|
Adıge dili Adıge
ulusunun köküdür, yaşamıdır, yaşantısıdır, canıdır.
“Dil yiterse yokoluruz, kanı olan sakınsın” yüreğimize
ulaşan bu sözler Adıge şairi Beşştoque X’ebas tarafından
cemiyete yapılan bir çağrıdır.
Tarihe bakıtığımızda Adıge dilinin en eski dillerden birisi
olduğunu görürüz, bizim dilimiz kadar ses açısından zengin
başka dil yoktur dersek abatrmış olmayız. İşte bu zenginliği
korumak ulusun her ferdi için bir görevdir.
Bu kadar çok sesi olan bir dili harflerle ifade edebilmek
için insan için küçümsenmeyeck bir iştir. Eski kayıtlarda
görüldüğüne göre Adıge dili ile yazılmış ilk kitap 14 Mart
1853 yılında Adıge aydını Bırsey Wumar tarafından
yayınlandı. O günden bu güne 150 yıldan fazla zaman geçti.
Bu gün Adıge dilinde ilk kitabın yayınlandığı 14 Mart
tarihini Adıge dili günü olarak kutluyoruz.
14 Mart tarihinin Adıgey yazı dili ve edebiyatı günü olarak
kutlanması konusunda 2000 yılında Adıgey cumhuriyeti karar
aldı.
5 yıl sonra Karaçay–Çerkes Devlet Başkanı Mustafa Batdıyev
bu kendi cumhuriyetinde de bu günün kabulünü ve kutlanmasını
mümkün kılacak kararı imzaladı.
Anadilin geliştirilmesinin ve yetişen nesile öğretilmesinin
önemli bir sorun olarak gören DÇB 2003 yılında Adıge dili
gününün Adıgelerin yaşadığı tüm ülkelerde kutlanması yönünde
karar aldı.
Kutlamalar kararlaştırıldığı gibi dünyada Adıgelerin
yaşadığı tüm ülkelerde kutlanır hale geldiğinde
kendiliğinden uluslararası bir nitelik kazanacaktır.
Rusya Federasyonu içerisinde yer alan cumhuriyetlerimiz
içerisinde bu günün hakettiği değeri bulmadığı, gerektiği
şekilde kutlanmadığı tek cumhuriyet KBC’dir.
Beklentimiz gecikmeden bu yönde gereken yasal düzenlemenin
yapılması yönündedir.
Adıge dili günü, Adıge gazetelerinin zaman zaman ortaklaşa
yayınladıkları sayılardan birisinin çıkışına denk geldi.
Ortak kutlanan dil gününde ortak yayınlanan bir gazete
sayısı güzel bir tesadüftü.
Anadilimiz konusunda Neğume Şora’nın şu sözünden
etkilenmemek mümkün değildir “ kainatın hakimine Anadilime
olan sevgimi paylaşacağım nesil vermesi için dua ediyorum”
Ulusun tüm bireyleri ana dilimizi muhafaza edip geliştirmek
için yapabileceklerimizin hepsini yapıp yapmadığımızı bir
kez daha sorgulamalıdır.
Şu soruyu bir kez daha kendimiz soralım “Neğume Şora’nın
kendisinin devamı olarak hayal edip yakardığı nesil
olabildik mi?”
DİL YİTERSE
Dil yiterse millet biter.
Çok zeka gerektirmiyor ki,
Bu kadarcık anlayıp,
Yaşarsan yeter.
Dil tarih ile yoğrulup,
Halkın kan, can kattığıdır.
Dil korunsun istemeyen
Düşmanın yarattığıdır.
...
Beşştoque X’ebas
|