Bilindiği
üzere SSCB’nin dağılma sürecini takip eden
dönemde egemenliğini ilan ederek birlikten ayrılan
cumhuriyetlerin başında Gürcüstan gelmektedir. Gürcüstan
Cumhuriyeti, egemenliğini ilan ile birlikte 1921
Anayasası’na dönüldüğünü ve bu anayasanın dışında
pozitif olarak mevcut olan hiçbir hukuki düzenlemenin
kalmadığını deklare etmiştir. Aynı zamanda Birleşmiş
Milletler’e müracaat ederek üniter devlet statüsü ile
sınır bütünlüğünü teminat altına almaya gayret etmiştir.
Ne var ki, Gürcüstan Devleti bu işlemleri yaparken
Abhazya Otonom Cumhuriyetini ve bu cumhuriyetin
gelecekteki statüsünü tamamen yok saymış ve Abhazya’yı
Gürcüstan’ın içerisinde var sayarak herhangi bir statü
kazandırmayı reddetmiştir. Abhazya Cumhuriyeti ise bu
belirsizliğin giderilmesini, Gürcüstan ile olan siyasi
ve hukuki statüsünün belirlenmesini ısrarla
Gürcüstan’dan talep etmiştir. Bu gelişmelere
Gürcüstan’ın cevabı Abhazya’ya savaş açmak ve Abhazya’yı
askeri olarak işgal etmek olmuştur. Bir şey çok iyi
bilinmelidir ki, Abhazya bu savaşta kendi hayatını,
kendi özgürlüğünü, kendi toprağını savunmuştur; bunun
ötesinde bir şey yapmamıştır. Savaş biteli dört seneyi
aşkın bir süre geçmiştir. Geçen zaman içerisinde Rusya
Federasyonu’nun da aracılığıyla milletlerarası
gözlemcilerin iştiraki ile barış görüşmeleri başlatılmış
ve devam etmektedir.
Bu süre
zarfında, Abhazya Cumhuriyeti tarafından sorunların
çözülmesi için önerilen hiçbir proje Gürcüstan
tarafından kabul edilmedi. Gürcüstan’ın talebi,
Abhazya’nın geniş yetkilere sahip olarak fakat
Gürcüstan’ın yönetimi altında bir otonom cumhuriyet
olmasıdır. Aynı fikri Gürcüstan Cumhurbaşkanı Eduard
Şevardnadze, Gürcüstan Parlamentosunda tekrar vurguladı.
Abhazya’ya önerilen otonom cumhuriyetlik artık tarihe
karışmış ve unutulmuştur. Üstelik Abhazya için bu statü,
artık asla tekrarlanması mümkün olmayan ve acısı
unutulmayan bir statüdür.
Abhazya
Devleti’nin 1200 yıllık tarihi vardır. Bağımsız bir
devlet olarak SSCB’nin içindeyken, 1931 tarihinde, Gürcü
asıllı Stalin’in zoruyla ve halkın isteği dışında
Gürcüstan sınırlarına dahil edilmiştir. Bu da gösteriyor
ki; Abhazya’nın Gürcüstan ile eşit haklara sahip bir
konfederasyon isteği hiç de haksız bir talep değildir.
Ayrıca Rusya Federasyonu içinde yer alan eski otonom
cumhuriyetler (Başkırdistan, Tataristan, Çeçenistan,
Khabardey Balkar, Adığey vs) de bu sistemi terk ederek
birlik cumhuriyeti olmuşlardır. Gürcüstan ise hala
Abhazya’da yaşayan diğer halklara eşit haklar vermemek
için artık tarihe karışan otonomi sistemini diriltmeye
çalışmaktadır.
Son olaylar da
gösteriyor ki; Abhazya ile Gürcüstan arasındaki
anlaşmazlığın sona ermesi için çalışan Rusya Federasyonu
bu görevi hakkıyla yerine getiremedi ve tarafsızlık
ilkesini çiğnedi. İki taraf arsında aracı pozisyonunda
olmasına karşın, uygun bulduğu zamanlarda Gürcüstan’a
hem askeri hem de ekonomik ve politik destek veriyor.
İşte bütün bunların sonunda Abhazya Parlamentosu,
Rusya’nın arabuluculuk görevini üstlenmesini reddetti,
ta ki Rusya Gürcüstan’a askeri, ekonomik ve politik
yardımdan vazgeçene kadar.
Çeçenistan’da
savaş başlaması sebebiyle Bağımsız Devletler Topluluğu,
Abhazya’ya karşı haksız bir abluka kararı aldı.
Çeçenistan’da savaş bitti. Abhazya halkı ve
Abhazya’nın sorunları ile ilgilenen herkes, savaş
bahane edilerek konulan bu haksız ablukanın
kaldırılmasını ve Psov-Soçi sınırındaki durumun, hiç
değilse yumuşatılmasını bekliyorlardı; fakat bu umut ve
beklentiler boşa çıktı. Bağımsız Devletler
Topluluğu’nun, 28 Mart 1997 tarihli toplantısında
Abhazya’ya uygulanan ablukanın devam ettirilmesi
kararlaştırıldı. Ayrıca da güvenlik sahasının, İngur
nehrinden Galizga nehrine kadar genişletilmesine, BM
Barış Gücü askerlerinin de Galizga’da görev yapmalarına
karar verildi. Böylece Abhazya’nın şu andaki sınırından
ülkenin neredeyse üçte birini kapsayacak şekilde
güvenlik bölgesi genişletilerek ve planlı bir şekilde bu
bölge Gürcüstan’a bırakılarak, Abhazya’nın bölgedeki
varlığının sona erdirilmesi amaçlanıyor. Gürcü tarafı
bütün bu ters, kabul edilemez ve şeytanca planlarla,
Abhazya’yı tekrar Gürcüstan’ın bir parçası haline getirmek
istiyor.
Bugün
Abhazya’da yaşayan halklar, kendilerine ulaşacak insani
yardım ve destekleri alamadan ve dış dünyayla bağlantıları
tamamen koparılmış bir şekilde yaşamlarını sürdürmeye
çalışıyorlar. Savaş yüzünden mağdur duruma düşen kadınlar,
çocuklar, savaş malulleri ve yaşlı insanlar en basit
ihtiyaçlarını karşılamaktan bile mahrum ve yalnız
bırakıldılar. Türkiye’den gelen insani yardım ve ticaret
gemilerinin gelişini engellemek için sürekli sudan
bahaneler bularak yıldırma politikası uyguluyorlar. Bir
geminin limanda işini bitirerek giriş ve çıkışını tamamlama
süresi genelde 48 saat iken, Rusya’nın Gürcüstan yanlısı
politikaları nedeniyle, giriş ve çıkışları zorlaştırması
yüzünden Abhazya limanlarına giren Türk gemileri
işlemlerini ancak 10-15 günde tamamlayabiliyorlar. Bu da
Türkiye-Abhazya ticari ilişkilerini olumsuz yönde
etkiliyor. Gürcüstan Cumhuriyeti üniter bir devlet olarak
Türkiye Cumhuriyeti ile imzalamış olduğu ikili anlaşmaları
da istismar etmek suretiyle Abhazya vatandaşlarının
Türkiye’ye özgürce gelip gitme imkanlarını yok etti. Gürcüstan bu özgürlüğü, Abhazya vatandaşlarının
seyahat özgürlüğünü engellemeye çalışırken gerekçe
olarak; Abhaz halkının halen kullandığı eski SSCB
pasaportlarının geçersiz sayılması gerektiğini öne sürdü.
Bilinmelidir ki; bu pasaportları eski SSCB vatandaşlarının
tümü halen kullanmaktadır ve geçerlilikleri hala
sürmektedir. Tüm bunlardan sonra da elbette Abhazya’dan
gelen bütün gemilerin ne durumda olurlarsa olsunlar Türk
limanlarına girişleri yasaklanmıştır. Bütün bu
haksızlıkların sonucunda, bugün Türkiye ve Kafkasya’daki Abhazlar birbirleriyle görüşemiyorlar. Aileler ikiye
bölündü, ekonomik bağlantılar kesildi. Abhazya devlet
üniversitesinde öğrenimlerini sürdüren T.C. vatandaşı hiçbir
öğrenci geri gelemiyor, ya da buradan oraya tekrar
gidemiyor. Abhazya’nın dünya ile olan tüm kültürel ve
ekonomik bağları da elbette ki tamamen kesilmiş durumda.
Son
zamanlarda hayata geçirilen tüm uygulamalar uluslararası
hiçbir norma uymamaktadır. 14 Nisan 1997 tarihinde, akşam
saatlerinde Rusya’nın Rostov şehrindeki santral aracılığıyla
yapılan tüm telefon bağlantıları da kesilerek Abhazya’nın
dünya ile ilişkisi tam anlamıyla felce uğratıldı. Abhazya’da
bugün telefonlar çalışmıyor. Dünya ile bağlantıları tamamen
kesilmiş durumda. Bugün Abhazya’da yaşanacak herhangi bir
faciayı dışarıya duyurmanın hiçbir yolu kalmamıştır. Tüm bu
insanlık dışı uygulamaların sonucunda Abhazya, protesto
amacıyla ilk kez olarak, Gürcüstan’a ulaşan bir elektrik
santralının enerjisini tamamen kesmiştir.
Gürcüstan tarafından Abhazya’ya sürekli, özellikle de Gal
bölgesinde terörist eylemlerde bulunuyor ve bölgedeki halk
ve enerji santralleri sürekli bir saldırıya maruz kalıyor.
İnsanlar kaçırılıyor, köprü ve yollar mayınlanıyor,
yerleşim birimlerini yakıp yıkıyorlar. Gal bölgesine
yerleşmek amacıyla geri dönen mültecileri öldürüyorlar. Tüm
bu eylemlerin neticesinde Gal’de pek çok sivil ve asker
hayatını kaybetti. Bunlar arasında Barış Gücünün ve
Birleşmiş Milletler’in de askerleri yer alıyor.
Gürcü
tarafının bu olaylar karşısındaki tutumu ise oldukça
şaşırtıcı. Gürcü teröristlerin Abhazya’da işledikleri
suçlar hakkında Abhazya Cumhurbaşkanı Vladislav Ardzınba,
Eduard Şevardnadze’ye bir yazı göndererek, tüm olayların
Gürcü makamlarının bilgi ve denetimi dahilinde yapıldığını
bildiklerini ve tüm bu sorunların artık politik görüşmelerle
alınacak yeni ve ortak tedbirlerle çözümlenmesi gerektiğini
bildirdi.
Gürcüstan Cumhurbaşkanı Eduard Şevardnadze ise Abhazya’daki
bu terörist faaliyetleri engellemek yerine Birleşmiş Milletler’e bir yazı göndererek Abhazya’yı Gürcülere karşı
bir etnik temizlik yapmakla, köprü ve yollara mayın döşemek,
sivil halkı öldürmek ve göçmenlerin Abhazya’ya dönmesini
engellemekle, yani kendilerinin yaptığı tüm
olumsuzluklarla suçluyor.
Bugün
Abhazya ve Türkiye arasında resmi bir münasebet maalesef
yoktur; fakat iki memleketin halkları arasında ilişkiler ve
bağlantılar her zaman var olmuş ve de devam etmektedir.
Türkiye’de 700 bine yakın Abaza kökenli insan yaşamaktadır.
Bunların anavatanları Abhazya’dır. Bütün bunların
akrabaları, yakın dostları, soydaşları Abhazya’da
yaşıyorlar. Abhazya’daki ablukadan önce bütün bunlar
birbirlerini rahat ziyaret ediyorlardı. Onlarca iş adamı da
Abhazya’da yatırım yapmışlardı. Fabrikalar ve şirketler
kurdular. Abhazya’da Türk Koleji açıldı ve çalışmaktadır.
Abhaz kökenli Türk vatandaşlar Abhazya’da okuyorlar ve
çalışıyorlar. Onlarca Türkiye ve Abhazya vatandaşı
evlenerek aile kurdular. Türk ve Abhaz tüccarlar
karşılıklı alış veriş yapıyorlar. Sohum limanında her
zaman bir kaç tane Türk ticari gemisi durmaktadır. Bütün
bunlar Abhazya Cumhuriyetinin var olduğunu, Türkiye ve
Abhazya halklarının arasında sağlamlaşan bir ilişki
olduğunu ifade ediyor.
Şu
anda Abhazya ile Gürcüstan arasında resmi derecede hiç bir
görüşme yoktur. Gürcüstan tarafının önersiyle uygulanan
ambargoyu kaldırmadan Abhazya tarafı Gürcüstan ile
herhangi bir görüşmeye katılmayı haksız buluyor ve
reddediyor. Güç ile, zor ile, haksızlık ile güzel ilişkiler
kurulamıyor.
Fakat
Abhazya halkının zor bir savaşta kazandığı bağımsızlığı,
özgürlüğü savunmak için adilce anlaşmazlığı çözme yolunda
çalışmalar devam etmektedir.
Rusya
Federasyonu Konseyi, Abhazya’daki ablukanın kaldırılması
için Rusya Cumhurbaşkanı Yeltsin’e yazı gönderdi. Aynı
görüşü savunan Kuzey Kafkasya Cumhuriyetleri Başkanları da
yazıyı Yeltsin’e gönderdiler. Abhazya Cumhuriyeti Başkanı Vladislav Ardzınba, Rusya ve Çeçenistan arasında yapılan
anlaşmaya benzer bir anlaşmayı Gürcüstan ile imzalamaya
hazır olduğunu beyan etti.
Son
günlerde Abhazya Cumhuriyeti’ni, ABD ve Türkiye’nin Gürcüstan büyükelçileri, ABD’den bir heyet, Rusya
milletvekilleri ve çeşitli siyasetçiler ve diplomatlar
ziyaret ettiler. Abhazya Cumhuriyeti yöneticileri ve halkı
ile yapılan görüşmelerde, görülüyordu ki bunların
Abhazya’daki gerçek durumu bilmedikleri ortaya çıktı.
Abhazya Cumhuriyeti’nde totaliter rejim, etnik temizlik,
Cumhurbaşkanının taraftarları ve muhalefet arasında savaş
gibi bir durumun olmadığını gördükten sonra, abluka içindeki
halkın morallerini bozmadan yaşamlarını devam ettirmeye
çalıştıklarını gördüler. Bu görüşmelerin sonucunda da
gerçek durumu anlayarak geri dönüyorlar.
Abhazya’nın acil barışa ihtiyacı var ve Gürcüstan ile iyi
komşuluk ilişkileri kurmayı amaçlıyor ve çaba harcıyor.
Fakat bugün ne barış ne de iyi komşuluk adına olumlu hiçbir
gelişme yok. Gürcüstan’ın uzlaşmaz tavrı, bu görüşmeleri
çıkmaza sokmakta. Bu olumsuz tavırlar gelişmeleri
baltalamakta ve çözümlenemez hale getirmekten başka işe
yaramamaktadır.
Barış
ve uzlaşma, eşitlik ve iyi komşuluk ancak her iki tarafın
iradesiyle olabilir.
Bağımsız bir
devlet olmanın avantajıyla Gürcüstan tarafı, uluslararası
kuruluşlarda ve özellikle AGİT'’te, AGİT Parlamentosu’nda,
Avrupa Konseyi'nde ve Birleşmiş Milletler'de tek taraflı
rapor ve beyanlarıyla dünya kamuoyu ve basın organlarını
kendi tezi doğrultusunda şartlandırmaktadır. Buna karşın
Abhazya haklı tezini ve tarihi ve yasal gerçekleri
yeterince duyuramamaktadır.
23-25 Temmuz
1997 tarihleri arasında Birleşmiş Milletler gözetiminde
Cenevre'de yapılan ikili görüşmelerde ilerleme
kaydedilememiştir. bu görüşmelerden sonra Rusya Federasyonu
Dışişleri Bakanı'nın aracılığıyla, Abhazya Cumhurbaşkanı Ardzınba ile Gürcüstan Cumhurbaşkanı Şevardnadze Tiflis'te
bir araya geldi. Siyasal çözüm konusu bir tarafa
bırakılarak, ekonomik ve insani konular gündeme alındı.
Görüşmeler sonucunda "Saldırmazlık Anlaşması" imzalandı.
Cumhurbaşkanı Ardzınba, Gürcüstan televizyonunun da naklen
yayınladığı etkili ve uzun bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanları arasında varılan mutabakat nedeniyle, Gürcüstan bakanlarından bir heyet Abhazya'nın başkenti
Sohum'a gelerek dört ayrı konuda (demiryollarının onarımı,
elektrik santralının devreye sokulması, telefon
kesintilerinin durdurulması ve ulaşım konularında) anlaşma
imzaladılar. Fakat bu anlaşmaların uygulandığına dair henüz
bir işaret yoktur.