|
Yasalardan doğan
hakkını kullanarak 23 Temmuz 1992 tarihinde bağımsızlığını
ilan ettiği için 14 Ağustos 1992 tarihinde uğradığı haksız
Gürcistan işgaline kahramanca karşı koyup topraklarını
savunan Abhaz kardeşlerimiz, savaş meydanlarında baş
edilemedikleri için bugün ambargo uygulanarak pes ettirilmek
istenmektedir. 4 Nisan 1994 tarihinde Moskova’da imzalanan,
Moskova’nın AGİT temsilcisinin ve BM temsilcisinin de hazır
bulunduğu antlaşmaya göre, Abhazya ve Gürcistan eşit
koşullarda katılacakları görüşmelerle problemlerini
çözeceklerdir. İyi bir başlangıç olan bu antlaşmaya rağmen
Rusya Federasyonunun Gürcistan politikasında meydana gelen
değişiklik sonucunda bizzat Moskova, Çeçen savaşlarını
bahane ederek geçici olmak kaydıyla Abhazya’ya ambargo ilan
etmiş daha sonra da bunu tüm BDT’na teşmil etmiş-tir. 28
Mart 1997 tarihinden itibaren de Ambargonun şiddetini
artırmıştır.
Bağımsız Devletler Topluluğunun uyguladığı ambargo
yetmiyormuş gibi uluslararası antlaşmalara bağlılık
gerekçesiyle Türkiye de ambargo uygulamasına uymuştur. Öyle
ki, T.C. vatandaşı iken gittiği Abhazya’da evlenen ve çocuğu
olan insanların eş ve çocuklarını T.C. vatandaşlığına
kaydettirmek üzere geldikleri Trabzon limanlarından içeri
giremeyerek 10-12 gün yolcu gemilerinde bekletildikten sonra
Abhazya’ya iade edilmektedirler. Bir devletin kendi
vatandaşına uyguladığı bu tür uygulamanın ne dereceye kadar
insani bir uygulama olduğunu takdirlerinize bırakıyoruz.
Türkiye’de yaşamakta olan 7 milyon civarındaki Kuzey
Kafkasyalı insanlar olarak asla savaş istemiyoruz. Savaşın
verdiği ızdırapları en acı şekliyle yaşayan bir ırkın
çocuklarıyız. 133 yıllık sürgün dönemimizde ülkemizde
yaşayan Gürcü halkı ile ortak şeyler paylaştık. Bugün de
Tür-kiye Gürcüleri halkıyla en küçük bir problemimiz yoktur.
Barışa katkısı olacaksa Gürcü halkının temsilcileriyle de
bir araya da geliriz. Ama, Gürcistan Yönetimi ve onlara
destek verenlerin birlikte uyguladığı ambargoyla her türlü
hürriyetinden mahrum edilen Abhazya’nın açlığa mah-kum
edilerek hizaya getirilmesi ve istemediği antlaşmaları
imzalamaya zorlanmasını gönlümüz asla kabul etmez. Gerekirse
varımızı yoğumuzu paylaşırız ve bu onurlu direnişin
onursuzca kı-rılmasına razı olmayız. Çünkü o topraklarda
bizim de hakkımız vardır. Bugün için doğrudan bağımsız
olmasa bile onlar bizim kardeşlerimiz olup, kan bağımız ve
tarihten gelen akrabalık bağlarımız vardır.
Abaza’sıyla, Çeçen’iyle, Dağıstanlı’sıyla, Adığe’siyle,
Karaçay’ıyla, Abazin’iyle ve Kuzey Kafkasya kökenli diğer
halk gruplarıyla, ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya
bulunan Abhazya’ya yardıma hazır olmalıyız. Temennimiz en
kısa zamanda ambargonun kaldırılması ve kalıcı barışa
görüşmeler yoluyla ulaşılmasıdır.Bu mümkün olmadığı taktirde
Türkiye Çerkesleri olarak birlik ve beraberlik içerisinde
Abhazya’nın yalnız olmadığını bir kez daha kanıtlamak
zorundayız.
KAFKAS BİRLİĞİ DERNEĞİ GENEL MERKEZİ
Ankara, 24 Mayıs 1997 |