NART DERGİSİ
BASIM TARİHİ : AĞUSTOS - EYLÜL 1997

03

YIL / SAYI : 1 / 3
SAYFA SAYISI : 48
KAPAK KONUSU : ABHAZYA ÖZEL SAYISI
 

 
 
 
 
 
 
 
 
BUGÜNKÜ ABHAZYA

Cemal Abaza


 

Bilindiği üzere SSCB’nin dağılma sürecini takip eden dönemde egemenliğini ilan ederek birlikten ayrılan cumhuriyetlerin başında Gürcüstan gelmektedir. Gürcüstan Cum­huriyeti, egemenliğini ilan ile birlikte 1921 Anayasası’na dönüldüğünü ve bu anayasanın dışında pozitif olarak mevcut olan hiçbir hukuki düzenlemenin kalmadığını deklare etmiştir. Aynı zamanda Birleşmiş Milletler’e müracaat ederek üniter devlet statüsü ile sınır bütünlüğünü teminat altına almaya gayret etmiştir. Ne var ki, Gürcüstan Devleti bu işlemleri yaparken Abhazya Otonom Cumhuriyetini ve bu cumhuriyetin gelecek­teki statüsünü tamamen yok saymış ve Abhazya’yı Gürcüstan’ın içerisinde var sayarak herhangi bir statü kazandırmayı reddetmiştir. Abhazya Cumhuriyeti ise bu belirsizliğin giderilmesini, Gürcüstan ile olan siyasi ve hukuki statüsünün belirlenmesini ısrarla Gürcüstan’dan talep etmiştir. Bu gelişmelere Gürcüstan’ın cevabı Abhazya’ya savaş açmak ve Abhazya’yı askeri olarak işgal etmek olmuştur. Bir şey çok iyi bilinmelidir ki, Abhazya bu savaşta kendi hayatını, kendi özgürlüğünü, kendi toprağını savunmuştur; bunun ötesinde bir şey yapmamıştır. Savaş biteli dört seneyi aşkın bir süre geçmiştir. Geçen zaman içerisinde Rusya Federasyonu’­nun da aracılığıyla milletlerarası gözlemcilerin iştiraki ile barış görüşmeleri başlatılmış ve devam etmektedir.

 

Bu süre zarfında, Abhazya Cumhuriyeti tarafından sorunların çözülmesi için önerilen hiçbir proje Gürcüstan tarafından kabul edilmedi. Gürcüstan’ın talebi, Abhazya’nın geniş yetkilere sahip olarak fakat Gürcüstan’ın yönetimi altında bir otonom cumhuriyet olmasıdır. Aynı fikri Gürcüstan Cumhurbaşkanı Eduard Şevardnadze, Gürcüstan Parlamentosunda tekrar vurguladı. Abhazya’ya önerilen otonom cumhuriyetlik artık tarihe karışmış ve unutulmuştur. Üstelik Abhazya için bu statü, artık asla tekrarlanması mümkün olmayan ve acısı unutulmayan bir statüdür.

 

Abhazya Devleti’nin 1200 yıllık tarihi vardır. Bağımsız bir devlet olarak SSCB’nin içindeyken, 1931 tarihinde, Gürcü asıllı Sta­lin’­in zoruyla ve halkın isteği dışında Gürcüstan sınırlarına dahil edilmiştir. Bu da gösteriyor ki; Abhazya’nın Gürcüstan ile eşit haklara sahip bir konfederasyon isteği hiç de haksız bir talep değildir. Ayrıca Rusya Federasyonu içinde yer alan eski otonom cumhuriyetler (Başkırdistan, Tataristan, Çeçenistan, Khabardey Balkar, Adığey vs) de bu sistemi terk ederek birlik cumhuriyeti olmuşlardır. Gürcüstan ise hala Abhazya’da yaşayan diğer halklara eşit haklar vermemek için artık tarihe karışan otonomi sistemini diriltmeye çalışmaktadır.

 

Son olaylar da gösteriyor ki; Abhazya ile Gürcüstan arasındaki anlaşmazlığın sona ermesi için çalışan Rusya Federasyonu bu görevi hakkıyla yerine getiremedi ve tarafsızlık ilkesini çiğnedi. İki taraf arsında aracı po­zisyonunda olmasına karşın, uygun bul­du­ğu zamanlarda Gürcüstan’a hem askeri hem de ekonomik ve politik destek veriyor. İşte bütün bunların sonunda Abhazya Parlamen­to­su, Rusya’nın arabuluculuk görevini üstlen­me­sini reddetti, ta ki Rusya Gürcüstan’a as­ke­ri, ekonomik ve politik yardımdan vazgeçene kadar.

 

Çeçenistan’da savaş başlaması sebebiyle Bağımsız Devletler Topluluğu, Abhazya’ya karşı haksız bir abluka kararı aldı. Çeçenistan’da savaş bitti. Abhazya halkı ve Ab­haz­ya’nın sorunları ile ilgilenen herkes, savaş bahane edilerek konulan bu haksız ablukanın kaldırılmasını ve Psov-Soçi sınırındaki duru­mun, hiç değilse yumuşatılmasını bekliyor­lardı; fakat bu umut ve beklentiler boşa çıktı. Bağımsız Devletler Topluluğu’nun, 28 Mart 1997 tarihli toplantısında Abhazya’ya uygu­la­nan ablukanın devam ettirilmesi karar­laştırıldı. Ayrıca da güvenlik sahasının, İngur nehrinden Galizga nehrine kadar genişle­tilmesine, BM Barış Gücü askerlerinin de Galizga’da görev yapmalarına karar verildi. Böylece Abhazya’nın şu andaki sınırından ülkenin neredeyse üçte birini kapsayacak şekilde güvenlik bölgesi genişletilerek ve planlı bir şekilde bu bölge Gürcüstan’a bırakılarak, Abhazya’nın bölgedeki varlığının sona erdirilmesi amaçlanıyor. Gürcü tarafı bütün bu ters, kabul edilemez ve şeytanca planlarla, Abhazya’yı tekrar Gürcüstan’ın bir parçası haline getirmek istiyor.

 

Bugün Abhazya’da yaşayan halklar, ken­di­lerine ulaşacak insani yardım ve destekleri alamadan ve dış dünyayla bağlantıları tama­men koparılmış bir şekilde yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Savaş yüzünden mağ­dur duruma düşen kadınlar, çocuklar, savaş malulleri ve yaşlı insanlar en basit ihtiyaçlarını karşılamaktan bile mahrum ve yalnız bırakıldılar. Türkiye’den gelen insani yardım ve ticaret gemilerinin gelişini engel­lemek için sürekli sudan bahaneler bularak yıldırma politikası uyguluyorlar. Bir geminin limanda işini bitirerek giriş ve çıkışını tamamlama süresi genelde 48 saat iken, Rusya’nın Gürcüstan yanlısı politikaları ne­de­niyle, giriş ve çıkışları zorlaştırması yüzünden Abhazya limanlarına giren Türk gemileri işlemlerini ancak 10-15 günde tamamlayabiliyorlar. Bu da Türkiye-Abhazya ticari iliş­kilerini olumsuz yönde etkiliyor. Gürcüstan Cumhuriyeti üniter bir devlet olarak Türkiye Cumhuriyeti ile imzalamış olduğu ikili anlaşmaları da istis­mar etmek suretiyle Abhaz­ya vatandaşlarının Türkiye’ye özgürce gelip gitme imkanlarını yok etti. Gürcüstan bu özgürlüğü, Abhazya vatandaşlarının seyahat özgürlüğünü engellemeye çalışırken gerekçe olarak; Abhaz halkının halen kullandığı eski SSCB pasaportlarının geçersiz sayılması gerektiğini öne sürdü. Bilinmelidir ki; bu pasaportları eski SSCB vatandaşlarının tümü halen kullanmaktadır ve geçerlilikleri hala sürmektedir. Tüm bun­lardan sonra da elbette Abhazya’dan gelen bütün gemilerin ne durumda olurlarsa olsun­lar Türk limanlarına girişleri yasaklanmıştır. Bütün bu haksızlıkların sonucunda, bugün Türkiye ve Kafkasya’daki Abhazlar birbirleriyle görüşemiyorlar. Aileler ikiye bölündü, ekonomik bağlantılar kesildi. Abhazya devlet üniversitesinde öğrenimlerini sürdüren T.C. vatandaşı hiçbir öğrenci geri gelemiyor, ya da buradan oraya tekrar gidemiyor. Abhazya’nın dünya ile olan tüm kültürel ve ekonomik bağları da elbette ki tamamen kesilmiş durumda.

 

Son zamanlarda hayata geçirilen tüm uygu­lamalar uluslararası hiçbir norma uyma­maktadır. 14 Nisan 1997 tarihinde, akşam saatlerinde Rusya’nın Rostov şehrindeki santral aracılığıyla yapılan tüm telefon bağlantıları da kesilerek Abhazya’nın dünya ile ilişkisi tam anlamıyla felce uğratıldı. Abhazya’da bugün telefonlar çalışmıyor. Dünya ile bağlantıları tamamen kesilmiş durumda. Bugün Abhazya’da yaşanacak herhangi bir faciayı dışarıya duyurmanın hiçbir yolu kalmamıştır. Tüm bu insanlık dışı uygulamaların sonucunda Abhazya, protesto amacıyla ilk kez olarak, Gürcüstan’a ulaşan bir elektrik santralının enerjisini tamamen kesmiştir.

 

Gürcüstan tarafından Ab­hazya’ya sürekli, özellikle de Gal bölgesinde terörist eylemlerde bulunuyor ve bölgedeki halk ve enerji santralleri sürekli bir saldırıya maruz kalıyor. İnsan­lar kaçırılıyor, köprü ve yollar mayınlanıyor, yerleşim birimlerini yakıp yıkıyorlar. Gal bölgesine yer­leşmek amacıyla geri dönen mültecileri öldürüyorlar. Tüm bu eylemlerin neticesinde Gal’de  pek çok sivil ve asker hayatını kaybetti. Bunlar ara­sında Barış Gücünün ve Birleşmiş Milletler’in de askerleri yer alıyor.

 

Gürcü tarafının bu olaylar karşısındaki tutumu ise ol­duk­ça şaşırtıcı. Gürcü terö­ristlerin Abhazya’da işledikleri suçlar hak­kında Abhazya Cumhurbaşkanı Vladislav Ardzınba, Eduard Şevardnadze’ye bir yazı göndererek, tüm olayların Gürcü makamlarının bilgi ve denetimi dahilinde yapıldığını bildiklerini ve tüm bu sorunların artık politik görüşmelerle alınacak yeni ve ortak tedbirlerle çözümlenmesi gerektiğini bildirdi.

 

Gürcüstan Cumhurbaşkanı Eduard Şevardnadze ise Abhazya’daki bu terörist faaliyetleri engellemek yerine Birleşmiş Milletler’e bir yazı göndererek Abhazya’yı Gürcülere karşı bir etnik temizlik yapmakla, köprü ve yollara mayın döşemek, sivil halkı öldürmek ve göçmenlerin Abhazya’ya dönmesini engel­lemekle, yani kendilerinin yaptığı tüm olum­suz­luklarla suçluyor.

 

Bugün Abhazya ve Türkiye arasında resmi bir münasebet maalesef yoktur; fakat iki memleketin halkları arasında ilişkiler ve bağlantılar her zaman var olmuş ve de devam etmektedir. Türkiye’de 700 bine yakın Abaza kökenli insan yaşamaktadır. Bunların anavatanları Abhazya’dır. Bütün bunların akra­baları, yakın dostları, soydaşları Abhazya’da yaşıyorlar. Abhazya’daki ablukadan önce bü­tün bunlar birbirlerini rahat ziyaret ediyorlardı. Onlarca iş adamı da Abhazya’da yatırım yapmışlardı. Fabrikalar ve şirketler kurdular. Abhazya’da Türk Koleji açıldı ve çalışmaktadır. Abhaz kökenli Türk vatan­daşlar Abhazya’da okuyorlar ve çalışıyorlar. Onlarca Türkiye ve Abhazya vatandaşı evle­ne­rek aile kurdular. Türk ve Abhaz tüccarlar karşılıklı alış veriş yapıyorlar. Sohum limanında her zaman bir kaç tane Türk ticari gemisi durmaktadır. Bütün bunlar Abhazya Cumhuri­ye­tinin var olduğunu, Türkiye ve Abhazya halklarının arasında sağlamlaşan bir ilişki olduğunu ifade ediyor.

 

Şu anda Abhazya ile Gürcüstan arasında resmi derecede hiç bir görüşme yoktur. Gürcüstan tarafının önersiyle uygulanan ambargoyu kaldırmadan Abhazya tarafı Gürcüstan ile herhangi bir görüşmeye katılmayı haksız buluyor ve reddediyor. Güç ile, zor ile, haksızlık ile güzel ilişkiler kurulamıyor.

 

Fakat Abhazya halkının zor bir savaşta kazandığı bağımsızlığı, özgürlüğü savunmak için adilce anlaşmazlığı çözme yolunda çalışmalar devam etmektedir.

 

Rusya Federasyonu Konseyi, Abhazya’daki ablukanın kaldırılması için  Rusya Cumhur­baş­kanı Yeltsin’e yazı gönderdi. Aynı görüşü savunan Kuzey Kafkasya Cumhuriyetleri Başkanları da yazıyı Yeltsin’e gönderdiler. Abhazya Cumhuriyeti  Başkanı Vladislav Ardzınba, Rusya ve Çeçenistan arasında yapılan anlaşmaya benzer bir anlaşmayı Gürcüstan ile imzalamaya hazır olduğunu beyan etti.

 

Son günlerde Abhazya Cumhuriyeti’ni, ABD ve Türkiye’nin Gürcüstan büyükelçileri, ABD’den bir heyet, Rusya milletvekilleri ve çeşitli siyasetçiler ve diplomatlar ziyaret ettiler. Abhazya Cumhuriyeti yöneticileri ve halkı ile yapılan görüşmelerde, görülüyordu ki bunların Abhazya’daki gerçek durumu bilme­dikleri ortaya çıktı. Abhazya Cumhuriyeti’nde totaliter rejim, etnik temizlik, Cumhurbaşkanının taraftarları ve muhalefet arasında savaş gibi bir durumun olmadığını gördükten sonra, abluka içindeki halkın morallerini bozmadan yaşamlarını devam ettirmeye çalıştıklarını gördüler. Bu görüşmelerin sonu­cunda da gerçek durumu anlayarak geri dönüyorlar.

 

Abhazya’nın acil barışa ihtiyacı var ve Gürcüstan ile iyi komşuluk ilişkileri kurmayı a­maç­lıyor ve çaba harcıyor. Fakat bugün ne ba­rış ne de iyi komşuluk adına olumlu hiçbir gelişme yok. Gürcüstan’ın uzlaşmaz tavrı, bu görüşmeleri çıkmaza sokmakta. Bu olumsuz ta­vırlar gelişmeleri baltalamakta ve çözümlenemez hale getirmekten başka işe yaramamaktadır.

 

Barış ve uzlaşma, eşitlik ve iyi komşuluk ancak her iki tarafın iradesiyle olabilir.

 

Bağımsız bir devlet olmanın avantajıyla Gürcüstan tarafı, ulus­lararası kuruluşlarda ve özellikle AGİT'’te, AGİT Parla­mentosu’nda, Avrupa Konse­yi'nde ve Birleşmiş Milletler'de tek taraflı rapor ve beyanlarıyla dünya kamu­oyu ve basın organlarını kendi tezi doğrultusunda şartlandırmaktadır. Bu­na karşın Abhazya haklı tezini ve tarihi ve yasal gerçekleri yeterince duyuramamaktadır.

 

23-25 Temmuz 1997 tarihleri arasında Bir­leş­miş Milletler gözetiminde Cenevre'de yapılan ikili görüşmelerde ilerleme kaydedilememiştir. bu görüşmelerden sonra Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı'nın aracılığıyla, Abhazya Cumhurbaşkanı Ardzınba ile Gürcüstan Cumhurbaşkanı Şevardnadze Tiflis'te bir araya geldi. Siyasal çözüm konusu bir tarafa bıra­kılarak, ekonomik ve insani konular gündeme alındı. Görüşmeler sonucunda "Saldırmazlık Anlaşması" imzalandı. Cumhurbaşkanı Ardzınba, Gürcüstan televizyonunun da naklen yayınladığı etkili ve uzun bir konuşma yaptı.

 

Cumhurbaşkanları arasında varılan mutabakat nedeniyle, Gürcüstan bakanlarından bir heyet Abhazya'nın başkenti Sohum'a gelerek dört ayrı konuda (demiryollarının ona­rımı, elektrik santralının devreye sokulması, telefon kesintilerinin durdurulması ve ulaşım konularında) anlaşma imzaladılar. Fakat bu anlaşmaların uygulandığına dair henüz bir işaret yoktur.

 
BU SAYININ DİĞER MAKALELERİ

 

..
...