TURİZM

[Semih Seyit Dağıstanlı]
Yeni Kafkasya Gazetesi


Dünyada değerlendirilmeyen bu denli turizm potansiyeline sahip bir ülkeye rastlamak gerçekten zordur. Dağıstan'ın doğu sınırlarını kuşatan Hazar (Kaspi) Denizi sahilleri geniş kumsallara sahiptir. Hazar Denizi'nde her türlü deniz sporu yapılabilecek olmasına rağmen, yapılamamaktadır. Adından anlaşılacağı gibi ülke coğrafyası yüksek Kafkas sıradağları ile kaplıdır. Yılın 12 ayı zirveleri karla kaplı dağlar dağcılığa elverişlidir. Kayak, atçılık gibi çeşitli kara turizmi olanakları gelişirse umut vaadetmektedir. Dağıstan'da doğal yaşam olduğu gibi korunduğundan ve avcılığın kontrollü olarak sürdürüle geldiğinden doğa severler ve avcılar için ilgi odağı olacaktır. Dağıstan'ın dağlarında kartal, dağ keçisi gibi birçok hayvan dünyanın ilgisini çekecektir. Ayrıca ülkenin kuzeyinde Terek Nehri'nin denizle birleştiği yerde geniş deltalar ve bataklık alanlar doğal yaşamın tüm canlılığı ile sürdüğü yerlerdir. Dağıstan'da tarih turizmi gerçekleştirmek ise oldukça zordur. Zira son yüzyıl içinde Rusya'nın kültür emperyalizmi ile, tarihi varlıkları yok etme ya da Rusya'nın kendi kültürünü Dağıstan'a yerleştirme çabaları sonucunda Dağıstan'ın kendi öz kültürüne ait eserleri bulmak oldukça zorlaşmıştır.

Kuzey komşuları olan göçebe kabileler ile güneyinde yerleşik büyük imparatorluklar arasında kalmış, dağlarla kaplı bu ülkenin otohtonları hakkında değişik tezler ileri sürülmektedir. Bu tezlerle beraber bugünkü Dağıstan topluluklarının kökenlerini ve akrabalık ilişkilerini incelemek gerekmektedir. Dağıstan'da konuştukları dillere göre 3 ana unsur bulunmaktadır. Sayıca fazla olan unsur Kafkas dillerini konuşan topluluklardır. Avar, Dargi, Lezgi, Lak ve Tabasaran toplulukları, halen uluslaşma aşamasında olan topluluklardır. Bunları üç ana sınıfa ayırabiliriz: 1) Avar, 2) Dargi-Lak, 3) Lezgi-Tabasaran ve diğer Samur Boyları. Sınıflamamıza rağmen bu toplulukların dilleri birbirine oldukça yakın, akraba dillerdir. Dağıstan'ın Kokazikleri bilinen tarih içinde en az 2.500 ile 3.000 yıl önce burada yaşamaktaydılar. Bazı tarihçilere göre bu süre öncesinden çok daha önceleri de bölgenin asli unsurları olarak vardılar. Bazı tarihçilere göre ise bölgenin Kokazikleri, bölgeye uygarlıkların beşiği olan Mezopotamya'nın yukarı taraflarından sürülerek geldiler.

Her iki tez üzerinde bilim adamları tartışa dururken şu gerçeği de belirtmeden geçmemek gerekmektedir. İ.Ö. dönemleri ÖnAsya (Anadolu, Suriye ve Mezopotamya) uygarlık ve toplulukları ile bugünkü Dağıstan topluluklarının akrabalık ilişkisi bulunmaktadır. Hilakku, Kummuh, Hurri, Urartu, Kutmuhi, Leleg, Legi gibi toplulukların bugünkü yaşayan Dağıstan dilleri ile irtibatı halen araştırılmaktadır. Bunların dışında Kas, Tumana, Likya, Lakadonya, Komogene gibi uygarlıkların, yaşayan Dağıstan dil ve toplulukları ile ilişkileri araştırmaya açık bir konu olarak beklemektedir.

Bugün Dağıstan'ın yerli toplulukları ile tarihin karanlık sularına gömülmüş uygarlıkların birbirleri ile ilişkileri de tartışma konusudur. Bir görüş bu değişik ÖnAsya gruplarının Dağıstan ve Kafkasya'nın diğer bölgelerinden buraya göç ederek uygarlık kurdukları şeklinde olmakla birlikte bu görüşün tam tersi olarak ters-göçü öne sürenler de bulunmaktadır.

Tarihçilerin tümünün hemfikir oldukları konu, Dağıstan'ın Kokaziklerinin M.Ö. 6.yüzyıl başlarında Albanya Federasyonu içinde bir arada yaşadıkları şeklindedir. Albanya bugünkü siyasi coğrafya göz önünde bulundurulduğunda Azerbaycan Cumhuriyeti'nin kuzey bölümleri ile Dağıstan ve kuşkulu olarak da Çeçenya'yı içine aldığı söylenebilir. Albanlar ayrıca yazılı dile sahip ilk Kafkas toplumudur. Albanca bugün Azerbaycan topraklarında Azeri ve Ermenilerce özümsenerek yok olma tehlikesi ile karşı karşıya bulunan Udi halkının konuştuığu Udice'nin eski biçimidir. Udice diğer Dağıstan dilleri ile ilintilidir, ancak ayrı bir sınıflamaya sokulmaktadır. Bu arada Kuzey Kafkasya'nın diğer bölgelerinde olduğu gibi Dağıstan da arka arkaya Alan-Sarmat gibi Hint-İran kökenli göçebe toplulukları ile Hun-Avar-Bulgar gibi Fin-Ugur kökenli toplulukların istila ve yer yer yerleşmelerine tanık olur. Sürekli boğuşmalarla birlikte 4. yüzyılda Dağıstan'da Hıristiyanlık ve Yahudiliğin ortaya çıktığı görülmektedir. 6. yüzyılda Moğol kökenli Hazarlar Dağıstan'ı işgal ederek Hazar Hakanlığını kurarlar. 8. yüzyılda ise Arap İslam fetihlerinin dalga boyları Hazar Hakanlığı'na erişir. İslamiyet Dağıstan'a güneyden girer. İlkin Lakların başkenti Gazi Kumuk'u merkez edinerek fetihleri ve İslamiyeti yayma işini sürdürürler.

İslam gerek Dağıstan'ın yerli unsurları olan Kafkas kabilelerince gerekse de dinsel hoşgörü geleneğine sahip Hazar hakanlarınca reddedilir. Araplara karşı büyük bir mücadele yürütülür. Ancak İslamiyet çok hızlı bir biçimde yayılarak diğer dinleri kısa zamanda ortadan kaldıracaktır. 10. yüzyılda Dağıstan Müslümanlaşmıştı. Fakat 15. yüzyılda dahi animistler azınlıklar halinde yaşıyorlardı. Yahudiler ise bugün dahi varlıklarını sürdürmektedirler.

Dağıstan'ın 2. etnik grupları yani Türkler ise 10. yüzyılda kuzeyden bölgeye girdiler. Kıpçak kökenli topluluklar, kısa zamanda bölgenin Kokazikleri ile karışarak Kumuk uluslaşmasını oluşturuyorlardı. 13. yüzyılda ise Moğol istilası Dağıstan'da onulmaz yaralar açmıştı. Özellikle Kumukların birçoğu öldürüldü, bir kısmı da dağlara sığınarak yaşamlarını kurtardılar. Moğol istilası bittikten sonra önceden yaşadıkları düzlüklere geri dönen Kumuklar nüfuslarının az olması sebebiyle Lak, Avar, Dargi, Çeçen ve Kabardey topluluklarından insanlarla nüfuslarını beslediler. Dağıstan'a çok sonra yerleşen Azeri, Terekeme ve Osmanlı Türkleri ise küçük bir azınlık olarak halen yaşamlarını sürdürmektedirler.

Dağıstan'a Yahudi varlığı ise Asur İmparatorluğu'nun Yahudi devletlerini yıkmasından sonra, Yahudilerin tarihi müttefikleri İranlılarca yerleştirilmesi neticesinde oluşmuştur. Bu yüzden 3 numaralı etnik grup yani Tatlar Yahudiler'le, İranlılar'ın karışması sonucunda oluşmuştur.

Dağıstan sırasıyla 15. y.yılda Timur'un, 15. y.yılın ikinci yarısı ile 16. y.yılda Osmanlı İmparatorluğu'nun, 17. y.yılda da Safeviler'in istilasına uğramıştır. Fakat bu söylediğimiz tüm istila dönemleri de dahil olmak üzere Dağıstan'da fiilen üç yerel prensliğin hakimiyeti kesindi. Dargi topraklarında bulunan Mecalis başkent olmak üzere Khaytag Hanlığı merkezi Dağıstan'da kuzeyde Kumuk toprakları üzerinde başkentleri Tarki'de Tarki Şamhallığı ve güneyde Tabasaran Hanlığı. Bu üç hanlığın yanında daha küçük bir çok hanlıklar da vardı. Ancak Kumuklar'ın Şamhallık, Khaytaglar'ın Utsmi ve Tabasaran'ın masumları genelde ülkede etkili en büyük güçlerdir. Bunların dışında Khunzakh'daki Avarlar'ın Gazi Kumuk'un güneyinde Kurin Hanlıkları bulunmakta idi.

Dağıstan'da tarih boyunca en büyük etkiyi Miladın başlarında Alban ve Sarmat kültürü yaptı. Fakat 8. yüzyılda Arapların gelişiyle İslam kültürünün etkisi büyük oldu. Tarih boyunca Dağıstan halklarının kültürlerinin oluşmasında İran, Türk, Gürcü, Rus ve Dağıstan halklarının kuzenleri olan diğer Kuzey Kafkasyalı topluluklarının etkileri olmuştur. Dağıstanlıların batı komşuları Çeçen ve İnguşlarla olan ilişkileri adeta kendi içlerinde gerçekleşen ilişki kadar yakındır. Nitekim 1722'den itibaren Rusların Dağıstan sınır boylarında gözükmeye başlaması ile Dağlı Halkları mücadeleyi sürdürdüler. Bu karanlık dönemler içinde Dağıstan halkları iki işgalci güce karşı destansı bir mücadele verdiler. Bir yandan İran'a, diğer yandan Rusya'ya karşı verilen mücadele sürdürüldü. 1700'lü yılların sonunda Dağıstan'da imamet ideolojik kalıplara dökülecek ve İslam; emperyalizme karşı savaşın bayraktarlığını yapacaktır. imam Mansur'un Çeçen içlerinden başlayan mücadelesi, Hamzat Bek, Gazi Muhammet ile devam edecektir. İmamların sonuncusu, Şamil ile başlayan gerilla savaşı Rusya Çarlığı'nı zor durumda bırakır. Koskoca Çarlık Ordusu bir avuç yurtsever karşısında onulmaz yaralar alır. Ancak 1859 yılına kadar 30 yıldan fazla süren savaş Dağlıların gücünü tüketir. Dağlılar her iki taraftan da yüzbinlerce insanı telef eden savaşı mecburen bırakmak zorunda kalırlar. Şamil tutuklanır ve sürgüne gider. Rusya artık Dağıstan'ın tek hakim gücüdür. Fakat bu hakimiyet yer yer sekteye uğrar, ayaklanmalar birbirini takip eder gelir Dağıstan'da. Bu ayaklanmaların en önemlilerinden biri de 1877-1878 ayaklanmalarıdır.

Rusya'da devrim günlerinde Çarlık zor duruma düştüğünde kaybedilmiş olan bağımsızlığı yeniden kazanabilmek için Dağıstanlılar ayaklandılar. 11 Mayıs 1918'de Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti'nin kurulduğunu ilan ettiler. Cumhuriyetin sınırları Karadeniz'den Hazar Denizi'ne kadar bütün dağlı topraklarını kapsıyordu. Cumhuriyetin bağımsızlığını ilk tanıyan ülke Türkiye oldu. Ancak gerek Menşevik, gerekse Bolşeviklerin saldırı ve tazyiklerine dayanamayan Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti Hükümeti yıkıldı, yöneticiler ülkeyi terketmek zorunda kaldılar.

13 Kasım 1920'de Dağıstan Özerk SSC kuruldu. 1991'de SSCB dağılınca Rusya Federasyonu'na bağlı bir Cumhuriyet oldu.

 

 

BU KATEGORİNİN TÜM KONULARII

 

 

..
...