn Zivan
|
150
|
Abzeh
|
|
|
Mumsiya k.
|
50
|
Abaza
|
|
|
Cuveyza k.
|
100
|
Abzeh, Kabardey
|
|
|
Breyka k.
|
150
|
Abzeh
|
|
|
Bir Acam k.
|
70
|
Bjed., Kab., Abzeh
|
|
|
Surman k.
|
120
|
Bjeduğ
|
|
|
Koçniya k.
|
150
|
Kab., Abzeh, Abaza
|
|
|
Faham k.
|
20
|
Abzeh
|
|
|
Fazara k.
|
10
|
Oset
|
|
|
Hamidiya k.
|
30
|
Kabardey
|
|
|
Ayn Surman k.
|
30
|
Kabardey
|
|
|
Ruhina k.
|
25
|
Abzeh
|
|
|
Sandaniya k.
|
10
|
Çeçen
|
|
|
Farac k.
|
14
|
Oset
|
|
Alavitı
|
|
Ceblya k.
|
50
|
Bjeduğ
|
|
|
Arab el Mülk k.
|
20
|
Bjeduğ
|
|
|
Sukass k.
|
15
|
Bjeduğ
|
|
Toplam
|
-
|
-
|
4039
|
|
Osmanlı makamları Çerkesleri idari görevlere
ve başta inzibat gücü olmak üzere askeri hizmete almaya
başladılar. Önce Amman çevresinden, başında Kumuk Mirza
Vasfi’nin bulunduğu 300 kişilik bir süvari bölüğü kuruldu.
Kuneytra, Halep, Ceraş ve Kerake’de de aynı şekilde birlikler
oluşturuldu. Suriye’nin doğusuna ve Diyarbakır vilayetine
yerleştirilen Çeçenlerden kurulan, başında Şamhalbek Tsug’un
bulunduğu 1000 kişilik süvari alayı Diyarbakır şehrine
yerleştirildi. Görevleri halktan vergi toplamak, yolları korumak
ve hükümete itaatsizlik eden aşiretleri gözetim altında
tutmaktı.
Çerkes atlı birlikleri asi Bedevi
aşiretlerine karşı ve Dürzi isyanlarının bastırılmasında
kullanıldı. 1893 ve 1910 yıllarında Kerake şehrinde çıkan
isyanın bastırılmasında etkili oldular. Kendilerine düşmanca
davranan farklı etnik topluluklar içinde küçük gruplar halinde
yerleştirilmiş Çerkesler için Osmanlı askeri gücünde yer almak
bir tür zorunluluktu.
1920’lerde, Suriye’nin Fransa mandası altında
bulunduğu dönemde Çerkesler bu kez iç düzeni sağlayan süvari
birlikleri olarak Fransız yönetiminin hizmetindeydiler. Bu
dönemde Çerkes aydınları Emin Semguğ önderliğinde kültürü
canlandırma çalışmalarına başladılar. Çoğu Kuneytra bölgesinde
bulunan 40 kadar okul açıldı. 1928’de Arapça, Fransızca ve Latin
harfleriyle Çerkesçe olarak yayınlanan haftalık "Marc" gazetesi
çıkmaya başladı. Fakat 1936’da Fransız manda yönetimi sona
erince Suriye hükümeti okulları, gazeteyi ve açılan yardımlaşma
derneğini kapattı.
Fransızlar gittikten sonra Çerkesler için
durum daha kritik hale geldi. Arap milliyetçiler Çerkesleri
Fransız işgalcilerle işbirliği ile suçlayarak Çerkes karşıtı bir
kampanya başlattılar. Fransız birliklerinde görev yapanlar ve
kültür adamları Suriye’yi terk etmek zorunda kaldılar.
Kasım 1947’de Filistin iki devlete bölününce
Suriye ve İsrail birlikleri arasında çatışmalar başladı.
Çerkesler, daha sonra Ürdün hava kuvvetleri komutanı olan İhsan
Şurdum liderliğinde gönüllü birlikler oluşturarak Filistin’de
savaşa katıldılar. 1948-49 yıllarında Arap-İsrail savaşına
Çerkeslerin gönüllü ve etkili katılımı Araplar ile Çerkesler
arasındaki ilişkilerin düzelmesini sağladı.
Savaştan sonra Suriye’de art arda meydana
gelen askeri darbelerde savaş yeteneği ve disiplini yüksek
Çerkes birlikleri etkin rol oynadılar.
1960’ta Suriye Çerkeslerinin nüfusu 38 bine
düşmüştü.
1967 Haziran’da
başlayan Arap-İsrail savaşı Suriye Çerkes toplumunun sosyo-ekonomik
ve siyasi durumunda büyük değişikliklere yol açtı. İsrail’in
Suriye’ye ilk ve en büyük darbesi Çerkeslerin çoğunun yaşadığı
Golan tepelerinden geldi. O sırada Kuneytra’da ve çevresindeki
köylerde 16.000 Çerkes yaşıyordu.
Kuneytra ayrıca Suriyeli Çerkeslerin kültürel merkezi
sayılıyordu. Uçak ve tankların desteğinde ilerleyen İsrail
birlikleri karşısında büyük kayıplar veren Suriye ordusu geri
çekilirken Çerkesler umutsuzca direndiler. İsrail birlikleri 9
Haziran’da Kuneytra’yı aldılar; şehri ve çevresindeki Çerkes
köylerini tamamen yaktılar. Golan’ı terk etmek zorunda kalan
Çerkesler, Suriye Çerkes Yardımlaşma Derneği tarafından Şam’da
geçici olarak okullara ve hastanelere yerleştirildiler. Bu
dönemde gençlerden bir grup Kafkasya’ya dönmek için kampanya
başlattı. 3000 kişi adına SSCB elçiliğine başvuruda bulunuldu,
fakat Sovyetler Birliği’nin Çerkesleri hemen kabul etme
imkânının olmadığı ve isteklerinin daha sonra değerlendirileceği
cevabı verildi.
Çerkes mültecilerin durumuyla ABD hükümeti
ilgilendi. Golan’daki topraklarından vazgeçmeleri karşılığında
isteyenlerin ABD’ye, çoğu İkinci Dünya Savaşı mültecisi olan
Kuzey Kafkasyalıların yaşadığı New Jersey - Paterson şehrine
yerleşmesi teklif edildi. İlk grupta ABD’ye bin kişi yerleşti.
Suriyeli Çerkeslerin ABD’ye peyderpey göçü o zamandan beri devam
ediyor. Mültecilerin bir kısmı Ürdün’e, diğer Arap ülkelerine
veya batı Avrupa ülkelerine göç etti. Suriye’de kalanlar ise Şam
ve civarına yerleşti.
Suriye’de bugün 30 bin civarında Kafkas
göçmeni bulunuyor. Çoğunluk Şam ve çevresinde, bir kısmı
Suriye’nin kuzeyindeki Halep ve Minbec şehirlerinde ve
çevresindeki köylerde, bir kısmı da Humus, Hama ve yakındaki 8
köyde yaşıyor.
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Suriye ve
Sovyetler Birliği arasında gelişen iyi ilişkiler sayesinde
Suriyeli Çerkesler Kafkasya’da yaşayan soydaşlarıyla
ilişkilerini geliştirme imkanı buldular. Özellikle 1960’lar
parlak dönemdi. Kafkasya’dan çok sayıda kitap, gazete, dergi,
kaset vb. getirildi. Suriyeli Çerkesler genel olarak
kültürlerini ve kimliklerini korusalar da az ve dağınık
nüfusları, Suriye hükümetinin kültürel haklar konusunda cimri
olması gibi nedenlerle son yıllarda dil ve kültürlerini kaybetme
tehlikesini daha fazla hissediyorlar.
Kaynak:
Anzor Kuşhabiyev;
Çerkesı v Sirii
(Suriye’deki Çerkesler). Nalçik 1993.
|