Sürgün
yollarında ölen yığınların varoluş umutlarının
yeşereceği günlerin anısına...
Bir
zelzelenin içerisindeydik.
Ne yaşama
umudumuz kalmıştı. Ne de mukavemet gücümüz.
Takvimler 1800’lü
yılları gösteriyordu. Kuzey Kafkasya’da kan durmak
bilmiyordu. Karadeniz’in azgın suları kötü kaderin
habercisi gibi çıldırmışçasına dalgalanıyor, görenlere korku
salıyordu.
Bir kavim
bilinmezliğe doğru yola çıkmıştı. Ne gidecekleri yer
belliydi, ne de konaklayacakları yer. Önderlerinin ardı sıra
karmaşık bir meçhule doğru yol alıyorlardı
Yol aldılar. Ya
yolları bitince durdular ya da kendileri bitince. Gittiler
ve büyük bir eve girdiler. Ev sahibi, çaresizlik içindeki
konuklarını bol odalı köşkünün, gönlünün el verdiği her
hangi birine, her hangi bir şekilde yerleştirdi. Kimsenin
yerleştirildiği odadan şikayet etme lüksü yoktu. Kimse
itiraz etmedi. Bir şekilde hayatta kalmak gerekiyordu.
Göçmenler
Komisyonuna üye katipler dur durak bilmeden yazdılar.
İsimler, kardeşler, kerimeler, cariyeler, oğullar ve
bunlardan ayrı bir sürü karmaşık şey. Ölenler için mezarlar
hazırlandı. Mezar masrafları belirlendi. Tek tek notlar
alındı, eşkaller tespit edildi ve tezkereler Maliye
Nezaretine gönderildi. İskan senaryoları üretildi. Çarlık
Rusya’sının himaye iddiasında bulunamaması amacıyla
muhacirlerinin ellerinden Osmanlı tâbiiyetine giriş
senetleri istendi. Sanki Kafkasyalılar Rus himayesini kabul
etmişlermiş gibi.
Başbakanlık
arşivindeki belge, “Arslan Bey riyasetindeki 101
hanenin Aziziye Sancağına bağlı Karaboğaz Kışlasına
iskanından” dem vuruyordu. Büyük bir kısmı yollarda
ölen muhacirlerden kalanların, derme çatma iskanından...
Bir zelzelenin
içerisindeydik. Ne yaşama umudumuz kalmıştı. Ne de
mukavemet gücümüz. Ya yok oluş başlıyordu ya da var
olmak/var kalmak mücadelesine yeni giriyorduk. İkisi de
zorluydu. İkisi de can sıkıyor ve ikisi de korkutuyordu
yürekleri.
Samsun
kasabasında ve sahilde misafireten iskan olunan Çerkes
muhacirlerinden vefat edenlerin defni için yapılan
masrafların miktarını gösterir vesika”[i].
“Kılıçdede Tekkesinde bulunup vefat eden muhacirlerin kefen
parasını havi defter”[ii]
Okuyorum lakin ne
okuma. Yüreğim ağlıyor. Muhacir ya ölmüş ya da ölmek üzere
can çekişiyor. Biri harcadığı kefen ve sabunun maliye
masarifatındaki uzantısını düşünüyor. Biri ölüyor ve yok
oluyor.
“Kurupelit
mevkiinde toplanan Çerkes muhacirlerinden vefat edenlerin
yaş ve isimleri ile kefen masraflarını gösterir defter.”[iii]
Göz yaşlarım döküldü deftere.
Bir ırkın, bir kültürün, bir dünyanın, bir rüyanın yok oluşu
böyle olmamalıydı. Hissettiğim acı karşısında bütün varlığım
yok oluşa karşı müthiş bir direnç geliştirmişti. Artık
üzülmüyordum. Ümit kaplamıştı yüreğimi. Eğer bir şeylerin
bedelini ödemişlerse ölen insanlar. Beklenen güzel günler
gelecekteydi. Filozof haklıydı,
“Beklenen güzel günler
gelecekse çekilen ıstıraplar kutsaldır.”
Başbakanlık Arşivi
bu ve benzeri belgelerle dolu, himmet bekliyor. Bu belgeler
gün yüzüne çıkmalı. Bir kaç eksik çalışma dışında bu
belgeler hiç değerlendirilmedi. Bu konuya diaspora aydınları
el atmak zorundadır.
Düşünsenize...
Derbent’de
hastalıklar yüzünden vefat edenlerin isimleri ve
künyeleri.... (17440)
Dereköy’de vefat
eden Çerkes muhacirleri... (17439)
Terme kazası ve
Akçay kazasında vefat eden muhacirler ve isimleri.....
(17448)
Batum kazası ve
civarında iskan olunan Çerkeslerden çiçek hastalığı ile
ölenler..... (17459)
Çarşamba kazasında
vefat eden Çerkeslerin isim, künye ve kabile isimleri...
(17470)
Kılıçdere’de vefat
eden Çerkes muhacirlerin isimleri ve vefat yaşları....
(17581)
Bunların dışında
iskanın gelişimi, iç göçler, gelen insanların listeleri,
Çarlık Rusya’sının sürgün baskıları, Osmanlı Devletinden
yardım talepleri gibi bir sürü karanlık noktayı Başbakanlık
arşivindeki belgelerle aydınlatmak mümkündür.
Sonuç olarak
yüzlerce defter araştırmacı tarihçileri bekliyor. Acıya
dayanmasını bilen, sabırlı ve iradeli araştırmacıları.
“Sürgünün Karanlık Tarihi” Başbakanlık arşivinde
aydınlatılmayı bekliyor.
Varolmak için
sürgünün adını koymalıyız. Nereden geldiğimizi bilmek
zorundayız. “Nereden geldiğini bilmeyen nereye
gideceğini de bilemez” Kuzey Kafkasyalılar,
kültürlerini öğrenmek, bunu yaşamak ve geliştirmek, özünden
ayırmadan dünyadaki gelişmelere uyarlamak ve köklerine
bağlı gelişmelere açık bir hassasiyetle yeni
nesillere aktarmak durumundadırlar.
Bütün bunlara
rağmen yorumlar yok oluş üzerineydi. İnsanlar umutlarını
yitirmişlerdi.
Soru acımasızdı:
Gelecekten dava adına ne devraldık ki? Hangi davayı nereye
götüreceğiz.
Aynen sürgünün
başlangıcındaki gibiyiz. Ne gideceğimiz yer belli ne de
hedeflerimiz.
Derme çatma bir
iskan, derme çatma hedefler, derme çatma fikirler.
Fikirlerimiz kök salmadı toprağa. Bir tarafımız hep eksik
kaldı. Hiçbir zaman tam anlamıyla benimsemedik bizim olmayan
şeyleri ve ayakta kaldık ama nasıl ayakta kalma. Yarım
yamalak ve derme çatma.
Hangi malzemeden
hangi kurtuluş çaresini çıkartacak aydınımız. Kafkas
intelijansiyası diyebileceğimiz neyimiz var. Aydınlandık mı
ki aydınlatalım. Aydınlanmadan aydınlatmaya kanat çırpmak
boşa kürek çekmek değil mi? Hangi fikir üzerine inşa
edeceğiz kurtuluş çaresini. Hangi zemin üzerinde yeşerecek
umut?
Fırtınaya
tutulan, yok oluşun eşiğindeki bir halkın son kurtuluş
çaresi nedir? Bu soruyu bu halkın çocukları kendi
kendilerine sormayacaklarsa kim kime soracak?
O halde!
“Ya ölüm
şarkılarımızı yarıda keser, ya da elimizden alınan dünyadan
daha muhteşemini kurarız kendimize.” Yok oluşa meydan
okuyoruz. Direniyoruz. Bugün güzel şeyler olsun için dün acı
çekti halkımız. Ve öldü. Kurupelit’te, Derbent’te,
Samsun’da, Kılıçdere’de, Harput’ta, Terme’de ve Akçay’da .
Ve daha nice yerde.
Kimse unutmasın!
Sürgün nesliyiz
biz. 21 Mayıs’da sürgünün yıl dönümü Buna asla hafızamızdan
çıkartmamalıyız. Sürgün nesli her an direnç içinde
olmalıdır. Sürgün nesli yok oluşa karşı bütün varlığı ile
direnmelidir.
Unutulmasın ki
her şey köklerdedir. Ve umut bir gün geçmişten aldığı güçle
yeniden yeşerecektir.
[i]Başbakanlık
Arşivi, Maliye Nezareti Masarifat Defteri Katoloğu,
Cilt IX, (17110) 5.12.1281 – 8.18.1281
[ii]
Başbakanlık Arşivi, Maliye Nezareti Masarifat
Defteri Katoloğu, Cilt IX, (17330) 12.6.1281 –
12.2.1281
[iii]
Başbakanlık Arşivi, Maliye Nezareti Masarifat
Defteri Katoloğu, Cilt IX, (17336) 12.13.1280 –
12.25.1280
|