Dünyada değerlendirilmeyen bu denli turizm potansiyeline
sahip bir ülkeye rastlamak gerçekten zordur. Dağıstan'ın
doğu sınırlarını kuşatan Hazar (Kaspi) Denizi sahilleri
geniş kumsallara sahiptir. Hazar Denizi'nde her türlü deniz
sporu yapılabilecek olmasına rağmen, yapılamamaktadır.
Adından anlaşılacağı gibi ülke coğrafyası yüksek Kafkas
sıradağları ile kaplıdır. Yılın 12 ayı zirveleri karla kaplı
dağlar dağcılığa elverişlidir. Kayak, atçılık gibi çeşitli
kara turizmi olanakları gelişirse umut vaadetmektedir.
Dağıstan'da doğal yaşam olduğu gibi korunduğundan ve
avcılığın kontrollü olarak sürdürüle geldiğinden doğa
severler ve avcılar için ilgi odağı olacaktır. Dağıstan'ın
dağlarında kartal, dağ keçisi gibi birçok hayvan dünyanın
ilgisini çekecektir. Ayrıca ülkenin kuzeyinde Terek
Nehri'nin denizle birleştiği yerde geniş deltalar ve
bataklık alanlar doğal yaşamın tüm canlılığı ile sürdüğü
yerlerdir. Dağıstan'da tarih turizmi gerçekleştirmek ise
oldukça zordur. Zira son yüzyıl içinde Rusya'nın kültür
emperyalizmi ile, tarihi varlıkları yok etme ya da Rusya'nın
kendi kültürünü Dağıstan'a yerleştirme çabaları sonucunda
Dağıstan'ın kendi öz kültürüne ait eserleri bulmak oldukça
zorlaşmıştır.
Kuzey komşuları olan göçebe kabileler ile güneyinde yerleşik
büyük imparatorluklar arasında kalmış, dağlarla kaplı bu
ülkenin otohtonları hakkında değişik tezler ileri
sürülmektedir. Bu tezlerle beraber bugünkü Dağıstan
topluluklarının kökenlerini ve akrabalık ilişkilerini
incelemek gerekmektedir. Dağıstan'da konuştukları dillere
göre 3 ana unsur bulunmaktadır. Sayıca fazla olan unsur
Kafkas dillerini konuşan topluluklardır. Avar, Dargi, Lezgi,
Lak ve Tabasaran toplulukları, halen uluslaşma aşamasında
olan topluluklardır. Bunları üç ana sınıfa ayırabiliriz: 1)
Avar, 2) Dargi-Lak, 3) Lezgi-Tabasaran ve diğer Samur
Boyları. Sınıflamamıza rağmen bu toplulukların dilleri
birbirine oldukça yakın, akraba dillerdir. Dağıstan'ın
Kokazikleri bilinen tarih içinde en az 2.500 ile 3.000 yıl
önce burada yaşamaktaydılar. Bazı tarihçilere göre bu süre
öncesinden çok daha önceleri de bölgenin asli unsurları
olarak vardılar. Bazı tarihçilere göre ise bölgenin
Kokazikleri, bölgeye uygarlıkların beşiği olan
Mezopotamya'nın yukarı taraflarından sürülerek geldiler.
Her iki tez üzerinde bilim adamları tartışa dururken şu
gerçeği de belirtmeden geçmemek gerekmektedir. İ.Ö.
dönemleri ÖnAsya (Anadolu, Suriye ve Mezopotamya) uygarlık
ve toplulukları ile bugünkü Dağıstan topluluklarının
akrabalık ilişkisi bulunmaktadır. Hilakku, Kummuh, Hurri,
Urartu, Kutmuhi, Leleg, Legi gibi toplulukların bugünkü
yaşayan Dağıstan dilleri ile irtibatı halen
araştırılmaktadır. Bunların dışında Kas, Tumana, Likya,
Lakadonya, Komogene gibi uygarlıkların, yaşayan Dağıstan dil
ve toplulukları ile ilişkileri araştırmaya açık bir konu
olarak beklemektedir.
Bugün Dağıstan'ın yerli toplulukları ile tarihin karanlık
sularına gömülmüş uygarlıkların birbirleri ile ilişkileri de
tartışma konusudur. Bir görüş bu değişik ÖnAsya gruplarının
Dağıstan ve Kafkasya'nın diğer bölgelerinden buraya göç
ederek uygarlık kurdukları şeklinde olmakla birlikte bu
görüşün tam tersi olarak ters-göçü öne sürenler de
bulunmaktadır.
Tarihçilerin tümünün hemfikir oldukları konu, Dağıstan'ın
Kokaziklerinin M.Ö. 6.yüzyıl başlarında Albanya Federasyonu
içinde bir arada yaşadıkları şeklindedir. Albanya bugünkü
siyasi coğrafya göz önünde bulundurulduğunda Azerbaycan
Cumhuriyeti'nin kuzey bölümleri ile Dağıstan ve kuşkulu
olarak da Çeçenya'yı içine aldığı söylenebilir. Albanlar
ayrıca yazılı dile sahip ilk Kafkas toplumudur. Albanca
bugün Azerbaycan topraklarında Azeri ve Ermenilerce
özümsenerek yok olma tehlikesi ile karşı karşıya bulunan Udi
halkının konuştuığu Udice'nin eski biçimidir. Udice diğer
Dağıstan dilleri ile ilintilidir, ancak ayrı bir sınıflamaya
sokulmaktadır. Bu arada Kuzey Kafkasya'nın diğer
bölgelerinde olduğu gibi Dağıstan da arka arkaya Alan-Sarmat
gibi Hint-İran kökenli göçebe toplulukları ile
Hun-Avar-Bulgar gibi Fin-Ugur kökenli toplulukların istila
ve yer yer yerleşmelerine tanık olur. Sürekli boğuşmalarla
birlikte 4. yüzyılda Dağıstan'da Hıristiyanlık ve
Yahudiliğin ortaya çıktığı görülmektedir. 6. yüzyılda Moğol
kökenli Hazarlar Dağıstan'ı işgal ederek Hazar Hakanlığını
kurarlar. 8. yüzyılda ise Arap İslam fetihlerinin dalga
boyları Hazar Hakanlığı'na erişir. İslamiyet Dağıstan'a
güneyden girer. İlkin Lakların başkenti Gazi Kumuk'u merkez
edinerek fetihleri ve İslamiyeti yayma işini sürdürürler.
İslam gerek Dağıstan'ın yerli unsurları olan Kafkas
kabilelerince gerekse de dinsel hoşgörü geleneğine sahip
Hazar hakanlarınca reddedilir. Araplara karşı büyük bir
mücadele yürütülür. Ancak İslamiyet çok hızlı bir biçimde
yayılarak diğer dinleri kısa zamanda ortadan kaldıracaktır.
10. yüzyılda Dağıstan Müslümanlaşmıştı. Fakat 15. yüzyılda
dahi animistler azınlıklar halinde yaşıyorlardı. Yahudiler
ise bugün dahi varlıklarını sürdürmektedirler.
Dağıstan'ın 2. etnik grupları yani Türkler ise 10. yüzyılda
kuzeyden bölgeye girdiler. Kıpçak kökenli topluluklar, kısa
zamanda bölgenin Kokazikleri ile karışarak Kumuk
uluslaşmasını oluşturuyorlardı. 13. yüzyılda ise Moğol
istilası Dağıstan'da onulmaz yaralar açmıştı. Özellikle
Kumukların birçoğu öldürüldü, bir kısmı da dağlara sığınarak
yaşamlarını kurtardılar. Moğol istilası bittikten sonra
önceden yaşadıkları düzlüklere geri dönen Kumuklar
nüfuslarının az olması sebebiyle Lak, Avar, Dargi, Çeçen ve
Kabardey topluluklarından insanlarla nüfuslarını beslediler.
Dağıstan'a çok sonra yerleşen Azeri, Terekeme ve Osmanlı
Türkleri ise küçük bir azınlık olarak halen yaşamlarını
sürdürmektedirler.
Dağıstan'a Yahudi varlığı ise Asur İmparatorluğu'nun Yahudi
devletlerini yıkmasından sonra, Yahudilerin tarihi
müttefikleri İranlılarca yerleştirilmesi neticesinde
oluşmuştur. Bu yüzden 3 numaralı etnik grup yani Tatlar
Yahudiler'le, İranlılar'ın karışması sonucunda oluşmuştur.
Dağıstan sırasıyla 15. y.yılda Timur'un, 15. y.yılın ikinci
yarısı ile 16. y.yılda Osmanlı İmparatorluğu'nun, 17.
y.yılda da Safeviler'in istilasına uğramıştır. Fakat bu
söylediğimiz tüm istila dönemleri de dahil olmak üzere
Dağıstan'da fiilen üç yerel prensliğin hakimiyeti kesindi.
Dargi topraklarında bulunan Mecalis başkent olmak üzere
Khaytag Hanlığı merkezi Dağıstan'da kuzeyde Kumuk toprakları
üzerinde başkentleri Tarki'de Tarki Şamhallığı ve güneyde
Tabasaran Hanlığı. Bu üç hanlığın yanında daha küçük bir çok
hanlıklar da vardı. Ancak Kumuklar'ın Şamhallık,
Khaytaglar'ın Utsmi ve Tabasaran'ın masumları genelde ülkede
etkili en büyük güçlerdir. Bunların dışında Khunzakh'daki
Avarlar'ın Gazi Kumuk'un güneyinde Kurin Hanlıkları
bulunmakta idi.
Dağıstan'da tarih boyunca en büyük etkiyi Miladın başlarında
Alban ve Sarmat kültürü yaptı. Fakat 8. yüzyılda Arapların
gelişiyle İslam kültürünün etkisi büyük oldu. Tarih boyunca
Dağıstan halklarının kültürlerinin oluşmasında İran, Türk,
Gürcü, Rus ve Dağıstan halklarının kuzenleri olan diğer
Kuzey Kafkasyalı topluluklarının etkileri olmuştur.
Dağıstanlıların batı komşuları Çeçen ve İnguşlarla olan
ilişkileri adeta kendi içlerinde gerçekleşen ilişki kadar
yakındır. Nitekim 1722'den itibaren Rusların Dağıstan sınır
boylarında gözükmeye başlaması ile Dağlı Halkları mücadeleyi
sürdürdüler. Bu karanlık dönemler içinde Dağıstan halkları
iki işgalci güce karşı destansı bir mücadele verdiler. Bir
yandan İran'a, diğer yandan Rusya'ya karşı verilen mücadele
sürdürüldü. 1700'lü yılların sonunda Dağıstan'da imamet
ideolojik kalıplara dökülecek ve İslam; emperyalizme karşı
savaşın bayraktarlığını yapacaktır. imam Mansur'un Çeçen
içlerinden başlayan mücadelesi, Hamzat Bek, Gazi Muhammet
ile devam edecektir. İmamların sonuncusu, Şamil ile başlayan
gerilla savaşı Rusya Çarlığı'nı zor durumda bırakır. Koskoca
Çarlık Ordusu bir avuç yurtsever karşısında onulmaz yaralar
alır. Ancak 1859 yılına kadar 30 yıldan fazla süren savaş
Dağlıların gücünü tüketir. Dağlılar her iki taraftan da
yüzbinlerce insanı telef eden savaşı mecburen bırakmak
zorunda kalırlar. Şamil tutuklanır ve sürgüne gider. Rusya
artık Dağıstan'ın tek hakim gücüdür. Fakat bu hakimiyet yer
yer sekteye uğrar, ayaklanmalar birbirini takip eder gelir
Dağıstan'da. Bu ayaklanmaların en önemlilerinden biri de
1877-1878 ayaklanmalarıdır.
Rusya'da devrim günlerinde Çarlık zor duruma düştüğünde
kaybedilmiş olan bağımsızlığı yeniden kazanabilmek için
Dağıstanlılar ayaklandılar. 11 Mayıs 1918'de Kuzey Kafkasya
Cumhuriyeti'nin kurulduğunu ilan ettiler. Cumhuriyetin
sınırları Karadeniz'den Hazar Denizi'ne kadar bütün dağlı
topraklarını kapsıyordu. Cumhuriyetin bağımsızlığını ilk
tanıyan ülke Türkiye oldu. Ancak gerek Menşevik, gerekse
Bolşeviklerin saldırı ve tazyiklerine dayanamayan Kuzey
Kafkasya Cumhuriyeti Hükümeti yıkıldı, yöneticiler ülkeyi
terketmek zorunda kaldılar.
13 Kasım 1920'de Dağıstan Özerk SSC kuruldu. 1991'de SSCB
dağılınca Rusya Federasyonu'na bağlı bir Cumhuriyet oldu.
|