|
Wubıh dili
denince akla ilk gelen kişi ''Son Wubıh'' olarak
isimlendirilen Tevfik Esenç’tir. Manyas'ın Hacıosman Köyünün
bu efsane adamı Prof. Georges Dumezil ile yıllarca çalışarak
bu dile emek vermiş ve dilin kayda geçirilmesine olanak
sağlamıştır ancak ''Bir dile, bir ömür yetmiyor'' diyerek
dile ait yapılacak bir çok şey olduğunu dile getirmiştir.
Dünyada var
olan diller arasında öğrenilmesi en zor dillerden biri olan
Wubıh dili üzerinde kaynak kişi olması bakımından Tevfik
Esenç dilbilimci akademisyenlerin ilgisini çekti.
Wubıh dili
''Sessiz Harfler Senfonisi'' olarak tanımlanabilir. Diğer
Kafkas kültürlerinde olduğu gibi kadına verilen önem dildeki
karşılığından da anlaşılabilir. ''Kadın'', ''Sabah Yıldızı''
anlamına gelirken, kadınlara ''siz'' diye hitap edilir, buna
karşın erkeğe ise ''sen'' diye hitap edilirdi.
Ünlü
Kanadalı dilbilimci J. Catford, kitabında ''Dillerin Dağı''
diye adlandırdığı Kafkasya için, kendisi dahil olmak üzere
bir çok dilbilimci özelde zorluğu nedeniyle Wubıh diline ve
diğer Kafkas dillerine ilgi göstermişlerdir.
Macar J.
Von Mészaros, yaptığı araştırmalarda Wubıh dilinde
Wubıhların kendilerine, “Paekh” ve lisanlarina da “Paekhy”
dediklerini yazmıştır. (J.Von Mészaros: Die Paekh-Sprache.
Chicago 1934.)
Fransız
Akademisi (College de France) üyesi 30 civarında dil bilen
Prof. Georges Dumezil, 1925 yılında İstanbul'da dinler
tarihi dersi vermeye geldiğinde, yok olmaya yüz tutan Wubıh
dili hakkında da çalışmalar ortaya koyar. Wubıh dili
metinlerin ile diğer Kafkas dilleri ile karşılaştırmalı
örneklerinin verildiği çalışmalarda bulunur, ''La langue des
Oubykhs'' ve ''Le Verbe Oubykh'' adlı çalışmalarda bulunur.
Prof. Georges Dumezil ölmeden önce Wubıh dilinin sözlüğünü
çıkarmak istiyordu, fakat ömrü maalesef buna yetmedi. Aynı
çalışmalar günümüzde Wubıh dili üzerinde en büyük otorite
sayılan adaşı Prof. Georges Cherahidze tarafından Paris'te
yürütülmektedir.
Wubıh dili
ile ilgilenen bir başka dilbilimci de Alman dilbilimci Prof.
Adolf Dirr'dir. 1898 yılında İzmit-Kırkpınar'da çalışmalarda
bulunan Danimarkalı Age Benediksen'in el yazısı ile tuttuğu
notları, 1913 yılında Kafkasya öğretim bölgesi müfettişi ve
Adıge dili üzerinde çalışan L. Lopatinsky'den alan A. Dirr,
aynı yıl St. Petersburg'daki imparatorluk bilimler akademisi
tarafından da Küçük Asya'ya gitmek ve Wubıh dilinde
kurtarılabilecek ne varsa kurtarmakla ve korumakla
görevlendirilmişti.
Lopatinsky
ve Uslar'ın Wubıh dili ile ilgili çalışmalarını da yakından
takip eden Dirr'e göre, her Wubıh üç lisan biliyordu;
Adıgece, Türkçe ve göreceli olarak (daha az) Wubıh dilini
biliyorlardı. A. Dirr'e göre bu dilde güvenilir materyaller
elde etmek oldukça güç bir işti. A. Dirr, 1924 yılında
Gerhard Deeters ile beraber çıkarmaya başladığı ''Caucasica''
adlı bilimsel dergisiyle Kafkas biliminin yaygınlaşıp
tanınmasına büyük katkılarda bulundu. 1934 yılına kadar
yayımlanan Caucasica'nın yönetimini Adolf Dirr'in ölümünden
sonra ise Gerhard Deeters üstlendi.
Wubıh dili
ile ilgilenmiş bir başka değerli dil bilgini ise Norveç'li
Hans Kampstrup Vogt'dur. İlk makalesini 1930 yılında Ermeni
dili üzerinde ''Les deu themes verbaux de l'armenien
classique'' ismiyle yayınlamıştır ve bu yıllarda Gürcü dili
çalışmalarına da başlayan H. Vogt, 1932-1933 yıllarında
Gürcistan'da bulundu. "Esquisse d'une grammaire du
georgienne moderne" adlı araştırması, modern Gürcü dilinin
ilk bilimsel çalışmasıdır. Asıl ilgi alanı Gürcü dili
olmasına rağmen, Hans Vogt'un, Tevfik Esenç ile birlikte
hazırladığı Wubıh dili sözlüğü, dile yapılmış en önemli
katkıdır. (HansVogt: Dictionnaire de la langue oubykh, Oslo
1963). Tevfik Esenç'in, Wubıh dili üzerine konuşmalarını,
şarkılarını ses bantlarına da kaydeden H. Vogt, bize bu
anlamda çok değerli yapıtlar bıraktı.
Bu dili en
son konuşan tek kişi olan Tevfik Esenç'le sadece
dilbilimciler değil -film dünyası da ilgilenmiştir. Çekimi
Eylül 1987'de tamamlanan ''Son Sesler'' adlı, belgesel-film
1-14 Mart tarihlerinde Paris'te gerçekleştirilen “Cinema du
Reel Festivali”ne davet edildi. Yapımcılığını İstanbul Film
Ajansının üstlendiği, Hasan Gergin'in görüntülediği bu film,
anayurtları olan Kafkasya'dan kopan Wubıh halkı ve diline
bir ağıttı.
Wubıh dili
ile ilgili Türkiye'de yapılan en önemli bilimsel çalışma
Sumru Özsoy'un (Boğaziçi Üniversitesi) evsahipliğinde UNESCO
tarafından desteklenen Kuzey Batı Kafkas Dilleri
toplantısında gerçekleşti. Günümüzde Wubıh dili ile ilgili
olan bir çok dilbilimci bu toplantıya katılmıştır.
G.
Cherachidze, M. Kumakhov, J. Catford, C. Paris, J. Colarusso,
R. Smeets, W. Lucassen, G. Hewitt ve S. Chırıkba gibi
dilbilimciler bu çalışmaya katılarak Wubıh diline katkıda
bulunmuşlardır. Tevfik Esenç'in vefatı ile dili bilen
kalmamıştır, kendi deyimiyle; köyündeki asırlık Meşe ağacı
onunla birlikte dili bilen tek canlıydı, ancak Tevfik
Esenç'in vefatı ile meşe ağacı da kurumuştur.
Prof. Dr.
Georges Dumezil'in, Tevfik Esenç'in Wubıh dilinde anlattığı
hikayeyi dinleyerek "Etudes Oubykhs'' (1959) adlı yapıtına
aktardığı hikayenin Fransızca’dan çevirisi aşağıda yer
almaktadır.
Kafkasya'da
bir zamanlar (Hataqoap) diye biri yaşardı. Bir gün Wubıhlar
Ruslara karşı büyük bir savaşa girdiler. Rus ordusunu
yendiler ve bir çok askeride yaraladılar. Wubıh olan
Hataqoap, yaralı bir Rus'u öldürmek üzere yaralıya
eğilmişken, Rus "Beni öldürme!" diye bağırır. Böyle savaşan
bir kahramanı öldürmenin utanç verici olacağını düşünen
Hataqoap, Rus'u yerden kaldırır ve kendi evine götürür.
Yaralarını özenle sarıp iyileşmesini bekler. Bir gün
Hataqoap Rus'a "Artık istersen ülkene dönebilirsin" der.
"Eğer aramızda yine savaş çıkarsa, kahramanca dövüşürüz"
demeyi de unutmaz. Buna çok sevinen Rus, "Ben de senin
yaptığın bu insanlığı geri ödemek isterim, sana hediye
olarak da tabancamı vermek istiyorum" der. Bunu duyan
Hataqoap, bu hediyeyi almak istemez "Bir kahramanın silahı
alınmaz" der. Fakat Rus ısrar eder ve "Eğer bir gün olur da
benim ülkeme gelirsen, beni “Tamaqan” diye ara, ben bir
Prensin oğluyum" dedikten sonra ülkesine geri döner. Bir kaç
yıl sonra büyük bir düğünle evlenen Hataqoap'ın bir süre
sonra bir oğlu dünyaya gelir. Fakat işleri yolunda gitmez.
Ve bir gün karısına Rus Prensini görmeye gideceğini
söylediğinde, karısının: "Allah bugün rızkımızı vermezse;
yarın mutlaka verir" demesine bile aldırmadan yola koyulur.
Rus ülkesine varır ve sora sora Tamaqan'ı bulur. Tamaqan'ın
huzuruna çıktığında, Tamaqan onu tanımasına ragmen
adamlarına "Bu adamı baştan aşağı soyun ve Sibirya'ya
yollayın, kendisine de 100 domuz vermeyi unutmayın" der.
Sibirya'ya ilk gittiği sene Hataqoap'a verilen domuzların
hepsi ölür. Bunu duyan Tamaqan ona bir yüz domuz daha
yollattırır. 6 yıl boyunca Hataqoap'ın baktığı domuzlar hep
ölür ve Tamaqan her sene ona bir o kadar domuz yollamayı
ihmal etmez. 7. sene domuzların ölmediğini hatta yavrulayıp
çoğaldığını duyan Prens, "Hataqoap'ı bana getirin, yıkayıp
giydirin ve huzuruma çıkarın" der. Tamaqan, Hataqoap
Sibirya'dan getirilip de huzuruna çıkarıldığında "Böyle
yapmak bana düşmezdi, fakat sen buraya geldiğinde yüzünde
insana benzer bir ifade yoktu ve iyilik de yapsam bundan
istifade edemeyecektin, bir anlam çıkaramayacaktın" der.
"Şimdi dile benden ne dilersen, ben bu ülkenin Prensiyim"
diyen Tamaqan'a, Hataqoap ''Aman, bir şey istemem. Bana
sadece özgürlüğümü ver ve
ülkeme geri gönder beni, başka bir şey istemiyorum'' der. Bu
isteğini kabul eden Temaqan, Hataqoap'a silahını geri verir
ve "Ateşlemeden önce iyi düşün ve beni hatırla" der. Prensin
verdiği at ve bir kese altınla ülkesine geri dönen Hataqoap,
evine yaklaşıp da pencereden baktığında, yatağında karısının
bir başka adamla yattığını görür. "Eyvah, karım ben
gittikten sonra yatağımıza bir başka adamı aldı" diyen
Hataqoap onları öldürmek ister. Fakat Prensin dediği aklına
gelir ve sabahı beklemeyi tercih eder. Sabah olduğunda,
karısının yanında yatan erkeğe, "Kalk oğlum bir misafir
geldi" diyen karısının sesini duyduğunda Hataqoap " İyi ki
onları dün gece öldürmemişim; yoksa karımı ve oğlumu
öldürecektim" diye sevinir. Bundan sonraki yıllarını
rahatlık içinde geçiren ailenin hayatı sadece masal olarak
değil şarkı olarak ta söylene gelir; "Yamçın omzunun üstünde
iken/ Lülen de ağzinda iken/ Ayağının her tarafı çamurlu
iken/ Domuz çobanı da oldun zavallı Hataqoap/ Verdikleri yüz
domuz ölüyor/ Bilmiyorum neden ben ölmüyorum/ Büyük Allah'ın
kahrına uğrayan/ Uğursuz Rus dost yapmış olan/ Fakir olarak
da kalmış olan/ Karısının sözünü de dinlememiş olan/ Domuz
sürüsünün içinde kalan/ En büyük domuzun ismi Garji idi/
Yüzü gözü, her tarafı çamurluydu/ Domuz sürüsünün içinde
kalan Zavallı Hataqoap”
Kaynak: Nart Dergisi Kasım Aralık 2001 Sayı:27
|