|
Serbest düşünce ve
tartışma platformu olan Xase/Aydgılara sayfalarımızda içinde
bulunduğumuz dönemde büyük önem kazanan iki konuya, birlik
ve Abhazya sorunlarına yer verdik. Birlik konusundaki ilk
yazı Tlese Süleyman’ın, var olmak için birleşmenin önemini
vurgulayan yazısı. Bu konuda ikinci yazıyı, çok partili
demokratik yaşama geçildikten sonra derneklerimiz tarafından
yayınlanan ilk dergiden aldık. 1953 yılında yayınlanan bu
yazı, birlik özleminin ne kadar eskilere gittiğini
gösteriyor.
Abhazya konusunda da iki yazımız var. İlk yazı, Volnoya
Kuban gazetesinde çalışan bir Rus yazara ait. Bu yazıda
Sizor Igor, Rusya’nın niçin Abhazya’nın bağımsızlığını
tanıması gerektiğini tartışıyor. İkinci yazı ise, Abhazya’da
insani yardım konusunda çalışan bir uzmanın İngiltere’de
yayınlanan War Report dergisinde çıkan yazısı.
Bundan sonraki sayılarımızda Xase / Aydgılara sayfalarımızı
okuyucularımızın katkıları ile zenginleştirmek istiyoruz.
Güncel sorunlarımıza ilişkin her türlü yazıya bu
sayfalarımızda yer vereceğiz.
Yeni bir yüzyıla girmemize az kaldı. Bilgisayar ve iletişim
teknolojisindeki gelişmeler insanoğlunu yeni toplumsal
dinamiklere uymaya zorluyor. Tarım toplumundan sanayi
toplumuna geçiş sorunlarını yasayan ülkeler karşılarında
bilgi çağının gelişmelerini gördüklerinde toplumlarını
yeniden yapılandırma ihtiyacını hissetmeye başladılar.
Globallesen dünyada yeni dengeler kurmak zorunda kalan
insanoğlu, eski ile yeni arasında bocalamayı sürdürmekle
birlikte, yeniye uyumu kaçınılmaz görüyor.
Çağımızın temel olgusu değişim. Her çağda olduğu gibi her
değişim yeni sorun ve ihtiyaçları beraberinde getiriyor.
Yönetim sistemlerini, toplumsal örgütlenme modellerini hızla
değiştirebilen toplumlar, yeni sorunlarını kolayca
çözebilmekte, toplumsal uyum ve dayanışma mekanizmalarını
kolayca harekete geçirebilmektedir. Değişimi yeterince
algılayamayan toplumlar, devletler de yeni sorunlar
karşısında yalpalamakta, bunalımdan bunalıma koşmaktadır.
Gün geçtikçe küçülen dünyamızda sermaye hareketlerine
baktığımızda bu olguyu görüyoruz. Ulusal sermayeler sektörel
bazlarda güçlerini birleştirerek dünya pazarlarına
açılmakta, dünya pazarlarında birleşerek büyümektedir. Yeni
tekel ve kartelleri oluşturmaktadırlar. İnsan-toplum ve
devletler arasında yeni konsensusları zorunlu kılmaktadır.
Katılımcı demokratik değerler, serbest fikir, insan hakları,
dayanışma, refahın ortak paylaşımı, çevre, vb gibi kavramlar
üzerinde bir uzlaşma zemini aranmaktadır.
Dünyanın genelini kapsamamış olmasına rağmen, insanin
mutluluğunu amaçlayan, uzlaşmaya dayalı birlik ve dayanışma
olgusu toplumların vazgeçilmez bir amacı haline gelmektedir.
Kısacası, değişim sonrasında ortaya çıkan sorunların
çözümlenmesinde temel anahtar birlik ve dayanışma içerisinde
yeni sistemlerin kurulması, yeni örgütlenme modellerine
geçilmesidir.
Dünyada ve ülkemizde meydana gelen siyasal, sosyo-ekonomik
gelişmeler değişimi zorunlu kılmıştır. Değişim toplumsal
yaşantımızın her yönünde kendini hissettirmektedir.
Kafkas halkları öznel koşulları nedeniyle dünyadaki
değişimlerden çok fazla etkilenmektedir. Örneğin, Türkiye'de
köylerden kentlere hızlı göç, kitle iletişim araçlarının
yaygınlaşması, devletin bakış açısı, vb nedenlerle toplum
hızla bir asimilasyon sürecine girmiştir. Benzer bir olgu,
yeni ekonomik sisteme geçişle birlikte Kafkasya'da da
görülmektedir. Nüfus, ulusal sermayenin azlığı, halkın
etno-psikolojik özellikleri gibi nedenlerden ötürü
kazanılmış hakların kullanılması Kafkas halklarının aleyhine
islemektedir. Diaspora ve Kafkasya'da yeni toplumsal arayış
ve dayanışma dinamikleri oluşturulamadığı takdirde, Çerkes
halkının tarih sahnesinden silinmesini kimse önleyemez.
Nedeni ne olursa olsun asimilasyon süre¬cinin hızlanmasıyla
birlikte insanlarımız kendilerini başka kimliklerle ifade
etmeye başlamıştır. Artık saf bir Çerkes ulusal-kültürel
kimliğinden söz edilemez. Yaşanılan ülkelerin öznel
koşullarına göre yeni ulusal-kültürel kimlik şekillenmesi,
şekillenen yeni kimliğe göre de Çerkes halkının sorunlarına,
Kafkasya’nın siyasal geleceğine ilişkin farklı yaklaşımlar
gözlenmektedir.
Meydana gelen bu hızlı değişim karsısında ne yapılmalı?
Niçin yapılmalı?
Kafkas halkları ulusal-kültürel kimliklerini korumak,
yaşatmak, geliştirmek, Kafkasya'nın siyasal geleceğine sahip
çıkmak ve söz sahibi olmak istiyorlarsa, bir şeyler
yapmaları zorunludur. Bugünkü duruma göre, az da olsa böyle
bir arzuları vardı. İstek olduğuna göre ne yapılmalıdır?
Değişim sonucunda ortaya çıkan sorunların çözümüne giden
yol, birlik ve dayanışma içerisinde güçlerin
birleştirilmesinden geçmektedir. Bunun için de örgütlerin
ilkeli birlikteliği şarttır.
Günümüzde politikada, ekonomide, lobicilik faaliyetlerinde
etkin ve güçlü olmak istiyorsak, farklı düşünce ve
yaklaşımları demokratik uzlaşma zemininde birleştiren
merkezi bir yapıyı süratle kurumlaştırmalıyız.
Çağımızın değişim rüzgarını görüp, birlik ve dayanışma
olmadan etkin olunamayacağını gören Kafkas dernekleri,
1970'li yıllarda başlatmış oldukları merkezi yapılanma
sürecini 1990'li yıllarda Kaf-Kur'la sürdürmüşlerdir. 1993
yılında yasal merkez-şube ilişkisini Kaf-Der'le sağlayarak,
1996 yılında Kafkas Birliği'ni oluşturmuşlardır.
Bu noktaya kolay gelinmemiştir. Bilinçli bilinçsiz bir çok
engellemeler asılarak gelinen nokta bir başlangıçtır. Geçmiş
yıllara bakıldığında gelinen nokta küçümsenemez. Ama bu
yeterli değildir. Çağımızın değişim hızına ayak uydurmak
istiyorsak, geldiğimiz noktadaki birlikteliğimizi
uluslararası boyuta etkin bir şekilde taşımalıyız. Sen-ben
gibi incir çekirdeğini doldurmayan güncel çekişmeler, ön
yargılı yaklaşımlardan kurtularak, Çerkes halkının her
alandaki potansiyeli iyi değerlendirilerek, Türkiye ve
Kafkasya'da etkin, yararlı bir çok isin yapılabileceğine
inanıyorum.
Kafkas halklarının tarihsel geçmişlerine, çekilen bunca
acıya birazcık saygımız varsa birlik ve dayanışma yönündeki
örgütsel birliktelikten yana olup, ona destek verelim. |