|
Bizler; 19.
yüzyılda Rus Çarlığı tarafından, Osmanlı topraklarına sürgün
edilmiş Kuzey Kafkasyalıların torunları ve onların
oluşturduğu sivil toplum örgütleri olarak sizlere
sesleniyoruz:
Bugün Çeçenya’da
yaşanan insanlık dramından vicdanı rahatsız olmayan kimse
var mıdır acaba!? Hiç ihtimal vermiyoruz. Moskova’nın
yoğun enformasyon ablukasına rağmen medyaya yansıyabilen
görüntülerin bile insanın tüylerini ürpertmemesi, içini
sızlatmaması olanaksız.
Ama insan hakları,
özgürlük, barış ve demokrasi savunucusu bireyler; demokratik
kitle örgütleri ve uygar dünya devletleri olarak Çeçenya’da
akan kanı durdurmak için; bir halkın tümüyle
kırılıp, sürülüp yok edilmesini önlemek için ne
yaptık, ne yapıyoruz, yapabileceğimiz bir
şeyler yok mu!?
Uygarlık, insan
hakları, barış ve demokrasi güçleri bu kadar mı zayıf,
güçsüz ve aciz? Yoksa bu kadar mı duyarsız?
Kimseyi savaşa
çağırmıyoruz. Asla savaş istemiyoruz. Çağrımız; elimizdeki
güç ve olanakları insan hakları ve barış için daha
etkili ve ivedi biçimde kullanmaktır yalnızca! Zaten çok
geç kaldık. Yarın çok daha geç olacak. İş işten geçmeden,
can tenden çıkmadan yetişmek, tez davranmak gerek!
Tekrar ediyoruz;
Çeçenya’da bir insanlık dramı yaşanıyor bugün.
Hem de hiç hakedilmemiş, üstelik hiç kimseye yarar ve onur
vermeyecek, utanç verici bir insanlık dramı!
Onbinlerce
sivil; kadın, çocuk, yaşlı, hasta¼bombalarla
uçtu havaya! Yüzbinler sürüldü toprağından, onbinler
kırıldı, kırılıyor soğuktan, açlıktan, hastalıktan!
Avrupa Birliği,
Avrupa Konseyi, Birleşmiş Milletler, uygar dünya devletleri,
barışçı özgürlükçü demokrat insanlar, demokratik kitle
örgütleri, hepiniz, hepimiz; ister özel çıkar ve hesaplarla
olsun, isterse saldırgan gücün ambargolu-sansürlü medya
penceresinden yansıtılan tek yanlı, yanıltıcı verilerin
etkisiyle olsun, susmakla Çeçenya’da işlenen
insanlık suçuna ortak olmaktayız.
Herkesi, dünyanın
gözü önünde işlenen bu insanlık suçuna ortak olmaktan
kurtulmaya çağırıyoruz.
Çeçen halkına
yöneltilen bu vahşi saldırıların gerekçeleri, tamamen
düzmece, asılsız ve geçersizdir.
İlk söylenen,
Çeçenya olaylarının, “Rusya’nın iç işi” olduğudur.
Yakın tarihe
yapılacak kısa bir yolculuk, bu iddianın geçersizliğini
açıklıkla ortaya çıkaracaktır. Çeçenya, asla Rusya’nın iç
işi değildir.
* Çeçenya
Cumhuriyeti, 5 Aralık 1936 tarihinde kabul edilen yeni SSCB
Anayasasına göre, Çeçen-İnguş Özerk Sovyet Sosyalist
Cumhuriyeti adıyla Rusya Sovyet Federatif Sosyalist
Cumhuriyeti bünyesinde SSCB içinde yer almıştır.
* Bilindiği gibi,
1980’li yılların sonlarında Baltık ülkelerinin birlikten
ayrılmaya başlamalarıyla SSCB dağılma sürecine girmiş, 1990
yılında dağılma resmen ve fiilen gerçekleşmiş, SSCB
Anayasası, ardından da Rusya Federasyon Anayasası
yürürlükten kalkmıştır. Bu iki Anayasanın yürürlükten
kalkmasıyla birlikte, Federasyonu oluşturan federe
yönetim birimleri hukuken serbest kalmışlardır.
* Bu arada Çeçenya
1 Kasım 1991 tarihinde bağımsızlığını ilan etmiştir.
* Hukuken
sona eren “Rusya Federasyon Anlaşması” yerine yeni
bir anlaşma taslağı hazırlanmış ve eski egemen Federe
Cumhuriyetlerin onayına sunulmuştur.
* Bu anlaşma, sözü
edilen Federe Cumhuriyetlerin pek çoğu tarafından 31 Mart
1992 tarihinde kabul edilip imzalanmışsa da, Çeçenya
ve Tataristan anlaşmayı imzalamayarak federasyon
dışında kalmışlardır. Tataristan, daha sonra yapılan özel
görüşmelerde kendisine bir takım ayrıcalıklı haklar
tanınmasını yeterli görerek yeniden Rusya Federasyonu
bünyesine girmeyi uygun görmüş, Çeçenya ise bağımsız
kalmayolundaki tercihini değiştirmemiştir.
* Çeçenya, Rusya
Federasyonu’na yalnızca hukuken katılmamakla
kalmamış, fiilen de Rusya Federasyonu’nun hiçbir
Anayasal ve yasal tasarrufuna; seçimlerine,
referandumuna, askerlik görevine vb katılmamış,
kendi seçimlerini yapmış, devlet kurumlarını
oluşturmuştur.
* Bu gelişmelerden
sonra, Rusya Federasyonu ile Çeçenya Cumhuriyeti arasında
çeşitli görüşmeler yapılmışsa da, Çeçenya’nın federasyona
katılmama/bağımsız kalma kararı değişmemiştir.
* Bunun üzerine
Rusya Federasyonu’nca 11 Aralık 1994 tarihinde Çeçenya
topraklarına yönelik bir askeri harekat başlatılmıştır.
Rusya askeri yetkililerinin 1-2 saat içinde Grozni’yi ele
geçireceklerini söylemelerine rağmen bu haksız saldırı
başarılı olmamış, diğer Kuzey Kafkasya halklarının, Rusya
Federasyonu halklarının ve sivil toplum örgütlerinin, ayrıca
dünya kamu oyunun baskıları sonucunda 31 Ağustos 1996
tarihinde durdurulmak zorunda kalınmıştır.
* Savaşı sona
erdiren ilk anlaşma, 31 Ağustos1996 tarihinde
Hasavyurt’ta iki eşit taraf sıfatıyla Rusya
Federasyonu adına A.LEBED, Çeçenya Cumhuriyeti adına Başkan
A.MASXADOV tarafından; ikinci anlaşma ise 12
Mayıs1997 tarihinde yine iki eşit taraf sıfatıyla
Rusya Federasyonu adına bizzat Başkan B.YELTSİN; Çeçenya
Cumhuriyeti adına da yine Başkan A.MASXADOV tarafından
imzalanmıştır.
* İmzalanan
anlaşmalarda; Çeçenya’nın bağımsızlığı meselesinin 31 Aralık
2001 tarihine kadar olgunlaştırıldıktan sonra yeniden ele
alınması; taraflar arasındaki ilişkilerin uluslararası
kurallara, prensip ve normlara göre yürütülmesi, daha
sonra yapılacak anlaşmalarda belirlenecek konularda
işbirliğine gidilmesi ve taraflar arasındaki
sorunların, görüşmeler yoluyla barışçı yöntemlerle
çözülmesi, güç kullanmaktan ve tehditlerden
vazgeçilmesi kabul ve taahhüt edilmiştir.
* Bu anlaşmalar,
dünya kamu oyu tarafından da Çeçenya’nın bağımsızlığını
pekiştiren önemli birer siyasal adım olarak
değerlendirilmiştir.
Görüldüğü gibi;
Çeçenya ile Rusya eşit haklara sahip iki ayrı devlettir,
Çeçenya’yı Rusya’ya bağlayan hiçbir hukuki belge yoktur.
Rusya ile Çeçenya
iki ayrı devlet olarak 1994-96 yıllarında savaşmış;
eşit haklı iki devlet sıfatıyla iki kez barış ve
işbirliği anlaşması imzalamışlardır. Ne varki Moskova
yönetimi, dünyanın gözünün içine baka baka bu anlaşmaları
hiçe saymakta, bu ikili anlaşmalardan yeterince bilgi
sahibi olmayan dünya da, “askeri harekatın, toprak
bütünlüğünün korunması amacıyla başlatıldığı” aldatmacasına
kanmaktadır.
Bunun için diyoruz
ki; Çeçenya’ya yapılan saldırı Rusya’nın iç işi değil,
hatta bir iç savaş değil, iki ülke arasındaki bir savaştır;
daha doğrusu; güçlü görünen Rusya adına Moskova’nın, gözüne
kestirdiği Çeçenya’ya karşı haksız bir saldırısı, bir
soykırım ve işgal girişimidir.
Çeçenya; dünyanın
umutla girdiği İKİBİN yılının başında yaşanan utanç
verici bir insanlık dramının adıdır.
Çeçenya;
uluslar arası toplumun sahip çıkamadığı bir uluslar arası
sorundur.
Çeçenya; hukuksal
açıdan, Slovenya’dır, Hırvatistan’dır, Bosna-Hersek’tir,
Makedonya’dır, Kosova’dır, belki oğu Timor’dur. Çeçenya,en
az bunlar kadar haklıdır.
Ne var ki Moskova
yönetimi, önceki saldırı girişimlerinden yeterince ders
almış; yeni bir saldırının başarıya ulaşabilmesinin,
Saldırının haklı gösterilebilmesine, kamu oyu desteğinin
alınabilmesine önemli ölçüde bağlı olduğunu öğrenmiştir.
Bunun için son saldırıdan önce provokasyonlar hazırlanmış,
adam kaçırma, soygun, hırsızlık, sabotaj eylemleri
tezgahlanmıştır. Bütün bunların Çeçenler tarafından
yapılmadığı daha sonra ortaya çıkmıştır.
Çeçenler, Putin’in
göstermeye çalıştığı gibi terörist değildirler. Hiçbir zaman
günahsız sivil insanları hedef almamışlardır. Ünlü Budenovsk
baskınında bile –Rus güvenlik güçlerinin operasyonlarda
öldürdükleri dışında– Çeçenler kimseye zarar vermemeye özen
göstermişlerdir. 1994-1996 savaşları sırasında esir
aldıkları askerleri bile kendilerine en küçük bir zarar
vermeksizin, annelerine teslim etmişlerdir. Bu
onların inançlarının ve insanlık anlayışlarının gereğidir.
Hele Rusya’nın
Çeçenya’yı PKK’ya benzeterek Türkiye’ye aba altından sopa
gösterme gayretlerini anlamak mümkün değildir;
yöneticilerimizin ve ülkemiz insanlarının bundan
etkilenmeleri ise fevkalade üzücü ve onur kırıcıdır. Daha
önce değinildiği gibi Rusya bir Federasyon, Çeçenya
bağımsızlık öncesinde dahi bir federe devlet olduğuna;
Türkiye’nin ve PKK’nın durumları tamamen farklı olduğuna
göre böyle bir benzetme asla geçerli değildir.
Yeltsin-Putin
yönetiminin Çeçenya’yı “şiddet yanlısı köktendinci”,
“vahabist” olarak ilan etme ve bazı köktendinci çevrelerden
yardım aldıklarını gösterme çabaları da, dünya kamu oyunu
yanıltmaya, Çeçenya aleyhine etkilemeye yönelik bir soğuk
savaş taktiğidir.
Çeçenler
Müslümandırlar ama ne “vahabist”, ne de “şiddet yanlısı
köktendinci”dirler. Çeçenler yalnızca Müslümandırlar ve
şiddetin her türüne karşıdırlar.
Çeçenler’in diğer
Kafkas topluluklarına göre dinlerine daha fazla bağlı
oldukları doğrudur. Çünkü onlar; 1944’te Almanlarla
işbirliği yaptıkları suçlamasıyla Stalin
tarafından 24 saat içinde yük ve hayvan vagonlarıyla
Sibirya’ya sürüldüklerinde; Çeçen cesetleri raylar boyunca
kurtlara yem edildiğinde; onüç yıl esaret ve sürgün hayatı
yaşayıp nüfuslarının yarısı kırıldığında, yanlarında
Allah’tan ve dini inançlarından başka hiçbir güç, destek ve
sığınak bulamamışlardı. Bu nedenle Çeçenlerin diğer
topluluklara göre dinlerine daha fazla bağlı olmalarını iyi
anlamak ve doğru değerlendirmek gerekir.
Demokrasi ve insan
hakları çevrelerinin sessizliği karşısında dünyada öne
çıkan destek görüntülerine ve Rusya’nın propogandalarına
aldanmamak gerekir. Kaldı ki Çeçenya can derdindedir;
yardım seçme lüksüne sahip değildir.
Rusya, Dış dünyaya
karşı, Çeçenya’yı kendi toprağı, Çeçen halkını da kendi
halkı gibi göstermeye çalışıyor. Sormak gerekir:
Bir devlet
kendine ait saydığı bir coğrafyayı bu kadar acımasızca
bombalayıp, haritadan silebilir mi!?
Bir devlet
kendinden saydığı bir insan kitlesini bu denli kırıp,
tüketebilir mi!?
Kaldı ki, hiç
kimse “kendi aile meselemdir” diyerek, çocuğunu,
kardeşini katletme hakkına sahip olabilir mi!?
Hayır! Ne Çeçenya
Rus toprağı, ne de Çeçenler Rus halkıdır. Çeçenya
Çeçen’lerindir. Çeçenya, Kuzey Kafkasya’nın otokton
halklarından olan Çeçenlerin öz yurdudur.
Rusya başka ne
diyor?
Çeçenya’daki
teröristlerle ve şiddet yanlılarıyla mücadele ettiğini
söylüyor.
Terör
mücadelesi böyle mi yapılır!? Köyüyle-kentiyle;
sivili-askeriyle; kadını-kızı, çoluğu çocuğuyla,
yaşlısı-genciyle hiçbir ayrım gözetilmeden, ülkenin tümünü
bombardımana tutarak, taş taş üstünde bırakmayarak, her şeyi
yerle bir ederek terör mücadelesi görülmüş şey midir!?
Bugün Çeçenya’da:
BM İnsan Hakları Bildirgesi, Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesi, Helsinki Nihai Senedi gibi çok taraflı
uluslararası anlaşma ve sözleşmeler, Rusya ile Çeçenya
arasında imzalanmış olan ikili anlaşmalar ihlal
edilmekte, insan hakları, insanlık onuru ayaklar altına
alınmakta, tüm insanlık için utanç verici bir
insanlık dramı sahnelenmektedir.
Bugün Çeçenya’da
yapılmaya çalışılan şey, geçmişte Çarlık makamları
tarafından Adıgelere, Abazalara, Ubıxlara yapılan şeydir;
“Çeçensiz bir Çeçenya” yaratma çabasıdır, Çeçen halkını
toprağından sürme, tarihten silme kararlılığı içinde
acımasızca uygulanan bir soykırım girişimidir. Böyle
acımasız bir soykırıma; bir halkın tümüyle yok edilmesine,
bir ülkenin yerle bir edilmesine artık “DUR!”
demeliyiz.
Artık hepimiz,
Çeçenya’nın ve Çeçen halkının yanında yer alarak barışa
destek vermeliyiz. Barışa, insanlık onuruna sahip
çıkmalıyız.
Bu çerçevede
yapılması gereken en önemli ve ivedi hususları şöyle
sıralayabiliriz.
Demokratik ve
diplomatik girişimler yoğunlaştırılmalı, uluslararası toplum
ivedi olarak harekete geçirilmelidir.
Rusya ile yapılmış
bulunan ekonomik işbirliği ve kredi anlaşmaları derhal
askıya alınmalı; Rusya, uluslararası hukukun ve kendi
imzaladığı anlaşmaların gereklerini yerine getirmeye
zorlanmalıdır.
Çeçenya’da derhal
ateşkes ilan edilmelidir.
Başta İnguşetya
olmak üzere mültecilerin bulunduğu ülkelere ve doğrudan
Çeçenya’ya ivedi biçimde ilaç, tıbbi malzeme, gıda vb
insani yardım ulaştırılmalı ve bu yardımlar ihtiyaç
sahiplerine bizzat verilmelidir.
İnsan hakları
örgütlerinin, gazetecilerin, tarafsız gözlemcilerin
bölge-de inceleme yapmalarına olanak sağlanmalıdır.
Rusya, Çeçenya
dışındaki Çeçenlere ve diğer Kafkas kökenlilere karşı
başlattığı küçültücü kötü muamelelere, seyahat özgürlüğü
engellemelerine derhal son vermelidir.
Çeçenya’nın
statüsü ve geleceği uluslararası toplumun hakemliğinde ele
alınmalı; bölgede kalıcı ve onurlu bir barış tesis edilmeli
ve güvence altına alınmalıdır.
İnanıyoruz ki;
Demokratik
kitle örgütleri, başka ülkelerdeki, hatta Rusya’daki
eş kuruluşlarla,
Uygar dünya
devletleri birbirleriyle Barış ve insanlık için el ele
verirlerse, Çeçenya’da akan kanı durdurabilecek, her iki
taraf için de onurlu ve kalıcı bir barışı birlikte
kurabileceklerdir.
Dünya
kamuoyunu;
Demokratik
kitle örgütlerini;
Uygar dünya
devletlerini;
Sahip
oldukları demokratik, diplomatik, ekonomik, siyasal tüm güç
ve nüfuzlarını bir an
önce bu amaca yöneltmeye ve odaklamaya davet ediyoruz.
“ÇEÇENYA’DA
KALICI VE ONURLU BARIŞ İÇİN EL ELE!” diyoruz.
KAHROLSUN HER
TÜRLÜ BASKI VE ZULÜM!
KAHROLSUN
ONURSUZ YAŞAM VE ÖLÜM!
YAŞASIN BARIŞ
VE DEMOKRASİ!
YAŞASIN İNSAN
HAKLARI!
YAŞASIN
İNSANLIK ONURU!
YAŞASIN ÇEÇENYA!
Kafkas kökenli 58
demokratik kitle örgütü temsilcileri ile
Çeçenya Paneli
panelist ve katılımcıları tarafından oy birliği ile kabul
edilmiştir.
27 Şubat 2000
Ankara
Kafkas Derneği Genel Merkezi - Kafkas Derneği Ankara Şubesi
- Kafkas Derneği Antalya Şb. Kafkas Derneği Sincan Şb. -
Kafkas Derneği Konya Şb. - Kafkas Derneği Balıkesir Şb. -
Kafkas Derneği Soma Şb. - Kafkas Derneği Gönen Şb., Kafkas
Derneği Erbaa Şb., Kafkas Derneği Kayseri Şb. - Kafkas
Derneği Reyhanlı Şb., Kafkas Derneği Samsun Şb., Kafkas
Derneği Sinop Şb. - Kafkas Derneği Mersin Şb., Kafkas
Derneği Pınarbaşı Şb., Kafkas Derneği Kaynarca Şb. - Kafkas
Derneği Bursa Şb. - Kafkas Derneği Çorum Şb., Kafkas Derneği
İzmir Şb., Kafkas Derneği Adana Şb. - Bursa Birleşik
Kafkasya Derneği - Bursa Orta Asya Kafkasya K. D. - Kafkasya
Araştırmaları Grubu - Kafkas Vakfı - Kırıkkale Kafkas Kültür
Derneği - Göksun Kuzey Kafkasya Kültür Derneği - Güngören
Kuzey Kafkas Derneği - Uzunyayla Kafkasya Derneği - Köy
Çocuklarını Eğitim Derneği - Birleşik Kafkasya Konseyi
-İstanbul Bağcılar Kafkas Kültür Derneği -Yalova Dağıstan
Kültür Derneği - Bahçabaşı Köyü K.K.K Derneği - Düzce Kuzey
Kafkas Kültür Derneği - İst. Kafkas Çeçen Komitesi - Samsun
Birleşik Kafkasya Derneği - Samsun Çarşamba Kafkas Kültür
Derneği - Samsun Vezirköprü Kafkas Kültür Derneği - Kayseri
Kafkas Vakfı -Kayseri Kafkas Çeçen Komitesi - İst. Birleşik
Kafkasya Derneği - İst. Poyrazlı Kafkas Kültür ve Yard.
Derneği -Karamürsel Kafkas Kültür Derneği - K. Maraş Çeçen
Kafkas Komitesi - K. Maraş Kafkasyalılar Derneği - Tekirdağ
Kuzey Kafkas Kültür ve Day. Derneği - Bağlarbaşı Kafkas
Derneği - Gaziosmanpaşa K.K.K. ve Day. Derneği - Ankara
Çeçen Kafkas Dayanışma Derneği - Ankara Çeçenistan Yardım
Komitesi - Mersin Çeçen Kafkas Komitesi - İst. Dostluk
Kulübü Derneği - Ankara Kafkas Araştırma Kültür ve Dayanışma
Vakfı - Şamil Eğitim ve Kültür Vakfı - Kafkas İşadamları
Derneği - Eskişehir Kuzey Kafkas Kültür ve Dayanışma Derneği
- Hendek Kafkas Kültür Derneği - Sakarya Kafkas Kültür
Derneği |