NART DERGİSİ
BASIM TARİHİ : OCAK - ŞUBAT 2006

47

YIL / SAYI : 9 / 47
SAYFA SAYISI : 64
 

 
 
 
 
 
 
 
 

ÇHAPŞE

(Özellikle savaşta ağır yaralanan hastalar için düzenlenen
bir tören)

ÇURMIT MUZAFFER KALKAN
Kaynak: Sercen Ali, Hakun Muhamea 2005

Tıbbın, teknolojinin, sosyal hayatın bugün ulaştığı büyük gelişme ve değişikliklere bakarak “Çhapşe”nin artık gereksiz olduğu, uygulanamaz olduğu düşünülse bile, Adığe halkının adaletlerini, yaşantılarını, sosyal hayatlarını, diğer bir deyişle kültür ve tarihlerini daha iyi kavraya-bilmek için çhapşe geleneğinin büyük önemi vardır.

Çhapşe, savaş veya kaza sonucu kemiklerinin bir veya bir kaçı kırılan, ya da özellikle savaşta ağır yaralanan hastalar için düzenlenen bir törendir, düğündür, oyunlardır, şenliktir. Peki, yaralı veya hasta için şenlik düzenlenir mi? Evet, hem de nasıl!

Çhapşe töreni akşam hava karardıktan sonra başlardı. Tören, şenlikler ve oyunlar, hastanın yattığı oda ile bitişik odalarda devam ederdi. Köyün bütün genç kızları, delikanlıları, hastanın yaşına uygun yaşıtları, arkadaşları katılırdı. Adığe adetlerinde bütün düğün, tören veya toplantılarda kızlar davet edilirler. Evlerine birkaç kız ve birkaç delikanlı beraberce gider, köyün kızlarını tek tek dolaşarak davet ederlerdi. Fakat çhapşe için bu adet geçerli değildir. Çhapşe olduğunu duyan herkesin, bu törene katılması gerekirdi. Katılmayanlar ayıplanırdı. Özellikle kızlar.

Kızlar törene eli boş gitmezdi. Çeşit çeşit çörekler, tatlılar yaparlardı. Özellikle mayasız hamurdan yapılan ve yapan kızın kendi aile damgasıyla üzerine nakışlar yaptığı “Ueday” denen, ortası delik, yaklaşık 35-40 cm. çapındaki sert çörek, bu törende çok işe yarıyordu. Mısır unundan yapılmış mecaj, normal undan yapılmış gubate, haluji, şelame gibi yiyecekler de getirilir, törene katılan herkese bu yiyeceklerden ikram edilir, hasta da yerdi. Köyün kızları bu hazırlıkları sıraya koyarlar, her gece bir grup bu vazifeyi yapardı. Sadece yaralının kendi köyünün gençleri ve kızları değil, komşu köylerin gençleri kızları, ve hastanın yaşıtları da bu tören için hastanın yanına gelirlerdi. Bunlar bir sıraya göre törene katılırdı. Her köy için bir gece tespit edilir, o köyün heyeti hazırlığını yapar topluca törene gelirlerdi. Mevsim kış ise tören hastanın odasında ve bitişik odalarda yapılır, yaz ise hastanın yatağı bahçeye çıkarılır, tören açık havada yapılırdı.

Çhapşe üzerine yazı yazan, fikir yürüten birçok araştırmacı, çhapşe’nin neden yapıldığını, faydasının ne olduğunu, bu törenden neler beklendiğini ortaya koymuşlardır. O da şudur; kaza geçiren veya savaşta ağır yaralanan, kırığı veya yarası sarılan hastanın acılarını unutturmak, o olayı yeniden anımsamasına fırsat vermemek, uyutmamak, rüyasında olayı görmesini, irkilmesini, yaranın veya kırığın daha çok zarar görmesini önlemek. Bu, fiziksel olan faydaydı. Bunun yanında, daha derinde olan ruhsal faydasını izahı zaten törende ortaya konmaktadır.

Tören her zaman gece yapılırdı ve sabaha kadar devam ederdi. Hasta asla uyutulmaz, uyumasına fırsat verilmezdi. O gün Adığe inancına göre, gece kötü ruhlar, kötü niyetli insanlar harekete geçerler, hastaya zarar verirler. Bunu da önlemenin çaresi hastayı yalnız bırakmamak, sabaha kadar uyanık tutmaktı. Hasta sabah olduktan sonra gün boyu uyur, dinlenirdi. Kötü ruhlardan hastayı korumak için odasının ışığı ve eşiği yükseltilir, hastanın yattığı yer 70-80 cm. yükseklikte bez veya iple daire içine alınırdı. Odaya giriş kapısının üstüne bir saban demiri veya bir örs asılır, odaya giren herkes yandaki küçük çekiçle saban demirine vururdu. İnanışa göre kötü niyetli kişi saban demirine veya örse vurduğunda ses çıkmazdı ve onun kötü niyetli biri olduğu herkesçe bilinirdi. Aynı şekilde hastanın yanı başında, su dolu bir kabın içinde bir adet çiğ yumurta bulunurdu. Kötü ruhlar veya kötü niyetli biri odaya girdiğinde yumurta çatlıyordu. Bu durumu gören insanlar, hastayı o kötülüklerden korurlardı. Kimbilir, bu inanış gerçekten kötü niyetli olan kimselerin bu törene katılmasını engellerdi. “Ya bu düşüncede olan kişi

saban demirine vurduğunda ses etmezse, ya hastanın yanına girdiğinde yumurta çatlarsa”... Bu korku kötü niyetli kimselerin törene katılmasını ister istemez engelliyordu.

Bilimden uzak o dönem insanları için bu tip inanışlar normaldi. Bugün bile birçok konuda buna benzer insanlar yok mudur?

Çhapşenin bir önemli özelliği de, o gün ağarınca törene, oyunlara ara verip herkesin evine dönmesi ve hastanın gün boyu istediği kadar uyuması ve dinlenmesi idi. Gün boyunca dinlenen veya uyuyan hastanın yanında, sadece “daye” (hastanın yanında her zaman hazır bulunan ona her konuda yardım eden, hizmet eden kişi) bulunurdu. Böylece, gündüz hasta için kabus görmek, irkilmek gibi hallerde, yaraya veya kırığa zarar verme riski azaltılırdı.

Çhapşenin bir düzeni, adeti vardı. Kızlar ve erkekler olarak törene katılanlar iki gruba ayrılır, karşılıklı olarak oyuna, düğüne, yarışmaya v.s. katılırlardı.

Çhapşenin organizasyonunu dört kişi sağlardı. Hiçbir aksaklığa ve aksiliğe fırsat vermeden düzeni sağlamak, töreni en güzel en neşeli ve eksiksiz yürütmek onların göreviydi. Bu dört kişi neşeli, espri kabiliyeti olan, ağzı laf yapan, lafı dinlenen, hoşgörülü ve sevilen kişilerden olurdu. Bunlar da aralarında, bugünkü tabirle söylersek kral, prens yardımcısı, ikinci yardımcısı ve hizmetkar gibi görev bölümü yaparlardı. Kura çekilecekse, bunu aşık kemiğiyle yaparlardı. Kralın emriyle hizmetkar töreni başlatır, komik hareketler, çeşitli hoşa giden güldürülerle herkesin dikkatini toplar, onları kahkahaya boğardı. Buna hasta da katılırdı. Sonra erkekler ve kızlar arasında başlayan oyunlar, şenlikler, düğünler, şakalar ortalığı karnavala çevirirdi. Karnaval bile az kalırdı.

Burada dikkat edilmesi gereken konu; yüzlerce binlerce yıldır Adığe halkının kültüründe yer alan çhapşe töreninin neden çok önemli olduğudur. Adığe örf ve adetlerine göre insanların yaşantıları, hayatları boyunca bir disiplin, bir düzen, bir intizam içinde olmalıdır. Oturmaları, kalkmaları, yemeleri, içmeleri, yatmaları, hastalanmaları, ölümleri bile gelişigüzel olamaz. Khabze denen yazılı olmayan anayasanın her yerde, her zaman denetimindedirler. Sadece “Çhapşe” de bu denetim, bu disiplin tamamen ortadan kalkmakta, insanlar deşarj olmakta, her türlü eğlenceyi sınırsızca yapabilmekte idi. Ama bu hayâ ve edep dışı bir hareket, gruptan kopup sağda solda eğlenmek, bir kız bir erkek kendi başlarına yalnız olmak demek değildi. Buna kimse müsaade etmez, buna yeltenen de olmazdı. Bu kadar şenliğin, oyunun, bu karnaval havasının içinde olan hasta, ne yarasını, ne ağrısını düşünmezdi.

Bugün çhapşenin uygulanamamasının sebebi, kimbilir insanların dinlenme, eğlenme, deşarj olma imkanlarının çok olması, ayrıca yaralıların tedavisi için modern tıbbın ve hastanelerin büyük imkanlarıdır.

Adığe gençleri, her türlü zorluğa acıya sıkıntıya dayanacak şekilde yetiştirilirlerdi. Çhapşe töreninde yaralı kişi bazen çok ağır yaralı hatta ölüm döşeğinde de olabilirdi buna rağmen “ah! of!” gibi inlemesi ayıp sayılırdı. “Ölümün de bir yiğitliği vardır” prensibine uyulurdu.

Bir hikayede anlatılan Karbeç’in durumu buna iyi bir örnektir: Karbeç, Kafkas–Rus savaşlarında ele avuca sığmayan, çar askerlerinin korkulu rüyası Abzekh bir delikanlıdır. Yılmaz bir savaşçıdır. Karbeç’in köyüne Ruslar saldırmaya cesaret edemedikleri için ona bir pusu kurmuşlardı. Komşu köylerine saldıracaklar, Karbeç mutlaka onlara yardıma gidecek, yola nişancıları koyup öldüreceklerdir. Fakat, hileyi sezen

Karbeç başka bir yoldan köye yardıma gider, düşman ordularının kumandanını öldürür, kalanları da büyük bir bozguna uğratır. Ancak, pusuda yatan asker tarafından arkadan vurulur. Ağır yaralı olarak getirilir. Ölüm döşeğindedir, babası oğlunu son defa görmek ister. Haberi alan Karbeç, yatar vaziyette babasına görünmek istemediğinden, koltuklarından iple tavana kendini tespit ettirir. Arkadaşları ve kendi ayakta, babası içeri girer, durumu ağırdır. Babası Karbeç’e, “Olmadı oğlum, yaşasaydın neslinden insan çıkardı” der, hemen odayı terk eder. Birkaç dakika sonra Karbeç ölür. Babası ahıra Karbeç’in atının yanına gider, gizlice gözyaşı döker fakat toplanan halka acısını hiç hissettirmez.

Adığe halkının hayatında, örf ve adetlerinde, kat ettiği uzun geçmişinde, büyük kültür birikiminde, çhapşede söylenen şarkıların, ağıtların, oynanan oyunların, karşılıklı iki grup halinde kızlarla erkekler arasında yapılan yarışmaların, çekişmelerin, inatlaşmaların, güzel deyişlerin, şakaların güldürülerin, bilmece ve bulmacaların büyük önemi vardır. Çhapşede söylenen şarkılar, türküler üç gruba ayrılırdı. Birincisi; kahramanlıkla gerçek hayatla ilgili şarkılar, ikincisi; neşeli ve komik şarkılar, üçüncüsü; alaycı üslupla söylenen şarkılardı.

Çhapşede söylenen sözlerin, şarkıların, türkülerin, şakaların, oyunların, hastayı avutmak dışında çok önemli manaları, değerleri vardı. Çhapşede söylenen her söz ve davranıştan hiç kimse alınmaz küsmez kırılmazdı. Bu törende öyle şakalar öyle laflar söylenir öyle taklitler yapılırdı ki, başka bir yerde yapılsa arada kırgınlıklar küskünlükler hatta kavgalar bile olabilirdi. Bunlara tahammül edemeyecek insanlar bu törene katılmamalıydı. İtiraz eden olursa (gençlerden) ya ağaca bağlarlar, ya karanlık bir mahzene atarlardı. Sana yapılan şakaya aynı şekilde cevap vermek en akıllı yoldu. Cevap veremezsen sabretmek ve kabul-lenmek, sinirlenmemek gerekirdi.

Törenin en can alıcı en heyecan verici kısmı, erkeklerle kızlar arasında devam eden çekişmeler, yarışmalar, oyunlardı. İki grup kıyasıya yarışırdı. Buna bazen yaşlılar da katılırdı. Bu oyunların adının Türkçe tam karşılığı yok. Sayıları çok olan bu oyunların bazıları şunlar; mxstaUx, Ixguaux, nxxxxbu, şxttIıs, cxdrx adakWxrx, psxlWıxWu, dzxldaux veya Iupaux, IxlWın kWuxdzx, dxeux .....v.b.

Çhapşenin hastayı avutmak dışında başka önemli bir özelliği daha vardı. Gençleri eğitir öğretirdi.Çhapşede yapılan her türlü oyunlar hareketler şakalar asla sokakta şurda burada anlatılmaz tören bitip evine işine dönünce örf ve adetlerin emrettiği nizam ve intizama tekrar girerdi. Gece boyunca gönlünce eğlenen deşarj olan insanlar yeni güne daha mutlu başlarlardı.

Çhapşede en ilgi çeken oyunlardan Tseldav diğer adı ile upav anlatmak isterim. Başta da söylediğimiz gibi genç kızların mayasız hamurdan yaptıkları ve aile damgalarını taşıyan ortası delik oldukça sert pişirilmiş olan 35-40 cm çapındaki çörek ortadan bir iple tavana asılır kızlar ve erkekler çöreğin etrafına daire olacak şekilde diz çökerler çöreğin yüksekliği oturan insanların ağızları hizasındadır. Çörek karşılıklı olarak birbirlerine doğru iterler el kullanmadan önümüze gelen sert çöreğe dişinizle yakalayıp bir parça koparmak gerekmektedir. Burada dudağını, dişini kanatan çok olurdu. Onlara herkes çok gülerdi. Oyun çöreğin çepe çevre kenarları ısırılana kadar devam eder sonra yeni bir çörek asılır başka bir grup oyuna otururdu. Bunda çöreği elle tutup ısırmak parça koparmak kabul edilmezdi.

Adığelerin hayatında en rahat en şen şakrak oldukları adetlerinin disiplininden kurtuldukları tek tören çhapşe törenidir. Bir mukayese gerekirse çhapşe, diğer bazı halkların yaptıkları karnaval törenleriyle mukayese edilebilir. Fakat özü itibarıyla yine de aralarında birçok farklılıklar vardır.

Çhapşenin tarihinin ortaya çıkış sebebini bugün tam bilmesek de, Adığe halkının kat ettiği uzun tarihinde, binlerce yıllık kültür birikiminde çhapşenin çok büyük yeri ve önemi vardır.

Bugünkü neslin, bu önemli kültür parçasının özelliklerini bilmeleri ve merak etmeleriyle hiçbir kayıpları olmayacak, aksine çok şey kazanacaklardır.

Geçmişini bilmeyen insanın geleceğine faydası yoktur.

 

 

 

TÜM SAYILAR

 

 

..
...