|
Nart Nesren Jake
Yardımseverliği
yüzünden kayalara çivilenen Nart Kahramanıdır. Geleceği bilebilen güçlü
bir Nart Ulu'sudur. Bir Thamade'dir. Nart kurultaylarının değişmez
başkanıdır.
Bu Nart isminin
etimolojik gelişimi çok ilginçtir. Eski çağlarda Kafkasyalıların antik
Yunanistan'la kültür alışverişi yaptıkları dönemden günümüze ulaşan
yazılı Grek belgeleri ve o çağın Grek düşüncesi bizi bazı arayış ve
düşüncelere itmektedir. Dağlara zincirlenmiş Nesren, Kuzey Kafkasya ve
Grek mitolojilerinin karşılaştırılmasından anlaşıldığı üzere Prometheus
ile sanki akrabadır. Hatta daha ileri gidilerek belki aynı destan
kahramanıdır denilebilir.
Kuzey Kafkasya'da
geleneklere karşı geleni topluma kötülükte bulunan kişilerin belirgin
bir yere zincirlenerek cezalandırıldıklarını anlatan öykülere pek çok
rastlanır. Örneğin Yesımıkue Yeskot öyküsünde, bu yaşlı babanın
kızlarını kaçıran Alreg Algoej'i yaptığı bu kötülüklerden dolayı yedi
kat zincirle yere çakarlar. Aynı şekilde güzel Yispı (Peterez'in annesi)
ne kötülük yapan dev Şhobğo'nun oğlu, kötülük yapmaya, canlara kıymaya
başlayınca, Nartlar onu da dağlara çivilerler. Aynı motif Grek
mitolojisinde de bulunmaktadır. Zeus'un oğlu olan Tantalos Frigya Kralı
Pelops'un babasıdır. (Friglerin de Kuzey Kafkasya'dan Anadoluya
gittikleri gerçeği karşısında motifin Grek Mitolojisine Kafkasya'dan
gelip girdiği savı doğrulanmaktadır.) Çok varlıklı ve bütün tanrılarla
dost olan bu destan kahramanı, tanrılara verdiği bir şölende, onların
tanrılık kudretlerini anlamak için oğlu Pelops'u kesmiş, diğer etlere
karıştırarak kızartmış ve diğer tanrılara sunmuştur. Kızı Persofone'yi
yeni kaybettiği için dalgın ve üzgün olan Demeter fark etmeden Pelops'un
bir omzunu yemiş ve bitirmiş olduğu sırada, en büyük tanrı zeus işin
farkına varmış ve tanrılarda bunun üzerine Hermes'i çağırmışlar, ona
çocuğun geri kalan kısımlarını sihirli kazana koymasını emretmişler,
sihirli kazana konulan çocuk kader tanrıçası Klothos'un yardımıyla
canlanarak kazandan çıkmıştır. ancak bir omzu eksik kalmıştır. Yenen bu
omuz yerine Zeus fildişi bir omuz takmıştır. Bu olaya sinirlenen
tanrılar Tantalos'a şu cezayı vermişler; Tantalos susadığı zaman
çenesine kadar suya batırılır, dudaklarını yaklaştırdığı zaman su
dalgalanır içemez ve hemen su çekiliverir. Yer kupkuru kalır.
Kuzey
Kafkasyalıların da Semghur-Kartall ilgil, benzeri öyküleri vardır.
Araştırmacı F.İ. Koçetev 1902 yılında yayınladığı "Jivoprisnaya Rusiya"
dergisindeki bir makalesinde kartallarla ilgili öyküleri örnek
vermektedir. "Bundan binlerce yıl önce Kafkaslarda yeşil tüylü bir kuş
yaşardı. Adı Semghur idi. Bir gözü ile yerde olup biteni, diğer gözü ile
gelecekte olabilecekleri görebilirdi"
kötülük yapanların
veya cezalandırılanların çivilenmesi çok eski bir motif olup Kuzey
KAfkasya Destanlarından, Nesren Jak'eyi işleyen destan texti, ağıt,
şarkı ve öykülerin hepsinde bu motif bulunmaktadır. Nesren ile ilgili
destan parçaları ve öyküleri bağımsız bir kitap biçiminde Kabardey Bilim
Araştırma Enstitüsü tarafından derlenip yayınlanmıştır.
Kuzey Kafkasya
Destanlarında çok sık rastlanan;
"Nart
kurultaylarının başkaı,
Nesren Jak'e...
Ore-da, Ore-da...
Güçlü idi, cesurdu,
Nesren Jak'e,
Ore-da, Ore-da..."
şeklindeki şarkılardan da
anlaşılacağı üzere bu destan kahramanımız, Nart kurultaylarına başkanlık
eden ulu bir Thamade, bir liderd...
Bu düzen içinde,
Nesren'in başkanlığında mutlu bir yaşam sürerken, kötü Pakue topluma
bela getirir. Onların ateşini çalıp dağlara, devlerin yurduna kaçırır.
Toplum ateşsiz kalınca lider Nesren Jak'e yollara düşer. Pakue'yi bulup
onunla konuşur:
"Dur biraz, beni
dinle...
İnsanlarda kalmadı erdem...
O-re-da...
Unutmayın payımı...
O-re-da...
Kaçırdığın ateşte de
O-re-da..."
İnsanlara ateşi
yeniden getirmek için uğraşır. (Bu aşamada Nesren Jak'e, Sosrıkua ve
Prometheus motiflerinin işlevleri karışmaktadır.) Nesren Jak'e tanrılara
karşı gelmiştir. Ateşi onların elinden almak istemiştir. Tanrıların
gazabından korkan insancıklar, tanrılara yaranmak için Oşhamhue (Elbruz)
dağına çivilerler. Bir kartalı da üzerine salarlar. Sabahtan akşama
kadar, Nesren'in ciğerlerini gagalar bu kartal, güneş batınca yaraları
kapanır. Ertesi gün yine aynı işkence sürer, gider. Bu her gün böyle
sürecektir. Ancak diğer Nart kahramanlarında Hımış oğlu Nart Peterez,
O'nun yardımına koşar, kartalı öldürür. Ellerinde ateş ile dönerler.
Bu destan tekxtinin
ortaya çıkışı İsa'dan önce 4-5. binlere rastlamaktadır. Belki de
insanların ateşi henüz yeni tanıdıkları çağlara uzanmaktadır. Kuzey
Kafkasya'da Adiğe dilinde "Mef'ehu Apşi" (ateşin yansın...), en değerli
selam anlamında hala yaşamaktadır. Abazincede de benzeri "Wulağua
Yımçaraağat" dumanın sönmesin deyimi vardır. Eve yeni ayak basan gelin
için yapılan huahualarda, iyi dileklerde "Wunaş'aşha Mıtajı jeu
Wuıtkhajeu Wupsoır" (Ocağın sönmeden huzur içinde yaşa...) denirdi.
Ateşin sönmeden yanması en büyük dilekti. Bu nedenledir ki (Leğuıne)
gelin odasına kimi zaman (Maf'e Wuıne - ateş odası) denmiştir. halde
Greklerin Karadeniz kıyılarında görüldüğü çağlardan önce de Kuzey
Kafkasyalılarda ateş, ateşi çalma, zincire vurma motifleri vardı. M.Ö.
V. ve VI. yüzyıllarda Kafkasya kıyılarında Grek kolonileri kurulduktan
sonra, bu motifleri alıp kendi dil ve kültürlerine adapte etmişler,
yazıya geçirmişlerdir.
Bu destan
textlerinin ve motiflerinin dağlıların öz malı olduğunu, Greklerin
sonradan bu kültürü benimsediklerinin savunan V.F. Miller, Şoratn
Askerbiy gibi bilim adamları bulunmaktadır. Ünlü Gürcü yazarı Akakiy
Çereteli, Antik Yunan mitolojisinde işlenen Prometheus ve Medea
motifleri için "bunlar bizim tarafların, Kafkasların öz malıdır, öz
Kafkas evlatlarıdır." demektedir.
Prometheus da
insanlar için tanrılardan ateş çalıp getirir. Bunun için öfkelenen tanrı
Zeus onu Kafkas dağlarına zincirler. Ciğerlerini gagalayan kartal her
gün gelmektedir. Hımış oğlu Nart Peterez'in yaptığı gibi, Herkülüs de
Prometheus'u özgürlüğüne kavuşturmaktadır. Öte yandan, Aiskilus'un
Trilojiya'sında Prometheus'un çakıldığı yer tarif edilmektedir:
"Medya suyu
kıyısında oturu...
Areyan'ın sevgilisi olan,
Kafkasya'nın yüksek dağlarında...
Ve Geçit kentlerinde oturan Sarmatlar
Sivri uçlu mızrakları ile korkusuzca
Savaşıyorlar..."
Kuzey Kafkasya
destanlarındaki motiflerle Antik Grek destanlarındaki motifler aynıdır.
Grek dilinde Prometheus'un anlamı "İlkgören, İlk yapan, İlk kalde
ulaşan, Işığı gören" demektir. Yunanlı Prometheus'la Kafkasyalı
Nesren'in, bırakınız işlev benzerliklerini, isimlerin sözcük olarak
ifade ettikleri anlamlar bie birbirine yakındır. Hatta daha ileriye
giderek, Adiğece "Prımıtha" (İlk Tanrı) veya "Perematha" (öncekilerin
tanrısı) sözcüğü ile Prometheus sözünün aynı sözcük olduğu bile bir
yerde iddia edilmektedir.
Prometheus
sözcüğünün Kafkas dillerine akrabalığı bununla da bitmemektedir.
Abazince ve Abhazca'da "Prı-Mı-tsa" (uçan ateş) sözcüğü düşünülürse,
tanrılarda çaldığı ateşi uçarak insanlara ulaştıran mitoloji kahramanına
bundan uygun bir isim herhalde düşünülemezdi.
Yukarıda önceki
çağlarda, Grekler Adiğe-abhaz grubu Kafkasyalılar ve Gürcülerle ilişki
kurmuşlardır. Karadeniz kıyılarında Grek ticari kolonileri oluşmuştur.
Bu ticari ve kültürel alışveriş içerisinde Proto-Çerkes döneminin "Meot"
düzen ve geleneğini de Akdeniz havzasına, özelliklede Antik Yunanistan'a
taşımışlardır. Destan ve öykülerimiz, o tüm dünyanın tanıdığı Grek ve
Latin mitolojisine kaynak olmuştur. Bu kültür taşıma olayı dışında antik
Kafkas halklarından "Akhaélar, veya "Akai"ler de Kuzey Kafkasya'dan
Yunanistan yarımadasına yayılmışlardır.Akha!lar bu günkü Çerkes
kollarında Ubıkh'lerin atalarıdır. Bu husus bilimsel olarak saptanmış
bulunmaktadır.
Uygarlık, ateş ile
başlamıştır. Uygarlığı, ateşi insanoğluna taşıyan ister Sosrıkua, Nesren
veya Prometheus olsun, ister abritskil veya Amiran olsun, bu destan
kahramanlarının hepsi Kafkasya'nın, tüm dünyanın "Kaf-Dağı" olarak
bildikleri o cennet ve masal ülkesinin çocuklarıdır. bu ülkede yaşayan
ve tarihin bilinen çağlarından bu yana bu ülkenin gerçek sahibi olan
Çerkeslerin ürettiği kültürdür.
|