NART DERGİSİ
BASIM TARİHİ : MART - NİSAN 2000

17

YIL / SAYI : 4 / 17
SAYFA SAYISI : 64
 

 
 
 
 
 
 
 
 

TÜRKİYE VE DÜNYA KAMUOYUNA!


TÜRKİYE VE DÜNYA SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNE!


TÜRKİYE VE DÜNYA DEVLET VE HÜKÜMET YETKİLİLERİNE!

 

 

Bizler; 19. yüzyılda Rus Çarlığı tarafından, Osmanlı topraklarına sürgün edilmiş Kuzey Kafkasyalıların torunları ve onların oluşturduğu sivil toplum örgütleri olarak sizlere sesleniyoruz:

 

Bugün Çeçenya’da yaşanan insanlık dramından vicdanı rahatsız olmayan kimse var mıdır acaba!? Hiç ihtimal ver­mi­yoruz. Moskova’nın yoğun en­formasyon ablukasına rağ­men medyaya yansıyabilen görüntülerin bile insanın tüylerini ürpertmemesi, içini sızlatmaması olanaksız.

 

Ama insan hakları, özgürlük, barış ve demokrasi savunucusu bireyler; demokratik kitle örgütleri ve uygar dünya devletleri olarak Çeçenya’da akan kanı durdurmak için; bir halkın tümüyle kırılıp, sürülüp yok edilmesini önlemek için ne yaptık, ne yapıyoruz, yapabileceğimiz bir şeyler yok mu!?

 

Uygarlık, insan hakları, barış ve demokrasi güçleri bu ka­dar mı zayıf, güçsüz ve aciz? Yoksa bu kadar mı duyarsız?

 

Kimseyi savaşa çağırmıyoruz.  Asla savaş istemiyoruz.  Çağrımız; elimizdeki güç ve olanakları insan hakları ve barış için daha etkili ve ivedi biçimde kullanmaktır yalnızca! Zaten çok geç kaldık. Yarın çok daha geç olacak. İş işten geçmeden, can tenden çıkmadan yetişmek, tez davranmak gerek!

 

Tekrar ediyoruz; Çeçenya’da bir insanlık dramı yaşanıyor bugün. Hem de hiç hakedilmemiş, üstelik hiç kimseye yarar ve onur vermeyecek, utanç verici bir insanlık dramı!

 

Onbinlerce sivil; kadın, çocuk, yaşlı, hasta¼bombalarla uçtu havaya! Yüzbinler sürüldü toprağından, onbinler kırıldı, kırılıyor soğuktan, açlıktan, hastalıktan!

 

Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi, Birleşmiş Milletler, uygar dünya devletleri, barışçı özgürlükçü demokrat insanlar, demokratik kitle örgüt­leri, hepiniz, hepimiz; ister özel çıkar ve hesaplarla olsun, isterse sal­dırgan gücün ambargolu-sansürlü medya penceresinden yansıtılan tek yanlı, yanıltıcı verilerin etkisiyle olsun, susmakla Çeçenya’da işlenen insanlık suçuna ortak olmaktayız.

 

Herkesi, dünyanın gözü önünde işlenen bu insanlık suçuna or­tak olmaktan kurtulmaya çağırıyoruz.

 

Çeçen halkına yöneltilen bu vahşi saldırıların gerekçeleri, tamamen düzmece, asılsız ve geçersizdir.

 

İlk söylenen, Çeçenya olaylarının, “Rusya’nın iç işi” olduğudur.

 

Yakın tarihe yapılacak kısa bir yolculuk, bu iddianın geçersizliğini açıklıkla ortaya çıkaracaktır. Çeçenya, asla Rusya’nın iç işi değildir

 

* Çeçenya Cumhuriyeti, 5 Aralık 1936 tarihinde kabul edilen yeni SSCB Anayasasına göre, Çeçen-İnguş Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti adıyla Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti bünyesinde SSCB içinde yer almıştır.

 

* Bilindiği gibi, 1980’li yılların sonlarında Baltık ülkelerinin birlikten ayrılmaya başlamalarıyla SSCB dağılma sürecine girmiş, 1990 yılında dağılma resmen ve fiilen gerçekleşmiş, SSCB Anayasası, ardından da Rusya Federasyon Anayasası yürürlükten kalkmıştır. Bu iki Anayasanın yürürlükten kalkmasıyla birlikte, Fe­de­ras­yonu oluşturan federe yönetim birimleri hukuken serbest kal­mış­lardır.

 

* Bu arada Çeçenya 1 Kasım 1991 tarihinde bağımsızlığını ilan etmiştir.

 

* Hukuken sona eren “Rusya Federasyon Anlaşması” yerine ye­ni bir anlaşma taslağı hazırlanmış ve eski egemen Federe Cumhuriyetlerin onayına sunulmuştur.

 

* Bu anlaşma, sözü edilen Federe Cumhuriyetlerin pek çoğu tara­fın­dan 31 Mart 1992 tarihinde kabul edilip imzalanmışsa da, Çeçenya ve Tataristan anlaşmayı imzalamayarak federasyon dışında kalmışlardır. Tataristan, daha sonra yapılan özel görüşmelerde kendisine bir takım ayrıcalıklı haklar tanınmasını yeterli görerek yeniden Rusya Federasyonu bünyesine girmeyi uygun gör­müş, Çe­çenya ise bağımsız kalmayolundaki tercihini değiştirmemiştir.

 

* Çeçenya, Rusya Federasyonu’na yalnızca hukuken katılmamakla kalmamış, fiilen de Rusya Federasyonu’nun hiçbir Anayasal ve yasal tasarrufuna; seçimlerine, referandumuna, askerlik görevine vb katılmamış, kendi seçimlerini yap­mış, devlet kurumlarını oluş­tur­muştur.

 

* Bu gelişmelerden sonra, Rus­ya Federasyonu ile Çeçenya Cum­huriyeti arasında çeşitli görüşmeler yapılmışsa da, Çeçenya’nın federasyona ka­tıl­ma­ma/bağımsız kalma kararı değiş­memiştir.

 

* Bunun üzerine Rusya Fede­rasyonu’nca 11 Aralık 1994 tarihinde Çeçenya toprak­la­rına yönelik bir askeri harekat başlatılmıştır. Rusya askeri yetkililerinin 1-2 saat içinde Grozni’yi ele geçireceklerini söylemelerine rağmen bu haksız saldırı başarılı olmamış, diğer Kuzey Kafkasya halklarının, Rus­ya Federasyonu halklarının ve sivil toplum örgütlerinin, ayrıca dünya kamu oyunun baskıları sonucunda 31 Ağustos 1996 tarihinde durdurulmak zo­run­da kalınmıştır.

 

* Savaşı sona erdiren ilk an­laşma, 31 Ağustos1996 ta­ri­hin­de Hasavyurt’ta iki eşit taraf sıfatıyla Rusya Federasyonu adına A.LEBED, Çeçenya Cum­huriyeti adına Başkan A.MASXADOV tarafından; ikinci anlaşma ise 12 Ma­yıs1997 tarihinde  yine iki eşit taraf sıfatıyla Rusya Federasyonu adına bizzat Başkan B.YELTSİN; Çeçenya Cumhuriyeti adına da yine Başkan A.MASXADOV tarafından imzalanmıştır.

 

* İmzalanan anlaşmalarda; Çeçenya’nın bağımsızlığı meselesinin 31 Aralık 2001 tarihine kadar olgunlaştırıldıktan sonra yeniden ele alınması; taraflar arasındaki ilişkilerin uluslararası kurallara, pren­sip ve normlara göre yürütülmesi, daha sonra yapılacak anlaşmalarda belirlenecek konularda işbirliğine gidilmesi ve taraflar ara­sın­daki sorunların, görüşmeler yoluyla barışçı yöntemlerle çözül­me­si, güç kullanmaktan ve tehditlerden vazgeçilmesi kabul ve taah­hüt edilmiştir.

 

* Bu anlaşmalar, dünya kamu oyu tarafından da Çeçenya’nın bağımsızlığını pekiştiren önemli birer siyasal adım olarak değerlendirilmiştir.

 

Görüldüğü gibi; Çeçenya ile Rusya eşit haklara sahip iki ayrı dev­lettir, Çeçenya’yı Rusya’ya bağlayan hiçbir hukuki belge yoktur.

 

Rusya ile Çeçenya iki ayrı devlet olarak 1994-96 yıllarında savaşmış; eşit haklı iki devlet sıfatıyla iki kez barış ve işbirliği an­laş­ma­sı imzalamışlardır. Ne varki Moskova yönetimi, dünyanın gözünün içine baka baka bu anlaşmaları hiçe saymakta, bu ikili anlaşmalardan yeterince bilgi sahibi olmayan dünya da, “askeri harekatın, toprak bütünlüğünün korunması amacıyla başlatıldığı” aldatmacasına kanmaktadır.

 

Bunun için diyoruz ki; Çeçenya’ya yapılan saldırı Rusya’nın iç işi değil, hatta bir iç savaş değil, iki ülke arasındaki bir savaştır; daha doğ­rusu; güçlü görünen Rusya adına Moskova’nın, gözüne kestirdiği Çeçenya’ya karşı haksız bir saldırısı, bir soykırım ve işgal girişimidir.

 

Çeçenya; dünyanın umutla girdiği İKİBİN yılının başında ya­şa­nan utanç verici bir insanlık dramının adıdır.

 

Çeçenya; uluslar arası toplumun sahip çıkamadığı bir uluslar arası sorundur.

Çeçenya; hukuksal açıdan, Slovenya’dır, Hırvatistan’dır, Bosna-Hersek’tir, Makedonya’dır, Kosova’dır, belki oğu Timor’dur. Çeçenya,en az bunlar kadar haklıdır.

 

Ne var  ki Moskova yönetimi, önceki saldırı girişimlerinden ye­te­rince ders almış; yeni bir saldırının başarıya ulaşabilmesinin, Sal­dırı­nın haklı gösterilebilmesine, kamu oyu desteğinin alınabilmesine önemli ölçüde bağlı olduğunu öğrenmiştir. Bunun için son saldırıdan önce provokasyonlar hazırlanmış, adam kaçırma, soygun, hırsızlık, sabotaj eylemleri tezgahlanmıştır. Bütün bunların Çeçenler tarafından yapılmadığı daha sonra ortaya çıkmıştır.

 

Çeçenler, Putin’in göstermeye çalıştığı gibi terörist değildirler. Hiçbir zaman günahsız sivil insanları hedef almamışlardır. Ünlü Budenovsk baskınında bile –Rus güvenlik güçlerinin operasyonlarda öldürdükleri dışında– Çeçenler kimseye zarar vermemeye özen göstermişlerdir. 1994-1996 savaşları sırasında esir aldıkları askerleri bile kendilerine en küçük bir zarar vermeksizin, annelerine teslim etmişlerdir. Bu onların inançlarının ve insanlık anlayışlarının gereğidir.

 

Hele Rusya’nın Çeçenya’yı PKK’ya benzeterek Türkiye’ye aba al­tın­dan sopa gösterme gayretlerini anlamak mümkün değildir; yöneticilerimizin ve ülkemiz insanlarının bundan etkilenmeleri ise fevkalade üzücü ve onur kırıcıdır. Daha önce değinildiği gibi Rusya bir Federasyon, Çeçenya bağımsızlık öncesinde dahi bir federe devlet olduğuna; Türkiye’nin ve PKK’nın durumları tamamen farklı oldu­ğu­na göre böyle bir benzetme asla geçerli değildir.

 

Yeltsin-Putin yönetiminin Çeçenya’yı “şiddet yanlısı köktendinci”, “vahabist” olarak ilan etme ve bazı köktendinci çevrelerden yardım aldıklarını gösterme çabaları da, dünya kamu oyunu yanıltmaya, Çeçenya aleyhine etkilemeye yönelik bir soğuk savaş taktiğidir.

 

Çeçenler Müslümandırlar ama ne “vahabist”, ne de “şiddet yanlısı köktendinci”dirler. Çeçenler yalnızca Müslümandırlar ve şiddetin her türüne kar­şıdırlar.

 

Çeçenler’in diğer Kafkas topluluklarına göre dinlerine daha fazla bağlı oldukları doğ­ru­dur. Çünkü onlar; 1944’te Al­man­larla işbirliği yaptıkları suç­lamasıyla Stalin tarafından 24 saat içinde yük ve hayvan va­gonlarıyla Sibirya’ya sürüldüklerinde; Çeçen cesetleri raylar boyunca kurtlara yem edil­diğinde; onüç yıl esaret ve sür­gün hayatı yaşayıp nüfus­ları­nın yarısı kırıldığında, yan­larında Allah’tan ve dini inanç­larından başka hiçbir güç, destek ve sığınak bula­ma­mışlardı. Bu nedenle Çeçenlerin diğer topluluklara göre dinlerine daha fazla bağlı olmalarını iyi anlamak ve doğru değerlendirmek gerekir.

 

Demokrasi ve insan hakları çevrelerinin sessizliği karşısında dünyada öne çıkan destek görüntülerine ve Rusya’nın propogandalarına aldan­ma­mak gerekir. Kaldı ki Çeçenya can derdindedir; yardım seçme lüksüne sahip değildir.

 

Rusya, Dış dünyaya karşı, Çeçenya’yı kendi toprağı, Çeçen halkını da kendi halkı gibi göstermeye çalışıyor. Sormak gerekir:

 

 Bir devlet kendine ait saydığı bir coğrafyayı bu kadar acımasızca bombalayıp, haritadan silebilir mi!?

 

Bir devlet kendinden saydığı bir insan kitlesini bu denli kırıp, tüketebilir mi!?

 

Kaldı ki, hiç kimse “kendi aile meselemdir” diyerek, çocuğunu, kar­deşini katletme hakkına sahip olabilir mi!?

 

Hayır! Ne Çeçenya Rus toprağı, ne de Çeçenler Rus halkıdır. Çeçenya Çeçen’lerindir. Çeçenya, Kuzey Kafkasya’nın otokton halklarından olan Çeçenlerin öz yurdudur.

 

Rusya başka ne diyor?

Çeçenya’daki teröristlerle ve şiddet yanlılarıyla mücadele ettiğini söylüyor.

Terör mücadelesi böyle mi yapılır!? Köyüyle-kentiyle; sivili-askeriyle; kadını-kızı, çoluğu çocuğuyla, yaşlısı-genciyle hiçbir ayrım gö­ze­tilmeden, ülkenin tümünü bombardımana tutarak, taş taş üstünde bırakmayarak, her şeyi yerle bir ederek terör mücadelesi görülmüş şey midir!?

 

Bugün Çeçenya’da: BM İnsan Hakları Bildirgesi, Avrupa İnsan Hak­ları Sözleşmesi, Helsinki Nihai Senedi gibi çok taraflı uluslararası anlaşma ve sözleşmeler, Rusya ile Çeçenya arasında imzalanmış olan ikili anlaşmalar ihlal edilmekte, insan hakları, insanlık onuru ayaklar altına alınmakta, tüm insanlık için utanç verici bir insan­lık dramı sahnelenmektedir.

 

Bugün Çeçenya’da yapılmaya çalışılan şey, geçmişte Çarlık ma­kamları tarafından Adıgelere, Abazalara, Ubıxlara yapılan şeydir; “Çeçensiz bir Çeçenya” yaratma çabasıdır, Çeçen halkını toprağından sür­me, tarihten silme kararlılığı içinde acımasızca uygulanan bir soy­kı­rım girişimidir. Böyle acımasız  bir soykırıma; bir halkın tümüyle yok edilmesine, bir ülkenin yerle bir edilmesine artık “DUR!” demeliyiz.

 

Artık hepimiz, Çeçenya’nın ve Çeçen halkının yanında yer alarak barışa destek vermeliyiz. Barışa, insanlık onuruna sahip çıkmalıyız.

 

Bu çerçevede yapılması gereken en önemli ve ivedi hususları şöyle sıralayabiliriz.

 

Demokratik ve diplomatik girişimler yoğunlaştırılmalı, uluslararası toplum ivedi olarak harekete geçirilmelidir.

 

Rusya ile yapılmış bulunan ekonomik işbirliği ve kredi an­laşmaları derhal askıya alınmalı; Rusya, uluslararası hukukun ve ken­di imzaladığı anlaşmaların gereklerini yerine getirmeye zorlanmalıdır.

 

Çeçenya’da derhal ateşkes ilan edilmelidir.

 

Başta İnguşetya olmak üzere mültecilerin bulunduğu ülkelere ve doğ­rudan Çeçenya’ya ivedi biçimde ilaç, tıbbi malzeme, gıda vb in­sani yardım ulaştırılmalı ve bu yardımlar ihtiyaç sahiplerine bizzat verilmelidir.

 

İnsan hakları örgütlerinin, gazetecilerin, tarafsız gözlemcilerin böl­ge-de inceleme yapmalarına olanak sağlanmalıdır.

 

Rusya, Çeçenya dışındaki Çeçenlere ve diğer Kafkas kökenlilere karşı başlattığı küçültücü kötü muamelelere, seyahat özgürlüğü engellemelerine derhal son vermelidir.

 

Çeçenya’nın statüsü ve geleceği uluslararası toplumun hakemliğinde ele alınmalı; bölgede kalıcı ve onurlu bir barış te­sis edilmeli ve güvence altına alın­malıdır.

 

İnanıyoruz ki;

Demokratik kitle örgüt­leri, başka ülkelerdeki, hatta Rus­ya’daki eş kuruluşlarla,

 

Uygar dünya devletleri birbirleriyle Barış ve insanlık için el ele verirlerse, Çeçenya’da akan kanı durdurabilecek, her iki taraf için de onurlu ve kalıcı bir barışı birlikte kurabileceklerdir.

           

Dünya kamuoyunu;

Demokratik kitle örgütlerini;

Uygar dünya devletlerini;

Sahip oldukları demokratik, diplomatik, ekonomik, siya­sal tüm güç ve nüfuzlarını bir an önce bu amaca yöneltmeye ve odaklamaya davet ediyoruz.

 

ÇEÇENYA’DA KALICI VE ONURLU BARIŞ İÇİN EL ELE!” diyoruz.

 

KAHROLSUN HER TÜRLÜ BASKI VE ZULÜM!

KAHROLSUN ONURSUZ YAŞAM VE ÖLÜM!

 

YAŞASIN BARIŞ VE DEMOKRASİ!

YAŞASIN İNSAN HAKLARI!

YAŞASIN İNSANLIK ONURU!

           

YAŞASIN ÇEÇENYA!

           

Kafkas kökenli 58 demokratik kitle örgütü temsilcileri ile

Çeçenya Paneli  panelist ve katılımcıları tarafından oy birliği ile kabul edilmiştir.

27 Şubat 2000 Ankara

 

Kafkas Derneği Genel Merkezi - Kafkas Derneği Ankara Şubesi - Kafkas Derneği Antalya Şb. Kafkas Derneği Sincan Şb. - Kafkas Derneği Konya Şb. - Kafkas Derneği Balıkesir Şb. - Kafkas Derneği Soma Şb. - Kafkas Derneği Gönen Şb., Kafkas Derneği Erbaa Şb., Kafkas Derneği Kayseri Şb. - Kafkas Derneği Reyhanlı Şb., Kafkas Derneği Samsun Şb., Kafkas Derneği Sinop Şb. - Kafkas Derneği Mersin Şb., Kafkas Derneği Pınarbaşı Şb., Kafkas Derneği Kaynarca Şb. - Kafkas Derneği Bursa Şb. - Kafkas Derneği Çorum Şb., Kafkas Derneği İzmir Şb., Kafkas Derneği Adana Şb. - Bursa Birleşik Kafkasya Derneği - Bursa Orta Asya Kafkasya K. D. - Kafkasya Araştırmaları Grubu - Kafkas Vakfı - Kırıkkale Kafkas Kültür Derneği - Göksun Kuzey Kafkasya Kültür Derneği - Güngören Kuzey Kafkas Derneği - Uzunyayla Kafkasya Derneği - Köy Çocuklarını Eğitim Derneği - Birleşik Kafkasya Konseyi -İstanbul Bağcılar Kafkas Kültür Derneği -Yalova Dağıstan Kültür Derneği - Bahçabaşı Köyü K.K.K Derneği - Düzce Kuzey Kafkas Kültür Derneği - İst. Kafkas Çeçen Komitesi - Samsun Birleşik Kafkasya Derneği - Samsun Çarşamba Kafkas Kültür Derneği - Samsun Vezirköprü Kafkas Kültür Derneği - Kayseri Kafkas Vakfı -Kayseri Kafkas Çeçen Komitesi - İst. Birleşik Kafkasya Derneği - İst. Poyrazlı Kafkas Kültür ve Yard. Derneği -Karamürsel Kafkas Kültür Derneği - K. Maraş Çeçen Kafkas Komitesi - K. Maraş Kafkasyalılar Derneği - Tekirdağ Kuzey Kafkas Kültür ve Day. Derneği - Bağlarbaşı Kafkas Derneği - Gaziosmanpaşa K.K.K. ve Day. Derneği - Ankara Çeçen Kafkas Dayanışma Derneği - Ankara Çeçenistan Yardım Komitesi - Mersin Çeçen Kafkas Komitesi - İst. Dostluk Kulübü Derneği - Ankara Kafkas Araştırma Kültür ve Dayanışma Vakfı - Şamil Eğitim ve Kültür Vakfı - Kafkas İşadamları Derneği - Eskişehir Kuzey Kafkas Kültür ve Dayanışma Derneği - Hendek Kafkas Kültür Derneği - Sakarya Kafkas Kültür Derneği

 
BU SAYININ DİĞER MAKALELERİ

 

..
...