Kurtuluş Savaşı’nın öncülerinden ve kahramanlarından
iken daha çok kendisinin dışında gelişen olaylar ve
kararlar sonucunda araştırmacı-yazar sayın Orhan
Asena’nın tabiri ile o günün koşulları gereği zorunlu
olarak ülkeyi terk eden Çerkes Ethem Bey’in Ürdün’deki
yaşamı yeterince bilinmemektedir. Ayrıca 1923-1938
dönemi içerisinde değişik zamanlarda değişik basın
organlarındaki sür manşetlerle Ethem Bey ve adamlarının
Atatürk’e suikast maksadıyla Türkiye’ye geldikleri gibi
haberler yer almıştır. Bunlardan en önemlisi Ali Saip
Ursavaş ve arkadaşları hakkında 1935 yılında açılan dava
olup, iddiaların asılsızlığı anlaşıldığından beraat
kararı verilmiş ve zanlılar serbest bırakılmıştır.
Ayrıca, ölüm şekli ve mezarı konusunda da çelişkili
beyanlar mevcuttur.
1998
yılında Amman’a gitmek nasip olduğunda imkanlar oranında
Ethem Bey’in Ürdün’deki yaşamını yakınen bilen
yaşlılarla görüştüm ve beyanlarını tutanaklara bağladım.
Bir çok yaşlı ile görüştükten sonra mezarının yerini de
buldum. Ürdün yasaları gereği 38 yıldır ölü
defnedilmeyen ELMUSDAR mezarlığında Habjoka ailesinin
aile kabristanı içerisinde gömülü bulunan Ethem Bey’in
mezarının ve diğer tüm mezarların perişan halinin
nedenini sorduğumda anlamakta zorlanabileceğimiz bir
cevap aldım. İki yıl sonra, yani son ölünün defin
tarihinden 40 yıl sonra, mezarlık tümüyle kaldırılacak
ve otopark, ticaret merkezi ve yeşil alan olarak yeniden
düzenlenecektir. Bu düzenleme yapılmadan önce dileyen
aileler aile mezarlarını yeni mezarlıklara
nakledebilecektir. Sahibi çıkmayanları da devlet toplu
olarak nakledecektir. Bu nedenle Reşit Bey’in oğlu Aslan
Bey’in çocuklarını bulup kendilerine durumu anlattım.
Gerek Aslan Bey’in çocukları gerekse Çerkes Dernekleri
zamanı gelince mezara sahip çıkacaklarını ve gereğini
yapacaklarını vadettiler.
Ammanlı ve Çerkes kökenli olup Ethem Bey ile uzun süre
beraber olmuş ve onu yakından tanıyan 5 yaşlının
ifadelerini hiç değiştirmeden, olduğu gibi yayımlıyorum.
İfadelerdeki bazı çelişkilere rağmen bilmediğimiz veya
bugüne kadar yanlış bildiğimiz bazı şeyleri ifade
metinlerinden anlamak kabil olacaktır. Ethem Bey
konusunda yazan araştırmacıların da alabilecekleri bazı
mesajların olduğunu sanıyorum. Ankara, 28.5.1999
GÖRÜŞME TUTANAĞI 1
Amman
Wadi Sir Derneği Başkanı ve 79 yaşındaki Mececiko Şapsığ
İdris’in, Ethem Bey konusundaki sorularımıza cevaplarını
içeren görüşme tutanağıdır:
“Ethem Bey önceleri yeğenleri Hakkı ve Arslan beyler ile
kalıyordu. Arslan tütün fabrikasında çalışıyordu.
Sonradan Arslan Bey ĞOR tarafına gidip tarımla uğraşmaya
başladı. Hakkı da yasaklı olmadığı için Türkiye’ye
döndü. Ethem de Wadi Sir Derneği’nin yaptırmış olduğu
kerpiç sıra evlerden birinde kalmaya başladı. Herhangi
bir iş yapmadı. Arkadaşlarının ve komşularının
verdikleriyle yaşadı. Üç gün aç kaldıysa bile kimseden
birşey istemedi. Konuşmayı sevmezdi. Uzunboylu, çakır
gözlü, sürekli huzursuz ve öldürülme kuşkusu içindeydi.
Arslan Bey buradan ayrıldıktan sonra kışları onun yanına
gider orada kalır, yazın dönerdi. Nefes darlığı
rahatsızlığı nedeniyle yazları bir süre Suwilah’da da
kaldı. Reşit Bey geldiği günden itibaren sürekli olarak
Hurma İlyas ve Zekeriya’nın tahsis ettiği evde kaldı.
Hoşsohbet ve topluma giren birisiydi. İsrail kurulmadan
önce Arap-İsrail savaşı sırasında nehrin bu tarafında
birlikte savaşı izliyorduk. Ethem Bey, bu savaş
Filistinlilerin geri dönüşü için değil İsrail’in
kurulması için yapılıyor, savaşı Arap alemi kaybedecek
demişti ve öyle de oldu. Ethem’e burada askeri bir görev
teklif edildiğini hiç anlatmadı. Sadece Mustafa Kemal’in
para ve pasaport gönderdiğini, Ethem’in de “ianeye
ihtiyacım yok, yargılanıp aklanmayacaksam dönmenin bir
anlamı yok” diyerek reddettiğini biliyorum.
Ethem’in Mustafa Kemal ile ilgili kötü söz sarfettiğini
duyan olmamıştır. Ama İsmet Bey için ve Reşit Bey için
söylerdi. Anzavur ile olan savaşlarında da hatanın
Anzavur’da olduğunu, hatırlı kişileri gönderip ikaz
ettirdiğini ama dinlemediğini o günün koşulları gereği
üzerine gittiğini, birçok konuda kendisini yanıltanın ve
harcayanın kardeşi Reşit Bey olduğunu, Mustafa Kemal’in
Reşit’i de kendisini de kullandığını, isyanları
bastırdıktan sonra kendisine ihtiyaç kalmamış olmalı ki,
İsmet Bey marifetiyle inadına inadına üzerine
gelindiğini ancak insanları kırdırmamak ve bazı karşı
önerilerine rağmen başka türlü hareket olanağı
bırakılmadığı için adamlarını serbest bırakarak ve geçiş
protokolu imzalamak suretiyle Yunanlılar’a teslim
olduğunu ama onların da sözünde durmadığını, İstiklal
Mücadelesi’nin ilklerinden olmak ve iyi niyetle hizmet
etmekten başka bir hatasının olmadığını geniş katılımlı
bir toplantıda bir bir anlatmıştı. Eğer Ethem Bey önce
ölmeseydi, Reşit Bey de dönemeyecekti. Zira onun
akıbetini hazırlayanın kendisi olduğunu biliyordu. Aytek
ve Hakkı gelip zorla ikna ederek geri götürdüler. Bir
toplantıda Sultan Abdülhamit halledilince Yahudi kökenli
4 mebusun nasıl naralar atarak kucaklaştıklarını,
Osmanlı’nın hatalarını kollayarak Yahudilerin yıllarca
sessiz sedasız nasıl hazırlık yaptıklarını planlarını
gizli gizli nasıl uyguladıkların anlatmıştı. Zaman
Reşit’i haklı çıkardı.” dedi. İfadesi okunduktan ve
açıklandıktan sonra imza altına alındı. Amman, 2.3.1998.
Görüşme yapanlar: Muhittin Ünal, Muhammed Ğassan Abaza,
Bildiklerini anlatan:
Mececiko Şapsığ İdris.
GÖRÜŞME TUTANAĞI 2
Ürdün’ün başkenti Amman’ın bir semti olan Wadi Sir
Kafkas derneği salonunda tanıklar huzurunda konuştuğumuz
79 yaşındaki Şoproka Hüsni’nin Ethem Bey ile ilgili
sorularımıza vermiş olduğu cevap tutanağıdır:
“Wadi
Sir’da eskiden bir derneğimiz vardı. Bu derneğin
bitişiğinde tek odalı kerpiç evler vardı. Onlardan
birisini de Ethem Bey’e vermişler ve orada tek başına
kalıyordu. Uzun boylu cam renginde gözleri olan, tam
anlamıyla Çerkes tipli birisiydi. Evine de rahatlıkla
girip çıkıyorduk. Ama yaşımız gereği önem vererek
olanları enine boyuma tartışmazdık. Kendisi de geride
kalmış hadiselerden bahsetmeyi sevmezdi. Türkiye’den
zaman zaman gelen Çerkesler, bu adam Çerkesler’e kötülük
yaptı, neden O’nu koruyorsunuz demişlerdi, ama
aldırmadık. Özellikle Duğuj Yusuf ve Ketej Hako Selim
O’nu sahiplenmişlerdi. Onlar ve komşuların yardımıyla
yaşardı. Kendisi de bekar işi bir şeyleri yapabiliyordu.
Bir gün bir dükkanda akrabam İsa da varken Arap-İsrail
savaşı konu oldu. Bazı Araplar’ın Yahudiler’e yardım
edişini anlayamadığını söyleyince, İsa da “Sen de
Yunan’a yardım etmedin mi?” deyiverdi. Ethem önce
şaşırdı, sonra böyle bir şeyin kesinlikle varid
olmadığını kesin bir dille söyledi. Bu arada Arap-İsrail
savaşının sonucunu da önceden söyledi. Kendisi
Türkiye’den gelecek birileri tarafından öldürüleceği
endişesi içindeydi. Gece gezerken eli hep tabancasının
kabzası üzerinde ve tetikteydi.
Türk
ve Ürdün hükümetleri arasında Ethem Bey’in Ürdün dışına
çıkarılmaması için anlaşma vardı. Sadece bir kez
Türkiye’ye gitmeyi denedi ve Suriye’de yakalanıp geri
getirildi, iki ay hapis yattı. Hapishane yöneticisi bir
Arap, Ethem’e şöyle yaptım, böyle yaptım diye övününce
gençler olarak onun ağzının payını verdik. Türkiye’ye
gidip Mustafa Kemal’i öldürmek gibi bir kastının ve
düşüncesinin olduğunu duyan olmamıştır. En yakın
dostlarından olanlar dahi böyle bir şeyi duymuş ve
kuşkulanmış değildirler. O’nun böyle bir düşüncesinin
olduğuna bugün de inanmıyorum. Büyük kardeşi Reşit Bey
ise hep “Hurmalar”da kaldı. O’nu fazla tanımadım. Yalnız
Ethem Bey, şu anda İngiltere’de yaşamakta olan Muhammed
Hayır adındaki bir hemşehrimize bir şeyler yazıp vermiş.
Zamanı gelince bunlar çok işe yarayacak diye de
tembihatta bulunmuş. Abu Mervan bu konuyu daha iyi
bilebilir. Benim bu konuda bildiklerim bunlardan
ibarettir” dedi. İfadesini okuyup huzurumuzda imza etti.
Amman Wadi Sir derneği, 28.2 1998.
Görüşmeyi yapanlar: Muhittin Ünal, Muhammed Ğassan Abaza
Anlatan: Şoproka Hüsni
GÖRÜŞME TUTANAĞI 3
Amman
Wadi Sir Kafkas Kültür Derneği’nde görüştüğümüz 75
yaşındaki Şhalduğ Nurettin’in Ethem Bey konusunda
kendisine yönelttiğimiz sorulara vermiş olduğu cevapları
içeren görüşme tutanağıdır.
“Ben
o tarihlerde dükkanda çalışıyordum. Ethem Bey de gelir
giderdi. Uzun boylu, yakışıklı, cam gibi gözleri olan
bir l kişiydi. Fazla konuşmazdı, ağzı sıkı birisiydi.
Hayatından mı endişesi vardı bilmiyorum ama şüpheci bir
tavır içindeydi. Çerkes terbiyesi almış birisiydi.
Suriye’ye bir kez gitmişti. Onda da yakalanıp iade
edildi ve hapis yattı. Bildiğim kadarıyla Türk ve Ürdün
hükümetleri arasında Ethem Bey’in Ürdün dışına
çıkarılmaması konusunda bir mutabakat veya anlaşma
vardı. Türkiye’ye yönelik bir olumsuz organizasyon içine
girdiğini hiç sanmıyorum. Öldüğünde Amman veya Suwilah’a
gömüldüğünü sanıyorum. Benim bildiklerim bunlardan
ibarettir.” dedi. İfade metni kendisine okunduktan sonra
müştereken imza altına alındı. Amman, 28.3.1998
Görüşmeyi yapanlar: Muhittin Ünal, Muhammed Ğassan Abaza
Anlatan: Şhalduğ Nuredin
GÖRÜŞME TUTANAĞI 4
Ürdün’ün başkenti Amman’ın bir semti olan Wadi Sir
Kafkas Kültür Derneği salonunda tanıklar huzurunda
görüştüğümüz 82 yaşındaki Abdürrezzak oğlu Ahmed
Hakuj’un Çerkes Ethem Bey konulu sorularımıza vermiş
olduğu cevaplar tutanağıdır:
“Ethem Bey’i ilk kez yakinen görüp dinlediğimde yaklaşık
yirmi yaşlarındaydım. Hurmalar’ın evinde Reşit Bey
kalıyordu. Çok sayıda insanın bir arada olduğu bir
toplantıda başlarına gelen olayların oluş şekli konu
ediliyordu. Daha çok Reşit Bey konuşuyordu. Ethem Bey
hep dinledi ve sonunda “Güç ve kuvvet bendeydi. Tüm
isyanları bastırdım. Siyasi amacım hiçbir zaman olmadı.
Ama olsaydı da başarabilirdim. Mustafa Kemal, kardeşimi
hep kandırıp kullandı, O da beni kandırdı. Mustafa Kemal
için bunu normal sayarım. Benim akıbetimi kardeşim Reşit
Bey hazırladı” dedi. Türkiye’ye gidip şöyle yapacağım,
böyle yapacağım gibi bir konuşmasını duyan olmamıştır.
Zaten hep öldürüleceği korkusu ve kuşkusu içinde yaşadı.
Hac’dan gelen babamın getirdiği hurmayı ikram
ettiğimizde alıp yemedi. 3-4 gün aç gezse bile ağzını
açıp bir şey isteyecek bir adam değildi. Öleceği gün
hastahanede karşılaştık. Ne yaptığını sorduğumda;
“Önemli bir şey yok. Boğazımdaki rahatsızlığım için
ameliyat edilme ihtimalim vardır, onun için buradayım”
karşılığını vermişti. Görüşmemizden sonra aynı gün
ameliyat oldu. Fakat ameliyat masasında can verdi.
Suwilah’a mı yoksa buraya mı gömüldü, iyice bilemiyorum.
Çok enteresan bir insandı. İri yarı, çakır gözlü ve
yakışıklı bir adamdı. İkinci Dünya Harbi’ni yakından
izliyordu. Gelişmeleri radyodan dinleyip haritalara
iğneler batırarak izlerdi. Savaşı merak edenler gidip
O’ndan bilgi alıyorlardı. Benim konuyla ilgili olarak
bildiklerim ve söyleyebileceklerim bunlardan ibarettir.”
dedi. İfadesini okuduktan sonra huzurumuzda imzaladı.
Amman, Wadi Sir derneği, 28.2 1998
Görüşmeyi yapanlar: Muhittin Ünal, Muhammed Ğassan Abaza
Anlatan: Ahmed Hakuj
GÖRÜŞME TUTANAĞI 5
Ürdün’ün başkenti Amman’ın merkez köylerinden olan
Suwilah’ta oturmakta bulunan takriben 70 yaşlarındaki
Hacı Kasım Sadettin ile Çerkes Ethem konusunda kendi
evinde yapmış olduğumuz görüşmede sorularımıza verdiği
cevaplar tutanağıdır:
“Ethem Bey Suwilah’tan önce nerede kalıyordu onu
bilemem. Ben okul çağındayken O buraya gelmişti. Bolat
Aziz Bey’in eski tip evlerinden ve direkt bahçeye açılan
tek odalı bir yerde kalıyordu. Akrabamız olan bu aileye
sık sık gittiğim için biliyorum. Şimdi o evler kalmadı.
Tamamı yıkıldı ve dernek binası yapıldı. Ethem Bey ile
görüşmemiz merhabayı pek geçmedi. Zaten astımlı olduğu
için buraya geliyordu. Çalışacak hali de yoktu. İri
yarı, zayıf bir adamdı. Entare tarzında ve diz altına
kadar inen uzunca bir Arap kıyafetiyle dolaşırdı. Yün
çoraplarını da üste giyerdi. Sabah ve akşamları
yürüyerek vadiye iner, dolaşır gelirdi. Silah taşıdığını
görmedim ama elinde uzunca bir sopa bulunurdu. Kışları
Amman’a veya yeğenlerinin olduğu Şuna Menşiye’ye
giderdi. Burada kalırken Bolat Aziz ve annesi yardım
ediyorlardı. Başka yardım eden komşular da vardı.
Ethem’in, zamanında şaşaalı bir yaşam sürdüğü
konuşulurdu. Kardeşi Reşit Bey bu köye hiç gelmedi.
Hurmalar’ın evinde kaldı. O’nu birkaç kez Amman
caddelerinde gördüm. Konuşkan ve heybetli bir yapısı
vardı. Ethem Bey’in bende bir resmi vardır. Memlüklüler
konusunda araştırma yapan bir avukat Mısır’dan gelmişti.
Onlarla birlikte piknikte çekilen bu resmi verebilirim.
Bu resimde Ethem Bey hayli kiloludur. Oysa burada
kalırken bayağı zayıflamıştı. Ethem Bey burada köyümüzde
ölmedi. Bu köy mezarlığına da gömülmedi. Muhtemelen
Amman’da öldü ve orada gömüldü. Benim bu hususta
bildiklerim bunlardan ibarettir.” dedi. İfadesi
okunduktan sonra müştereken imza altına alındı. Amman,
2.3. 1998
Görüşmeyi yapanlar: Muhittin Ünal, Muhammed Ğassan Abaza
Anlatan: Hacı Kasım Sadettin