Neler oluyor?
CİHAN CANDEMİR
Dünyamız yeni bir kargaşa döneminde. Dinsel fanatizm
ve mikro milliyetçi akımlar tehlikeli biçimde yükseliyor. Gelişen
teknoloji ve artan zenginliğin insanlar arasında barış ve hoşgörüyü
yaygınlaştırması gerekirken tam tersi oluyor. İnsanlar daha
duygusuzlaşıyor, bencilleşiyor, milliyetçi akımlar ve fanatizm
sevgisizliği artırıyor. Danimarka’da başlayan karikatür krizi
Hantington’un “Medeniyetler Çatışması” tezi gerçekleşiyor mu endişesini
yaygınlaştırıyor. Aklıselim sahibi insanlar, demokrasinin ve basın
özgürlüğünün sınırlarını tartışıyor. Demokrasinin ve basın özgürlüğünün,
başkalarının inançlarına, kutsal alanlarına saldırı hakkı vermemesi
gerektiğini bazıları anlamamakta inat ederken, kaybolan hoşgörüsüzlüğün
bedelini insanoğlu yüzlerce can ve mal kaybı ile ödüyor.
Diğer taraftan demokrasinin beşiği Avrupa da garip
şeyler oluyor. Fransa’da patlayan isyan ve binlerce aracın yakılması
Avrupa’daki bir başka sorunu daha su yüzüne çıkartıyor. Daha iyi yaşam
şartları için yurtlarından Avrupa’ya göçen, çoğu müslüman olan
insanların sorunlarını göz önüne seriyor. Avrupa’nın eski sömürge
halklarını ucuz işgücü olarak kabul edip vatandaşlık verdiği bu
insanlara, insanca eşit yaşam hakkı vermediğini, özgürlük ve demokrasi
beşiği Avrupa’nı merkezlerindeki gettolarda ancak ikinci sınıf insanlar
olarak yaşama hakkı verdiğini gösteriyor dünyaya. Bu olaylara karşılık
Hollanda’da çıkartılan yasa ile tüm yabancılara “vatandaş Hollanda’ca
konuş” deniliyor. Etnik grupların, sonradan vatandaş olmuşların ana
dillerini konuşma hakları yasayla geri alınıyor. İster istemez M. Akif
Ersoy’un dizeleri aklımıza geliyor: “Tarih tekerrürden ibarettir derler/
Ders alınsaydı hiç tekerrür eder miydi?”. Teknoloji ve zenginliğin,
“hoşgörü, saygı, sevgi” gibi pozitif kavramlar ile beslenmedikçe
insanların mutlu olması için yeterli olmadığı ortaya çıkıyor. Biz
Çerkesler açısından da “Xabze”mizin önemi bunu yaşatmak için
kültürümüze, dilimize sahip olmamızın gereğini çarpıyor yüzümüze.
Diliyoruz ki yeni savaşlar yıkımlar yaşamayız bir daha. İyiyi güzeli
tekrar yaşamak için tarihin acıları bir kez daha tekerrür etmeden
öğreniriz doğruları.
Benzer endişeleri Çerkes halkımız, Kafkasya’daki
Cumhuriyetlerimiz için yaşıyoruz. Abhaz Dayanışma Komitesi tarafından
yazılan bildiri ufkumuzu karartıyor. Gürcüstan’ın Abhazya’ya tekrar
saldırma endişesi burkuyor yüreğimizi. Tekrar savaş, ölüm haberlerini
duymak istemiyoruz, Komite’nin sağduyuya çağrısını destekliyoruz. Aynı
sorunları Osetya için de yaşamak istemiyoruz. Daha Nalçik olaylarının
acısı dinmemişken, Adıgey Cumhuriyeti’nin Krasnodar ile tekrar
birleştirilmesi için aşırı Slav milliyetçilerinin söylemleri bizleri
endişelendiriyor. Adıgey de yaşayan aklıselim sahibi Rus, Kazak ve diğer
halkların da böyle bir karara katılmayacaklarını ümit ediyor,
Kafkasya’daki insanlarımızın yeni acılar yaşamamasını istiyoruz. Bir kez
daha kendimizce Tanrıya yakarıyoruz: “ Tanrı yeryüzündeki tüm halkaların
yardımcısı olsun! Ama Çerkesler’i de unutmasın. “
Son paragrafımız Nart Dergimiz hakkında. Nart yayın
ekibi olarak yayınlarımızı olması gereken tarihte sizlere ulaştırmak
için büyük gayretle çalışıyor. Ancak bazı derneklerimizin abone
kaydındaki ve dağıtımdaki kayıtsızlıkları bizi üzüyor. Federasyonumuzun
geniş kitlelere sesini duyurması için abone sayısının artması için
hepimizin gayret etmesi gerekirken, bu önemli konudaki kayıtsızlık
gerçekten anlaşılır değil. NART abone sayısı, istenen düzeye ulaşması
halinde, Federasyonumuzun yönetim giderlerine de önemli katkı sağlayacak
ve hizmetlerin etkinleşmesine katkı sağlayacaktır. Tüm dernek
yöneticilerini NART dergisinin abone sayısını artırmak için gayret
etmeye çağırıyorum.
Saygılarımızla.