Tarım genellikle
sulamaya dayalıdır. Ana tarım alanı Khaberdey Ovası (Khaberdey
T'uaş'e) ile akarsu vadileridir. Buralarının doğal bitki
örtüsü çayır ve steplerden oluşmuştur. Buğday, mısır,
ayçiçeği, kenevir, gül ve meyve yetiştirilir.
Toprak, henüz devlet mülkiyetindedir. Devlet; toprağı eve
bitişik bahçelerde kişilerin, kolhozlarda da ortak olarak
köylülerin kullanımına veriyordu. Artan toprak, devlet
tarafından sovhoz (devlet çiftliği) biçiminde işletiliyordu.
Şimdi, mülkiyeti yine devlete ait olmak üzere, ama uzun
süreli olarak, toprağın kooperatifler yoluyla kişilere
kiralanmasına başlanmıştır.
Rus Devlet Başkanı Yeltsin, toprak üzerinde bireysel
mülkiyeti ve pazar ekonomisini savunmaktadır.
Kabardey-Balkar Cumhuriyeti'nin köy nüfusunun büyük
çoğunluğu Adıge kolhozculardır: Cumhuriyetin 294.600 olan
köylü nüfusu içinde Adıgeler 211.976 (% 72), Balkarlar
38.865 (% 13,2), Ruslar da 41.453 (% 14)'tür.
Stalin döneminde başlatılan toprak kolektifleştirmesi
sürecinde, özellikle kolhozcu köylü nüfus ağır biçimde
ezilmiş ve geri bırakılmıştır. Gelişen teknolojiden de
gereğince yararlanamayan kolhozcular yoksul düşmüşler, bu da
işi yavaştan alma ve tembellik gibi hastalıklara yol
açmıştır.
Şimdi, toprak üzerinde bireysel mülkiyetin tanınması ve
pazar ekonomisine geçilmesi ile, üretimdeki tıkanmanın
aşılması beklenmektedir.
Cumhuriyette hayvancılığın da önemi büyüktür. Özellikle
güneydeki dağ vadilerinde yaşayan Balkarlar ile onlara komşu
Adıgelerin ekonomisi öncelikli olarak hayvancılığa
dayanmaktadır. Köylüler, öteden beri, hayvanlarını yazın
kendilerine ait saydıkları dağlardaki çayır alanlarında
beslemekte, kışın düze inmektedirler. Mevsimlik göç
biçiminde sürdürülen bu hayvancılık koyun ve keçi beslemeye
dayanır, daha az sayıda, sığır ve at da beslenir.
Adıgelerin "şağdıy" adını verdikleri ünlü Adıge (Kabardey)
atları halen beslenmektedir. Ancak. atçılığın batılı anlamda
canlandırıldığı ve buna modern bir biçim verildiği
söylenemez.
Adıge at soyunun en ünlüsü olan "şşowlexhu" cinsi, Adıge
Bilimsel Araştırma Enstitüsü Müdürü Sayın Mekhule Cebrail'in
verdiği bilgiye göre, Sovyet iç savaşı sırasında ateş
hattında kalarak yok olmuştur. Çerkes atları ve bu at
üzerine İstanbul eski Süvari Binicilik Mektebi
öğretmenlerinden Binbaşı Rıza Haydar, yayınladığı okul ders
kitabının 115. sayfasında şu bilgiyi vermektedir:
"Çerkes cinsi;
şekilleri muntazam ve kametleri (boy) mürtefi (yüksek)
olduğu kadar bacakları kuvvetli ve Arap atlarında görülen
güzel baş ve boyuna ve oldukça mükemmel tenasübü endama
(uyumlu bedene) maliktirler.
Bu hayvanlar yorgunluk ve meşakkate ve açlığa kolaylıkla
alışır, kollarının (bacak) kuvvet ve metaneti (dayanıklılık)
sayesinde en saab elmürur (geçilmesi en güç) dağ yollarına,
en tehlikeli uçurum kenarlarına tırmanırlar. His ve zekaları
katiyen şimal hayvanlarına mukayese değildir (kıyaslanamaz).
Güya hitabı ve itabı (seslenme ve azarlama) anlıyormuşçasına
itaat eyler. 'Yat' denince cansız gibi yatması ve vücudunu
düşmana siper ederek kafasını sahibinin tüfeğine mesned
(dayanak) etmesi ve 'kalk' emrini alınca hemen yerden
fırlayarak rakibini (binicisini) mevkii hatar nageden
(tehlikeli yerden hemen) kaçırması Çerkes beygirlerinin
özelliklerindendir.
Çerkes atları, sahibini hamal (yüklenmiş) iken nehirlerden
yüzüp geçmeyi pek çabuk öğrenirler.
Çerkes cinsi
feresenin (atın) en âlâsı (mükemmeli) "şavluh" namıyla
beylere mahsus (özgü) olup oyluklarına bir ne'al (nal) veya
ok damgası vurularak ecnası adiyeden tefrik ederler (adi
cinslerden ayırırlar)." (Birinci Kitap: Hayvan
Meraklılarına, Arşak Garoyan Matbaası, İstanbul.)
Günümüzde elde kalanı kadarıyla Adıge at cinsinin
iyileştirilmesine çalışılmaktadır. Hayvancılık yanında,
tavukçuluk ve alabalık üretimi de gelişmektedir. |