|
Kaynak:
Kafdağı aylık kültür ve sanat dergisi
Burada
ilk önce milli birliğin sağlanması için çalışmalar yapıldı ve 12
eyaletten
i-) Şapsığ-Nathoç,
ii-) Abzah,
iii-)Kemirguey,
iv-) Barakay,
v-) Kabartay-Besleney,
vi-) Hatukuey,
vii-) Bjeduğ,
viii-) Mekhoş,
ix-) Başılbey,
x-) Teberdi,
xi-) Abhazya,
xii-) Vubıh-Cih
oluşan bir devlet
kuruldu.
Her eyaletin özel
idareleri ve bu idarelerden oluşan 300 kişilik bir "Milli Misak Meclisi"
(Ulusal And Meclisi - Çıla Therio Xase) vardı ve bu meclisin başkanı
yoktu. Belli bir toplantı olmayan bu meclisin kararlarına herkes uymak
zorundaydı. 1839'da Şapsığ bölgesinde toplanan meclis, Hazar Denizi ile
Karadeniz arasında kalan bölgenin bir "Vatan" ve bu vatanda "Bir
Millet"in yaşadığı, Rusların milli düşman olduğu, sonuna kadar
savaşılacağı gibi kararlar alındı. Nitekim Rusların barış ve Tsemez-Anapa
yol güzergâhında Çerkeslerin çekilmesi istekleri kabul edilmedi. Misakı
Milli Meclisi Ruslar'a bir heyet gönderdi ve Karadeniz ile Hazar Denizi
arasının tahliyesini istedi. Fakat Ruslar Kafkasya'nın Osmanlılar
tarafından kendilerine verildiğini iddia ederek bunu reddettiler. Bunun
üzerine bir beyanname yayınlandı. Bu beyannamede Rusya'nın bir gün
batıyada saldıracağı, Kafkasya'nın Rusya'nın bir parçası olmadığı,
Osmanlıların hiçbir zaman sahip olmadıkları Kafkasya'yı Rusya'ya
veremeyeceği, sonuna kadar savaşılacağı kesin bir şekilde bildirildi ve
Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya protesto edildi. Bunun üzerine Ruslar
kabileleri bölmek için bazı kabilelere barış teklif ettiler ama bütün
Kafkasya boşaltılmadıkça barışın olamayacağı bildirilerek bunlar
reddedildi.
Batı Kafkasya'da,
Ruslar, Anapa, Tsemez, Poti gibi kaleleri işgal etmişlerdi. Fakat bu
kaleler tamamen kuşatılmış olduğundan birbirleriyle ilişkileri yoktu. Bu
kaleleri birleştirip, Batı Kafkasya'yı Karadeniz'den de kuşatmak isteyen
Ruslar, 1830'da saldırılara geçtiler. Bu kuvvetlerin büyük kısmı
püskürtüldü. Yalnız Tsemez'i takviyeye giden kuvvet durdurulamadı ve
Ruslar Tsemez'e girdi. Rusların müstahkem bir hat oluşturma çabaları
üzerine savaşlar yeniden başladı. Subş civarına çıkartma yapan Ruslar,
içerilere giremedilerse de bu kıyıda tutunmayı başardılar. 1839 yılında
Şaşi kalesine baskın yapıldı. Kale içine girildiyse de Kafkasyalılar
geri çekilmek zorunda kaldılar. Aynı yıl Jamatya ile Anapa arasında
savaş oldu fakat sonuç elde edilemedi.
Ruslar, Abından başlayarak Soçiye kadar, Abin, Anapa, Şhapsin,
Vaye, Tsemez, Şaşi, Tuapse, Mazga, Nikolayevski ve Doma kalelerini
yapmışlardı. Bu kaleler Kafkasya'nın güvenliğini tehdit ettiği için
işgal edilmeleri gerekliliği ortaya çıktı. Şubat 1840'dan itibaren
başlayan saldırılar sonucu Anapa ve Tsemez hariç bütün kaleler geri
alındı.(Bu savaşlar konusunda Karl Marks şöyle diyordu:" Kahraman
Adıgeler Ruslar'ı hezimete uğrattılar. Ey dünya, ey insanlık:
özgür yaşamak isteyen insanların nelere
muktedir olduklarını onlardan öğreniniz.) Sivastopol'dan bu kalelere
yardım için gönderilen Ruslar ancak Gürcistan'a çıkabildiler. Bu
yenilgiler üzerine 80.000 Rus askeri Kafkasya'ya gönderildi. Bu en çok
Osmanlı'ların işine yaradı. Çünkü Osmanlılar Sivastopol'da bulunan
Ruslar Kafkasya'ya gönderilmişti. Abhazya Rus işgali altında olduğundan
Berzek Hacı komutasındaki kuvvetler Abhazya'ya girdi. Yardım alan Ruslar
karşı saldırıya geçtilerse de Soçi'nin kuzeyine çıkmayı başaramadılar.
Kafkasyalıların büyük
başarıları Avrupa'nın dikkatini çektiyse de yardım yapılmasını
sağlayamadı. Doğuda Dargo yenilgisi ve batıda birçok kalenin
Kafkasyalıların eline geçmesi üzerine Ruslar, kaybettikleri yerleri ve
prestijlerini tekrar kazanmak için büyük hazırlıklara başlamışlardı.
Kafkasya'da ise, Kuzey Kafkasya’nın bütünleşmesi gerektiğini anlayan
Şamil, bu bütünleşmeyi sağlamak için batıya Hacı Mehmet, Süleyman ve
Mehmet (Muhammed) Emin gibi naiblerini gönderdi. Bu naibler Misakı Milli
Meclisinde Doğu Kafkasya'yı temsil ettiler.
Bunlardan en önemlisi
Mehmet Emin 1847'de Pçeha nehri kıyısında topladığı halka, İslamiyet’i
kabul etmelerini, beylerin elindeki fazla hakkın geri alınmasını,
beyliliğin kaldırılmasını, beyliliğin kaldırılmasını ve ancak bu biçimde
Ruslara karşı konulabileceğini söyledi. Kendisini Batı Kafkasya hükümet
reisi olarak tanıtmak ve doğudaki sistemi aynen burada uygulamak istedi.
Ama bu, halkın ve beylerin tepkisine yol açtı. Muhammed Emin ancak
doğudaki kabilelerden (Abzah vs.) destek bulabildi. Bir iç savaş çıkma
ihtimali üzerine tavrını değiştirdi. Fakat Rus saldırıları başladığı
zaman kabileleri Muhammed Emin'in çevresinde birleşmeye başladılar. Onun
hareketleri ilericiydi, aristokratların durumlarını sarsıyordu. Beylerin
ve onları destekleyen Osmanlıların karşı tavırlarına rağmen 1848'de
Adagum'da yapılan büyük milli toplantıda reisliği kabul edildi.
Muhammed Emin, Kafkasya'da bir sanayi hareketi, (kendi ihtiyaçlarını
kendi sağlamak için) oluşturmak istemişti. Bu yüzden özellikle silah
konusunda uzman aramış, Rus esirlerine iyi davranmıştı. Bu sayede
Kafkasya'ya gelen bir Polonyalı top imalathanesi açtı.
Muhammed Emin,
demokrasi esasına dayanan idare ve ordu teşkilatı kurdu. Batı
Kafkasya'yı 100 idari parçaya ayırdı ve düzenli bir ordu kurdu. Bu ordu
sadece 1849'da Ruslara 101 baskın yaptı. Naip, dünyanın ilgisini
Kafkasya'nın üzerine çekmek ve yardım sağlamak için çalışmalarda
bulundu, İstanbul'a temsilciler gönderdi.
Muhammed Emin'in bu
reform hareketini engellemek isteyen Ruslar, saldırıya geçtiler ve onu
Unbi (Umpa) dağında mağlup ettiler. Yeniliği bazı kabileleri geçici bir
süre için Muhammed Emin'den ayırdı. Bu sırada çıkan Kırım savaşı
(1853-1855) Kafkasyalılar için son ümitti. Muhammed Emin Avrupalı
ülkelerle görüşüyordu. Avrupalılara "Rus generalleri kadar Osmanlı
paşalarının da" istenmediğini, Kafkasya'nın, İran-Osmanlı-Rusya
devletleri arasında "Tampon" bir ülke olmasını, bunun Rusya'nın büyük
bir yenilgisiyle olabileceğini belirtti. Fakat müttefikler farklı
düşünüyorlardı. Örneğin, Osmanlılar, İngilizler, kendi hegomanyaları
altında "bağımsız" ve Fransızlar da Rusya'nın olmasını istiyorlardı.
Savaşta bütün müttefikler birbirlerini aldatmaya çalıştılar. İngilizler
Şamil'in Rusya'ya saldırmasını istediler fakat Şamil, önce Hazar
Denizinden Karadeniz'e bütün Kafkasya’nın Ruslardan temizlenmesini
istediğinden Gürcistan'a küçük akınlarla yetindi.
Osmanlılar Anapaya
Zanyikovue Sefer Beyi, Sukhum'a da Behçet Paşayı gönderdiler. Amaçları,
Kafkas kabileleri Müslümanlık hissi etrafında birleştirip, Ruslara karşı
kullanmaktı. Anapaya gelen Sefer Bey, bu çevredeki kabileleri Muhammet
Emin'den ayırmaya çalıştı ve bunda da bir dereceye kadar başarılı oldu.
Naip tarafından sürülen Natuhay beylerini geri getirtti. Sefer Bey'in
Kafkasya'ya gönderilmesi, Kafkasya'ya yardım değil, işgalin
düşünüldüğünü gösteriyordu. Nitekim savaşta Osmanlılar, Kafkasya'yı
"Osmanlı mülkü" gibi göstermeye çalıştılar ve müttefikler ajanları
aracılığıyla asılsız haberler yaydılar. Bütün bunlar, Kafkasya’da
müttefiklere karşı olumsuz düşünceler doğuruyordu. Savaşta her iki taraf
bir üstünlük sağlayamadı. İngiltere, Rusya'nın Hindistan'a inmesini
engellemek için tampon Kafkasya'yı istiyordu. Bu Fransızların işine
gelmediğinden, Şubat 1856 Paris barış antlaşması, Kafkasya'dan
bahsedilmeden imzalandı. Bu Kafkasya'nın Rusya'ya bırakılması demekti.
Kırım savaşı sırasında Kafkasya’ya Rus saldırıları durmuştu. Fakat Sefer
Bey'in Kafkasya'da birliği ve ahlakı zayıflatması, bu savaşın
zararlarını faydasından çok yaptı. 1857'de Muhammet Emin, dış ülkelerden
yardım almak için İstanbul'a gitti. Fakat Rusya'nın isteğiyle tutuklandı
ve Şam'a sürüldü. Oradan kurtulup tekrar Kafkasya'ya döndü. 1857'nin
sonlarına doğru, İngiltere ve Fransa'nın baskısıyla Osmanlılar Batı
Kafkasya'yı boşalttılar ve Sefer Bey kendi başına kaldı.
Savaştan sonra
Kafkasya'nın tehlikeli durumunu ortadan kaldırmak isteyen Ruslar
saldırılara başladırlar ve 1859'da Doğo Kafkasya'nın direncini kırıldı.
Bunun üzerine Muhammet Emin Ruslarla uygun şartlar altında barış
yapılmasını istedi. Fakat bu öneri Milli Kongre tarafından şiddetle
reddedildi. Muhammet Emin teslim oldu ve İstanbul'a gitti. Doğu
Kafkasya'daki direncin kırılması üzerine Ruslar, Batı Kafkasyalılara iki
yol teklif ediyorlardı. Ya Stavropol bölgesiyle Sal Stepine, veya
Osmanlı topraklarına göç etmek. Aynı zamanda Rus ajanları Kuzeye göç
edeceklerin Hıristiyanlaştırılacaklarını, 25 yıl askere alınacaklarını
söylüyorlardı. Bununla Rus hükümeti, Batı Kafkasyalıları bilhassa
Osmanlı topraklarına göç ettirmek istiyordu.
1860'da Sefer Bey öldü
ve yerine oğlu Zanyikuvue İbrahim (Kara Batır) geçti ve birlik
hareketlerine başladı. Yardım istemek için İstanbul'a İbrahim adında bir
elçi gönderdi. Şapsığ, Vubıh ve Abhazları temsil eden (çünkü bu
kabileler işgale uğramamışlardı.) 5'er kişiden bir meclis kurdu.
Avrupa'ya bir heyet gönderdi. 1860'dan sonra tekrar savaşlar başladı ve
1861'de mujiklerin azat edilmesinden dolayı göç dalgaları Kafkasya'ya
yöneltildi. Binlerce Kazak ve Rus Kafkasya'ya yerleştirildi.
Urquhart ve Leh
yurtseverleri, Kafkasya için miting ve propaganda yaptılar. Fakat
Kafkasya'ya yardım yapılmasını sağlayamadılar. Bu sırada Kafkasya'da
Bjeduğ bölgesiyle, Şapsığ, Vubıh ve Abhaz bölgeleri işgal edilmemişti.
İşgal edilen yerlerdeki Kafkasyalılar bu bölgelere gelmişler, nüfus
yoğunluğu artmış, bu yüzden yiyecek sıkıntısı ve salgın hastalıklar baş
göstermişti. Bütün bu çaresizlikler içinde Kafkasyalılar intihar
savaşları yapmaya karar verdiler. Son savaşlara Kafkasyalılar, kadın,
erkek, çocuk, her şeyleriyle katıldılar. Hodz vadisinde ve Ahçip
köyündeki savaşlarda Kafkasyalılar yenildiler.
Kaynak :
Kafdağı aylık kültür ve sanat dergisi
|