NART DERGİSİ
BASIM TARİHİ : AĞUSTOS - EYLÜL 1997

03

YIL / SAYI : 1 / 3
SAYFA SAYISI : 48
KAPAK KONUSU : ABHAZYA ÖZEL SAYISI
 

 
 
 
 
 
 
 
 
Abhazya-Gürcistan İlişkileri Konusunda Uluslararası Kuruluşlar için Bilgilendirme Notu
 

 

Abhazya ile Gürcüstan arasında patlak veren savaşın getirdiği tahribatlar, savaştan sonra tarafların çeşitli tarihlerde ve yerlerde devam ettirdikleri, barış görüşmelerinden bir sonuç alınamaması karşısında, Türkiye'de yaşamakta olan Kafkas kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yedi milyon insan adına, sizleri bu savaş ve barış konusunda çok özet halinde aydınlatarak, Abhazya'nın halen içinde bulunduğu sıkıntıları yansıtmak istiyoruz.


Öncelikle Biz, savaşın başlamasını müteakip, Türkiye'de yasal olarak kurulmuş 60 derneğin (Kafkas Kültür Dernekleri) temsilcileri tarafından görevlendirilmiş, bir insani yardım Komitesiyiz. Kafkas Abhazya Dayanışma Komitesi adıyla, insani yardım çalışmalarını yapmaktayız.


Özellikle Abhazya'ya konulmuş olan ambargolar sonucunda Abhazya Cumhuriyeti'nin kendi sesini ve davasını dünyadaki kişi ve kuruluşlara iletme şansı olmadığından size Gürcistan ile Abhazya arasındaki sorunu çok kısa biz özetini yapmak suretiyle duyurmayı insani bir görev sayıyoruz.


Konu hakkında düşünce sahibi olmanıza yardımcı olur umuduyla, sorunun kısa bir geçmişini hatırlatmayı faydalı bulduk.


Bildiğiniz gibi, Abhaz halkı bugün yaşamakta olduğu bölgede, tarihsel olarak tespit edilmiş otokton bir halktır. Tabii güney-doğudaki Gürcüler için de kendi bölgelerine şamil olmak üzere bu tesbiti yapmak mümkündür.


En eski tarihi kaynaklardan itibaren, yazılı belgeler Abhaz halkının bu coğrafi bölgede yönetim kurduğunu, dönemin hukuki özelliklerini taşıyan devlet biçimlerini oluşturduğunu, açık bir şekilde kaydetmektedir.


Coğrafi bölge olarak komşu olan Abhazya ve Gürcüstan'in tarihsel ve kültürel beraberliği asırlar boyu sürmüştür. Başlangıçta her iki halk da Hıristiyanlığı benimsemişlerdir. Gürcu halkı ve yönetimi uzun süren bu Abhazlar ile ortak yönetimlerinden sonra 1801'den itibaren fiilen Çarlık Rusya'sının egemenliğine ve koruyuculuğuna girmiştir. Bu itibarla, Gürcüstan'ın tarihte yüzü ve istikameti sürekli olarak Rusya'ya dönük olmuştur. Abhazlar'da ise durum farklı bir gelişim göstermektedir. Şoyle ki; Abhazya 1801 yılındaki Çarlık ordularının işgaline karşı etnografik ve kültürel yönden aynı kökten geldiği sabit olan Kuzey Kafkasya'daki halklarla birlikte Çarlık İdaresi'ne karşı bağımsızlık mücadelesi vermiştir. Kuzey Kafkasyalılar ile birlikte Çarlık İdaresi'ne karşı yürütülen bu mücadele 1864 ve 1874 sürgünlerine kadar devam etmiş ve Abhazya halkı önemli derecede insan kaybına uğramıştır.


Daha sonraki dönemlerde, özellikle Çarlık İdaresi'nin yıkılma ve Sovyet Devrimi'nin oluşumu sürecinde, Abhazya halkı bağımsızlık mücadelesine devam etmiş, Kuzey Kafkaslılar ile birlikte hareket etmesinin sonucu 1918'de kurulan Dağlı Halklar Cumhuriyeti'ne fiilen katılmıştır. Daha sonra SSCB'nin oluşmasını müteakip, Abhaz halkı 26 Mart 1921 tarihinde Gürcistan ile eşit haklara sahip bir cumhuriyet olarak birliğe katılmak istediğini bir deklerasyon ile ilan etti. 28 Mart 1921 tarihinde bu deklerasyon Kafkas Bürosu tarafından alınan bir karar ile onaylandı. Aynı karar, 31 Mart 1921 tarihinde Lenin'e telgraf ile bildirildi. Ancak Abhazya halkı tarafından çekilmiş olan bu telgraf Lenin tarafından olumlu veya olumsuz bir şekilde cevaplandırılmadığı gibi devrimin ikinci adamı olan Stalin'in baskısı sonucu KPMK Kafkasya Bürosu tarafından alınan bir kararla Abhazya halkının eşit cumhuriyet olma önerisi red edilerek Gürcistan ile özel bir federasyon sözleşmesi yapılması ve Abhazya ile Gürcüstan'ın ortak bir yönetim kurması karar altına alındı. Burada bir-iki konuyu vurgulamak zorundayız. Gürcistan Devrim Konseyi 21 Mayıs tarihinde Abhazya Cumhuriyeti tarafından ilan edilen deklerasyonu kabul ettiğini bir beyanname ile açıkladı. (Ab.A.S.S.R. Hükümet Arşivi, Font 38, iş 74, s.176). Ayrıca Abhaz liderliği bu siyasal gelişmeyi kabul etmedi ve 1925'de kendi anayasasını hazırlayarak özel parlamentosunu kurdu ve bayrak sahibi oldu. Ancak 1926-27 yıllarında yapılan ve iki tarafın heyetlerinin katılımıyla yeni bir anayasa hazırlandı. Bu anayasa 1927 yılında Gürcistan parlamentosunda onaylanarak kabul edildi. Kabul edilen bu anayasanın 2. ve 3. maddelerine göre Gürcü-Abhaz federasyonu anayasal olarak kabul edilmekte idi. Fakat 1931 tarihinde bu anayasa da Stalin'in girişimleriyle uygulamadan kaldırılarak Abhazya'nın statusü düşürüldü ve özerk bir cumhuriyet haline getirildi.


Ayrıca Gürcistan Cumhuriyeti SSCB'ne katılırken gerek coğrafi olarak ve gerekse etnik yapı olarak Abhazya'yı ve Abhaz halkını Gürcistan Cumhuriyeti'nden ayrı tuttu. Daha doğrusu ayrı olduğunu kabul ederek hareket etti.


SSCB'nin kuruluşundan beri, Abhazya ile Gürcistan arasında mevcut olan siyasal statü mücadelesi çeşitli şekiller almak suretiyle ve değişik statülerle, Sovyetler Birliği'nin dağılmasına kadar devam etti. Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla, Gürcistan Cumhuriyeti 1922 Anayası'na döndüğünü ve üniter bir devlet olduğunu dünya kamuoyuna deklere etti ve BM'e katıldı. Yukarıda ifade ettiğimiz gibi, Gürcistan'ın Cumhuriyet olduğu dönemde ve Gürcistan Anayasası'nda Abhazya bir suje olarak, bir yönetim olarak veya bir siyasal statü olarak yer almadığı için, Gürcistan'ın 1922 Anayasası'na dönmesiyle, Abhazya'nın durumu da gerek hukuki ve gerekse siyasi bakımdan boşlukta kaldı. Abhazya yönetimi kendi statüsünün ne olacağı hususunun görüşülmesi için Gürcistan yöneticilerine birkaç kez müracatte bulundu. Ancak, Abhazya yönetiminin görüşme isteklerine, Gürcistan yönetimi hiçbir şekilde yanıt vermedi. Bunun üzerine Abhazya yönetimi 23 Temmuz 1992'de bağımsızlığını ilan ederek, karşılıklı hukuksal durumlarını 12 Ağustos'ta görüşmek için Gürcistan'dan talepte bulundu. Gürcistan'ın ise Abhazya'nın bu talebine 14 Ağustos 1902 tarihinde, Abhazya'yı askeri bir harekatla işgal ederk yanıt verdi.


Abhazya halkı ve yönetimi, gerek hukuk açısından, gerekse siyasal nedenler bakımında savaşın başlamasına neden olmadı. Abhazya yönetimiyle ve halkıyla kendi topraklarına yapılan bir saldırıyı ve askeri işgali geri çevirmek amacıyla direnme savaşı verdi. Bunun sonucudur ki, püskürtülen Gürcü askeri güçlerine karşı hiçbir takip yapılmadığı gibi, göç etmeden ve savaşa katılmadam kalan Gürcüler'e karşı da, hiçbir eylem ve işlem yapılmadı. Esasen Abhaz yönetimi ve halkının, Gürcü halkıyla sorunu olmasından ziyade, Gürcü yönetiminin Abhazya'ya karşı tarihi emelleri bu savaşa neden olmuştur.


Sıcak savaşın kısa sürede bitmesini müteakiben, taraflar çeşitli dönemlerde Uluslararası Kuruluşların temsilcilerinin gözetiminde barışı kurmak için görüşmelere başladılar. Bu görüşmelerin en önemlisi kanımızca 3-4 Eylül 1992 tarihinde yapılmış olan Moskova Görüşmeleri'dir. Çünkü, Moskova Görüşmeleri'nde, Abhazya yönetimi taraf olarak ve bir devletler hukuku sujesi olarak kabul edilerek görüşmeler sürdürülmüştür. Ne var ki, bugüne kadar bu barış görüşmelerinden olumlu ve somut bir netice almak mümkün olmamıştır. Gürcistan Devleti'nin, Rusya Federasyonu ile ve BDT ülkeleri ile kurduğu dialoglar ve ikili ilişkiler sonucunda Abhazya'ya yoğun bir şekilde ambargo uygulanmasına başlanmıştır. Başlangıçta Çeçen savaşı nedeniyle konulduğu iddia edilen bu ambargolar, yoğunlaşarak devam etmiş, Abhazya'nın ülke içi ve ülke dışı telefon görüşmelerinin bile kesilmesine kadar vardırılmıştır. Bu ambarglari tek tek kısaca tanıtmak istiyoruz.


1. Abhazya'ya konulmuş olan ekonomik ambargo:
Gürcistan Devleti'nin gerek dünya kamuoyu ve gerekse Rusya ve BDT nezdinde yapmış olduğu girişimler sonucunda Abhazya Cumhuriyeti ekonomik olarak dünyada ve komşularından tamamen tecrid edilmiş durumdadır. Bunun sonucu olarak Abhazya kendi ürettiği veya üretebileceği yeraltı ve yerüstü hiçbir ekonomik kaynağını dışarıya gönderme imkanına sahip olamamaktadır. Örneğin; bugün Abhazya için en verimli geçim kaynağı olan narenciye ürünlerini hemen bitişiğindeki Soçi pazarına götürüp satma imkanını dahi elde edememektedir. Ayrıca bu ekonomik ambargonun sonucu olarak, Abhazya halkı ve Cumhuriyeti için hayati ehemmiyeti haiz olan hiçbir gıdayı, ilacı, giyim eşyasını dışarıdan getirememektedir. Bunun sonucu olarak yerinde bir tabirle Abhazya açlığa mahkum edilmiş bir durumdadır.

2. Ulaşım ambargosu:
Birinci paragrafta ifade ettiğimiz gibi, Abhazya halkı şu anda ölümcül bir hastalığa yakalanmış olsa bile karayolu, havayolu ve denizyolu ile ülke dışına giderek tedavi olma imkanına sahip değildir. Karayolu sınırları tamamen askeri kontrol altına alındığı gibi Abhazya Cumhuriyeti'ne ait olan limanlar da ambargo altındadır. Bu durum ise Abhazya için ulaşım yolları açısından tamamıyla dış dünya ile kopuk bir durum yaratmıştır.

3. İletişim ambargosu:
Abhazya Cumhuriyeti'nin bugün dış dünya ile hiçbir şekilde telefon, mektup, telgraf gibi iletişim araçlarından doğrudan yararlanma imkanı söz konusu değildir. İnsanların gerek Abhazya'nın dışında ve gerekse dışarıdaki insanların Abhazya toprakları içerisinde kalan yakınlarına ulaşması doğrudan ve yasal yollarla mümkün olamamaktadır. Ancak Moskova aracılığı ile veya dolaçlı yollarla haberleşme sağlanması imkan dahilinde olabilmektedir.

4. Seyahat özgürlüğüne ambargo:
Bilindiği üzere Abhazya Cumhuriyeti ve bu cumhuriyetin ulusunu teşkil eden Abhazya halkı dört yıllık bir zamandan beri Gürcistan Devleti ile her türlü fiili, hukuki, ekonomik ve sosyal olarak ilişkilerini kesmiş durumdadır. Bu keyfiyeti Gürcistan Devleti de bütün görüşme ve yazışmalarda da kabul etmektedir. Durum bu merkezde olduğu halde Abhazya Cumhuriyeti vatandaşının herhangi bir belge, kimlik ve pasaport ile Abhazya dışına gitme şansı yoktur. O kadar ki, başka cumhuriyetlerin tabiyetinde olup aynı pasaportu taşıyan insanların yasal hakları Abhazyalılar için mümkün olmamaktadır. Kısaca burada haksız ve çifte standarda dayalı bir uygulama söz konusu olmaktadır. Keza başka ülkelerden Abhazya'ya gitmek isteyen insanların bu ülkeye yönelik olarak her türlü seyahat hak ve özgürlükleri kısıtlanmaktadır, hatta imkansız hale getirilmiştir.

5. Uluslararası insani yardım ambargosu:
Gürcü-Abhaz savaşı başladığı günden beri başta Türkiye olmak üzere, devletler ve uluslararası yardım kuruluşları Gürcistan Devleti'ne insani yardım adı altında her türlü gıda, ilaç, giyecek vs ekonomik yardımları yapmaktadır. Ne var ki bu yardımlardan bugüne kadar Abhazya Cumhuriyeti ve halkı hiçbir şekilde yararlandırılmamıştır. Oysa ki en az Gürcüstan'daki insanlar kadar savaşın tüm yıkımını kendi ülkesinde yaşayan Abhazya'daki insanların da bu yardımlara ihtiyacı vardır. Fakat Gürcüstan'ın tek taraflı ve avantajlı durumda olan konumu bu yardımların Abhazya'ya ulaşmasını kesin olarak engellemektedir. O kadar ki, Türkiye'de yaşayan Kafkas kökenli insanlarımızın ve Devletimizin katkısı ile Abhazya'ya gönderilen insani yardımların yarısı dahi Gürcüler tarafından alıkonmuştur.

6. Diplomatik ve hukuki ambargo:
Abhazya Cumhuriyeti'nin kendisini uluslararası devletler, sivil toplum örgütleri, siyasi ve ekonomik kurul ve kuruluşlarda temsil hakkını elde edemediği için, uluslararası platformlarda bütün avantajlar Gürcistan Devleti'nin lehine işlemektedir. Bunun sonucu olarak kaleme alınan bildiriler, yapılan yazışmalar ve ortaya konan hukuki değerlendirmelerde tek taraflılık söz konusu olmakta ve Abhazya'nın yasal ve meşru hakları hiçbir şekilde uluslararası platformlarda gündeme gelememektedir.


Bu durumun çarpıcı bir sonucunu göçmenlerin geri dönüşünde ve göçmen nedeniyle alınan yardımlarda ve bu yardımların paylaşılmasında açıkça görmekteyiz. Şöyle ki; Gürcistan Devleti dramatik bir şekilde mülteciler sorununu, daima gündemde tutarak iki önemli sonucu elde etmektedir. Bunlardan birincisi mülteciler nedeniyle insani yardımı alabilme imkanını elde etmesi, diğeri de sürekli olarak Abhazya ile barışın kurulmasını mülteciler sorunlarına endekslemek suretiyle Abhazya Cumhuriyeti'ni barış istemeyen uzlaşmaz bir tutumda göstermek gibi. Oysa ki, Abhazya Cumhuriyeti mülteci mübadelesi konusunda taraflar arasında ve gözlemcilerin nezaretinde yapılan tüm görüşmelerde, varılan sonuçları miktar olarak anlaşmalarda tesbit edileni çok aşan bir şekilde mülteciler sorununa olumlu ve sıcak bakmakta ve uygulamayı da bu şekilde yapmaktadır. Örneğin; bugüne kadar anlaşmaların üzerinde olmak üzere Abhazya'ya geri dönen mülteci sayısı 100 bine yaklaşmaktadır. Nevar ki, Abhazya Cumhuriyeti yukarıda değindiğimiz nedenle bu durumu dış dünyaya yansıtamadığı gibi, fevkalade bir şekilde ekonomik olarak müzayaka içerisinde olmasına karşın 100 bin kişilik geriye dönen mülteciye karşılık uluslararası devlet ve kuruluşlardan hiçbir şekilde insani yardım alamamaktadır.


Abhazya Cumhuriyeti'ne ve Abhazya halkına uygulanan bütün bu ambargolara objektif bir şekilde yaklaştığımızda bazı gerçekler karşımıza çıkmaktadır.

A) Abhazya halkına uygulanan bu ambargolar, tarafların halihazırdaki konumlarına ve taraf olma kabüllerine uygun değildir.

B) Bu ambargoların uygulanmasında, objektif uluslararası hukuki bölgeler devletler üstü bölgeler ve uygulama anlaşmaları Gürcüstan Devleti'nin tek taraflı müsamaha görmesi nedeniyle tarafgirane bir politik yol izlenmektedir.

C) Abhazya Cumhuriyeti'nden, uluslararası hukuk kurallarına ve devletlerarası anlaşmalara, ayrıca taraflar arasındaki görüşmelere aykıri olarak insan hak ve özgürlüklerinden mahrum bırakılması, yaşama hakkının zorla elinden alınması, açlığa mahkum edilmek suretiyle gayrımeşru bir şekilde barışa zorlanması, Gürcistan ile yapılacak barışı hızlandırmayacak, aksine daha da uzamasına neden olacaktır. Ayrıca bir halkın açlığa mahkum edilerek barışa zorlanmasına, izin ve icazet veren uluslararası bir yasal belge, bir hukuki metin, bir teamül ve anlayış yoktur. Böyle bir uygulama da söz konusu olamaz. Bunun yanında bu ağır koşullar altında tesis edilecek bir barışın kurulsa bile adil ve kalıcı olacağını iddia etmek mümkün değildir.


Abhazya ile Gürcistan arasındaki savaşın ve politik, hukuksal krizlerinin analizini özet bir şekilde sizlere sunmaya çalıştık. Bugün barış görüşmelerinden yukarıda temas ettiğimiz nedenler ile olumlu bir sonuç alınamamaktadır. Ayrıca Abhazya Cumhuriyeti ve halkının gerçek durumu da yukarıda ifade etmeye çalıştığımız gibidir. Biz mevcut problemleri ve sebeplerini mümkün olduğu ölçüde objektif olarak sizlere ulaştırabildiğimize inanıyoruz.


Bizler inanıyoruz ki, Gürcistan Devleti'nin iyi niyet göstermesi halinde, Abhazya ile Gürcistan arasında da, Çeçenistan ile Rusya Federasyonu arasında olduğu gibi, bir saldırmazlık anlaşması, öncelikle imzalanabilir. Bu anlaşma ile taraflar askeri güce başvurmadan aralarındaki sorunları barışçı yollar ile çözmeyi garanti edebilirler. Garantörlüğün teminat altına alınabilmesi, bölge devletlerinin, AGİT'in ve BM'in himayelerinde oluşturulacak birimler ile sağlanabilir.


Bütün bunların yanında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan yedi milyonu aşkın Kafkaslı adına sizlerden Abhazya'daki mevcut bu acil ve haksız durumun, insan hak ve özgürlüklerine ve yaşam hakkına uygun olarak düzeltilmesi konusunda, ilgili devletler nezdinde teşebbüse acil olarak geçmenizi, adil ve kalıcı bir barışın kurulmasında sahip olduğunuz tarihi, siyasi ve kültürel bilincin ışığı altında etkili insaiyatifinizle yardımcı olmanızı diliyoruz.


Saygılarımızla,
Kafkas-Abhazya Dayanışma Komitesi adına, başkan
Dr. Cemalettin Ümit

 

 

25.9.1997
Birleşik Kafkasya Konseyi Başkanlığı'na,

Konseyinizin Temmuz-Ağustos-Eylül Aylık Haber Bülteni'nde yayınlanmış olan ve Prof. Dr. Anıl Çeçen tarafından hazırlanmış olduğu anlaşılan "Gürcistan ve Abhazya Arasında Barış ve İşbirliği Sağlanması için Protokol Taslağı" isimli yazı hakkındaki düşüncelerimizi sizlere önemle iletiyoruz.


A. Bu yazının içeriğine, Kafkas-Abhazya Dayanışma Komitesi ve bu Komite'ye vücut veren 60'ı aşkın dernek adına kesin olarak katılmadığımızı, katılmamızın da hiçbir şekilde mümkün olmadığını, aşağıdaki sebeplerden dolayı açık ve kesin bir şekilde ifade ediyoruz.


I) Abhazya Cumhuriyeti, Gürcistan ile yapılmakta olan barış görüşmelerinde, baz alınacak şekilde bir statünün hazırlanması için gerek Komite'miz kanalı ile, gerekse doğrudan olarak, şimdiye kadar hiçbir şahıs ve kuruluşa öneride bulunmamıştır.


II) Kafkas-Abhazya Dayanışma Komitesi olarak bugüne kadar izlediğimiz politika, statü belirleme konusunun Abhazya Devleti'nin sorunu olduğu şeklindedir. Biz diaspora adına, Komite olarak onların belirleyeceği politikayı izleyeceğimizi sürekli olarak deklere etmiş bulunmaktayız. Zaman zaman kendi aramızda belirli dostlar ile konuyu sohbet halinde tartışmaktayız. Ancak, hiçbir şekilde bu yazıda öngörüldüğü gibi bir statü çalışmasına Komite olarak angaje olmadık.


İ) Bu nedenle, biz de, Komite olarak herhangi bir kişi veya kuruluşa, böyle bir çalışma yapmasını önermedik.


B. Yapılan çalışmada, niyet ne olursa olsun, önemli değildir. Ancak bu çalışma, Abhazya Cumhuriyeti'nin statüsünü 1931'de verilmiş olan otonomi durumundan çok daha gerilere götürmektedir. Bunu anlamanın ve istemenin imkanı yoktur. Gerekirse konu tek tek tartışılır.


C. Yapılan çalışmada sosyolojik olarak, tarihsel olarak ve özellikle gelinen noktada, Abhazya halkının hiçbir şekilde tanınmadığı veya dikkate alınmadığı ortaya çıkmaktadır.


D. Uğruna binlerce kişınin öldüğü bir özgürlük savaşının sonunda, böyle bir statüyü Abhazya halkına reva görmek, onları yeniden Gürcüstan'a kesin ve mutlak bağımlı kılmayı önermekle eşit olacaktır. Diaspora olarak buna bizim hakkımız yoktur.


E. Kaldı ki, böyle bir önerinin yapılması, barış görüşmelerini olumsuz yönde etkileyecek, Abhazya tarafına zaaf getirecektir. Bu nedenlerle, bu çalışmaya ve çalışmanın içeriğine katılmadığımızı bir daha ifade ediyoruz.


Yayınlanmasına gelince:
Bilebildiğimiz kadarı ile, Abhazya konusunda Türkiye'de yaşamakta olan Kafkas orijinli insanlar fikren bir birlik içerisindedirler. Abhazya ile ilgili çalışmaları sürdürmek üzere, Kafkas-Abhazya Dayanışma Komitesi'ni kurdular. Birleşik Kafkasya Konseyi'nin de bu birlik ve beraberlik içerisinde olduğunu düşünmekteyiz. Bu duruma göre, böyle bir çalışmanın, içeriğinin, getirip götüreceği hesaplanmadan, doğru olup olmadığı tartışılmadan, Komite'ye herhangi bir bilgi verilmeden kamuoyuna yayın yoluyla açıklanmış olmasını kesin olarak tasvip etmiyoruz. Bu tarz bireysel ve keyfi davranışlarının da toplumumuza zarar getireceğine kesinlikle inanıyoruz. Hele, böyle, bir halkın özgürlüğü ve hayatı ile ilgili konularda çok hassas davranılmasının zaruriliğini özellikle ve önemle hatırlatmayı zorunlu buluyoruz.


Bu olumsuzlukları giderecek olan tavır ve tutumların acilen sözlü ve yazılı olarak en kısa zamanda kamuoyumuza duyurulmasını bekliyoruz.


Saygılarımızla,
Kafkas-Abhazya Dayanışma Komitesi
adına, Başkan
Dr. Cemalettin Ümit

 
BU SAYININ DİĞER MAKALELERİ

 

..
...