NART DERGİSİ
BASIM TARİHİ : EYLÜL - EKİM 1999

14

YIL / SAYI : 3 / 14
SAYFA SAYISI : 64
 

 
 
 
 
 
 
 
 
LIHNI DEKLERASYONU 18 MART 1989
 

 

18 Mart 1989 tarihinde, Gudauta kenti Lıhnı Köyü’nde, Abhaz Halk Birliği’nin öncülüğünde düzenlenen “Ulusal Forum” toplantısı, Abhazya Parlamentosu üyeleri, Abhazya Bakanlar Kurulu üyeleri, Komünist Partisi Abhazya Bölge Komitesi üyeleri, devlet kuruluşları yöneticileri, aydınlar ve bilim adamları, Abhazya’da yaşayan tüm halkların temsilcilerinin yanı sıra 30 bini aşkın kişinin katılımıyla gerçekleşmiştir. Ab­haz­ya’nın otokton halkı Abhazların yüzyıllardır çektikleri sıkıntılar ve özellikle son yıllarda Gürcistan Yönetimi’nin Abhazya’ya karşı tutumunun ele alındığı bu toplantı, tarihi önem taşımaktadır.

 

Toplantıda, Sovyetler Birliği Komünist Partisi (SBKP) Merkez Komitesi, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği’nin Halk Meclisi ve Prezidyumları ile Bakanlar Kurulu, üniversite bilim merkezlerine hitaben bir ÇAĞRI’nın kaleme alınmasına karar verilmiştir.

 

Başta SBKP Merkez Komitesi Genel Sekreteri ve SSCB Yüksek Prezidyumu’nun ikinci başkanı M.S. Gorbaçov ile SSCB Bakanlar Kurulu ikinci başkanı N.İ.Rijkov’a olmak üzere SSCB’deki tüm siyasi ve sosyal kuruluş merkezlerine ulaştırılan bu çağrıya, toplantıda hazır bulunan 30 bin kişi imza koymuştur.

 

Toplantıda, 1921 yılının Mart ayında ilan edilen Bağımsız Abhazya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin bizzat V.İ.Lenin tarafından kurulmuş bulunmasına rağmen, Stalin’in baskıları ile Abhazya’nın bağımsızlık statüsü değiştirilerek Gürcistan’a bağlı “Özerk Cumhuriyet” haline getirildiği belirtilmekte, bunun, Abhazya halkının sahip olduğu kendi kaderini tayin hakkının gasp edilmesi anlamına geldiği belirtilmiştir.

 

Abhazya’nın 1921-1931 tarihleri arasındaki statüsü ve aldığı adlar “Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Abhazya-1921”, “Karşılıklı Anlaşmalı Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Abhazya-1922”, “Abhazya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti-1931” şeklindeydi.

 

Görüldüğü gibi SSCB’yi oluşturan diğer ülke ve halklarda olduğu gibi Abhazya’da da statü değişiklikleri daima ülke ve halklar yararına yapılıyordu. Ancak, 1931’den sonra Abhazya için öngörülen statü, Abhazya halkı ve devletinin hak ve hürriyetlerini kısıtlayıcı yönde olmuştur. Bunun sonucunda da politik, ekonomik ve kültürel açılardan Abhazya’nın durumu, 1931’den bu yana gerilemiş, kötüleşmiştir.

 

50 yılı aşkın süredir yaşanan tecrübeler, Abhazya’nın Gürcistan içinde kalmasının, eşit haklarla bir arada yaşama ilkesi açısından mümkün olmadığını göstermiştir. Çünkü, uygulamalar Abhazya’nın Özerk Cumhuriyet statüsünün kağıt üzerinde kalmasına yol açmış, devlet olarak Abhazya’nın eli-kolu bağlanmıştır.

 

Aşağıdaki çağrı metnine imza atan bizler, SBKP Merkez Komitesi’nden, SSCB Halk Temsilcileri Konseyi’nden, SSCB Yüksek Prezidyumu’ndan, SSCB Bakanlar Kurulu’ndan, Abhazya’nın, 1921 yılında olduğu gibi Abhazya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti statüsünün yeniden tesisini talep ediyoruz.

 

ÇAĞRI

SBKP Merkez Komitesi Genel Sekreteri Ve SSCB Alk Meclisi İkinci Başkanı M.S. Gorbaçov’a Sscb Bakanlar Kurulu İkinci Başkanı N.İ.Rijkov’a SSCB Bilimler Akademisi Başkanı G.İ. Marçuk’a Marksizm-Leninizm Enstitüsü Müdürü G.L. Smirnov’a. Sscb Etnoğrafya Enstitüsü Müdürü İ.V. Bromley’e Ve Sovyetler Birliği’nde Faaliyet Gösteren Tüm Siyasi Ve Sosyal Kuruluşların Yöneticilerine;

 

SSCB’yi oluşturan tüm cumhuriyetlerde, kuruluşlarda, parti kadrolarında, emekçi halk kitlelerinde, üniversite ve bilim merkezlerinde, hep ileriye yönelik adımlar atılırken, Abhazya’da durum tam tersine gelişmekte; ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel açıdan daha önce elde edilmiş kazanımlar gerilemektedir.

 

İçinde bulunduğumuz Mart ayının 15’inde “Pravda” gazetesinde ilan edildiğine göre, 1931 yılından bu yana, Abhazya’daki yönetim kadroları dışında, başka hiçbir üst düzey parti yönetimlerinde hiçbir zaman ve hiçbir surette bir Abhaz aday gösterilmediği ve görev verilmediği gözlemlenmektedir. Bu sorunun, önümüzdeki günlerde toplanacak SBKP Merkez Komitesi’nde ele alınıp halledilmesi gerekmektedir. Diğer önemli husus ise Stalin devrinden miras kalan asimilasyon politikasıdır. Bu politikanın topyekün değiştirilerek, Lenin’in halklar arası ilişkilerde eşitlik prensibine uygun hale getirilmesi sağlanmalıdır.

 

Halklar arası ilişkilerde uzun zamandan beri süregelen kriz, ülke yönetimini rayından çıkarıyor. Büyük bir üzüntüyle belirtiriz ki, Abhazya’da bugün ulusal sorunlar, patlama noktasına gelmiştir.

 

Abhazya Devleti’nin nüvesini teşkil eden Abhazya’nın otokton halkı olan Abhazların başına gelen ve felaket sınırına ulaşan bu sorunlar yüzünden zaman zaman (1957, 1963, 1967, 1978 yıllarında) ulusça başkaldırılar ve haklı ayaklanmalar olmuştur.

 

Bilindiği gibi Stalin’in sorumsuz devlet yönetimi döneminde, SSCB bünyesinde statüsü olumsuz yönde değiştirilen tek ülke Abhazya’dır. 10 yıllık süre içinde Abhaz­ya’nın statüsü Bağımsız Cumhuriyetten Özerk Cumhuriyet’e düşürülürken, aynı zaman dilimi içinde diğer uluslarda basitten mükemmele doğru derece derece yükselen statüler kazandırılmıştır.

 

Tarih sırasına göre, 1918 yılında Güney Kafkasya7da ilk Sovyet iktidarını benimseyen ülke Abhazya idi. Abhazya’da yeni rejim tesis ettikten hemen sonra, Askeri Devrim Komitesi’nin yöneticileri Efrem Eşba, Nestor Lakoba, Platon Agiyaşvili ve N. Akırtaa, 26 Mart 1921 tarihinde V.İ Lenin ve Stalin’den, Abhazya’nın birinci derecede talep etmişlerdir. Lenin’in yakın arkadaşı, Abhazya liderlerinden Efrem Eşba bu konuda şöyle diyordu: “İşte üzerinde az bir nüfusun yaşadığı küçük ülke, Bağımsız Sovyet Sosyalist Cumhuriyet haline gelmekle, büyümüş, bütünleşmiş ve tamamlanmış bulunuyor.”

 

Nihayet Bağımsız Sovyet Sosyalist Abhaz Cumhuriyeti’nin kurulmuş olduğu, V.İ.Lenin’in onayıyla 31 Mart 1921 tarihinde radyo programlarında haber verilmişti. 21 Mayıs 1921’de, Gürcistan Askeri Devrim Komitesi, Abhazya’nın bağımsızlığını tanıdığını ve desteklediğini açıklamıştır. Fakat 5 Temmuz 1921 tarihinde gerçekleşen SBKP Merkez Komitesi toplantısında yoğun tartışmalar sonunda Stalin ve onun destekçilerinin etkisiyle, Abhazya’nın Gürcistan’a bağlı kalması kararı çıkarıldı. Çıkarılan bu tartışmalı karar Abhazya tarafından kabul görmezken, Rusya Sovyet Sosyalist Federal Cumhuriyeti ile Sovyetler Birliği Sendikalar Komitesi tarafından da tepkiyle karşılanmıştır.

 

Bunun üzerine SBKP Merkez Komitesi 1922 Şubatında Abhazya’nın statüsünü, Gürcistan’la “Anlaşmalı Sosyalist Federal Cumhuriyet” olarak belirledi. Abhazya bu statüye de itiraz etti. Efrem Eşba sorunun bu tarzda halledilmesine asla razı olmuyor ve “Abhazya için önerilen bu statüye boş bir balon ya da ocuklar için kağıttan yapılmış bir oyuncak nazarıyla bakılabilir. Bu durum bir talihsizliktir” diyordu.

 

Eşba’nın ne kadar haklı olduğu kısa sürede anlaşıldı. 1931 yılında Abhazya’nın statüsü yeniden değiştirilerek, Gürcistan ile “Özel ve Karşılıklı Anlaşmalı İttifak” bozuldu ve Özerk Cumhuriyet statüsüyle Gürcistan’a bağlandı.

 

Stalin ve Beria’nın baskılarıyla, 1937-1953 dönemi Abhazya tarihinin en karanlık ve acılı yılları olarak geçti. Buna karşın diğer bölgelerde farklı bir gelişim seyrediyordu. Aynı yıllarda Abhazya’nın nüfus yapısı da hızla bozuldu. Stalin’le Beria’nın planları çerçevesinde Abhaz aydınlarının hemen hemen tümü ya öldürüldü, ya hapsedildi veya sürgüne gönderildi. Abhaz nüfusu hızla azalırken, Gürcistan’dan Migrel ve Gürcü halkı getirilip Abhazya’ya yerleştirildi. Bu politikanın sonucu nüfus dengeleri alt-üst oldu.

 

Bilindiği gibi Abhazlarla Gürcüler, geleneksel kültürleri, yaşam tarzları ve dilleriyle birbirinden tamamen farklı iki ayrı halktır. Ancak coğrafi açıdan birbirine yakın yaşayan bu iki halk tarih boyunca da iç içe yaşamış, zaman zaman aynı devletin unsurları olmuşlardır. 1877 yılında Tiflis’te yayınlanan “Vestnik” gazetesinin de yazdığı gibi, “Abhazlar, etnoğrafik, sosyal, ekonomik ve politik yaşantılarıyla, değil dünyanın uzak bölgelerindeki uluslar, en yakın komşu uluslara dahi benzememektedir.

 

1870’lere kadar Abhazya’da yalnız yerli halk olan Abhazlar yaşıyordu. 1926 yılında ise burada 60 değişik millet yaşamaya başladı. 1864’te sona eren Kafkas Savaşları yüzünden Abhazya’da yaşayan nüfusun yarıdan fazlası Osmanlı İmparatorluğu topraklarına göç etmek zorunda bırakıldı. 10 yıl içinde, boşalan arazinin yağma edilmesi yüzünden, Abhazya’da, tarihin hiçbir devresinde görülmemiş derecede nüfus farklılaşması oldu. 1887 yılındaki birinci nüfus sayımı kayıtlarına göre, ülke nüfusunun yüzde 53.3’ü Abhaz olmasına karşın, 1926 da bu oran yarı yarıya düşerek yüzde 26.4’e geriledi. 1979 yılındaki nüfus sayımı ise Abhaz nüfusunun yüzde 17”ye düştüğünü göstermektedir. Buna karşın Gürcü-Migrel nüfusu 1897 yılında 25.000 iken (yüzde 24) 1979’da 213 bine (yüzde 44) ulaşmıştır.

 

Yukarıda bahsedildiği gibi, Gürcistan’dan Abhazya’ya planlı nüfus kaydırması Çarlık devrinde başlanmış, Gürcistan’da Menşeviklerin iktidara gelişiyle (1917-1921) hızlanmıştır. Aynı tarihlerde Abhazların Gürcüleştirilmesi çabaları da hızlandırılmıştır. Dönemin önde gelen Gürcü devlet adamı Ş.Z.Eleava, 1926 yılında Gürcistan Parlamentosu toplantısında, “Hiç ara vermeden Abhaz milletinin hak ve hürriyetlerini yok ediyorduk” demektedir.

 

Stalin’in baskı rejimi yıllarında, Abhaz­lara yönelik saldırı ve asimilasyon politikası, Menşevikleri aratmayacak düzeyde devam etti. Bütün ülke baskılara karşı insanüstü bir güç ve sabırla yaşamaya çalışıyordu. Abhazları yok etme politikası 1937’den itibaren daha da şiddetlendi. Bir gecede yüzlerce Abhaz evlerinden alınarak götürüldü. Onları, insanın aklına bile getiremeyeceği suçlamalarla ve iftiralarla itham ediyorlardı. Milletin en değerli evlatlarını evlerinden toplayıp katlediyorlardı. Şairler, yazarlar, öğretim üyeleri, mühendisler, doktorlar, öğretmenler, tek kelimeyle yeni yetişen aydınlar kökten yok ediliyorlardı.

 

Baskı rejimi yıllarında, Abhazya’nın en seçkin devlet memurları, kalifiye işçiler e zanaatkarlar da yokedilmişti. Bu, Abhazya gibi zaten az bir nüfusa sahip bir ülke için telafisi mümkün olmayan bir darbe oldu. Baskıcıların ellerine düşen yalnız insanlar değildi. Bunların elinden Abhaz kültürü ve dili de büyük yaralar aldı. Abhaz tarihi, kültürü, milli devlet bilinci ve yönetimi eskiden beri mevcut olan coğrafya isimleri de, Abhaz alfabesi de baskıcıların baskısı altında yok olmaya yüz tuttu.

 

Nestor Lakoba ile devletin diğer seçkin memurlarının yok edilmesinden sonra, Stalin ve Beria’nın öncülüğünde Abhazları Gürcüleştirmeye yönelik kapsamlı bir kampanya başlatıldı.

 

1937-1938 yıllarında yeni alfabeyi, Gürcü alfabesini temel alarak, hazırladılar. 1940­tan itibaren bütün resmi doküman­larda Ab­haz sözcüğü kaldırıldı. Abhazlara isimleri unutturulmaya, şahsiyetleri körletilmeye başlandı. Abhazya sanki Gürcüstan’mış gibi gösterilmeye başlandı.

 

1937 yılından 1953 yılına kadar, Gürcü bölgelerinden çok kişiyi zorla Abhazya’ya yerleştirdiler. 1941-1942 savaş döneminde Abhazların tüm malvarlıklarına el konuldu. Savaştan sonra da bu uygulamalar devam etti. Abhazca eğitim yapan okullar kapatılarak, tümünde Gürcüce eğitim zorunlu kılındı. 1948 yılında Suhum’a gelen Stalin şöyle dedi:

 

“Biz Gürcüler Abazinlere nazaran Abhazlara daha yakınız. Talihsiz Lakoba bunu bir türlü kavrayamıyordu.”

 

Çok büyük bir hızla, Abhaz tarih ve kültürünü tahrip ettiler. Kendi ana dilleriyle konuşma haklarını ellerinden aldılar. Devlet ve parti kadrolarında Abhazların oranını yok denecek düzeylere düşürdüler.

 

Ülkenin diğer etnik unsurları da bu trajik kaderden kurtulamadılar. Rumlarla Türkler, hepsinden önce anılmalıdır. 1949 yılından itibaren binlerce Abhazyalı Kazakistan’a sürgün edildi.

 

Birçok kent, kasaba ve köyün Abhazca adı kaldırıldı, Gürcüce adlar konuldu. 17 Ağustos 1936’da gerçekleştirilen ad değiştirme operasyonu ile Abhazya’nın başkenti Suhum’un adı “Suhumi” olarak değiştirildi. 1948 yılından itibaren 1951 yılına kadar Abhazya tam kendi istedikleri gibi değişmişti. 147 yer ismi değişti...

 

Bu gibi başıboş ve kanunsuz davranışlara rağmen karşı gelenler de oluyordu, 1947 yılının Şubat ayının 25’inde Abhaz bilim adamlarından G.A. Zizaria, B.V. Şinkuba ve K.S.Şakrıl Devlet yönetimindeki çarpık durumu açıkça ortaya koyan bir kitap yazdılar. Bu kitapta, şöyle deniliyordu: “Abhazya’da daha önce Sovyet güçlerinin iktidara gelişinin yıldönümü olan 4 Mart büyük bayram olarak kutlanıyordu. Ancak uğranılan haksızlıklar nedeniyle bu kutlamalar artık yapılmıyor. Abhazya’da yayınlanan gazeteler Sovyetler Birliği’nin 25’inci kuruluş yılı kutlamalarından hiç söz etmemekte, Sovyet yönetimine olan küskünlüğünü açıkça göstermektedir.

 

Sözünü ettiğimiz bu baskıcı ve asimile edici politikalar sonucunda, Abhazya’daki Abhaz nüfusu azalmış, Gürcü-Migrel nüfusu ise büyük ölçüde artmıştır.

 

Değişim, demokratikleşme, gerçekleri açıkça dile getirme gibi açıklık politikası, uluslar arası münasebet gibi gizli kalan hususları su yüzüne çıkardı. Hiç yokmuş gibi gizlenen problemlerin büyük bir kısmını alenileştirdi. Son zamanlarda teessüs eden uygun bir ortam sayesinde ve bu ortamdan faydalanarak, iç karışıklıklar ile sıkıntıları olan, fakat ne olursa olsun birlikte yaşamaya zorlanan etnik ayrıcalıklı milletlerin sıkıntılarını artırdılar. Böylece içinde bulunduğumuz zaman parçasında Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti, diğer şehirlerde açıkça Gürcü menşeviklerin bayrakları altında propaganda yaptılar.

 

Nasyonal Sosyalizm idealleri de gaye edinen Gürcü menşeviklerinin hedefi, Gürcü olmayanların da zorla Gürcüleştirilmesidir.

 

“Literaturuli Sakarvelo” gazetesi şu iddiadadır:

“Gürcistan’da Gürcü olmayan da Gürcüdür. Herkes Gürcüce konuşmalıdır, Gürcüce yazmalıdır, Gürcüce okumalı, Gürcü kültürü ile yetiştirilmeli Gürcü örf ve ananeleriyle yaşamalıdır.”

 

Bu şekilde yayın yapan daha bir çok neşriyat var.

Eskiden olduğu gibi şimdi de trajedi haline gelen tarihi tahrif etme çabaları böyle sürüyor. Kısa süre öncesine kadar Abhazya’nın yerli halkı olarak sadece Gürcülerden söz eden Gürcü tarihçileri, son yıllarda lütfedip Abhazları da yerli halktan saymaya başladılar. Bu tür yüzeysel ve basit yöntemlerle tarihi gerçekleri saptırmak kimsenin hakkı değildir. Buna kimsenin gücü yetmez. Gürcüler tarih konusunda sürekli demagoji yapmaktadır. Buna razı olmayız. Şimdi Abhazlarla kardeşlik kurmak için göstermelik davetler yapıyorlar. Bu arada Rusların, Rumların, Ermenilerin, Eston­la­rın, Tatar ve diğer milletlerin de Abhazya’da yaşadığını unutuyorlar.

 

Söylemeden geçemeyiz, Abhazya’daki Otonom devlet kurulduğundan beri geçen zaman içinde, bu yönetim tarzının bir güç vermediği, kendi başına ekonomik bir varlık oluşturmadığı, kendi başına sorunları çözemediği, sosyal ve ekonomik bir gelişme yapılmadığı anlaşıldı. Çünkü Gürcistan Yönetimi sürekli olarak Abhazya’nın sahip olduğu kaynakları kendi menfaatleri için kullanmakta, Abhazya Yönetimi ise ülke adına karar verme hakkına sahip bulunmamaktadır. Abhazya’da sosyo-ekonomik kalkınma ve kültürel gelişme ancak hak ve hürriyetlerin arttırılmasıyla mümkündür.

 

Efrem Eşba, Abhazya sorununun iyi ve doğru müzakere edilmesini istiyordu. Ve, şayet Abhazya’nın statüsü iyi belirlenmezse ortaya çözülmesi zor problemler çıkacağını belirtiyordu. 60 yıl önce ortaya konan bu düşünceler bugün tüm çıplaklığıyla gerçeğe yansımıştır. Bu sözler, o günkü gibi bugün de geçerlidir.

 

Bizler, Abhazya’da her an patlamaya hazır sorunların dikkatle ele alınarak, Ab­haz­ya’da yaşayan tüm halkların ortak çıkarları doğrultusunda, gerçekçi çözümün ortaya konulmasını bekliyor, istiyoruz. 60 yıldır devam eden haksızlığın biran önce giderilmesini, halkların eşitlik ilkesi doğrultusunda talep ediyoruz.

18 Mart 1989’da Guauta kenti Lıhnı köyündeki toplantıda hazır bulunan 30 bini aşkın katılımcı.

 

ABHAZYA PARLAMENTOSU’NUN

EGEMENLİK KARARI

(23 Temmuz 1992)

“Geçtiğimiz yıllar içerisinde eski SSCB’ni oluşturan cumhuriyetler arasındaki ilişkileri kökten değiştiren çok sayıda olay meydana gelmiştir. Bu olaylar, cumhuriyetler arasında yeni hukuki ilişkilerin kurulması sonucunu doğurmuştur. Tüm bu olaylar, Abhazya ile Gürcistan arasındaki karşılıklı ilişkileri de etkilemiştir.

 

Abhazya Özerk SSC’nin hukuki statüsü ve Gürcistan SSC ile SSCB arasındaki karşılıklı ilişkileri, Abhazya Özerk SSC ile Gürcistan SSC’nin 1978 tarihli anayasaları ve SSCB’nin 1977 tarihli Anayasası tarafından düzenlenmiştir.

 

1989-1990 yıllarında Gürcistan SSC Parlamentosu, tek taraflı olarak Gürcistan’ın SSCB’den ayrılması sürecini başlatan bir dizi kararı kabul etmiştir. Bunlar, Gürcistan SSC Parlamentosunun 18 Kasım 1989, 9 Mart ve 20 Haziran 1990 tarihli kararlarıdır.

 

Bu belgelere göre, Gürcistan’ın 24 Şubat 1921 tarihinden itibaren kurulan bütün devlet kurumları ve bu kurumlarca kabul edilmiş bütün hukuki kararlar geçersiz sayılmıştır.

 

SSCB’nin dağılmasından sonra, eski SSCB ile hukuki ilişkilere kesin olarak son vermek üzere Gürcistan Askeri Konseyi, Şubat 1992 tarihinde Gürcistan Demokratik Cumhuriyeti’nin 1921 tarihli Anayasası’nı benimseme kararı almıştır. Bu anayasada Abhazya Özerk SSC ile resmi ilişkiler yer almamaktadır.

 

Böylelikle, Gürcistan’ın resmi organları tarafından yukarıda belirtilen kararların alınması sonucunda, Abhazya Özerk SSC’nin resmi ilişkiler içerisinde bulunduğu Gürcistan SSC’nin fiili varlığı sona ermiş ve yeni devlet kurulmuştur. Abhazya Özerk SSC’nin bu yeni devlet ile karşılıklı ilişkisi bulunmamaktadır.

 

Bilindiği gibi 1922-1989 döneminde Abhazya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti ile Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti arasındaki ilişkiler, bu tarihlerde kabul edilen yasal mevzuata göre yürütülmüştür. Bu konudaki en son mevzuat, her iki cumhuriyetin 1978 tarihli anayasaları ile Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin 1977 tarihli anayasasıdır.

 

Abhazya Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin 1978 Anayasası, Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin 1978 tarihli anayasası ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin 1977 tarihli anayasası uyarınca kabul edilmiştir. Abhazya Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin ayrılmasından sonra da bu anayasa hukuki geçerliliğini kaybetmiş olup, hem politik  açıdan hem de yargı yetkisi açısından günümüz gerçeklerine uyamamaktadır. Böylelikle de Abhazya ve Gürcistan arasındaki ilişkilerde kabul edilmesi mümkün olmayan bir yasal boşluk doğmuştur. Her iki cumhuriyet arasında, hukuki bir çözüm sağlamak ve Abhazya ile Gürcistan arasında hükümetlerarası ilişkileri yeniden kurabilmek amacıyla Abhazya Parlamentosu aşağıdaki kararları almıştır.

 

1-  Abhazya Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin 1978 tarihli anayasası geçersiz sayılacaktır.

2-  Yeni bir anayasa kabul edilinceye kadar, Abhazya, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetinin 1925 tarihli anayasası takip edilecek ve şu an yürürlükte bulunan yasama, yargı ve yürütme sistemi korunacaktır.

3-  Abhazya Parlamentosu, Abhazya ve Gürcistan arasındaki ilişkileri yürütmekle görevli Parlamento Grubu’nun konuya ilişkin önerilerini onaylamak üzere ayrı bir oturum yapacaktır.

4-  Anayasa Komisyonu’nun anayasa taslağı hazırlama çalışmaları hızlandırılacak ve taslak Eylül 1992 tarihine kadar Parlamento’ya sunulacaktır.”

 

ABHAZYA’DAN GÜRCİSTAN’A  ÇAĞRI

(12 Ağustos 1992)

“Eski SSCB’nin dağılmasını, bu yapıya dahil Cumhuriyetlerin devlet egemenliğini ilan etmesi izledi. Hem birlik cumhuriyetleri, hem de idari kumanda sistemi prensiplerine göre kurulmuş eski özerk cumhuriyetler egemenlik ilan ettiler. Birlik ve özerk cumhuriyetler arasındaki ilişkilerin, arlarında çağdaş medeni ilişkiler sağlayacak net ittifak esaslarına dayanan yeniden yapılanma süreci başladı.

 

Rusya’da bu süreç egemenlik ilan etmiş cumhuriyetlerin çoğunluğu ile federatif anlaşma imzalanmasıyla sona erdi. Tataristan ve Çeçenistan ile ittifak süreci hala devam ediyor.

 

Abhazya’da, 70 küsür yıllık Sovyet hakimiyeti süresince Gürcistan-Abhazya ilişkilerini dikkate alarak diktatörlük ve tabi edilme halini ortadan kaldıracak böyle bir yolu seçti. Bu maçla, daha SSCB mevcut iken Abhazya Parlamentosu 25 Ağustos 1990 tarihinde “Abhazya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin egemenliğini” ilan etti.

 

Parlamento kararı, bu kararın yalnızca yeni bir Abhazya Anayasası için temel teşkil ettiğini ve Cumhuriyet7in Birlik Anlaşması ve Gürcistan SSC ile imzalayacağı anlaşmadaki pozisyonunu belirlediğini tesbit ediyordu.

 

Aynı gün Abhazya Parlamentosu, “Abhazya devlet yapısının korunmasının hukuki garantileri” kararını aldı. Bu kararda net olarak şöyle deniliyordu: “Abhazya, gelecekteki karşılıklı devletler hukuki ilişkileri konusunda Gürcistan ile görüşmeye hazırdır.”

 

Bilindiği gibi, 1921 Mart’ında Abhazya, bağımsız SSC olarak ilan edilmiş, daha sonra da Gürcistan ile Federatif Birlik kurmuştu. Daha sonraki Abhazya-Gürcistan ilişkileri, bir dizi hukuki akit ile düzenlenmiştir. Bu akitlerin sonuncusu, söz konusu cumhuriyetlerin 1978 tarihli anayasaları ve 1977 tarihli SSCB anayasasıdır.

 

Fakat 1989-1990 yıllarında Gürcistan SSC Parlamentosu, tek taraflı olarak, özünde Gürcistan’ın SSCB  kapsamından çıkmasını başlatan bir dizi belgeyi onayladı. Gürcistan SSC Parlamentosu’nun 18 Kasım 1989, 9 Mart 1990 ve 20 Haziran 1990 tarihli kararları, bu tür belgelere örnektir.

 

Bu belgelerde, 25 Şubat 1921 tarihinden itibaren oluşturulan bütün devlet yapılarının yasadışı sayılacağı ve bu iktidar yapılarınca kabul edilen bütün devlet hukuku akitlerinin hukuki gücünü yitirdiği, karara bağlanıyordu.

 

SSCB’nin dağıldığının ilamından sonra Gürcistan Askeri Konseyi, 1992 Şubat’ında, Gürcistan Cumhuriyeti’nin 1921 Anayasası’na geçme kararını aldı. Bu anayasada, Abhazya Özerk SSC, bir devletler hukuku ilişkileri konusu olarak yer almamaktadır.

 

Gürcistan iktidar organlarının yukarıda sayılan akitleri kabul etmesi sonucu olarak, Abhazya ile devletler hukuku ilişkileri içinde olan Gürcistan SSC ortadan kalkmış ve Abhazya Özerk SSC’nin hiçbir belge veya taahhütle bağlı olmadığı yeni bir devlet, Gürcistan Demokratik Cumhuriyeti doğmuştur.

 

SSCB ve Gürcistan SSC anayasalarının yürürlükten kalkmasından sonra 1978 tarihli Abhazya Özerk SSC Anayasası, hukuki mesnetten yoksun kalmış, günümüzde oluşan politik ve yasal realitelere uymaz hale gelmiştir.

 

Abhazya ve Gürcistan arasındaki ilişkilerin yasal belirsizliğini gidermek amacıyla ve keza 25 Ağustos 1990 tarihli “Abhazya’nın devlet egemenliği” hakkındaki deklarasyonda ifade edilen devletler arası ilişkilerin belirlenmesi gayretini rehber edinerek Abhazya Parlamentosu 23 Temmuz 1992 tarihinde, 1978 tarihli Abhazya Özerk SSC Anayasası’nı geçersiz kılan ve yeni bir Abhazya Anayasası kabul edilinceye kadar, halen geçerli olan yasama, yürütme ve yargı organları sistemini koruyarak, 1925 tarihli Abhazya SSC Anayasası’nı yeniden yürürlüğe koyan bir karar aldı.

 

Aynı kararla Abhazya Parlamentosu Başkanlığı’na, Abhazya ile Gürcistan arasında yapılacak anlaşmanın hazırlanması için çalışacak grubun kadrosuyla ilgili teklifleri, parlamentonun onayına sunma görevi verildi. Bu grup kurulmuş olup, çalışmalara başlamıştır.

 

Ancak, Abhazya ve Gürcistan arasındaki devletler hukuku açısından belirsizlik halen devam ediyor. Çünkü, halihazırda yürürlükte olan 1921 Gürcistan Anayasası’nda Abhazya, bir devletler hukuku konusu olarak hiç yer almazken, 1925 tarihli Abhazya Anayasası’na göre ise Gürcistan’la “Birlik” bazında ilişki içindedir.

 

Bu yüzden, Abhazya Cumhuriyeti Parlamentosu, Gürcistan Devlet Konseyi’nin, Abhazya-Gürcistan ilişkilerinde, karşılıklı ittifak anlaşması imzalanması konusunun, bugün birinci derecede önem arzettiği konusunu anlayacağını ümit eder.

 

Gürcistan Devlet Konseyi, totaliter rejimi reddeden ve demokrasi ideallerine sıkı sıkıya bağlı olduğunu ifade eden açıklamalarında samimi ise belirtilen koşullarda Abhazya ve Gürcistan arasında uygar devletlerarası ilişkilerin kurulmasını öngören anlaşma sürecine derhal başlamalıdır. Abhazya Parlamentosu’nun, gerekliliğini 25 Ağustos 1990’dan beri söylediği gibi iki devlet arasında varılacak yeni bir anlaşma, hem bu cumhuriyetlerin yetki sınırlarını, hem de ortak organların yaptırım gücünü net olarak belirleyecektir. Böyle bir anlaşma, hem müttefik temsilciliklerin ve icra organlarının yapısını, hem de seçimler de dahil olmak üzere bunların teşkil edilme düzenini belirlemelidir.

 

Bu durumu dikkate alarak Abhazya Cumhuriyeti Parlamentosu, Gürcistan Devlet Konseyi’nin, Gürcistan Parlamento seçimlerini, aralarında devlet hukuku ilişkileri bakımından belirsizlik varken, Abhazya topraklarında da yapmak istemesini yersiz bulur.

 

Abhazya Cumhuriyeti Parlamentosu, Gürcistan, Gürcistan ile ilişkileri muhafaza etme niyetini tekrarlarken, bu ilişkilerin Abhaz ve Gürcü halkları arasındaki ilişkilere on yıllar boyunca gölge düşüren, dikta ve itaat altına alma hususlarını reddeden, yeni, uygar ve eşitlik temelleri üzerinde, bu ilişkilerin yeniden kurulmasını savunur.

 

Gürcistan Devlet Konseyi aracılığıyla Gürcü halkına yaptığımız bu çağrıda açıklıyoruz ki, biz, iki halk arasında nitelik bakımından yeni ve uygar ilişkilerin kurulması taraftarıyız.

 

1918-1921 yılları arasında Menşevik yağmacıların uygulamaları ve 1930-1950 yıllarında Gürcü iktidarının Abhazlara karşı yürüttüğü soykırım politikasının Abhaz halkında nasıl tarihi anılar bıraktığını tasavvur edebilirsiniz.

 

1988 yılının ikinci yarısından başlayarak monoetnik bir Gürcü devleti kurma fikrine saplanan pek çok yeni nesil Gürcü politikacısı, Abhaz halkının tarihi anıları hatırlamasına neden oluyor. Bu amaca ulaşmak için, sınırdışı etmekten, Gürcü olmayan nüfusun artmasını engellemeye kadar varan, çeşitli öneriler getirilmiştir.

 

Bütün bunlar, Abhazların Gürcü iktidarının politikasına kesin güvensizlik duyması sonucunu doğurmuş, iki halk arasında yabancılaşma ortaya çıkmıştır. Bunu gidermek, öncelikli görevimizdir. Abhazya ve Gürcistan arasında ittifak anlaşması imzalanması, halklarımız arasındaki karşılıklı güvensizlik ve yabancılaşmayı bertaraf edecek sağlam bir araçtır.

 

Abhazya Parlamentosu, Abhaz ve Gürcü halkları arasında iyi ilişkilerin yeniden kurulması yönünde üzerine düşeni yapacağını ilan eder.

Uzattığımız elin havada kalmayacağını ümit ediyoruz.”

 

VLADİSLAV ARDZINBA

Abhazya Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı

12 Ağustos 1992

 
BU SAYININ DİĞER MAKALELERİ

 

..
...