|
Geçenlerde Global
Rapor dergisini çıkaran genç arkadaşlarla çeşitli konularda
sohbet ediyorduk. Abhaz-Gürcü sorunu, Afganistan, Kosova
Makedonya derken söz döndü dolaştı, Sayın Fikret Başkaya’ya,
O’nun Doğu-Batı dergisinin “Etik“ özel sayısında yayımlanan
“Bilim, Üniversite ve Etik Üzerine” başlıklı yazısına geldi.
Global Raporcular Cem ve Besim bana, Doğu-Batı dergisinin
kimi sayılarını bulup getirdiler. Pırıl pırıl baskısı, kapak
dizaynı ve daha da önemli olan, yazıları ve içeriği ile
okuma arzusu uyandıran bu dergiyi günlerdir elimden
düşüremiyorum. Felsefe, sanat, kültür konularını işleyen bu
harika dergiyi Sayın Nart okuyucularına içtenlikle
öneriyorum.
Derginin
Ağustos-Eylül-Ekim sayısında (Sayı 4) Taşkın Takış’ın “Etik”
başlıklı yazısını okuyorum;(1) Gerçekten “Etik”
kavramı bu kadar güzel açıklanabilir. Sayın Takış; “Etik,
ahlak üzerinde düşünebilme etkinliğidir” demektedir. Bu
açıklama dışında yazı da Harald-Delius’un Doğan Özlem
tarafından çevrilen Günümüzde Felsefe Disiplinleri adlı
yapıtından alınan tanımlar yer almaktadır; “Moral (ahlak) ve
etik sözcükleri arasında günlük dildeki çok anlamlılık,
geçişlilik, kaypaklığa rağmen, her iki sözcüğü birbirinden
ayırmak konusunda yine de bir ölçütümüz vardır. Ahlak
(Moral)’ın olgusal ve tarihsel olarak yaşanan bir şey
olmasına karşılık, etik, bu olguya yönelen felsefe
disiplininin adıdır. Bu nedenle günlük dilde alışkanlıkla
bir “ahlaksal-problem”den söz edildiğinde, aslında bunu
“Etik problemi”, “Etik’e ait bir problem” olarak anlamak
gerekmektedir. Ama etimolojik açıdan baktığımızda, her iki
sözcük de “Töre”, “Gelenek”, ”Alışkanlık” anlamlarına
sahiptir”.(2)
Değişik dillerde
“Fr. Ethique”, ”Al.Ethik”, ”İng. Ethice”, ”İt. Etica”,
”Osmanlıca İlmi Ahlak” şekillerinde yer alan Etik
“Törebilim”, iyi ile kötünün ayrılabilmesi için ölçüler
koyan bilim olarak da tanımlanabilmektedir.(3)
“İyi ile kötünün
ayrılabilmesi”nin açıklanması yapılırken ünlü mitoloji
kahramanı “Prometheus”tan örnekler verilmektedir.
”Mekone’deki ziyafet sırasında etlerin “iyi” parçalarını
kendisine ayıran, kemik kısımlarını da sofradakilere dağıtan
Prometheus’un yüzünden insanlar cezalandırılır. İnsanların
dostu olarak bilinen Promethe cezaya isyan eder. Hepimiz
için sözde bir sürü zahmete katlanır. Oysa mahvımıza neden
olan Promethe’nin aç gözlülüğü ve ahlakın zaafiyetidir”
denmektedir. Sayın Takış şöyle sürdürmektedir; “İyi ve kötü
hakkında inancımızın epistemolojik olarak(4)
temellendirme çabası etiğin en önemli sorunudur.
Rasyonel olarak bu temellendirme çabası bizi iyi ve kötünün
ne olduğu sorununa götürür. İyi ve kötü nedir ki? İnsan
Promethe ile birlikte düzene karşı isyan edebileceği gibi
Promethe’nin düzenine de isyan edebilir. Burada hangi tavrı
sergileyebileceğiz? Doğru eylem nedir öyleyse?” Bence iyi
ile kötüyü ayırmak, ya da “doğru eylem”in tespitinde, konuya
insan sevgisinden, hümanizmden yaklaşılmalıdır. Böyle
yaklaşılınca da Tanrılardan ateşi çalıp insanlara veren,
Prometheus, ya da, Devlerden ateşi çalıp yeniden insanlara
veren Çerkes mitoloji kahramanları ”Sosrıkua” “Nesrenjak’e”
ile Abhaz mitoloji kahramanı “Abritskil” in düzenlerinin
kötü olduğunu kabul etmek ve bu düzenlere isyan etmek olur
mu? İnsan iyiliğini isteyen bu Mit kahramanlarının
davranışları “doğru eylem” değil midir? Mitolojik
kahramanların eylemlerinin Etik ve Ahlak (Moral) açısından
irdelerken bir yandan da kahramanların işlevlerini
karşılaştırarak anlatalım;
PROMETHEUS:
Titanlar soyundandır. Tapetos ile Okeanos’un kızı ile
Klymene’nin oğludur. Prometheus diğer kardeşlerden (Atlas,
Menoitos ve Ephimeteus gibi) akıldan yana üstündür. Sivri
aklını ve geleceği önceden görme yeteneğini insanlardan yana
kullanır. Böylece Olimpos’taki Tanrılara ve özellikle de
Zeus’a karşı çıkar.(5)
Prometheus
kahindir ve Gaia, Kronos’a nasıl devrileceğini haber
verdiyse, Prometheus da Zeus’un, tahtından düşeceğini bilir.
Aiskhylos’a göre Prometheus, Klymene’nin değil, başka bir
adın Themis (Adalet) olan Gaia ‘nın oğludur. Bu bilgiden
edindiği üstünlükle Prometheus, Zeus’u sürekli bir kuşkunun
altında tutar. “Prometheus tragedyasının ekseni olan bu
tema Hesoidos’ta da sezilir. Ancak, onu göz önünde tutarsak,
yazımızın başında söz edilen Mekone olayını anlayabiliriz.
“Theogonya” anlatılan bu efsane etiolojik, yani açıklayıcı
bir nitelik taşır; kurban törenlerindeki bazı geleneklerin
nereden geldiğini bildirir; ancak bizim için asıl önemi
Zeus-Prometheus kavgasını bambaşka bir motif üzerine
kurmasıdır; Promotheus başlangıçtan insanları yanında yer
almıştır. Titanları öcünü almak, Olymposlular’ın egemenliği
yerine insanların egemenliğini getirmek istemektedir. Bu
anlamda yeni bir devrimin hazırlayıcısıdır. Bu anlamdaki
en büyük eylemi ateşi çalıp insanlara vermek ve insanları
Tanrılar egemenliğine karşı güçlendirmektir. Tanrılar
tanrısı Zeus, küçük düşürme hıncını Prometheus’u kayalara
çivileterek, eşi görülmedik korkunç cezalar vererek
çıkarır.
Bu tragedyanın baş
kahramanları Tanrılar olmasına karşın, bütün koşulları ve
sorunlarıyla insanlık dramını yansıtır. Prometheus
insanlığın temsilcisidir. Günümüz olaylarıyla kıyaslanırsa,
politik bir mit kahramanıdır. Zira ateşi Tanrılardan çalmış
ve insanlara vererek bir egemenlik mücadelesi başlatmıştır.
Azra Erhat Ünlü
“Mitoloji Sözlüğü” adlı yapıtının “Prometheus” bölümünde
şöyle demektedir: ”Prometheus olayını bugün bir tiyatro
yazarı ele alsa, karşımıza bir yargılama sahnesi koyar ve
tutuklusu, tanıkları ve yargıçları ile bir duruşmayı
canlandırırdı. Biz de örneğin Kafka’nın “Duruşma”sını
inceler gibi inceleyelim “Zincire vurulmuş Prometheus’u”.
Prometheus
savunmasında iki kavram üzerinde durmaktadır: “Bilinç ve
Özgürlük”. Bu iki kavram insan oğluna özgü, değişmez
değerler olarak her zaman ve her uygar toplumda benimsene
gelmiştir.
Şimdi bir an için
yazımızın başına dönelim; Prometheus’un insanlık uğruna
başkaldırısı “Doğru eylem mi?” “İyi” mi? “Kötü” mü?
Başkaldırı insan düşüncesine göre, insanlık cephesinden çok
iyi bir davranıştır. O halde bu davranış “Doğru eylem” dir.
Bu düşünce ile olaya yaklaşıldığında, inanın Sayın Takış’ın
“Promethe’nin düzenine de isyan edilebileceği “tümcesinin
nedenini anlayamıyorum ve bu fikre insan olarak
yaklaşamıyorum.
SOSRIKUA: Nart
kahramanlarının en ünlüsüdür. Mitolojik bir anlatımla taştan
doğmuştur. Onu, doğurmayan annesi Seteney büyütmüş ve büyük
demirci Tlepş eğitmiştir. İnsanoğluna sunduğu yararlı
buluşları, ateşi çalıp insanlara verme motifi, şarap
mayalaması, darı tohumunu devlerden alıp insanoğluna
vermesinden dolayı çok sevilen bir kahramandır. Kuzey Kafkas
Boyları’nın insanları destan söylencelerinde söze; Sosrıkua
Di Khan, Sosrıkua di Nexu “Sosrıkua yiğidimiz, oğlumuz,
Sosrıkua ışığımız” nitelemeleri ile başlarlar.
Çelikten vücudu,
etten kemikten diz kapakları ile bir yerde Khilleus’a da
benzer. Tlepş’in demirci çekicinin darbeleri altında taştan
ateş saçarak doğan kahramanımız, dizinden maşa ile tutularak
suya daldırılmış ve vücuduna su verilerek
çelikleştirilmiştir. Düşmanları onu, insan özelliği taşıyan
dizlerinden vurmak isterler. Çoğu destanlarda Sosrıkua
atılgan, gençliğin verdiği coşku ile pervasızdır. Tanrılara
ve devlere karşıdır, insanların yanındadır. Ancak yalnız
değildir, yanında O’nu sınırlayan, temkinli yaşlı Nart
uluları vardır. Wuezırmes, Tlepş gibi... Annesi Seteney Genç
Sosrıkua’yı bu yaşlı Nartlar’a teslim etmiştir. Ateşin
tanrılardan ya da devlerden çalınıp, insanların ışığa,
sıcağa, aydınlığa ve güvenceye kavuşturulması, darı
tohumunun yine devlerden kaçırılarak halka verilmesi, şarap
mayalanmasının halka öğretilmesi, tarım uygarlığında bir
aşama olan orağın bulunması gibi her olayda yer alan, her
olayda işlevi olan Sosrıkua’nın bütün eylemleri etik
açıdan ele alındığında “Doğru eylem” olduğu görülür tıpkı
Prometheus’ta olduğu gibi...
NESREN JAKE:
Yardımseverliği yüzünden kayalara çivilenen ünlü Nart
kahramanıdır. Geleceği görebilen güçlü bir Nart ulusudur. Bu
Nart isminin gelişimi çok ilginçtir. Eski çağlarda Kuzey
Kafkasyalıların Antik Yunanistan’la kültür alışverişi
yaptığı dönemden günümüze ulaşan yazılı Grek belgeleri ve o
çağın Grek düşünce tarzı bizi, bazı arayış ve düşüncelere
itmektedir. Dağlara zincirlenmiş Nesren, Prometheus ile
sanki akrabadır. Hatta daha ileri gidildiğinde belki,
aynı destan kahramanıdır, denilebilir.
Kuzey Kafkasya’da
geleneklere karşı gelen, mevcut düzene ters düşen kişilerin
belli bir yere zincirlenerek cezalandırıldığını anlatan
öykülere pek çok rastlanır. Örneğin Yesımıkue Yeskhot
öyküsünde, bu yaşlı babanın kızlarını kaçıran Alregh-Algoeej’i
yaptığı bu kötülüklerden dolayı yedi kat zincirle yere
çakarlar.(6) Aynı biçimde güzel Yispı prensesi (Peterez’in
Annesi)ne kötülük yapan Dev Şhabğo’nun oğlu, canlara kıymaya
başlayınca, Nartlar O’nu da dağlara çivilerler. Kötülük
yapanların veya bir başka nedenle cezalandırılanların
çivilenmesi çok eski bir motif olup, Nesren Jak’e yi işleyen
destan teksti ve daha bir çok ağıt, şarkı ve diğer
öykülerin hepsinde bu motif bulunmaktadır. Öte yandan ciğer
gagalayan yada geçmişi geleceği gören, bilen kartallarla
ilgili öykülerde bulunmaktadır, Kuzey Kafkasya
Mitos’unda... Araştırmacı Yazar F. İ. Koçetov 1902 yılında
yayımladığı Jivopnisnaya Rusia dergisindeki makalesinde
kartallarla ilgili öyküleri örnek olarak vermektedir:
”Bundan binlerce yıl önce Kafkaslarda yeşil tüylü bir kuş
yaşardı. Adı Semghur idi. Bir gözü ile yerde olup biten her
şeyi, diğer gözü ile gelecekte olabilecek her şeyi
görürdü...”(7)
İşte bu
kartalların ciğerini gagaladığı Nesren Jak’e destanlarda;
Nart Kurultayı’nın
Başkanı
Nesren Jak’e,
O-re-da..!
Güçlü idi,
cesurdu...
Nesren Jak’e,
O-re-daa..!
Bilge idi..!
O-re-da..!
şeklinde
tanımlanmaktadır. Nartlar bu düzen içerisinde mutlu bir
yaşam sürerlerken kötü Pakue topluma bir felaket getirir ki,
anlatılması güç bir felaket...
İnsanların
mutluluğunu kıskanan Pakue onların ateşini çalıp dağlara,
devlerin yanına kaçar. Nesren Jak’e yollara düşer, Pakue’yi
bulur, onunla konuşur;
Dur, dinle biraz
Dünyada kalmadı
erdem..!
Kaçırdığın ateşi
vermelisin
geriye..!
Nesren Jak’e bu
noktada Sosrıkua ve Prometheus motifleri ile karışmaktadır.
Nesren Jak’e tanrılara devlere karşı gelmiştir, cezası
kayalara çivilenmektir. Üzerine salınan kartal sabahtan
akşama kadar Nesren’in ciğerini gagalar, güneş batınca
yara kapanır. Ertesi gün yine aynı işkence sürer gider,
Xımış oğlu Nart Peterez onun yardımına koşar, tıpkı
Herkül’ün Prometheus’u özgürlüğe kavuşturuşu gibi kartalı
öldürüp Nesren Jake’yi kurtarır.
Her türlü
tehlikeyi göğüsleyerek insanlara ateşi getirmeye çalışan bu
kahramanın eylemi nedir? Etik açıdan ele alındığında “iyi”
eylem değil midir? Tıpkı Prometheus’un eylemine benzemiyor
mu?
ABRİTSKIL:
Abritskıl motifi halk destanları topluluğu içerisinde,
tamamen bağımsız, yalnız Abhaz halkı tarafından çağımıza
ulaştırılan bir destan motifidir. Nart destanlarında olduğu
gibi müzik eşliğinde söylenmez. Şarkı biçiminde söylendiğine
şimdiye kadar rastlanmamıştır. Nartlardan ayrılan bu
özelliği, belki de bu destanın Nartlardan daha genç bir
çağda doğmasından kaynaklanmaktadır. Bu destan kahramanı
davranış biçimi ile insanlara daha yakındır. Tanrılara baş
kaldıran bu tür kahramanlar, hep birbirlerine
benzemektedirler. Abritskil her ne kadar genç bir Nart
destanı motifi ise de tanrılara baş kaldırma açısından
Nesren Jak’e, Sosrıkua, Prometheus kişilikleri ile büyük bir
benzerlik gösterir. Eşitliğin, sosyal düzenin kaybolduğu bir
ortamda doğan Abritskil’in halkı koruması olgusu
düşünüldüğünde, onun kişiliğinin politik açıdan oluşmasının
nedenini daha iyi bir şekilde açıklanabilir.
Abhazya’nın
düşmanlarına, insanlığa kötülük yapan yaratıklara karşı
direnişi, tıpkı Sosrıkua ya da Prometheus’a benzemektedir.
O, atı ile sokaklardan geçerken başının değebileceği bütün
ağaç dallarını kestirirmiş, başını eğince tanrılar
karşısında başeğiyor görüntüsü oluşmasın diye...
Tanrıların
gönderdiği elçiler onunla baş edememişler, sonunda ünlü bir
cadıya danışmak zorunda kalmışlar;
“Ey cadı ..!
Afsunlu, büyülü,
Gizemli cadı ..!
Abritskil’in
peşinde
Koşup dururuz
Gücümüz kalmadı,
Tanrılara da
yüzümüz kalmadı,
Aman, sen aman
bilir misin?
Yardımını
esirgeme,
Yakalamalıyız bu
musibeti,
Yalvarıp
yakarmışlar, cadı onlara bir yol göstermiş;
Gidin buradan
İnek, dana,
öküz,at
Ne bulursanız
kesip yüzün
Tüylü yönünü
toprağa yapıştırıp
Ersahu tepesini
Kaplayın
derilerle,
Ve üzerine bolca
lor dökün
Her yer kaygan
olsun,
Abritskil’in
yüreği de bileği de atıdır.
Derilere basınca
kayıp yuvarlanacaktır.
Cadının bulduğu
yöntemle yakalanan Abritskil’i, Çilov Köyü yakınlarındaki
bir mağaraya zincirleyip kapısını da kayalarla örmüşler, bu
olaydan sonra Abhazya’nın ve Abhaz halkının şansı bir daha
düzelmemiş. Bu anlatımda Prometheus tadı vardır.
Abritskil’in halkına ve vatanına sevgisi etik anlamda “Doğru
eylem” dir. Cadının ve Tanrı elçilerinin davranışı kötüdür
ve “Ahlak (Moral)” bir sorundur. İnsanoğlu, Abritskil’in
kurduğu düzenden yanadır.
Çağımız artık
destan çağı değildir, ancak Nesren Jak’e, Sosrıkua,
Abritskil destanlarını üretenlerin torunu olan halkımız bu
günde “iyi” olmayan sorunlarla boğuşmakta, yaşam savaşım
vermektedir. Etik ve ahlak (moral) açıdan binlerce yıldan
beri değişen bir şey yoktur.
İyi ile kötüyü
ayırmak, ya da “Doğru Eylem” koymak açısından günümüz
sorunları ele alındığında yanıt bekleyen bir çok soru peş
peşe dizilmektedir.
Bugün dünyanın
kırk ülkesine saçılmış biçimde, asimilasyon girdabında
kıvranan Kuzey Kafkasyalıların, kendi topraklarına
dönmelerini söylemek ve desteklemek Ahlak ve Moral
açısından “Doğru eylem” değil midir?
Kendi vatanlarında
azınlık haline düşürülen bu halkın demografik açıdan
güçlenmesini sağlamak için Diasporadakilerin hiç olmazsa bir
kesiminin ata yurtlarına dönmesinin neresi yanlıştır?
Kafkasya’ya hiç
bir katkı yapılmadan, oraya ilişkin bir bedel, bir borç
ödemeden, “Bağımsız Birleşik Kafkasya” sloganları atmak,
anavatanda yaşayan halkımızı zor durumda bırakmak Çerkes
ulusal sorununa katkı mıdır? Bu tür davranışlar Etik ve
Ahlak (Moral) ölçülerine göre “Doğru eylem” sayılabilir mi?
Birleşip
güçlenmeye karşı çıkmak, Törebilim açısından Ahlak (Moral)
zafiyeti değil midir?
Türkiye’nin en
küçük ili kadar olan “Abhaz” yurdunu üç ayaklı bir ambargo
ile açlığa ve ölüme itmek, Uluslararası Etik ve Ahlak
(açısından) hakçasına bir politika mıdır?
Ata yurdu işgal
edilince, oradaki kardeşlerinin yanına koşup savaşan genç
kardeşlerimizi, “Ne halt etmeye gitti?” şeklinde sorgulamak,
bir etik sorunu, bir ahlak zafiyeti değil midir?
Bu sorular uzayıp
gidebilir, önemli olan bu sorulara doğru ve iyi yanıtlar
bulmaktır. Ata yurdumuza dönüp yerleşenler dahil bu konulara
ilgi duyan kesimlerin yanıtlarını bekleyerek
değerlendirmeler yapmak ve sonucu ahlak ve etik ölçülerine
vurmak gerekmektedir.
Çerkes halkının
Ata yurdu, kültürü ve kısacası var olması ile ilgi
sorunlarının etik ve ahlak ölçütü içerisinde
değerlendirilmesi umudu ile okurlarıma saygılar sunuyorum.
NOTLAR
1. Taşkın Takış,
“Etik”, Doğu-Batı Düşünce Dergisi,
Ağustos-Eylül-Ekim 1998, sayı 4.
2. age
3. age
4. Epistemoloji:
Bilgi kuramı, Bilim Öğretisi sorunlarını inceleyen bilim
dalı.
5. Azra Erhat,
Mitoloji Sözlüğü, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1984.
6. Özdemir Özbay,
Mitoloji ve Nartlar, Kafdağı Yayınları, Ankara, 1991.
7. E.İ. Koçetov,
Jivopmisnaya Rusia, m. 1902 |