ÇURMIT MUZAFFER KALKAN
Kaynak: Sercen Ali, Hakun Muhamea 2005
Tıbbın, teknolojinin, sosyal hayatın bugün ulaştığı
büyük gelişme ve değişikliklere bakarak “Çhapşe”nin artık gereksiz
olduğu, uygulanamaz olduğu düşünülse bile, Adığe halkının adaletlerini,
yaşantılarını, sosyal hayatlarını, diğer bir deyişle kültür ve
tarihlerini daha iyi kavraya-bilmek için çhapşe geleneğinin büyük önemi
vardır.
Çhapşe, savaş veya kaza sonucu kemiklerinin bir veya
bir kaçı kırılan, ya da özellikle savaşta ağır yaralanan hastalar için
düzenlenen bir törendir, düğündür, oyunlardır, şenliktir. Peki, yaralı
veya hasta için şenlik düzenlenir mi? Evet, hem de nasıl!
Çhapşe töreni akşam hava karardıktan sonra başlardı.
Tören, şenlikler ve oyunlar, hastanın yattığı oda ile bitişik odalarda
devam ederdi. Köyün bütün genç kızları, delikanlıları, hastanın yaşına
uygun yaşıtları, arkadaşları katılırdı. Adığe adetlerinde bütün düğün,
tören veya toplantılarda kızlar davet edilirler. Evlerine birkaç kız ve
birkaç delikanlı beraberce gider, köyün kızlarını tek tek dolaşarak
davet ederlerdi. Fakat çhapşe için bu adet geçerli değildir. Çhapşe
olduğunu duyan herkesin, bu törene katılması gerekirdi. Katılmayanlar
ayıplanırdı. Özellikle kızlar.
Kızlar törene eli boş gitmezdi. Çeşit çeşit çörekler,
tatlılar yaparlardı. Özellikle mayasız hamurdan yapılan ve yapan kızın
kendi aile damgasıyla üzerine nakışlar yaptığı “Ueday” denen, ortası
delik, yaklaşık 35-40 cm. çapındaki sert çörek, bu törende çok işe
yarıyordu. Mısır unundan yapılmış mecaj, normal undan yapılmış gubate,
haluji, şelame gibi yiyecekler de getirilir, törene katılan herkese bu
yiyeceklerden ikram edilir, hasta da yerdi. Köyün kızları bu
hazırlıkları sıraya koyarlar, her gece bir grup bu vazifeyi yapardı.
Sadece yaralının kendi köyünün gençleri ve kızları değil, komşu köylerin
gençleri kızları, ve hastanın yaşıtları da bu tören için hastanın yanına
gelirlerdi. Bunlar bir sıraya göre törene katılırdı. Her köy için bir
gece tespit edilir, o köyün heyeti hazırlığını yapar topluca törene
gelirlerdi. Mevsim kış ise tören hastanın odasında ve bitişik odalarda
yapılır, yaz ise hastanın yatağı bahçeye çıkarılır, tören açık havada
yapılırdı.
Çhapşe üzerine yazı yazan, fikir yürüten birçok
araştırmacı, çhapşe’nin neden yapıldığını, faydasının ne olduğunu, bu
törenden neler beklendiğini ortaya koymuşlardır. O da şudur; kaza
geçiren veya savaşta ağır yaralanan, kırığı veya yarası sarılan hastanın
acılarını unutturmak, o olayı yeniden anımsamasına fırsat vermemek,
uyutmamak, rüyasında olayı görmesini, irkilmesini, yaranın veya kırığın
daha çok zarar görmesini önlemek. Bu, fiziksel olan faydaydı. Bunun
yanında, daha derinde olan ruhsal faydasını izahı zaten törende ortaya
konmaktadır.
Tören her zaman gece yapılırdı ve sabaha kadar devam
ederdi. Hasta asla uyutulmaz, uyumasına fırsat verilmezdi. O gün Adığe
inancına göre, gece kötü ruhlar, kötü niyetli insanlar harekete
geçerler, hastaya zarar verirler. Bunu da önlemenin çaresi hastayı
yalnız bırakmamak, sabaha kadar uyanık tutmaktı. Hasta sabah olduktan
sonra gün boyu uyur, dinlenirdi. Kötü ruhlardan hastayı korumak için
odasının ışığı ve eşiği yükseltilir, hastanın yattığı yer 70-80 cm.
yükseklikte bez veya iple daire içine alınırdı. Odaya giriş kapısının
üstüne bir saban demiri veya bir örs asılır, odaya giren herkes yandaki
küçük çekiçle saban demirine vururdu. İnanışa göre kötü niyetli kişi
saban demirine veya örse vurduğunda ses çıkmazdı ve onun kötü niyetli
biri olduğu herkesçe bilinirdi. Aynı şekilde hastanın yanı başında, su
dolu bir kabın içinde bir adet çiğ yumurta bulunurdu. Kötü ruhlar veya
kötü niyetli biri odaya girdiğinde yumurta çatlıyordu. Bu durumu gören
insanlar, hastayı o kötülüklerden korurlardı. Kimbilir, bu inanış
gerçekten kötü niyetli olan kimselerin bu törene katılmasını engellerdi.
“Ya bu düşüncede olan kişi
saban demirine vurduğunda ses etmezse, ya hastanın
yanına girdiğinde yumurta çatlarsa”... Bu korku kötü niyetli kimselerin
törene katılmasını ister istemez engelliyordu.
Bilimden uzak o dönem insanları için bu tip inanışlar
normaldi. Bugün bile birçok konuda buna benzer insanlar yok mudur?
Çhapşenin bir önemli özelliği de, o gün ağarınca
törene, oyunlara ara verip herkesin evine dönmesi ve hastanın gün boyu
istediği kadar uyuması ve dinlenmesi idi. Gün boyunca dinlenen veya
uyuyan hastanın yanında, sadece “daye” (hastanın yanında her zaman hazır
bulunan ona her konuda yardım eden, hizmet eden kişi) bulunurdu.
Böylece, gündüz hasta için kabus görmek, irkilmek gibi hallerde, yaraya
veya kırığa zarar verme riski azaltılırdı.
Çhapşenin bir düzeni, adeti vardı. Kızlar ve erkekler
olarak törene katılanlar iki gruba ayrılır, karşılıklı olarak oyuna,
düğüne, yarışmaya v.s. katılırlardı.
Çhapşenin organizasyonunu dört kişi sağlardı. Hiçbir
aksaklığa ve aksiliğe fırsat vermeden düzeni sağlamak, töreni en güzel
en neşeli ve eksiksiz yürütmek onların göreviydi. Bu dört kişi neşeli,
espri kabiliyeti olan, ağzı laf yapan, lafı dinlenen, hoşgörülü ve
sevilen kişilerden olurdu. Bunlar da aralarında, bugünkü tabirle
söylersek kral, prens yardımcısı, ikinci yardımcısı ve hizmetkar gibi
görev bölümü yaparlardı. Kura çekilecekse, bunu aşık kemiğiyle
yaparlardı. Kralın emriyle hizmetkar töreni başlatır, komik hareketler,
çeşitli hoşa giden güldürülerle herkesin dikkatini toplar, onları
kahkahaya boğardı. Buna hasta da katılırdı. Sonra erkekler ve kızlar
arasında başlayan oyunlar, şenlikler, düğünler, şakalar ortalığı
karnavala çevirirdi. Karnaval bile az kalırdı.
Burada dikkat edilmesi gereken konu; yüzlerce
binlerce yıldır Adığe halkının kültüründe yer alan çhapşe töreninin
neden çok önemli olduğudur. Adığe örf ve adetlerine göre insanların
yaşantıları, hayatları boyunca bir disiplin, bir düzen, bir intizam
içinde olmalıdır. Oturmaları, kalkmaları, yemeleri, içmeleri, yatmaları,
hastalanmaları, ölümleri bile gelişigüzel olamaz. Khabze denen yazılı
olmayan anayasanın her yerde, her zaman denetimindedirler. Sadece
“Çhapşe” de bu denetim, bu disiplin tamamen ortadan kalkmakta, insanlar
deşarj olmakta, her türlü eğlenceyi sınırsızca yapabilmekte idi. Ama bu
hayâ ve edep dışı bir hareket, gruptan kopup sağda solda eğlenmek, bir
kız bir erkek kendi başlarına yalnız olmak demek değildi. Buna kimse
müsaade etmez, buna yeltenen de olmazdı. Bu kadar şenliğin, oyunun, bu
karnaval havasının içinde olan hasta, ne yarasını, ne ağrısını
düşünmezdi.
Bugün çhapşenin uygulanamamasının sebebi, kimbilir
insanların dinlenme, eğlenme, deşarj olma imkanlarının çok olması,
ayrıca yaralıların tedavisi için modern tıbbın ve hastanelerin büyük
imkanlarıdır.
Adığe gençleri, her türlü zorluğa acıya sıkıntıya
dayanacak şekilde yetiştirilirlerdi. Çhapşe töreninde yaralı kişi bazen
çok ağır yaralı hatta ölüm döşeğinde de olabilirdi buna rağmen “ah! of!”
gibi inlemesi ayıp sayılırdı. “Ölümün de bir yiğitliği vardır”
prensibine uyulurdu.
Bir hikayede anlatılan Karbeç’in durumu buna iyi bir
örnektir: Karbeç, Kafkas–Rus savaşlarında ele avuca sığmayan, çar
askerlerinin korkulu rüyası Abzekh bir delikanlıdır. Yılmaz bir
savaşçıdır. Karbeç’in köyüne Ruslar saldırmaya cesaret edemedikleri için
ona bir pusu kurmuşlardı. Komşu köylerine saldıracaklar, Karbeç mutlaka
onlara yardıma gidecek, yola nişancıları koyup öldüreceklerdir. Fakat,
hileyi sezen
Karbeç başka bir yoldan köye yardıma gider, düşman
ordularının kumandanını öldürür, kalanları da büyük bir bozguna uğratır.
Ancak, pusuda yatan asker tarafından arkadan vurulur. Ağır yaralı olarak
getirilir. Ölüm döşeğindedir, babası oğlunu son defa görmek ister.
Haberi alan Karbeç, yatar vaziyette babasına görünmek istemediğinden,
koltuklarından iple tavana kendini tespit ettirir. Arkadaşları ve kendi
ayakta, babası içeri girer, durumu ağırdır. Babası Karbeç’e, “Olmadı
oğlum, yaşasaydın neslinden insan çıkardı” der, hemen odayı terk eder.
Birkaç dakika sonra Karbeç ölür. Babası ahıra Karbeç’in atının yanına
gider, gizlice gözyaşı döker fakat toplanan halka acısını hiç
hissettirmez.
Adığe halkının hayatında, örf ve adetlerinde, kat
ettiği uzun geçmişinde, büyük kültür birikiminde, çhapşede söylenen
şarkıların, ağıtların, oynanan oyunların, karşılıklı iki grup halinde
kızlarla erkekler arasında yapılan yarışmaların, çekişmelerin,
inatlaşmaların, güzel deyişlerin, şakaların güldürülerin, bilmece ve
bulmacaların büyük önemi vardır. Çhapşede söylenen şarkılar, türküler üç
gruba ayrılırdı. Birincisi; kahramanlıkla gerçek hayatla ilgili
şarkılar, ikincisi; neşeli ve komik şarkılar, üçüncüsü; alaycı üslupla
söylenen şarkılardı.
Çhapşede söylenen sözlerin, şarkıların, türkülerin,
şakaların, oyunların, hastayı avutmak dışında çok önemli manaları,
değerleri vardı. Çhapşede söylenen her söz ve davranıştan hiç kimse
alınmaz küsmez kırılmazdı. Bu törende öyle şakalar öyle laflar söylenir
öyle taklitler yapılırdı ki, başka bir yerde yapılsa arada kırgınlıklar
küskünlükler hatta kavgalar bile olabilirdi. Bunlara tahammül edemeyecek
insanlar bu törene katılmamalıydı. İtiraz eden olursa (gençlerden) ya
ağaca bağlarlar, ya karanlık bir mahzene atarlardı. Sana yapılan şakaya
aynı şekilde cevap vermek en akıllı yoldu. Cevap veremezsen sabretmek ve
kabul-lenmek, sinirlenmemek gerekirdi.
Törenin en can alıcı en heyecan verici kısmı,
erkeklerle kızlar arasında devam eden çekişmeler, yarışmalar, oyunlardı.
İki grup kıyasıya yarışırdı. Buna bazen yaşlılar da katılırdı. Bu
oyunların adının Türkçe tam karşılığı yok. Sayıları çok olan bu
oyunların bazıları şunlar;