Kafkasya halkları
arasında Türk unsurunun en önemli bölümünü meydana getiren
Karaçay-Malkar Halkı, yüzyıllardan beri Kuban Irmağı'nın
kaynak bölgesinde, Kafkasların zirvesi Elbrus Dağı'nın doğu
ve batısında yer alan yüksek dağlık arazideki derin
vadilerde yaşamaktadırlar. Tarihi, antropolojik, arkeolojik
ve sosyo-linguistik araştırmalar, Karaçay-Malkarlıların bu
bölgede uzun yıllar hakimiyet kuran çeşitli eski Türk
kavimlerinin torunları olduklarını göstermektedir. Yüzyıllar
boyu birlikte yaşamanın doğal sonucu olarak Karaçay-Malkar
Halkıyla komşu yerli Kafkas halkları arasında etkileşmeler,
etnik karışma ve kaynaşmalar da olmuştur.
Kendilerine Tavlu (Dağlı) adını veren Karaçay-Malkarlılar
dillerini, Tav til (Dağ Dili) ya da Tavça (Dağ ca) adıyla
tanımlarlar.
Karaçay ve Malkar
adlarının kökenleri ile ilgili değişik görüşler vardır.
Kendi aralarında yaşayan rivayetlere göre Karaçaylıları
şimdiki yurtlarına, Karça adındaki beyleri getirmiştir.
Karça adı zamanla değişerek, Karaçay biçimine dönüşmüştür.
Önceleri Elbrus
Dağı'nın doğusunda, Baxhsan (Bahsan) vadisinin yukarı
kısımlarında yaşayan dağlıların bir bölümü, Elbrus'un
batısında yer alan Kuban (Koban) Irmağı'nın kaynak
havzasındaki yüksek vadilere göçmüşler ve Hurzuk, Uçkulan,
Kart Curt adlı köyleri kurarak bu bölgeye, Ullu Karaçay
adını vermişlerdir. Zamanla Teberdi, Cögetey, İnçik (Zelençuk),
Mara gibi ırmak boylarındaki vadilere yerleşen dağlılar,
Karaçaylı adını bir kabile adı olarak benimsemişlerdir.
Elbrus Dağı'nın doğusunda kalan dağlılar ise Bakhsan, Çegem,
Çerek vadilerine yerleşmişlerdir. Çerek Irmağı'nın bulunduğu
vadiye dağlılar, Malkar vadisi adını vermişler ve buraya
yerleşenler, Malkarlı adıyla anılmışlardır. Baxhsan, Çegem
ve diğer vadilerde yaşayanlar da oturdukları vadilerin
adlarını alarak Bahsanlı, Çegemli, Holamlı gibi adlarla
tanınmışlardır.
Khaberdey Çerkeslerinin Karaçay-Malkar halkına, Adığe
dilinde "dağlı" anlamına gelen "Khuşha" adını verdikleri
bilinmektedir. 19. yüzyıl başlarında Kafkasya'yı gezen
Avrupalı gezgin J.Klaproth, Khaberdey Çerkeslerinin
Karaçaylılara "Karçaga - Khuşha", Malkarlılara "Balkar-Khuşha",
Çegemlilere "Şecem-Khuşha" adlarını verdiklerini
yazmaktadır. (Klaproth, 1823)
1917 Sovyet
İhtilaline kadar Malkar ya da Balkar adı yalnızca Çerek
vadisinde yaşayan dağlıları içine almaktaydı. Diğer
vadilerde yaşayanlar Bahsanlı, Çegemli, Holamlı gibi adlarla
tanınıyorlardı. Bugün bunların hepsine yabancı halklar
tarafından Balkar adı verilmiştir ki, kendi aralarında bu ad
Malkar biçiminde söylenir.
Malkar ya da Balkar adının kökeni konusunda çeşitli görüşler
ileri sürülmektedir. Prof. M. Miller gibi bilimadamları,
Balkar ve Bulgar kelimeleri arasındaki yakın benzerlikten
dolayı, Balkarlıların Hunlar'ın bir boyu olan eski Bulgar
Türklerinin soyundan geldiklerini ileri sürmektedirler.
(Miller, 1985; 42) Karaçay - Malkar Türklerinin gerçekten de
Hunlardan ayrılan Kuban Bulgarları'nın günümüzdeki torunları
olmaları bu görüşü desteklemektedir. Ancak şahsi fikrimize
göre Bulgar kelimesinin, Balkar şekline dönüşmesi dilbilim
verileri açısından oldukça şüpheli görülmektedir. Dilde
sürekli olarak kurallı biçimde işleyen ses değişimleri
bulunur. Linguistik araştırmalar Türk dillerinde "k",
sesinin "g", sesine dönüştüğünü göstermektedir. Bunun tersi
bir durum, dilbilim verilerinde mevcut değildir. Dolayısıyla
Bulgar kelimesinin, Balkar biçimine dönüşmesi, linguistik
açıdan mümkün görülmemektedir.
Karaçay-Malkar Halkının 15. yüzyıla kadar Kafkasya' da hangi
etnik adla tarih sahnesinde boy gösterdiği bilinmemektedir.
1404 yılında Kafkasya'da bulunan Başpiskopos Johannes de
Galonifontibus Karaçay halkını "Kara Çerkesler" adıyla
tanımlamıştır. (Tardy, 1978; 105) Daha sonraki yüzyıllarda
Kafkasya'yı ziyaret eden Avrupalı misyoner ve araştırmacılar
da aynı tanımı kullanmışlardır.
1635-1653 yılları arasında Kafkasya'da bulunan İtalyan
misyoner A.Lamberti'nin notlarında Karaçaylı (Caracioli) ve
Kara Çerkes adlarının birlikte anılması daha önceki
yüzyıllarda araştırmacıların Kara Çerkesler adını verdikleri
halkın Karaçaylılar olduğu konusundaki şüpheleri de ortadan
kaldırmaktadır.
Avrupa kaynaklarında Karaçay adına ilk olarak 17. yüzyıl
başlarında rastlanmasına karşılık, Osmanlı kaynaklarında
Karaçay adı ilk olarak 16. yüzyılda geçer, Topkapı Sarayı
arşivinde bulunan Mühimme Defterlerinin 44. cildinde, 6
Aralık 1582 tarihli, 222 hüküm numaralı bir fermanda,
Osmanlı hazinesinin Azak yolu ile Demirkapı-Şirvan'a
ulaştırılmasında yardımlarından faydalanılan Karaçay beyi
Kaziy oğlu Mirzabek'e hizmetinden dolayı gönderilen
hediyelerden söz edilmektedir. Yine Mühimme Defterlerinin
32. cildinde bulunan 10 Mayıs 1578 tarihli, 456 hüküm
numaralı bir belgede, tarihte ilk olarak Balkar (Malkar) adı
geçmektedir.
Rus kaynaklarında ise Malkar adından ilk olarak 1629 yılında
İ.A. Daşkov bahsetmektedir. (Miziyev, 1979) 1629 yılında
yurdunun sınırları hakkında Rus Çarına bilgi veren Gürcü-İmeretya
Kralı 2. Levan, kuzey sınırlarında dağlı Çerkeslerin
yaşadığını belirtmektedir. Bunlar Karaçay-Malkarlılardır.(Miziyev,
1979) Rus kaynaklarında Karaçay adı ilk olarak 1650 yılında
geçer. Bu ad GürcistanGürcüstan'da, Mingrel bölgesine giden
Rus elçisi Fedot Elçin'in 1649'da yazdığı bir notta Karaçai
şeklinde tesbit edilmiştir. (Biciyev, 1978; 226) Tarihi
araştırmalar Karaçay-Malkar halknı ancak 15. yüzyıldan sonra
Karaçaylı, Malkarlı, Çegemli gibi adlarla tarih sahnesine
çıktıklarını göstermektedir. Bu yüzyıla kadar Karaçay-Malkar
halkını oluşturan etnik unsurlarla ilgili bilgiler yeterince
açık değildir.
Ancak tarihi araştırmalara ışık tutan dilbilim verileri ve
arkeolojik-etnolojik araştırma sonuçları Karaçay-Malkar
halkının kökeni ile ilgili pek çok sorunun aydınlatılmasında
son derece etkili olmaktadır.
Bazı bilim adamları ise Karaçay-Malkar halkının Kafkasya'nın
otokton (yerli) halklarından olduklarını ve bunların zamanla
dil açısından Türkleştikleri görüşünü savunmaktadırlar.
Kanaatimce bu görüşlerin hepsi de gerçek payı taşımaktadır.
Karaçay-Malkar halkının etnik yapısını oluşturan eski
kavimler arasında Hunlar, Kara Bulgarlar, Alanlar, Hazarlar
ve Kıpçaklar başta gelmektedir. Avarlar ve Peçeneklerin de
bir dereceye kadar etkili oldukları söylenebilir.
Hun Türklerinin Orta Asya'dan batıya göçerek M.S. 370-375
yıllarında İdil (Volga) Irmağını geçip, Kafkasların
kuzeyinde yaşayan Kuban Alanları'nı boyundurukları altına
aldıkları bilinmektedir. (Grousset, 1980; 88)
Batı Hunlarının bir kolu olan Bulgar Türkleri'nin 3.-4.
yüzyıllarda Kuban bölgesine yerleştikleri anlaşılıyor. (Feher,
1984; 5) Bizanslı tarihçi Diyonysius de Charax Hunların 330
tarihlerinde Kafkaslar'ın güneyine kadar indiklerini
kaydetmiştir. Bunlar da Hunlar'ın Bulgar kolu idi. (Kurat,
1972; 12) M.S. 3. yüzyılda yaşayan Suriyeli tarihçi Mar Abas
Katuni'ye göre ise Bulgar Türkleri, M.Ö. 149-127 yıllarında
Kafkaslar'ın kuzeyinde bulunuyorlardı. (Kurat, 1972; 108)
558 yılında Kafkasya'ya gelen Avar Türkleri, bir kısım
Bulgar boyları ile birlikte Balkanlar'da, Tuna bölgesine göç
ettiler. 671 yılında liderleri Asparuk komutasında
Balkanlar'a giden ve bugünkü Bulgaristan'a adlarını veren
Bulgar Türkleri, orada Slav kabileleri arasında eriyip yok
oldular.
Kafkasya'da kalan Kuban Bulgar Türkleri ise Alan ve
Çerkeslerle yaşamaya devam ettiler. (Avcıoğlu, 1978; 720)
Bizans
kaynakları, Bulgar Türklerinin 7. yüzyıla kadar Kuzey Azak
Bozkırlarında göçebe hayatı yaşadıklarını ve Han'ları
Kubrat'ın ölümüyle dağıldıklarını yazmaktadır. Kubrat'ın
büyük oğlu Batbay Azak'ta kalmış, Kotrag adındaki ikinci
oğlu Don Irmağı'nın karşısına yerleşmiştir. Üçüncü kardeş
Asparuk ise Tuna boylarına göç etmiştir. Azak Denizi'nin
kuzey kıyılarında yerleşen Batbay'ın kabilesi, Bizans ve Rus
kaynaklarında Kara Bulgarlar adıyla geçmektedirler.
Arkeoloji ile dilbilimin ortak çalışması sonucunda
Hun-Bulgar Türklerinin Karaçay-Malkar halkının etnik
yapısını oluşturan ilk Türk boyu olduğu görülmektedir.
Karaçay-Malkar bölgesinde ortaya çıkarılan runik harfli
yazıtlar birçok yönden Orhun yazıtlarına benzemektedir.
Ancak bu yazıtlar, Orhun yazıtlarından çok daha önce oluşmuş
bir yazı sistemini ve Hun-Bulgar Türkçe'sinin özelliklerini
yansıtmaktadır.
Karaçay-Malkar dilinin tam bir Kıpçak Türkçe'si özelliği
taşıması ve Kıpçaklar'ın yaklaşık ikiyüz yıl kadar Kafkasya
ve kuzeyindeki bozkırların tek hakimi olmaları,
Karaçay-Malkar halkının etnik yapısını oluşturan en önemli
unsurun Kıpçaklar olduğunu akla getirmektedir.
Doğu kaynaklarında Kıpçak, Batı kaynaklarında ise Koman
(Kuman) adıyla tanınan bu kavim, Rus kaynaklarında Polovtsı
şeklinde geçmektedir.
11. yüzyılda Orta Asya'daki İrtiş Irmağı boylarından
Uralları aşarak İdil sahasına gelen Kıpçaklar, burada İdil
Bulgarları ile karışmaya başlamışlardır. Aşağı İdil boyuna
giden Kıpçaklar ise Peçenekler'den boşalan yerleri işgal
ederek Kuzey Kafkaslar'da Kuban boylarına kadar inmişlerdir.
1223 yılında Cengiz Hanın orduları ile karşılaşan Kıpçaklar
Alanlarla birleşmek istediler. Önce Alanlar üzerine yürüyen
Moğollar onları yenerek Kuban kıyılarındaki Kıpçaklar'a
doğru harekete geçtiler. Kıpçakların bir kısmı kuzeydeki
bozkırlara kaçarken, küçük bir kısmı da öteden beri bu
bölgede yaşayan Kuban Bulgarları ve Alanlar'la birleşerek
Kafkas Dağlarına sığındılar. Karaçay-Malkar halkının etnik
yapısının bundan sonra yavaş yavaş şekillenip tamamlanmaya
başladığı sanılmaktadır. Kafkas Dağlarına sığınan
Kıpçaklar'ın Alanlar ve Bulgarlar üzerinde bir dil
hakimi-yeti kurdukları düşünülmektedir. Çünkü Karaçay-Malkar
dili Kıpçakça'nın bütün özelliklerini taşımaktadır.
Karaçay-Malkar halkının temelini oluşturan
Bulgar-Alan-Kıpçak kavimleri yüzyıllar boyunca, kimi zaman
savaşarak, kimi zaman barış içinde Çerkes, Abaza, Oset,
Gürcü gibi Kafkas halkları ile komşu olarak yaşamışlar ve
birbirlerinin kültürlerinden etkilenmişlerdir. Sosyoloji ve
sosyal antropoloji'de "kültürleşme" kavramı ile açıklanan bu
etkileşim sonucunda Kafkas halklarının ortak kültürel
değerleri olan giyim, gelenekler, yaşam tarzı, üretim biçimi
gibi müşterek unsurlar Kafkas halkları arasında yayılmıştır.
Bunlar kuzeyli Türk kavimleri ile Kafkas halkları arasında
"kültürleşme" süreci sonunda ortaya çıkan yeni kültürel
değerlerdir. Bunların oluşmasında her kavmin, her boyun az
çok bir payı vardır.
Karaçay-Malkar halkının etnik yapısı incelendiğinde
Khaberdey, Oset, Abaza ve Gürcü-Svan asıllı soyların varlığı
dikkati çekmektedir. Bunlar kısa süre içinde tamamen asimile
olmakla birlikte, beraberlerinde getirdikleri kültürel
özelliklerle Karaçay-Malkar kültürünün zenginleşmesine ve
renklenmesine katkıda bulunmuşlardır.
Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki, atlı göçebe kültürü ve
geleneklerini Kıpçak bozkırlarından Kafkas dağlarına taşıyan
eski savaşçı kavimlerin torunları olan Karaçay-Malkar
Türkleri, Kafkas kültürünün gelişmesinde önemli rol
oynamışlar ve bugün Kuzey Kafkasya halkları arasındaki
değişmez yerlerini almışlardır. |