|
13
Nisan 1950 tarihinde Akçakoca Esmahanım Köyünde yaşayan
Abhaz bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Bursa İmam
Hatip Okulu’ndan 1973 yılında mezun oldu. Öğrenciliğinde
çalışmaya başladı, 5 yıl imam olarak görev yaptı. Siyasi
görüşleri ve Kafkasya ile olan ilişkileri nedeniyle yapılan
baskılar sonucu 1976 yılında görevinden istifa etti.
1978 yılında evlendi. 1979 yılında kızları Gunda dünyaya
geldi.
Gençlik yıllarından itibaren önce Bursa daha sonra
İstanbul’daki Kafkas Kültür Derneklerinde aktif olarak
çalıştı. O dönemlerde Abhazya ile yazışmaya ve iki ülke
arasında köprü kurmaya çalışanlardan biri oldu. Kafkas
derneklerinin yönetim kurullarında görev aldı,
14
Ağustos 1992’de Abhazya savaşı çıktığında düşünce olarak
savaşa karşı olmasına ve Abhazların Gürcü halkı ile birlikte
barış içinde bir arada yaşamaları gerektiğine inanmasına
karşın “fiili durum Abhaz halkının yanında olmayı
gerektiriyor” düşüncesiyle Abhazya’ya gitti. Savaş süresince
ve savaştan sonra 3 yıl kadar Abhazya’da yaşadı.
Ailesi ile Abhazya’ya göç etmeyi planlıyordu. Gayri resmi
olarak Abhazya Dışişleri Bakanlığı’nda çalıştı. Anavatana
Dönüş Komitesi’nde başkan yardımcısı olarak görev aldı.
Abhazya’da tüberküloza yakalanıp ardından da kalp krizi
geçirince 1995 yılı sonunda Türkiye’ye döndü.
3
Ağustos 1998 sabahı iş için bulunduğu Moskova’da geçirdiği
kalp krizi sonucu hayata gözlerini kapadı. Rusça bilir,
Abhazca’yı okuyup yazar ve simültane tercüme yapacak kadar
iyi konuşurdu.
Abhaz yöneticilerin talebiyle, Abhazya’da satın aldıkları
evi, adını yaşatacak bir merkez yapılmak üzere Abhazya
Devleti’ne bağışlandı. 1999 yılı başında geliri bu merkez
için kullanılmak üzere ressam Faruk Cimok’un önderliğinde
bir Çerkes Ressamlar Sergisi planlanmaktadır. Çalışmaları
ile hepimize örnek olan değerli arkadaşımız Aşamba Mümtaz’ı
hiçbir zaman unutmayacağız.
Canım Kızım,
Bilmiyorum, bu
güne dek sana hiç mektup yazdım mı? Hatırlamıyorum. Askerken
belki yazmışımdır. Mektup yazacak kadar hiç ayrı kalmadık.
Annenle de öyle, şimdiye dek hiç yazışmadık. Şimdi ise beş
buçuk aydır sizden ayrıyım. Beş buçuk aydır herhalde size
yazabilirdim. Ancak, arada bir telefon edebiliyor olmam ve
de her an gelebilme umudum. Ayrıca yazma konusundaki
tembelliğim de engel oldu yazmama. Kısa bir süre içinde
olsa, bir süre gelebilme umudumu hala taşıyorum. Yine de
size, bu mektubu yazıyorum. Ne zaman gönderebilirim
bilmiyorum.
Tatlı Kızım, bugün
annenin doğum günü. Annen, doğum ve benzeri günleri
hatırlayamadığımdan yakınırdı hep. Ama bugün hatırladım. 14
Ağustostan beri, burada ayın kaçı olduğunu pek bilmiyoruz.
sadece savaşın kaçıncı günü olduğunu biliyoruz. Örneğin
bugün savaşın 131. Günü. Yüz otuz bir gündür Abhaz Halkı,
kendilerinden kırk kat daha güçlü Gürcüstan’a karşı,
vatanını, evini, barkını, kendini savunuyor.
Sevgili kızım,
bütün bu hengame arasında, bugün sabah biri bana, ayın kaçı
olduğunu sordu. Bende saatime bakıp yirmi ikisi dedim ve
karımın doğum günü diye ekledim. (Annen, haklı galiba. Yine
doğum gününü önceden hatırlayamadım.) Daha sonra da Annenin
doğum gününü kutlayamadığım için tüm şartlara çok
sinirlendim.
Bu mektup, ne
zaman eline geçer bilmiyorum. Ama geçer geçmez annenin doğum
gününü benim için kutlar mısın lütfen?
Güzel kızım, bir
telefon konuşmamızda annen bana, herkesin yapmadığını, neden
benim yapmam gerektiğini sordu. Çok da haklı annen. Keşke
herkes yapması gerekeni yapsa idi, bende herkes gibi
olsaydım. Ama her zaman öyle olmuyor. Bunu annen çok iyi
bilir. Yine son telefon konuşmamızda, anneannen, beni çok
yordunuz, diye hayıflanıyordu. Senin bakımın konusunda, onun
çektiği sıkıntıları çok iyi biliyorum. Çok da saygı
duyuyorum. Birkaç gün önce, Gürcistan tarafından düşürülen
helikopterde ölen otuz beş çocuğun büyükannelerinin
feryadını görünce, sevgili kayınvalidemin ve annemin şanslı
olduklarını düşündüm.
Bugün Abhazya’da,
binlerce çocuğun anne, baba, anneanne ve babaannesi,
çocuklarının sadece hayatta kalabilmeleri için her şeylerini
feda etmeye hazır olduklarını çok iyi bilmeni istiyorum.
Şimdiye dek,
Türkiye’den gelip Abhazya’nın bağımsızlığı için savaşan
gençlerden ikisi şehit düştü. Annen ve ben, Kafkasya ve
Çerkeslik problemlerinden söz etmeye, dert etmeye
başladığımızda, biri henüz yeni doğmuştu. Biride 3-4
yaşındaydı. Bugün onlara iyi savaşlar çocuklar deyip,
Türkiye’ye dönmekte bana doğru gelmiyor. Doğru nedir? Sorusu
da bugün benim için zor yanıtlanır oldu. Sanırım ilk defa
senden beni anlamanı istiyorum. Hatırlıyorum küçüklüğünü.
Adının neden “Gunda” olduğunu sorgulardın. “Funda” ile
karıştırılmasına da çok sinirlenirdin. Nasıl olsa “Funda”
sanacaksınız diye, adını soranları yanıtlamazdın. Bizse,
sana “Gunda”nın ne demek olduğunu anlattık birazcık... Bugün
ise, sana adın sorulduğunda (Ki soranlar çok az sayıda kişi
idi) çektiğin sıkıntının çok daha fazlasını, tüm Abhazya ve
Abhazlar çekiyor.
Bütün Abhazlar,
Abhazya nerededir? Abhaz nedir? Neden haklıdır?... vb
soruların yanıtlarını tüm dünyaya anlatmaya çalışıyorlar.
Umarım bunu başarabilirler. O zaman sende adının neden
“Gunda” olduğunu, daha kolay anlayabilirsin.
Sevgili Kızım, bu
satırları yazarken, sorumluluğum (sorumsuzluğum da olabilir)
duygusuyla göz yaşlarımı engelleyemiyorum. Çevremizdeki
birçok insan, senin okula nasıl gideceğinle ilgilenmediğimi
düşünürken, bense adının neden “Gunda” olduğunu sana
yeterince anlatamamış olduğum için üzülüyorum.
Ancak şuna kesin
olarak inanıyorum. Bugün Abhazya’da sürmekte olan savaş, iyi
yada kötü tüm özelliklerimizi açığa çıkaracaktır. Umarım bu
savaştan, gerekli tüm dersleri alırız.
Tatlı Kızım, tüm
bunları sana anlatıyorum. Çünkü bir tek senin, herkese karşı
beni savunduğunu biliyorum. Sana öyle söz veriyorum. İlk
fırsatta satranç oynayacağız. (Umarım bu ilk oyunda ihtiyar
babanı yenmezsin.)
Biliyorum, senin
yaşındaki çocuklar, babaları tarafından anlaşılmayı
beklerler hep. Bense bugün, senin tarafından anlaşılmayı
umuyorum. Dilerim, sen, çevrende daha kolay
anlaşılabilinesin...
Canım Kızım, seni
çok seviyorum. Özlemle tatlı yanaklarından öperim. Anneni
benim için öper misin ve herkese selam söyler misin lütfen.
Özellikle anneannene!...
Yılbaşı öncesi
gelemezsem, hepinizin yeni yılını kutlarım.
Hoşçakal Canım
Kızım...
22 Aralık 1992
Gudauta
|