18 Mart
1989 tarihinde, Gudauta kenti Lıhnı Köyü’nde, Abhaz Halk
Birliği’nin öncülüğünde düzenlenen “Ulusal Forum”
toplantısı, Abhazya Parlamentosu üyeleri, Abhazya
Bakanlar Kurulu üyeleri, Komünist Partisi Abhazya Bölge
Komitesi üyeleri, devlet kuruluşları yöneticileri,
aydınlar ve bilim adamları, Abhazya’da yaşayan tüm
halkların temsilcilerinin yanı sıra 30 bini aşkın
kişinin katılımıyla gerçekleşmiştir. Abhazya’nın
otokton halkı Abhazların yüzyıllardır çektikleri
sıkıntılar ve özellikle son yıllarda Gürcistan
Yönetimi’nin Abhazya’ya karşı tutumunun ele alındığı bu
toplantı, tarihi önem taşımaktadır.
Toplantıda, Sovyetler Birliği Komünist Partisi (SBKP)
Merkez Komitesi, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri
Birliği’nin Halk Meclisi ve Prezidyumları ile Bakanlar
Kurulu, üniversite bilim merkezlerine hitaben bir
ÇAĞRI’nın kaleme alınmasına karar verilmiştir.
Başta
SBKP Merkez Komitesi Genel Sekreteri ve SSCB Yüksek
Prezidyumu’nun ikinci başkanı M.S. Gorbaçov ile SSCB
Bakanlar Kurulu ikinci başkanı N.İ.Rijkov’a olmak üzere
SSCB’deki tüm siyasi ve sosyal kuruluş merkezlerine
ulaştırılan bu çağrıya, toplantıda hazır bulunan 30 bin
kişi imza koymuştur.
Toplantıda, 1921 yılının Mart ayında ilan edilen
Bağımsız Abhazya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin bizzat
V.İ.Lenin tarafından kurulmuş bulunmasına rağmen,
Stalin’in baskıları ile Abhazya’nın bağımsızlık statüsü
değiştirilerek Gürcistan’a bağlı “Özerk Cumhuriyet”
haline getirildiği belirtilmekte, bunun, Abhazya
halkının sahip olduğu kendi kaderini tayin hakkının gasp
edilmesi anlamına geldiği belirtilmiştir.
Abhazya’nın 1921-1931 tarihleri arasındaki statüsü ve
aldığı adlar “Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti
Abhazya-1921”, “Karşılıklı Anlaşmalı Sovyet Sosyalist
Cumhuriyeti Abhazya-1922”, “Abhazya Sovyet Sosyalist
Cumhuriyeti-1931” şeklindeydi.
Görüldüğü gibi SSCB’yi oluşturan diğer ülke ve halklarda
olduğu gibi Abhazya’da da statü değişiklikleri daima
ülke ve halklar yararına yapılıyordu. Ancak, 1931’den
sonra Abhazya için öngörülen statü, Abhazya halkı ve
devletinin hak ve hürriyetlerini kısıtlayıcı yönde
olmuştur. Bunun sonucunda da politik, ekonomik ve
kültürel açılardan Abhazya’nın durumu, 1931’den bu yana
gerilemiş, kötüleşmiştir.
50 yılı
aşkın süredir yaşanan tecrübeler, Abhazya’nın Gürcistan
içinde kalmasının, eşit haklarla bir arada yaşama ilkesi
açısından mümkün olmadığını göstermiştir. Çünkü,
uygulamalar Abhazya’nın Özerk Cumhuriyet statüsünün
kağıt üzerinde kalmasına yol açmış, devlet olarak
Abhazya’nın eli-kolu bağlanmıştır.
Aşağıdaki çağrı metnine imza atan bizler, SBKP Merkez
Komitesi’nden, SSCB Halk Temsilcileri Konseyi’nden, SSCB
Yüksek Prezidyumu’ndan, SSCB Bakanlar Kurulu’ndan,
Abhazya’nın, 1921 yılında olduğu gibi Abhazya Sovyet
Sosyalist Cumhuriyeti statüsünün yeniden tesisini talep
ediyoruz.
ÇAĞRI
SBKP
Merkez Komitesi Genel Sekreteri Ve SSCB Alk Meclisi
İkinci Başkanı M.S. Gorbaçov’a Sscb Bakanlar Kurulu
İkinci Başkanı N.İ.Rijkov’a SSCB Bilimler Akademisi
Başkanı G.İ. Marçuk’a Marksizm-Leninizm Enstitüsü Müdürü
G.L. Smirnov’a. Sscb Etnoğrafya Enstitüsü Müdürü İ.V.
Bromley’e Ve Sovyetler Birliği’nde Faaliyet Gösteren Tüm
Siyasi Ve Sosyal Kuruluşların Yöneticilerine;
SSCB’yi
oluşturan tüm cumhuriyetlerde, kuruluşlarda, parti
kadrolarında, emekçi halk kitlelerinde, üniversite ve
bilim merkezlerinde, hep ileriye yönelik adımlar
atılırken, Abhazya’da durum tam tersine gelişmekte;
ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel açıdan daha önce
elde edilmiş kazanımlar gerilemektedir.
İçinde
bulunduğumuz Mart ayının 15’inde “Pravda” gazetesinde
ilan edildiğine göre, 1931 yılından bu yana,
Abhazya’daki yönetim kadroları dışında, başka hiçbir üst
düzey parti yönetimlerinde hiçbir zaman ve hiçbir
surette bir Abhaz aday gösterilmediği ve görev
verilmediği gözlemlenmektedir. Bu sorunun, önümüzdeki
günlerde toplanacak SBKP Merkez Komitesi’nde ele alınıp
halledilmesi gerekmektedir. Diğer önemli husus ise
Stalin devrinden miras kalan asimilasyon politikasıdır.
Bu politikanın topyekün değiştirilerek, Lenin’in halklar
arası ilişkilerde eşitlik prensibine uygun hale
getirilmesi sağlanmalıdır.
Halklar
arası ilişkilerde uzun zamandan beri süregelen kriz,
ülke yönetimini rayından çıkarıyor. Büyük bir üzüntüyle
belirtiriz ki, Abhazya’da bugün ulusal sorunlar, patlama
noktasına gelmiştir.
Abhazya
Devleti’nin nüvesini teşkil eden Abhazya’nın otokton
halkı olan Abhazların başına gelen ve felaket sınırına
ulaşan bu sorunlar yüzünden zaman zaman (1957, 1963,
1967, 1978 yıllarında) ulusça başkaldırılar ve haklı
ayaklanmalar olmuştur.
Bilindiği gibi Stalin’in sorumsuz devlet yönetimi
döneminde, SSCB bünyesinde statüsü olumsuz yönde
değiştirilen tek ülke Abhazya’dır. 10 yıllık süre içinde
Abhazya’nın statüsü Bağımsız Cumhuriyetten Özerk
Cumhuriyet’e düşürülürken, aynı zaman dilimi içinde
diğer uluslarda basitten mükemmele doğru derece derece
yükselen statüler kazandırılmıştır.
Tarih
sırasına göre, 1918 yılında Güney Kafkasya7da ilk Sovyet
iktidarını benimseyen ülke Abhazya idi. Abhazya’da yeni
rejim tesis ettikten hemen sonra, Askeri Devrim
Komitesi’nin yöneticileri Efrem Eşba, Nestor Lakoba,
Platon Agiyaşvili ve N. Akırtaa, 26 Mart 1921 tarihinde
V.İ Lenin ve Stalin’den, Abhazya’nın birinci derecede
talep etmişlerdir. Lenin’in yakın arkadaşı, Abhazya
liderlerinden Efrem Eşba bu konuda şöyle diyordu: “İşte
üzerinde az bir nüfusun yaşadığı küçük ülke, Bağımsız
Sovyet Sosyalist Cumhuriyet haline gelmekle, büyümüş,
bütünleşmiş ve tamamlanmış bulunuyor.”
Nihayet
Bağımsız Sovyet Sosyalist Abhaz Cumhuriyeti’nin kurulmuş
olduğu, V.İ.Lenin’in onayıyla 31 Mart 1921 tarihinde
radyo programlarında haber verilmişti. 21 Mayıs 1921’de,
Gürcistan Askeri Devrim Komitesi, Abhazya’nın
bağımsızlığını tanıdığını ve desteklediğini
açıklamıştır. Fakat 5 Temmuz 1921 tarihinde gerçekleşen
SBKP Merkez Komitesi toplantısında yoğun tartışmalar
sonunda Stalin ve onun destekçilerinin etkisiyle,
Abhazya’nın Gürcistan’a bağlı kalması kararı çıkarıldı.
Çıkarılan bu tartışmalı karar Abhazya tarafından kabul
görmezken, Rusya Sovyet Sosyalist Federal Cumhuriyeti
ile Sovyetler Birliği Sendikalar Komitesi tarafından da
tepkiyle karşılanmıştır.
Bunun
üzerine SBKP Merkez Komitesi 1922 Şubatında Abhazya’nın
statüsünü, Gürcistan’la “Anlaşmalı Sosyalist Federal
Cumhuriyet” olarak belirledi. Abhazya bu statüye de
itiraz etti. Efrem Eşba sorunun bu tarzda halledilmesine
asla razı olmuyor ve “Abhazya için önerilen bu statüye
boş bir balon ya da ocuklar için kağıttan yapılmış bir
oyuncak nazarıyla bakılabilir. Bu durum bir
talihsizliktir” diyordu.
Eşba’nın ne kadar haklı olduğu kısa sürede anlaşıldı.
1931 yılında Abhazya’nın statüsü yeniden değiştirilerek,
Gürcistan ile “Özel ve Karşılıklı Anlaşmalı İttifak”
bozuldu ve Özerk Cumhuriyet statüsüyle Gürcistan’a
bağlandı.
Stalin
ve Beria’nın baskılarıyla, 1937-1953 dönemi Abhazya
tarihinin en karanlık ve acılı yılları olarak geçti.
Buna karşın diğer bölgelerde farklı bir gelişim
seyrediyordu. Aynı yıllarda Abhazya’nın nüfus yapısı da
hızla bozuldu. Stalin’le Beria’nın planları çerçevesinde
Abhaz aydınlarının hemen hemen tümü ya öldürüldü, ya
hapsedildi veya sürgüne gönderildi. Abhaz nüfusu hızla
azalırken, Gürcistan’dan Migrel ve Gürcü halkı getirilip
Abhazya’ya yerleştirildi. Bu politikanın sonucu nüfus
dengeleri alt-üst oldu.
Bilindiği gibi Abhazlarla Gürcüler, geleneksel
kültürleri, yaşam tarzları ve dilleriyle birbirinden
tamamen farklı iki ayrı halktır. Ancak coğrafi açıdan
birbirine yakın yaşayan bu iki halk tarih boyunca da iç
içe yaşamış, zaman zaman aynı devletin unsurları
olmuşlardır. 1877 yılında Tiflis’te yayınlanan “Vestnik”
gazetesinin de yazdığı gibi, “Abhazlar, etnoğrafik,
sosyal, ekonomik ve politik yaşantılarıyla, değil
dünyanın uzak bölgelerindeki uluslar, en yakın komşu
uluslara dahi benzememektedir.
1870’lere kadar Abhazya’da yalnız yerli halk olan
Abhazlar yaşıyordu. 1926 yılında ise burada 60 değişik
millet yaşamaya başladı. 1864’te sona eren Kafkas
Savaşları yüzünden Abhazya’da yaşayan nüfusun yarıdan
fazlası Osmanlı İmparatorluğu topraklarına göç etmek
zorunda bırakıldı. 10 yıl içinde, boşalan arazinin yağma
edilmesi yüzünden, Abhazya’da, tarihin hiçbir devresinde
görülmemiş derecede nüfus farklılaşması oldu. 1887
yılındaki birinci nüfus sayımı kayıtlarına göre, ülke
nüfusunun yüzde 53.3’ü Abhaz olmasına karşın, 1926 da bu
oran yarı yarıya düşerek yüzde 26.4’e geriledi. 1979
yılındaki nüfus sayımı ise Abhaz nüfusunun yüzde 17”ye
düştüğünü göstermektedir. Buna karşın Gürcü-Migrel
nüfusu 1897 yılında 25.000 iken (yüzde 24) 1979’da 213
bine (yüzde 44) ulaşmıştır.
Yukarıda bahsedildiği gibi, Gürcistan’dan Abhazya’ya
planlı nüfus kaydırması Çarlık devrinde başlanmış,
Gürcistan’da Menşeviklerin iktidara gelişiyle
(1917-1921) hızlanmıştır. Aynı tarihlerde Abhazların
Gürcüleştirilmesi çabaları da hızlandırılmıştır. Dönemin
önde gelen Gürcü devlet adamı Ş.Z.Eleava, 1926 yılında
Gürcistan Parlamentosu toplantısında, “Hiç ara vermeden
Abhaz milletinin hak ve hürriyetlerini yok ediyorduk”
demektedir.
Stalin’in baskı rejimi yıllarında, Abhazlara yönelik
saldırı ve asimilasyon politikası, Menşevikleri
aratmayacak düzeyde devam etti. Bütün ülke baskılara
karşı insanüstü bir güç ve sabırla yaşamaya çalışıyordu.
Abhazları yok etme politikası 1937’den itibaren daha da
şiddetlendi. Bir gecede yüzlerce Abhaz evlerinden
alınarak götürüldü. Onları, insanın aklına bile
getiremeyeceği suçlamalarla ve iftiralarla itham
ediyorlardı. Milletin en değerli evlatlarını evlerinden
toplayıp katlediyorlardı. Şairler, yazarlar, öğretim
üyeleri, mühendisler, doktorlar, öğretmenler, tek
kelimeyle yeni yetişen aydınlar kökten yok
ediliyorlardı.
Baskı
rejimi yıllarında, Abhazya’nın en seçkin devlet
memurları, kalifiye işçiler e zanaatkarlar da
yokedilmişti. Bu, Abhazya gibi zaten az bir nüfusa sahip
bir ülke için telafisi mümkün olmayan bir darbe oldu.
Baskıcıların ellerine düşen yalnız insanlar değildi.
Bunların elinden Abhaz kültürü ve dili de büyük yaralar
aldı. Abhaz tarihi, kültürü, milli devlet bilinci ve
yönetimi eskiden beri mevcut olan coğrafya isimleri de,
Abhaz alfabesi de baskıcıların baskısı altında yok
olmaya yüz tuttu.
Nestor
Lakoba ile devletin diğer seçkin memurlarının yok
edilmesinden sonra, Stalin ve Beria’nın öncülüğünde
Abhazları Gürcüleştirmeye yönelik kapsamlı bir kampanya
başlatıldı.
1937-1938 yıllarında yeni alfabeyi, Gürcü alfabesini
temel alarak, hazırladılar. 1940tan itibaren bütün
resmi dokümanlarda Abhaz sözcüğü kaldırıldı. Abhazlara
isimleri unutturulmaya, şahsiyetleri körletilmeye
başlandı. Abhazya sanki Gürcüstan’mış gibi gösterilmeye
başlandı.
1937
yılından 1953 yılına kadar, Gürcü bölgelerinden çok
kişiyi zorla Abhazya’ya yerleştirdiler. 1941-1942 savaş
döneminde Abhazların tüm malvarlıklarına el konuldu.
Savaştan sonra da bu uygulamalar devam etti. Abhazca
eğitim yapan okullar kapatılarak, tümünde Gürcüce eğitim
zorunlu kılındı. 1948 yılında Suhum’a gelen Stalin şöyle
dedi:
“Biz
Gürcüler Abazinlere nazaran Abhazlara daha yakınız.
Talihsiz Lakoba bunu bir türlü kavrayamıyordu.”
Çok
büyük bir hızla, Abhaz tarih ve kültürünü tahrip
ettiler. Kendi ana dilleriyle konuşma haklarını
ellerinden aldılar. Devlet ve parti kadrolarında
Abhazların oranını yok denecek düzeylere düşürdüler.
Ülkenin
diğer etnik unsurları da bu trajik kaderden
kurtulamadılar. Rumlarla Türkler, hepsinden önce
anılmalıdır. 1949 yılından itibaren binlerce Abhazyalı
Kazakistan’a sürgün edildi.
Birçok
kent, kasaba ve köyün Abhazca adı kaldırıldı, Gürcüce
adlar konuldu. 17 Ağustos 1936’da gerçekleştirilen ad
değiştirme operasyonu ile Abhazya’nın başkenti Suhum’un
adı “Suhumi” olarak değiştirildi. 1948 yılından itibaren
1951 yılına kadar Abhazya tam kendi istedikleri gibi
değişmişti. 147 yer ismi değişti...
Bu gibi
başıboş ve kanunsuz davranışlara rağmen karşı gelenler
de oluyordu, 1947 yılının Şubat ayının 25’inde Abhaz
bilim adamlarından G.A. Zizaria, B.V. Şinkuba ve K.S.Şakrıl
Devlet yönetimindeki çarpık durumu açıkça ortaya koyan
bir kitap yazdılar. Bu kitapta, şöyle deniliyordu:
“Abhazya’da daha önce Sovyet güçlerinin iktidara
gelişinin yıldönümü olan 4 Mart büyük bayram olarak
kutlanıyordu. Ancak uğranılan haksızlıklar nedeniyle bu
kutlamalar artık yapılmıyor. Abhazya’da yayınlanan
gazeteler Sovyetler Birliği’nin 25’inci kuruluş yılı
kutlamalarından hiç söz etmemekte, Sovyet yönetimine
olan küskünlüğünü açıkça göstermektedir.
Sözünü
ettiğimiz bu baskıcı ve asimile edici politikalar
sonucunda, Abhazya’daki Abhaz nüfusu azalmış, Gürcü-Migrel
nüfusu ise büyük ölçüde artmıştır.
Değişim, demokratikleşme, gerçekleri açıkça dile getirme
gibi açıklık politikası, uluslar arası münasebet gibi
gizli kalan hususları su yüzüne çıkardı. Hiç yokmuş gibi
gizlenen problemlerin büyük bir kısmını alenileştirdi.
Son zamanlarda teessüs eden uygun bir ortam sayesinde ve
bu ortamdan faydalanarak, iç karışıklıklar ile
sıkıntıları olan, fakat ne olursa olsun birlikte
yaşamaya zorlanan etnik ayrıcalıklı milletlerin
sıkıntılarını artırdılar. Böylece içinde bulunduğumuz
zaman parçasında Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti,
diğer şehirlerde açıkça Gürcü menşeviklerin bayrakları
altında propaganda yaptılar.
Nasyonal Sosyalizm idealleri de gaye edinen Gürcü
menşeviklerinin hedefi, Gürcü olmayanların da zorla
Gürcüleştirilmesidir.
“Literaturuli Sakarvelo” gazetesi şu iddiadadır:
“Gürcistan’da Gürcü olmayan da Gürcüdür. Herkes Gürcüce
konuşmalıdır, Gürcüce yazmalıdır, Gürcüce okumalı, Gürcü
kültürü ile yetiştirilmeli Gürcü örf ve ananeleriyle
yaşamalıdır.”
Bu
şekilde yayın yapan daha bir çok neşriyat var.
Eskiden
olduğu gibi şimdi de trajedi haline gelen tarihi tahrif
etme çabaları böyle sürüyor. Kısa süre öncesine kadar
Abhazya’nın yerli halkı olarak sadece Gürcülerden söz
eden Gürcü tarihçileri, son yıllarda lütfedip Abhazları
da yerli halktan saymaya başladılar. Bu tür yüzeysel ve
basit yöntemlerle tarihi gerçekleri saptırmak kimsenin
hakkı değildir. Buna kimsenin gücü yetmez. Gürcüler
tarih konusunda sürekli demagoji yapmaktadır. Buna razı
olmayız. Şimdi Abhazlarla kardeşlik kurmak için
göstermelik davetler yapıyorlar. Bu arada Rusların,
Rumların, Ermenilerin, Estonların, Tatar ve diğer
milletlerin de Abhazya’da yaşadığını unutuyorlar.
Söylemeden geçemeyiz, Abhazya’daki Otonom devlet
kurulduğundan beri geçen zaman içinde, bu yönetim
tarzının bir güç vermediği, kendi başına ekonomik bir
varlık oluşturmadığı, kendi başına sorunları çözemediği,
sosyal ve ekonomik bir gelişme yapılmadığı anlaşıldı.
Çünkü Gürcistan Yönetimi sürekli olarak Abhazya’nın
sahip olduğu kaynakları kendi menfaatleri için
kullanmakta, Abhazya Yönetimi ise ülke adına karar verme
hakkına sahip bulunmamaktadır. Abhazya’da sosyo-ekonomik
kalkınma ve kültürel gelişme ancak hak ve hürriyetlerin
arttırılmasıyla mümkündür.
Efrem
Eşba, Abhazya sorununun iyi ve doğru müzakere edilmesini
istiyordu. Ve, şayet Abhazya’nın statüsü iyi
belirlenmezse ortaya çözülmesi zor problemler çıkacağını
belirtiyordu. 60 yıl önce ortaya konan bu düşünceler
bugün tüm çıplaklığıyla gerçeğe yansımıştır. Bu sözler,
o günkü gibi bugün de geçerlidir.
Bizler,
Abhazya’da her an patlamaya hazır sorunların dikkatle
ele alınarak, Abhazya’da yaşayan tüm halkların ortak
çıkarları doğrultusunda, gerçekçi çözümün ortaya
konulmasını bekliyor, istiyoruz. 60 yıldır devam eden
haksızlığın biran önce giderilmesini, halkların eşitlik
ilkesi doğrultusunda talep ediyoruz.
18 Mart
1989’da Guauta kenti Lıhnı köyündeki toplantıda hazır
bulunan 30 bini aşkın katılımcı.
ABHAZYA PARLAMENTOSU’NUN
EGEMENLİK KARARI
(23
Temmuz 1992)
“Geçtiğimiz yıllar içerisinde eski SSCB’ni oluşturan
cumhuriyetler arasındaki ilişkileri kökten değiştiren
çok sayıda olay meydana gelmiştir. Bu olaylar,
cumhuriyetler arasında yeni hukuki ilişkilerin kurulması
sonucunu doğurmuştur. Tüm bu olaylar, Abhazya ile
Gürcistan arasındaki karşılıklı ilişkileri de
etkilemiştir.
Abhazya
Özerk SSC’nin hukuki statüsü ve Gürcistan SSC ile SSCB
arasındaki karşılıklı ilişkileri, Abhazya Özerk SSC ile
Gürcistan SSC’nin 1978 tarihli anayasaları ve SSCB’nin
1977 tarihli Anayasası tarafından düzenlenmiştir.
1989-1990 yıllarında Gürcistan SSC Parlamentosu, tek
taraflı olarak Gürcistan’ın SSCB’den ayrılması sürecini
başlatan bir dizi kararı kabul etmiştir. Bunlar,
Gürcistan SSC Parlamentosunun 18 Kasım 1989, 9 Mart ve
20 Haziran 1990 tarihli kararlarıdır.
Bu
belgelere göre, Gürcistan’ın 24 Şubat 1921 tarihinden
itibaren kurulan bütün devlet kurumları ve bu kurumlarca
kabul edilmiş bütün hukuki kararlar geçersiz
sayılmıştır.
SSCB’nin dağılmasından sonra, eski SSCB ile hukuki
ilişkilere kesin olarak son vermek üzere Gürcistan
Askeri Konseyi, Şubat 1992 tarihinde Gürcistan
Demokratik Cumhuriyeti’nin 1921 tarihli Anayasası’nı
benimseme kararı almıştır. Bu anayasada Abhazya Özerk
SSC ile resmi ilişkiler yer almamaktadır.
Böylelikle, Gürcistan’ın resmi organları tarafından
yukarıda belirtilen kararların alınması sonucunda,
Abhazya Özerk SSC’nin resmi ilişkiler içerisinde
bulunduğu Gürcistan SSC’nin fiili varlığı sona ermiş ve
yeni devlet kurulmuştur. Abhazya Özerk SSC’nin bu yeni
devlet ile karşılıklı ilişkisi bulunmamaktadır.
Bilindiği gibi 1922-1989 döneminde Abhazya Sovyet
Sosyalist Cumhuriyeti ile Gürcistan Sovyet Sosyalist
Cumhuriyeti arasındaki ilişkiler, bu tarihlerde kabul
edilen yasal mevzuata göre yürütülmüştür. Bu konudaki en
son mevzuat, her iki cumhuriyetin 1978 tarihli
anayasaları ile Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler
Birliği’nin 1977 tarihli anayasasıdır.
Abhazya
Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin 1978 Anayasası,
Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin 1978 tarihli
anayasası ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin
1977 tarihli anayasası uyarınca kabul edilmiştir.
Abhazya Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin
ayrılmasından sonra da bu anayasa hukuki geçerliliğini
kaybetmiş olup, hem politik açıdan hem de yargı yetkisi
açısından günümüz gerçeklerine uyamamaktadır. Böylelikle
de Abhazya ve Gürcistan arasındaki ilişkilerde kabul
edilmesi mümkün olmayan bir yasal boşluk doğmuştur. Her
iki cumhuriyet arasında, hukuki bir çözüm sağlamak ve
Abhazya ile Gürcistan arasında hükümetlerarası
ilişkileri yeniden kurabilmek amacıyla Abhazya
Parlamentosu aşağıdaki kararları almıştır.
1- Abhazya
Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin 1978 tarihli
anayasası geçersiz sayılacaktır.
2- Yeni
bir anayasa kabul edilinceye kadar, Abhazya, Sovyet
Sosyalist Cumhuriyetinin 1925 tarihli anayasası takip
edilecek ve şu an yürürlükte bulunan yasama, yargı ve
yürütme sistemi korunacaktır.
3- Abhazya
Parlamentosu, Abhazya ve Gürcistan arasındaki ilişkileri
yürütmekle görevli Parlamento Grubu’nun konuya ilişkin
önerilerini onaylamak üzere ayrı bir oturum yapacaktır.
4- Anayasa
Komisyonu’nun anayasa taslağı hazırlama çalışmaları
hızlandırılacak ve taslak Eylül 1992 tarihine kadar
Parlamento’ya sunulacaktır.”
ABHAZYA’DAN GÜRCİSTAN’A ÇAĞRI
(12
Ağustos 1992)
“Eski
SSCB’nin dağılmasını, bu yapıya dahil Cumhuriyetlerin
devlet egemenliğini ilan etmesi izledi. Hem birlik
cumhuriyetleri, hem de idari kumanda sistemi
prensiplerine göre kurulmuş eski özerk cumhuriyetler
egemenlik ilan ettiler. Birlik ve özerk cumhuriyetler
arasındaki ilişkilerin, arlarında çağdaş medeni
ilişkiler sağlayacak net ittifak esaslarına dayanan
yeniden yapılanma süreci başladı.
Rusya’da bu süreç egemenlik ilan etmiş cumhuriyetlerin
çoğunluğu ile federatif anlaşma imzalanmasıyla sona
erdi. Tataristan ve Çeçenistan ile ittifak süreci hala
devam ediyor.
Abhazya’da, 70 küsür yıllık Sovyet hakimiyeti süresince
Gürcistan-Abhazya ilişkilerini dikkate alarak
diktatörlük ve tabi edilme halini ortadan kaldıracak
böyle bir yolu seçti. Bu maçla, daha SSCB mevcut iken
Abhazya Parlamentosu 25 Ağustos 1990 tarihinde “Abhazya
Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin egemenliğini” ilan
etti.
Parlamento kararı, bu kararın yalnızca yeni bir Abhazya
Anayasası için temel teşkil ettiğini ve Cumhuriyet7in
Birlik Anlaşması ve Gürcistan SSC ile imzalayacağı
anlaşmadaki pozisyonunu belirlediğini tesbit ediyordu.
Aynı
gün Abhazya Parlamentosu, “Abhazya devlet yapısının
korunmasının hukuki garantileri” kararını aldı. Bu
kararda net olarak şöyle deniliyordu: “Abhazya,
gelecekteki karşılıklı devletler hukuki ilişkileri
konusunda Gürcistan ile görüşmeye hazırdır.”
Bilindiği gibi, 1921 Mart’ında Abhazya, bağımsız SSC
olarak ilan edilmiş, daha sonra da Gürcistan ile
Federatif Birlik kurmuştu. Daha sonraki
Abhazya-Gürcistan ilişkileri, bir dizi hukuki akit ile
düzenlenmiştir. Bu akitlerin sonuncusu, söz konusu
cumhuriyetlerin 1978 tarihli anayasaları ve 1977 tarihli
SSCB anayasasıdır.
Fakat
1989-1990 yıllarında Gürcistan SSC Parlamentosu, tek
taraflı olarak, özünde Gürcistan’ın SSCB kapsamından
çıkmasını başlatan bir dizi belgeyi onayladı. Gürcistan
SSC Parlamentosu’nun 18 Kasım 1989, 9 Mart 1990 ve 20
Haziran 1990 tarihli kararları, bu tür belgelere
örnektir.
Bu
belgelerde, 25 Şubat 1921 tarihinden itibaren
oluşturulan bütün devlet yapılarının yasadışı sayılacağı
ve bu iktidar yapılarınca kabul edilen bütün devlet
hukuku akitlerinin hukuki gücünü yitirdiği, karara
bağlanıyordu.
SSCB’nin dağıldığının ilamından sonra Gürcistan Askeri
Konseyi, 1992 Şubat’ında, Gürcistan Cumhuriyeti’nin 1921
Anayasası’na geçme kararını aldı. Bu anayasada, Abhazya
Özerk SSC, bir devletler hukuku ilişkileri konusu olarak
yer almamaktadır.
Gürcistan iktidar organlarının yukarıda sayılan akitleri
kabul etmesi sonucu olarak, Abhazya ile devletler hukuku
ilişkileri içinde olan Gürcistan SSC ortadan kalkmış ve
Abhazya Özerk SSC’nin hiçbir belge veya taahhütle bağlı
olmadığı yeni bir devlet, Gürcistan Demokratik
Cumhuriyeti doğmuştur.
SSCB ve
Gürcistan SSC anayasalarının yürürlükten kalkmasından
sonra 1978 tarihli Abhazya Özerk SSC Anayasası, hukuki
mesnetten yoksun kalmış, günümüzde oluşan politik ve
yasal realitelere uymaz hale gelmiştir.
Abhazya
ve Gürcistan arasındaki ilişkilerin yasal belirsizliğini
gidermek amacıyla ve keza 25 Ağustos 1990 tarihli
“Abhazya’nın devlet egemenliği” hakkındaki deklarasyonda
ifade edilen devletler arası ilişkilerin belirlenmesi
gayretini rehber edinerek Abhazya Parlamentosu 23 Temmuz
1992 tarihinde, 1978 tarihli Abhazya Özerk SSC
Anayasası’nı geçersiz kılan ve yeni bir Abhazya
Anayasası kabul edilinceye kadar, halen geçerli olan
yasama, yürütme ve yargı organları sistemini koruyarak,
1925 tarihli Abhazya SSC Anayasası’nı yeniden yürürlüğe
koyan bir karar aldı.
Aynı
kararla Abhazya Parlamentosu Başkanlığı’na, Abhazya ile
Gürcistan arasında yapılacak anlaşmanın hazırlanması
için çalışacak grubun kadrosuyla ilgili teklifleri,
parlamentonun onayına sunma görevi verildi. Bu grup
kurulmuş olup, çalışmalara başlamıştır.
Ancak,
Abhazya ve Gürcistan arasındaki devletler hukuku
açısından belirsizlik halen devam ediyor. Çünkü,
halihazırda yürürlükte olan 1921 Gürcistan Anayasası’nda
Abhazya, bir devletler hukuku konusu olarak hiç yer
almazken, 1925 tarihli Abhazya Anayasası’na göre ise
Gürcistan’la “Birlik” bazında ilişki içindedir.
Bu
yüzden, Abhazya Cumhuriyeti Parlamentosu, Gürcistan
Devlet Konseyi’nin, Abhazya-Gürcistan ilişkilerinde,
karşılıklı ittifak anlaşması imzalanması konusunun,
bugün birinci derecede önem arzettiği konusunu
anlayacağını ümit eder.
Gürcistan Devlet Konseyi, totaliter rejimi reddeden ve
demokrasi ideallerine sıkı sıkıya bağlı olduğunu ifade
eden açıklamalarında samimi ise belirtilen koşullarda
Abhazya ve Gürcistan arasında uygar devletlerarası
ilişkilerin kurulmasını öngören anlaşma sürecine derhal
başlamalıdır. Abhazya Parlamentosu’nun, gerekliliğini 25
Ağustos 1990’dan beri söylediği gibi iki devlet arasında
varılacak yeni bir anlaşma, hem bu cumhuriyetlerin yetki
sınırlarını, hem de ortak organların yaptırım gücünü net
olarak belirleyecektir. Böyle bir anlaşma, hem müttefik
temsilciliklerin ve icra organlarının yapısını, hem de
seçimler de dahil olmak üzere bunların teşkil edilme
düzenini belirlemelidir.
Bu
durumu dikkate alarak Abhazya Cumhuriyeti Parlamentosu,
Gürcistan Devlet Konseyi’nin, Gürcistan Parlamento
seçimlerini, aralarında devlet hukuku ilişkileri
bakımından belirsizlik varken, Abhazya topraklarında da
yapmak istemesini yersiz bulur.
Abhazya
Cumhuriyeti Parlamentosu, Gürcistan, Gürcistan ile
ilişkileri muhafaza etme niyetini tekrarlarken, bu
ilişkilerin Abhaz ve Gürcü halkları arasındaki
ilişkilere on yıllar boyunca gölge düşüren, dikta ve
itaat altına alma hususlarını reddeden, yeni, uygar ve
eşitlik temelleri üzerinde, bu ilişkilerin yeniden
kurulmasını savunur.
Gürcistan Devlet Konseyi aracılığıyla Gürcü halkına
yaptığımız bu çağrıda açıklıyoruz ki, biz, iki halk
arasında nitelik bakımından yeni ve uygar ilişkilerin
kurulması taraftarıyız.
1918-1921 yılları arasında Menşevik yağmacıların
uygulamaları ve 1930-1950 yıllarında Gürcü iktidarının
Abhazlara karşı yürüttüğü soykırım politikasının Abhaz
halkında nasıl tarihi anılar bıraktığını tasavvur
edebilirsiniz.
1988
yılının ikinci yarısından başlayarak monoetnik bir Gürcü
devleti kurma fikrine saplanan pek çok yeni nesil Gürcü
politikacısı, Abhaz halkının tarihi anıları
hatırlamasına neden oluyor. Bu amaca ulaşmak için,
sınırdışı etmekten, Gürcü olmayan nüfusun artmasını
engellemeye kadar varan, çeşitli öneriler getirilmiştir.
Bütün bunlar,
Abhazların Gürcü iktidarının politikasına kesin
güvensizlik duyması sonucunu doğurmuş, iki halk arasında
yabancılaşma ortaya çıkmıştır. Bunu gidermek, öncelikli
görevimizdir. Abhazya ve Gürcistan arasında ittifak
anlaşması imzalanması, halklarımız arasındaki karşılıklı
güvensizlik ve yabancılaşmayı bertaraf edecek sağlam bir
araçtır.
Abhazya
Parlamentosu, Abhaz ve Gürcü halkları arasında iyi
ilişkilerin yeniden kurulması yönünde üzerine düşeni
yapacağını ilan eder.
Uzattığımız elin havada kalmayacağını ümit ediyoruz.”
VLADİSLAV ARDZINBA
Abhazya Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı
12
Ağustos 1992