|
Sakarya
Milletvekili Sayın Ersin Taranoğlu, 27 Mayıs 1997 günü
TBMM’nde gündem dışı konuşmasında Abhazya ve Kafkasya’nın
Türkiye için taşıdığı önemi dile getirdi. Özellikle
Abhazya’nın bu gün için-de bulunduğu ekonomik sorunları
TBMM’nde anlatan Taranoğlu, Abhazya’ya uygulanan ambargonun
halkı olumsuz yönde etkilediğini, ilaç sıkıntısı
çekildiğini, halkın toptan açlığa ve sefalete itildiğini
bildirdi.
Ersin Taranoğlu’nun gündem dışı söz alarak yapmış olduğu bu
konuşma, Abhazya’da yaşanan ger-çekleri yansıtmış olması
açısından sevindiricidir.
Yapmış olduğu konuşması sonrasında, TBMM’nin üyesi olan
Gürcü asıllı milletvekilleri tarafından abluka altına alınan
Taranoğlu’na; konuşmasında bahsettiği konuların geçerlilik
taşımadığını, olayın bu şekilde aksettirilmesinin yanlış
olduğunu, belirtiler.
Sayın Taranoğlu’na yapmış olduğu konuşmasından dolayı
teşekkür eder, Kuzey Kafkasya kökenli milletvekillerimizin
hiç olmazsa bize dost elini uzatan milletvekilleri ile
işbirliği yapmalarını dileriz.
Sayın Taranoğlu’na Kafkas Derneği Genel Merkezi adına
teşekkür ederiz. Türkiye’de yaşayan 7 mil-yon Kafkasyalı,
Abhazya’nın ambargo ve kuşatma altında taviz vermeye
zorlandığı zor günlerinde sağla-nan yardım ve desteği hiç
bir zaman unutmayacaktır.
Sakarya Milletvekili Sayın Ersin Taranoğlu’nun
Abhazya konusunda TBMM’de yaptığı konuşma
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; sözlerime
başlamadan önce hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.
Gerek devletimiz gerek coğrafyamız açısından, üç bölge
vardır ki, buralardaki gelişmeler hem devletimizi hem
coğrafyamızı direkt ilgilendir¬mektedir. Bu üç ağır siklet
merkezi: Balkanlar, Kafkaslar ve Ortadoğu’dur. Son yüzyıllık
tarihimiz içerisindeki gelişmeler ve bugün geldiğimiz nokta
da bu üç bölgeyi Türk Devletinin geleceği açısından yakından
ilgilendirmektedir. Bu bölgelerdeki gerek iç güvenlik gerek
dış güvenlikle ilgili gerekse ekonomik, siyasi, sosyal bütün
gelişmeler direkt ve en direkt olarak devletimizi ve burada
yaşayan vatandaşlarımız olarak bizleri ilgilendirmektedir.
İşte, bu cümleden olmak üzere, Kafkas bölgesinde yaşayan
grupların, halkların problemleri, sorunları, komşularımızın
Türkiye’de yaşayan akrabaları olarak bizleri de
ilgilendirmektedir.
Bugün söz aldığım konu, Kafkasya’nın Ab¬haz¬ya bölgesindeki
Abazalarla ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisine bilgi arz
etmek, Hükümeti bu konuda uyarmaktır.
1992 yılında biten Gürcistan-Abhazya Savaşının üzerinden
yaklaşık dört yılı aşkın bir zaman geçmiştir. Barış
görüşmeleri başlamış ve devam etmektedir. Ne yazık ki,
Abhazya’daki gerçek durum bu yargıyı doğurmamaktadır.
Abhazya ile Gürcistan arasında imzalanan çeşitli
anlaşmalarla Abhazya’nın da bir taraf olarak masaya oturduğu
hepimizce malumdur. Bu anlaşmalarda Abhazya’nın ve
Gürcistan’ın yanı sıra Birleşmiş Milletler’in ve Rusya’nın
da gözlemci olarak imzaları söz konusudur.
Abhazya Cumhuriyeti, bugüne kadar tanınmamasına rağmen, de
facto olarak mevcuttur; ancak, bu durum, Abhazya’nın dış
dünyada kendisini temsil etmesi bakımından da yeterli
değildir.
Bugün, Abhazya’da gündeme getirmek istediğim birtakım
sıkıntılar vardır. Bunları sırasıyla arz etmek gerekirse,
birinci olarak, bir ekonomik ambargo söz konusudur. Abhazya
Cumhuriyeti ekonomik olarak dünyadan ve komşularından
tamamıyla tecrit edilmiş vaziyettedir. Bunun sonucu olarak
Abhazya, kendi ürettiği ve üretebileceği yeraltı ve yerüstü
hiçbir zenginliğini, ekonomik kaynağını dışarıya gönderme
imkanına sahip olamamaktadır. Bugün, Abhazya için en önemli
geçim kaynağı olan narenciye ürü¬nünü, hemen bitişiğindeki
Soçi pazarlarına dahi indirmekten uzak, bu ekonomik
ambargonun sonucunda da Abhazya Halkı hayati ehemmiyeti haiz
olan hiç-bir gıdayı, ilaç ve giyim eşyasını dışarıdan
getirememektedir.
Abhazya Haklı şu anda ölümcül bir hastalığa yakalanmış olsa
bile, kara, hava, denizyoluyla ülke dışarısına çıkması
mümkün gözükmemektedir. Abhazya Cumhuriyetine ait limanlar
ambargo altındadır. Bu durumda, bütün Abhazya, bütün ulaşım
yollarının asgari kontrol altında bulunduğunu dikkate
alırsak, dış dünyadan tecrit edilmiş vaziyettedir.
Abhazya’da bugün dış dünyayla hiçbir iletişim söz konusu
değildir; telefon, telgraf, mektup, gibi iletişim
araçlarından yararlanma imkanı söz konusu değildir. Gerek
seyahat özgürlüğü gerekse uluslararası insani örgütlerin
yardımlarından yararlanamayan Abhazya, bugün, büyük bir
sıkıntı içerisindedir. Başlangıçta bu ambargonun bir Çeçen
Savaşı nedeniyle geçici olarak sınırlardaki sızmaları
önlemek için konulduğu Rusya Federasyonu yöneticilerine
kamuoyuna sunulmuş olmasına rağmen, Çeçen savaşı bitmiş
olmasına karşın, hala ambargonun devam ediyor olması,
Abazaları, dolayısıyla onların buradaki akrabaları,
dostları, yakınları olan bizleri üzmektedir.
Abhazya, anlaşmalara göre taraf olarak kabul edildiği halde,
söz konusu kararlar alınırken hiç-bir zaman Abhazya
Cumhuriyetine danışılmamış ve toplantılara davet
edilmemiştir. Daha sonra bu gelişmeler üzerine, Abhazya’nın
Geçripş bölge-sinde halkın yoğun katılımıyla gerçekleşen
mitingde bu düşünceler dile getirilmiş, Abhazya’ya karşı bir
yeni savaşın önlenmesi ve ambargonun kaldırılması
işlenmiştir.
Bu anlamda kaleme alınan bildiriler Bağımsız Devletler
Topluluğunun Devlet Başkanlarına, Kuzey Kafkasya
Cumhuriyetlerinin Yöneticilerine, Rusya Federasyonunu
Yöneticilerine ve par¬ti liderlerine gönderilmiştir; ancak,
bütün bu samimi ve haklı istekler göz önüne alınmadığı gibi,
14-15 Nisan 1997 tarihinde Rostov santralından yapılan
Abhazya’ya gelen telefon bağlantılarının tamamı kesilmiştir.
Böylece, Abhazya Halkı ve yöneticilerinin dış dünyayla olan
bütün haberleşme hakları dahi ellerinden alınmıştır.
Görülüyor ki, Abhazya Halkı ve yönetimi her yönden acımasız
bir şekilde sıkıştırılarak açlığa ve yalnızlığa mahkum
edilmek istenmektedir; bununla da amaç, açıkça görüleceği
üzere, Abhazya Halkını zor durumda bırakarak, iradesi ve
isteği dışında, yaşamsal haklarını ortadan kaldıran bir
anlaşmaya zorlamak ve icbar etmektir. Bunun insan haklarına,
devlet hukuku ilkelerine, taraflar arasındaki sözleşmelere,
hak ve adalet duygularına ne kadar uygun olacağı hususunu
taktirlerinize bırakıyor, Abhazya Halkının onurlu yaşamını
sürdürmek için olağanüstü bir güç sarf etmekte olduğunu ve
bu çabalarında onlara yardımcı olmak üzere, onlara nefes
aldırabilecek bir dost eline ihtiyaçları olduğunu ifade
ediyor, bu konuda bütün kuruluşları ve devletimizi göreve
davet ediyor, Dışişleri Bakan¬lığı’nın gündeminin hastane,
mutfak ziyaretlerinin önüne Abhazya’yı alması dileklerimle,
hepinize saygılar sunuyorum. |