|
Yasalardan
ve tarihi gerçeklerden kaynaklanan haklarını kullanarak
bağımsızlığını ilan ettiği için Gürcistan tarafından silahlı
güçlerle işgal edilerek yakılıp yıkılan Abhazya, kahramanca
ülkesini savunmuş ve savaşı kazanmıştır. Ne var ki,
çağımızda savaş meydanlarında savaşı kazanmak
yetmemektedir. Savaş alanlarındaki galibiyet yanında barış
masasında ve uluslararası arenada da kazanmayı
gerektirmektedir.
Bu açıdan
ele alındığında savaş meydanında kazanan Abhazya ;
uluslararası kuruluşlar nezdinde haklılığını ve hakettiği
bağımsızlığını tescil ettirme de istenilen başarıyı şimdilik
sağlamış değildir. Bir an için Abhazya’ nın bildiğimiz
gerçekleri gözardı edildiği takdirde (Gürcistan’ ın toprak
bütünlüğü, yerlerinden sürülen göçmenlerin bir an önce eski
evlerine geri dönüşü ve bağımsızlık yerine yüksek dereceli
otonomi tanıma )şeklinde özetlenebilecek Gürcistan tezi ve
benzeri yaklaşım içerisindeki uluslararası görüşler
nedeniyle de Abhazya’ nın önemli problemlerle karşı karşıya
bulunduğu bir vakıadır. Gerçi problemlerin çoğu Abhazya’ nın
yanlış veya olumsuz davranışlarından ziyade, bölgenin
jeopolitik özelliğinden, Gürcistan ile Rusya Federasyonunun
içinde bulundukları koşullardan ve bir yere kadar da Türkiye
dahil batının bu bölgedeki çıkarlarının Rusya’ nın çıkarları
ile çelişmesinden kaynaklanmaktadır.
Abhazya’ yı
ilgilendiren uluslararası kuruluşlar veya oluşumlardan
Brüksel’ deki Birleşmiş Milletler Birimleri, Viyana’daki
AGİT, Varşova’ daki AGİT Parlamentosu , Strazburg’ daki
Avrupa Konseyi , Hollanda’ daki UNPO, merkezi Moskova olan
Bağımsız Devletler Topluluğu ve nihayet Tiflis’ te görev
yapmakta olan Birleşmiş Milletler ve AGİT Misyonları
nezdinde Abhazya Yönetimi iyi niyetle ve gücünün yettiği
kadar girişimlerde bulunmaya çalışmaktaysa da ne yazık ki
yetersiz kalmaktadır. Buna karşın Devlet olmanın avantajını
kullanan ve organize bir çalışma içerisindeki Gürcistan söz
hakkını doğrudan ve tek yanlı olarak , rahatça, işine
geldiği gibi kullandığı için de etkili gözükmektedir. Oysa,
Abhazya Yönetimi halisane niyetlerle sorunu çözümlemek için
son bir ay içerisinde gerçekleşen Cenevre ve Tiflis
görüşmelerinde olduğu gibi BM ve RF gözetimindeki ikili
görüşmelere katılmakta ve atılması gereken adımları da
atmaktadır. Nitekim, Tiflis görüşmelerinden hemen sonra
enerji, demiryolu , telekominikasyon ve diğer sahalarda
görüşmelerde bulunmak üzere beş Gürcü bakanının Sohum’ a
gelişi tümüyle Abhazya’ nın olumlu tavrının bir sonucudur.
Buna rağmen Abhaz yönetiminin uzlaşmaz, jenosit uygulayan ve
anarşist olarak gösterilişi ve batılıların tek yanlı olarak
bilgilendirilip şartlandırılması, batıda Abhazya adına
konuşacak bir örgütümüzün olmayışından kaynaklanmaktadır.
Hal böyle
olunca herhangi bir devletin yardımına sahip olmayan
Abhazya’ nın tutum ve davranışlarının doğru olarak
anlaşılmasını sağlamak bakımından, ülkelerinden zorla
çıkarılıp sürgün edilen Türkiye’ deki 600000 Abhaz başta
olmak üzere kardeş Kafkas halklarının oluşturdukları sivil
toplum örgütlerine önemli görevler düşmektedir. Ama maalesef
bugüne kadar adları geçen uluslararası kuruluşlarla Dünya
Kamuoyu nezdinde sivil toplum örgütleri olarak etkin bir
girişimde bulunduğumuz ve Abhazya’ nın yalnız olmadığını
yeterince haykırdığımız söylenemez. Dolayısıyla bugünden
tezi yok, hepimiz fertler olarak ve sivil toplum
örgütlerimiz olan Derneklerimizin ortak ve merkezi örgütleri
olarak yükümlülüğümüzün gereğini yerine getirerek ve tarihi
haklarımızı arayarak “Dünya Abhaz-Abaza Halkları Birliği”
nin 3. Büyük kongresinin çağrısına uygun olarak Abhazya’ ya
sahip çıkmalıyız.
Abhazya’ ya
destek vermenin Türkiye yasaları yönünden sorun yaratıp
yaratmayacağı endişesini duyanlar olabilir. Bu konuda endişe
duymaya gerek yoktur. Zira, bu ülke bizim de vatanımızdır ve
bölünmez bütünlüğüne hepimiz saygılıyız. Bölücü ve terör
hedefli bir istek peşinde değiliz. Tarihi vatanımız olan
akrabalık ve kan bağımız bulunan güzel Abhazya’ nın sevinç
ve ızdıraplarını hissetmemiz , topraklarından zorla sürülmüş
Abhaz-Abaza kökenliler olarak Kafkasya’ daki tarihi
haklarımızı aramamız ve insani anlamda bir şeyler yapma
gayreti içinde olmamız son derece doğaldır.
Büyük ve
güçlü bir devlet olan Türkiye’ nin elbette ki kendi
çıkarlarına uygun bir Kafkasya politikası olacaktır ve
vardır da. Ancak, bu politikanın tek taraflı ve Gürcistan
yanlısı bilgileri esas alan değil Abhaz tarafının da tarihi
ve yasal doğrularını kapsıyor olması gerekir. Sırf bu
nedenledir ki, Kafkasya politikasının gözden geçirilmesi
gerektiğine inanıyoruz.
Abhazya
konusunun insani boyutuna gelince, bir takım haklı
taleplerde bulunmamızın ve gerektiğinde sitem etmemizin
ilgililerce anlayışla karşılanması gerekir. Zira uygulanan
politikalar nedeniyle mağdur olan Abhazya, bizlerin
anavatanı ve halen akraba ve kardeşlerimiz orada yaşıyorlar.
Onların ızdıraplarının ve sevinçlerinin bizleri etkilemesi
normaldir. Bu nedenledir ki :
İlki, geçmiş
yıllardaki bir yarışmada birinci olması nedeniyle Samsun
Belediyesi tarafından Fuar’ a davet edildiği için Trabzon
Limanı’ na kadar gelen 55 kişilik Abhaz Folklor Ekibi (ŞARATIN)
ın ambargo altında inleyen fakir Abhaz Halkı’ nın 4000
dolarını harcayarak geldiği bu limandan geri çevrilmesi ,
İkincisi de,
okullar arası matematik yarışmasına davet edilen 10 körpe
çocuğun giriş yapmasına engel olunması, bizleri gerçekten
üzmüştür. Bu tür uygulamalar Türkiye gibi büyük ve medeni
bir devlet için küçümsenmeyecek insani ayıplardır. Dileriz
ki başkaca bu tür ayıplar yaşanmadan bu tür sorunlara
hükümetimizce insani çözümler bulunur. Bilinmelidir ki,
bizler bu ülke için bize düşen görevleri yapma konusunda
hiçbir zaman tereddüt etmedik, bundan sonra da etmeyeceğiz.
|