Dağıstan Cumhuriyeti Bayrağı
3
renklidir. Üstte yer alan yeşil şerit İslamiyeti, ortadaki
mavi şerit Hazar Denizi ile göğü ve alttaki şerit dostluğu
gösterir.

Dağıstan Milli Marşı
Şirvani
Calaev tarafından bestelenmiştir.
Dağıstan Cumhuriyeti Amblemi:
Dağıstan
Cumhuriyeti amblemi 20 Ekim 1994 ‘de Millet Meclisi
tarafından devlet arması olarak kabul edildi.
Amblemin
özellikleri:
· Beyaz
zemin üzerinde yuvarlak kalkan biçiminde olup
ortasında altın renkli bir dağ kartalı bulunur.
· Kartalın
üst kısmında ışıldayan bir güneş motifi, alt kısmında
doruklarında kar olan altın renginde dağlar vardır.
· Dağların
alt kısmında ise Hazar (Kaspis) Denizini temsil eden mavi
renkli dalgalar ve nihayet onun da altında dostluğu simgesi
olarak tokalaşan iki el vardır.
·
Kalkanın alt yarısında
üzerinde “Dağıstan Cumhuriyeti” (Respublika Dagestan) yazılı
yeşil bir bant yeralır. Kalkanın üst yarısı altın renginde
bir çember ile sınırlanmıştır. Alt yarısı ise yine altın
rengi ile çevrilmiş diğer bayrak renkleridir. Solda gök/deniz
mavisi, sağda kırmızı motiflerle bezenmiştir.
· Amblem
siyah/beyaz olabilir.
Amblemin
Kullanıldığı Yerler:
· Dağıstan
Hükümeti tarafından çıkarılan tüm kanunların üzerinde
· Merkez
Bankasına ait evrak ve lüzumlu kağıtların üstünde
· Mahkemelere
ait evrakların üstünde
· Hükümet
tarafından yayınlanan özel gazete, kitap vb. yayınların
üzerinde
· Amblemin
kullanımı veya iptali için gereken izinler Dağıstan
Cumhuriyeti Hükümeti tarafından verilecektir.
ANAYASA
TATİLLER

DEVLET SİSTEMİ
Yasama
gücü Halk Meclisindedir- DC Parlamentosu.
İcra
gücü açısından en üst organ DC Devlet Konseyidir. Dağıstan
Cumhuriyeti Hükümeti, Halk Meclisinin yasama yetkisi
çerçevesinde, bu konsey tarafından yönlendirilir.
Yargı
gücü açısından en üst organ Anayasa Mahkemesidir. Bunun
altında Supreme Mahkeme ve Yüksek Uzlaştırma Mahkemesi
bulunmaktadır.
Ayrıca
bir de Devlet Konseyine bağlı olan DC Güvenlik Konseyi
vardır.
DC
Hükümeti şu bakanlıklardan oluşur:
1. İçişleri Bakanlığı
2. Sağlık Bakanlığı
3. Eğitim
Bakanlığı
4. Çevre
ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı
5. Milliyetler
ve Dışilişkiler Bakanlığı
6. Sivil
Savunma ve Afet Kaynakları Bakanlığı
7. Sanayi,
Ulaştırma ve İletişim Bakanlığı
8. Tarım
Bakanlığı
9. Sosyal
Refah Bakanlığı
10.
Bayındırlık, Konut ve Toplum Hizmetleri Bakanlığı
11.
Çalışma ve İstihdam Bakanlığı
12.
Maliye Bakanlığı
13.
Adalet Bakanlığı
14.
İktisat bakanlığı
15.
Dağıstan Gümrükleri Kurulu
16.
Vergi Polisi Dairesi
17.
Federal Güvenlik Dairesi
Aşağıdaki kişiler DC’nin Rusya Federasyonu Federal
Meclisindeki temsilcileridir:
· Rusya
Federasyonu Konseyi üyeleri: Magomed M. Magomedov (Devlet
Konseyi Başkanı) ve Muhu G. Aliyev (Halk Meclisi Başkanı)
· Rusya
Federasyonu Devlet DumasıTemsilcileri: R.G. Abdullatipov,
G.R. Askerhanov, S.N. Resulski ve N.M. Haçaliev
ULUSLARARASI İLİŞKİLER
DİLLER
ÜLKESİ VE HALKLAR
Oldukça
küçük bir ülke olan Dağistan’da kökenleri çok eskiye dayanan
30’dan fazla etnik grup yaşar. Bu gruplar birbirleriyle hiç
savaşmamışlardır. Ancak ülke büyük göçlerin yolu üstünde
kadığından sayısız istilalara uğramıştır. Moğollar, Tatarlar,
Timurlenk, Büyük İskender, Araplar, Türkler, Persler,
Hazarlar ve daha niceleri.. Bu istilalar karşısında
vatanlarının güzelliğini, özgürlüğünü ve onurunu savunan
büyük savaşçılar ve onları dile getiren büyük şairler
doğmuştur.
Dağıstan
bir açık hava müzesidir. Yeterince araştırılmamış olan
tarihi kaleleri, el yazısı kitapları ve kahramanlık
destanları hala birçok mistik olguyu taşır.
COĞRAFYA VE İKLİM
Bır
Kuzey Kafkas ülkesi olan Dağıstan 7 ülke ile karadan ve
Kaspis (Hazar) denizi aracılığıyla komşudur: Rusya
Federasyonu (Çeçenistan, Kalmukya, Stavropol Eyaleti),
Azerbaycan, Gürcistan, Kazakistan Türkmenistan ve İran.
Kuzeyden
güneye 400 km uzunluğunda, doğudan batıya ise 200 km eninde
olup Yaklaşık 50.300 km2 yüzölçümü vardır. Kaspis
Denizindeki kıyı uzunluğu 530 km kadardır.
Dağıtan’da 42 idari bölge, 10 şehir ve 14 kentsel yerleşme
vardır. 5 iklim ve birçok fiziko-coğrafik yöresi
bulunmaktadır. Yazlar genelde sıcak ve uzun olur. Alt-tropik
iklime sahip olan Kaspis kıyıları deniz düzeyinin 28m
altında iken, karlı Kafkas dağlarında 4000 metre
aşılmaktadır. Basitleştirme yapılırsa ülke üç ana bölüme
ayrılabilir: dağlar(2500 metreye kadar yerleşme vardır),
yamaçlar (500-700 metre) ve alçak ovalar. En büyük nehirler
Terek, Sulak ve Samur’dur. Dağıstan’ın iç kısımlarında
kayalıklardan oluşan ve ilginç platolara sahip Alp
sıradağları yeralır. En yüksek nokta Bazarduzi doruğudur.
TARİH
Dağıstan’daki
ilk insan izleri Paleolitik(Aşel dönemi) çağa, 150-80 bin
yıl öncesine gitmektedir. Orta Paleolitik (Mustier) çağa
(80-35 bin yıl öncesine) ait bulgular tüm fiziko-coğrafik
yörelerde mevcuttur. Buzulların hareketlendiği Üst
Paleolitik çağda insan dağlardan önkaspis düzlüğüne inmiştir.
Gedjuk bölgesinde bulunan, mamut kalça kemiğinden yapılmış
bir çanak bunun kanıtıdır. Aşel döneminde insan ateş yakmayı
ve toplu avlanmayı öğrenmiştir. Mustier döneminde ise mızrak
ortaya çıkmıştır.
Mezolitik çağda (10-9 bin yıl önce) iklim değişmiş, Kaspis
Denizi alçalmış ve Kafkasya’da buzul dönemi oradan
kalkmıştır. Bugün Çoh olarak bilinen yerleşmeyi miras
bırakan kabileler Kaspis Denizinden hareketle Dağıstan’ın
dağlık kısımlarına sızmışlardır. Mekegi ve Rugudja köyleri
yakınlarında bulunan kaya sanatı bulguları da onlara ithaf
edilmektedir.
Ok ve
yay o zamanın en önemli keşfidir. Depicted hayvanlar ve
güneş simgeleri o dönemdeki insanların ideolojik görüşlerini
yansıtır.
Tarım ve
hayvancılığa geçiş neolitik döneme işaret eder (8-7 bin yıl
önce). Çoh’taki kayadan yapılmış bir ev Neolitik dönemden
kalmadır. Çömlekçilik, örgü, taşların cilalanması ve
delinmesi bu dönemin en büyük başarılarıdır.
Aeneolitik çağda (Milattan önce 5-4 bin) önemli maden
keşifleri olmuştur. Dönemin standart evi Girçin köyünde
bulunduğu gibi dairesel bir plana sahipti. Ayni yerde iki
de mezar bulunmuştur. Tarım ve hayvancılığa geçiş, antik
Dağıstan’ın en önemli olaylarıdır. Bu sayede ekonomi
gelişmiş ve nüfus artışı ile birlikte alan genişlemiştir.
Geçici ve mevsimlik yerleşmeler de ortaya çıkmıştır.
Bronz
çağının başlamasıyla birlikte (M.Ö 4-2 bin) dağlık
Dağıstan’da teraslama yöntemiyle ekin mükemmeleşmiştir.
Neolitik Devrim’in bir eyaleti olarak Dağıstan dahil Doğu
Kafkasya, dünyanın yiyecek türlerine 50’den fazla buğday,
arpa, keten, fasulye kültürlerini ve sayısız kayısı, tohum
vb. ürünleri katmıştır.
Bronz
çağ demir üretimine yol açmıştır. Bu ise ekonomi, kültür,
insan mentalitesinde devrimsel değişiklikler yaratmış ve
nihayet askeri bir demokrasinin ve ardından da “devletin”
oluşmasına neden olmuştur.
Iran’dan
gelen göçer dalgaları (Sabatinler, Beloziorlar, İskit
kabileleri) Dağıstan üzerinde çalkalanmış ve Transkafkasya
ile Küçük Asya’ya yayılmıştır.
M.Ö. 4.
yy’dan M.S. 4.yy’a kadar geçen dönemde Doğu Kafkasya’daki en
belirgin olgu, Kafkas Albanya’sının kurulması ve büyümesidir.
Kafkas Albanya’sının halkları, Romalılara karşı Pontik Kralı
Mitridat IV Eupatoros’ un yönettiği savaşa katılmışlardır.
M.S. 226’da Sasaniler İran’da iktidarı ele geçirince,
Kafkasya’yı etkileri altına almak için Romalılarla savaşmaya
başladılar. Büyük Göç ve çeşitli göçer kabilelerin (Savir,
Avar, Barsil, Hun vb.) Dağıstan’ın Kaspis(Hazar) kıyısındaki
yöreleri istila etmesi nedeniyle Kafkasya’daki durum daha da
karışmıştır.
Bu
kabileler, Transkafkasya ve Küçük Asya için tehlike
oluşturuyordu. Bu koşullarda güvenlik sağlamak için Sasani
yöneticileri kuzey sınırlarında surlar yapmışlardır. Bunlar
bugün Derbent’te görülebilen surlardır. İpek yolu böylece
açılmıştır.
5. ve
6.yüzyıllarda Kafkas halklarının tarihinde önemli roller
oynayacak olan Lakz, Tabasaran, Zerikhgeran, Kaytak, Gumik,
Serir, Derbent ve Maskut krallıklarının oluşmaya başladığını
görüyoruz.
7. yy’ın
ortalarında bir güney Avrupa devleti olan Hazar Kağanlığı
tüm cüssesi ile boy göstermiştir. Bu kağanlık, çeşitli
halklar, yerleşik ve göçer kabilelerin karışımından oluşan
özgün bir konglomerasyondur. Kaspis kıyısındaki Dağıstan’da
büyük gücü olan bu Kağanlığın sınırları içinde kalıyordu.
Ülke;
740’lı yıllardan itibaren, 8. yy.da Dağıstan halklarının da
katılımı ile yürütülen Arap-Hazar savaşlarına sahne olmuştur.
Sonunda Jarra, Maslama ve Mervan liderliğindeki Arap
birlikleri, Dağıstan’ın iç kısımlarına da akınlar
düzenlemişlerdir. Bu savaşlar Dağıstan’ın üretim güçlerini
tahrip etmiş, köylerini yıkmış ve tarım ile zanaatin
gerilemesine neden olmuştur.
Arap-Hazar savaşının sona ermesinden sonra Arap fetihleri
sürmüş, Dağıstan’da İslamiyet’ in yayılması başlamış ve
15.yy’da tamamlanmıştır.
9. yy’da
Dağıstan Arap halifesinin boyunduruğundan kurtulur ve 965’de
Hazar Hanlığı çatlar. 11. yy’ın ortalarında Prekaspis
bölgesinde bugünkü Kumuk halkının formasyonunda belirleyici
bir etmen olan Polova-Kıpçak kabileleri boy gösterir.
Tatar-Moğol
istilası Dağıstan tarihinde başlıbaşına bir çağdır. 1220-22
yıllarında Jibe ve Subedey komutasındaki yirmibin kişilik
ordu, Kuzey Kafkasya’ya, Transkafkasya ve İç Dağıstan
üzerinden girerek dağlıların sert direnişini ezmiştir. Bunu
izleyen yıllar Tatar-Moğol ordularının Dağıstan’a karşı
Kuzey Kafkasya’dan düzenlediği seferler(1227, 1239-40) ve
inatçı dağlıların saldırganlara karşı savaşımı ile geçmiştir.
Tatar-Moğol istilaları yerli halkın sosyo-ekonomik ve
kültürel açılardan gerilemesine neden olmuştur.
14.yy’da
Orta Asya’da büyük bir devlet kuran Timurlenk, Cengiz Han’ın
başaramadığı “evrensel imparatorluk” için harekete geçmiştir.
1395’de büyük bir ordunun başında Azerbaycan ve Derbent
geçidi yoluyla Dağıstan topraklarına girmiştir. Timur’un
barbarca katliamları, Dağıstan halklarına sayısız felaketler
getirmiş ama özgürlük düşkünü dağlılar onun önünde diz
çökmemiştir. Onların özgürlük ve bağımsızlık savaşımı parlak
bir tarihi olgudur.
16.yy’da
İran ve Osmanlı İmparatorluğu Dağıstan’a egemen olabilmek
için birbirleriyle çatışmaya başlamıştır. Bu savaşım
huzursuzluk getirmiştir- yerleşmelerin yağmalanması, üretim
güçlerinin tahribi, halkın imhası ve köleleştirilmesi gibi-.
1582’de Lak, Avar ve Dargilerden oluşan birleşik kuvvetler
Türk yeniçerilerini yenmiştir. Ondan sonra Dağıstan
halklarının özgürlük ve bağımsızlık için sürekli savaşımları
başlamıştır. Bunun en etkileyici safhalarından biri, Dağlar
Ülkesine her ikisi de felaketle sonuçlanan iki sefer
düzenleyen İran Şahı Nadir’e karşı yürütülen kahramanlık
savaşımıdır. Dağlıların birleşik ordusu, İranlıları önce
Canik’te (1738), ardından Dağıstan’da (1741) yenmiştir.
İranlıların 1742 ve 1743 düzenlediği tüm saldırılar
yenilgileriyle sonuçlanmıştır. Nihayet, dağlılara karşı
savaş kazanma umudunu yitiren Nadir Şah, 1743’de ordularını
hızla geriye çekmiştir.
19.yy’da
dağlıların Çar sömürgeciliğine karşı özgürlük savaşımları,
hem Dağıstan’ın, hem de bütün Kafkasya’nın tarihinde en
canlı sayfa olmuştur. Dünyanın en kudretli İmparatorluğuna
karşı yürütülen bu savaşım, Dağıstan ve diğer Kuzey Kafkas
halklarının üç İmam’ın önderliğindeki bir kahramanlık
destanıdır: Gazi Muhammed, Hamzat Bek ve Şamil. Bu savaşım
sırasında bir de devlet- Şamil’in İmamat’ı- kurulmuştur. Bu
devlet, 1834-1859 arasında varolmuştur. Dağlıların tahammül,
cesaret ve kahramanlığı ile önderleri Şamil’in askeri dehası
tüm dünya kamuoyunu büyülemiştir. Dağlıların bu savaşımı 25
Ağustos 1859’da Çar kuvvetlerinin Şamil’in son kalesi olan
Gunip’i ele geçirmesi ile son bulmuştur.
Kafkas
Savaşı’nın sona ermesiyle Dağıstan, Rus İmparatorluğu
tarafından fiilen işgal edilmiş ve sözde “popüler-askeri
hükümet” ihdas edilmiştir. Ancak, bu dağlıların özgürlük ve
bağımsızlık savaşımlarının sonu olmamıştır. 1877’de
Dağıstan, Çeçenistan ve Adigey’de yeni bir isyan olmuştur.
Kaba kuvvetle bastırılmıştır.
Dağıstan,
işgal ile birlikte, Rus uygarlığı ile tanışmış ve onun
aracılığı ile de Avrupa ilişkisi başlamıştır. 19. yy’ın
sonları ile 20. yy’ın başları arasında kapitalist
işletmeler,devreye girmiş, demiryolu ve bir liman inşa
edilmiştir. Ekonomik ve kültürel gelişme başlamıştır. Şubat
Devrimi, 1917 darbesi ve bunu izleyen iç savaş halka
eziyetler yüklerken, Dağıstan açısından büyük politik ve
sosyal sonuçlar getirmiştir. 13 Kasım 1920’de yalnızca yerli
halkların katıldığı Dağıstan Halkları 1. Kongresinde
Dağıstan Sovyet Otonomu ilan edilmiştir. 20 Ocak 1921’de
Tümüyle Ruslardan oluşan Merkez İcra Komitesi Dağıstan
Otonom Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin kurulması kararını
almış ve Aralık 1921’de Sovyetlerin yalnızca
Dağıstanlılardan oluşan Kurucular Kongresi cumhuriyetin
Anayasa’sını yürürlüğe koymuştur. 1926’ya kadar iç savaş
nedeniyle perişan olan ekonomi düzeltilmiş, Sulak nehrinden
Mahaçkale’ye uzanan 70 km’lik Ekim Devrimi Kanalı
kazılmış(1923), Dagogni cam fabrikası yapılmış (1926) ve
Gergebil’deki hidroelektirik enerji santrali
tamamlanmıştır(1929). Yolların yapımı hızlandırılmıştır.
1928’de yönetimsel bir değişiklik gerçekleştirilmiştir. Daha
önce on tane olan reyon (ilçe) sayısı, 28’e çıkarılmıştır.
1920’lerin sonları ile 1930’ların başlarında “genel
kollektivizasyon” başlatılmıştır. 1937’de, SSCB Anayasası
çerçevesinde yeni Dağıstan Anayasası kabul edilmiştir.
1930’larda parti hükümetinin totaliter sisteminden
kaynaklanan baskılar, cumhuriyetin politik ve ekonomik
durumuna çok kötü etkiler yapmıştır.
1941-45
Yurtseverlik Savaşı tüm ülke için büyük bir trajedi olmuştur.
Dağıstan’da akrabalarını yitirmeyen tek bir aile kalmamıştır.
Ancak Dağıstan’ın halkları SSCB halkı ile birlikte faşizme
karşı zafer kazanmış ve 52 Dağıstanlı, Sovyetler Birliği
Kahraman’ı ünvanını almıştır. Savaş sonrasında yaralar
sarılmış, ekonomi iyileştirilmiş ve 1950’ye kadar refah
artışı olmuştur. Yine de Cumhuriyet, izleyen onyıllardaki
sosyo-ekonomik deneylerin tüm olumsuz sonuçlarına katlanmak
zorunda kalmıştır.
İMAM ŞAMİL
1997
yılı, Rus İmparatorluğu’nun sömürgeci yayılmacılığına karşı
özgürlükleri için mücadele eden Kuzey Kafkas halklarının
önderliğini yapan, 19 yüzyıl dünya tarihinin en çok anılan
kişiliklerinden birisi olan İmam Şamil’in 200. doğum
yıldönümüdür. Kafkas Savaşı 1864’de Kuzeybatı Kafkasya’nın
teslim olmasına kadar 35 yıl sürmüştür. İmam Şamil bu
mücadelenin 25 yılında liderlik yapmış, adı özgürlük ve
bağımsızlık için çarpışan Kafkas halklarının yaptıkları
muhteşem mücadelenin simgesi olmuştur.
Şamil
tarafından yönetilen dağlıların askeri başarısının tarihte
bir benzeri yoktur. Dünya İmam Şamil’i, bu çokuluslu
bölgenin tarihinde birleşik ilk devleti (İmamat’I) yaratan
üstün bir devlet adamı, yetenekli bir stratejist ve komutan,
reformcu ve insanlar arasında birincil derecede eşitlik
prensibine sahip çıkan bir demokrat olarak anmaktadır. Yasal
eşitlik, özgürlük ve bağımsızlık, o zamanki devlet
politikasının ana unsurları olmuştur. Bu unsurlar Şamil’in
Nizamları olarak anılan “İmamat Kanunları”na yansımıştır.
Kafkas dağlılarının kahramanca savaşımları, izleyen tarihsel
dönemlerde bağımsızlık için çarpışan halklara ilham kaynağı
oluşturmuştur.
Seçkin
bir Müslüman bilgini olan Şamil, bir köktendinci değildi. O
diğer inançlara da saygı gösterirdi. Dağlılara katılan
Hristiyanlar için kiliseler dahi yaptırdı.
Kafkas
sorununun yalnızca askeri olarak çözümlenmesi gerektiğini de
düşünmüyordu. Yetenekli bir diplomat olarak çelişkilerin
barışçı yollardan çözümü için öneriler geliştirdi; bunlara
dayanılarak anlaşmalar yapıldı ve askeri hareketler sona
erdirildi. Buna karşılık dağlılara süngünün ucunda dayatılan
ve gerek Kafkasya gerekse Rusya tarihinde trajik bir döneme
yolaçan askeri bir yöntemdi.
Kafkas
Savaşı’ndaki olaylar ve İmam Şamil’in kişiliği dünyada hala
büyük ilgi görmektedir. Uluslararası seminer ve konferanslar,
filmler, gösteri ve tiyatrolar için verimli bir zemin
oluşturan bu konuyla ilgili olarak çok sayıda bilimsel
çalışma yapılmıştır.
Dağıstan
Cumhuriyeti yönetimi 1997’yi Şamil Yılı ilan etmiştir. Ulu
İmam ve yandaşlarının anısına Cumhuriyet’in başkenti
Mahaçkala’da ana caddeler yeniden adlandırılmış, heykeller
dikilmiş, daha önce bilinmeyen çok sayıda eser
yayınlanmıştır.
DAĞISTAN’IN HALKLARI
Dağıstan,
etnik açıdan en karışık bölgelerden biridir: burada 30’u
yerli olan İber-Kafkas, Türk, İran, Hint-Avrupa ve diğerleri
olmak üzere 100’ü aşkın milliyet ve halk yerleşmiştir. Yerel
dillerin önemli bir bölümünde lehçe ve patois ayrışımları
vardır.
Dünyanın
diğer hiçbir yerinde bu kadar küçük bir alanda bu kadar çok
halkı birarada bulma olanağı yoktur. 1996 başlarında
Dağıstan’ın nüfusu 2.1 milyonu aşmıştır. Bu Rusya’nın toplam
nüfusunun %1.2’sidir. Nüfusun %58’i kırsal alanda yaşar.
Nüfus artışı hızlıdır: cumhuriyet nufusunun doğum oranı % 2,
ölüm oranı % 0.71’dir. Nüfus yoğunluğu kilometre kareye 42.5
kişidir.
Dağıstan’ın dağlarında çarpıcı bir nüfus birikimi vardır.
Ancak göç süreçleri yoğun olarak başlamıştır. Dağlardaki
nüfus azalmasının temel nedeni, alçak bölgeler ile dağlar
arasında gözlemlenen yaşam standartlarındaki büyük
farklardır.
Nüfusun
büyük çoğunluğu sünni Müslümandır. Şii Müslüman olan
Dağıstan Azerileri azınlıktadır. Rus, Gürcü ve Ermeniler
Hristiyan’dır. Dağlı halklar arasında Yahudiler de
bulunmaktadır. 1989 sayımına göre Cumhuriyetin etnik
bileşimi şöyleydi:
Avarlar
(496 bin): -Sulak nehrinin kollarını oluşturan vadiler
boyunca orta ve batı Dağıstan’da yerleşmişlerdir. Avarlar
ile tarihsel birlikteliği olan ve Sulak nehrinin kolları
olan Avarkoysu ve Andikoysu’nun vadilerinde yerleşik olan
Andiyan (Andi, Akhvakh, Bagulal, Botlikh, Godoberin, Karatin,
Tindal, Çamalal) ve Didoyan (Beztin, Ginuk, Gunzib, Hvarşin,
Tzez-Dido) halklar ile Karakoysu nehrinin yüksek
bölgesindeki Arçinler, kültür ve dil açısından farklılık
gösterirler. Toplam 60 bin kişi olan bu halklar hem
dillerini kendi hem de Avar dilini konuşur; büyük bir bölümü
Rusça da bilir. Bu halklar Avar özbilincini paylaşır ve
ilköğretim, devlet işlerinde ve diğer etnik gruplarla
ilişkilerde Rusça ile birlikte Avarcayı kamu yaşamında
kullanır.
Geleneksel uğraşları: Hayvancılık ve tarım.
El
Sanatları: kadınlar-Dokumacılık (Çuha, halı ve kilim), yün
örgücülüğü (çorap), keçe ve burka (keçi kılından), nakış.
Erkekler- deri işlemeciliği, taş kesim işçiliği, kuyumculuk,
silah yapımı ve demircilik, pirinç oymacılığı, tahta alet
üretimi. Untsukul, Gotsatl, Sogratl, Çoh da gümüş
işlemeciliği önemlidir (hinjal, iki uçlu hançer), gazir,
koşum takımları vb.
Darginler (Kaytak ve Kubaçiler dahil 280.4 bin)
Dağıstan’ın merkezi kısmında yerleşmişlerdir.
Geleneksel uğraşıları: tarım ve hayvancılık
El
Sanatlar: yün işlemeciliği (çuha, halı, iki yüzlü kilim,
örgülü işler), metal, ahşap, taş, deri işlemeciliği. Kubaçi
(silah ve kuyumculuk), Kharbuk (silah), Amuzgi (kılıç),
Kaytak (ipek eşyalar), Gubden(kadın çorapları), Subuk (taş
yontmacılığı) vb. ünlüdür.
Kumuklar
(231.8 bin) alçak bölgelerde ve ovalarda yerleşmişlerdir.
Geleneksel uğraşlar: tarım ve hayvancılık (sığır, koyun,
keçi, at). Dağıstan’ın dağlarına eskiden tuz ve petrol
sağlarlardı.
El
sanatları: Çuha ve pamuklu kumaşlar, deri işlemeciliği,
ahşap, metal, taş, halı, çömlekçilik, silah yapımı.
Lezginler (204.4 bin) Güney Dağıstan’ın her yerinde
yerleşiktirler.
Geleneksel uğraşlar: Tarım, bahçıvanlık, sığırcılık, vb.
kültürler.
El
sanatları: ahşap oymacılığı, halı dokuma, giyim, battaniye
jurab(kalın örgülü çorap), deri işleme, ayakkabıcılık,
demircilik, (Akti köyü), kuyumculuk, silah yapımı (İkra köyü)
vb.
Laklar
(91.7 bin) Çoğunluğu dağlık Dağıstan’ın orta kesiminde, bir
bölümü ise Çeçenistan sınırı boyunca yerleşmiştir.
Geleneksel uğraşlar: tarım ve sığır besiciliği.
El
Sanatları: Çuha, iki yüzlü kilim, metal eşyaların üretimi ve
kalaylanması, kuyumculuk, altın ve gümüşle dikiş, eğer ve
ayakakabı yapımı, taş işleme, Kaya köyü tüccarları, Kuma
konfeksiyoncuları, Tsovkra ip cambazları ve akrobatları ile
ünlüdür. Balhar kadınlarının ürettiği seramikler iyi tanınır.
Tabasaranlar (73.2 bin) Güney Dağıstan’ın dağ yamaçları ile
ovalarında yaşarlar.
Geleneksel uğraşlar: tarım, bahçıvanlık, sığır besiciliği.
El
sanatları: halıcılık, ahşap işleme, çömlekçilik, ağaç ve taş
oymacılığı, demircilik, giysi, battaniye ve kalın çorap
üretimi, deri işlemeciliği.
Nogaylar
(28.3 bin) Özellikle Cumhuriyetin kuzeyindeki Nogay
steplerinde yerleşmişlerdir.
Geleneksel uğraşlar: Göçerlik şeklinde ve meralarda
sığırcılık, at ve deve yetiştirme, tarım, kavun tarımı,
bahçıvanlık, tavukçuluk, avcılık ve balıkçılık.
El
sanatları: deri işlemeciliği, koyun derisi, kerestecilik,
çuha ve battaniye ürünleri (burka, ayakkabı, şapka, Arbabaş
halıları)
Rutullar
(15.0 bin) Güney Dağıstan’da Samur havzasının yukarılarında
yaşarlar.
Geleneksel uğraşlar: Sığırcılık, tarım, sebze tarımı,
bahçıvanlık.
El
Sanatları: Çuha, halıcılık, battaniye, yünden çoraplar
üretimi, dönen tezgah olmaksızın seramik, taş işelemeciliği,
bakır ve gümüş.
Agullar
(13.8 bin) Güney Dağıstan’da Çirakçay nehri havzasında
yaşarlar.
Geleneksel uğraşlar: demircilik, deri işleme, koyun derisi,
yün (giysi, iki yüzlü kilim, havsız halı, çorap), ahşap oyma,
taş kesmeciliği.
Tsakurlar (5.2 bin) Güney dağıstan’da Çırakçay nehrinin sağ
kolları boyunca yerleşmişlerdir.
Geleneksel uğraşlar: tarım ve sığırcılık
El
sanatları: deri işleme, koyun derisi, yün, iplik, halı,
giysi, iki yüzlü kilim üretimi; örgücülük, marangozluk,
kalaycılık.
Dağ
Yahudileri ve Tatlar (17-18 bin) Esas olarak kentlerde
yaşayan bu halkların dil ortaklığı vardır. Ancak dinsel
inanaçları farklıdır (Sii Müslüman, Yahudi ve Monofizit
Hiristiyan).
Geleneksel uğraşlar: tarım, bahçıvanlık, bağcılık ve şarap
üretimi
El
sanatları: halı dokumacılığı, pirinç eşya yapımı vb.
Azeriler
(75.4 bin) Derbent kenti ile Derbent ve Tabasaran
ilçelerinde yaşarlar.
Geleneksel uğraşlar: tarım, bahçıvanlık, bağcılık
El
Sanatları: halıcılık, kuyumculuk, pirinç eşya yapımı, giysi,
deri işlemeciliği vb.
Çeçenler
(60 bin) Hasavyurt ve Novolak ilçelerinde yaşarlar.
Geleneksel uğraşları: tarım, bahçıvanlık, sığırcılık.
El
Sanatları: kuyumculuk, demircilik, çerkeska için çuha (uzun,
tam boy- ince belli ceket) ve diğer giysiler, battaniye ve
ipek işleri, deri ve ahşap işleme.
Ruslar
(300 bin) Kentlerde ve Kizilyar ile Tarumov bölgelerinde
yaşarlar.
Dağıstan
dışında da özellikle Rusya, Azerbaycan ve Orta Asya
Cumhuriyetlerinde önemli sayıda Dağıstanlı yaşar.
DİASPORA
Çeşitli
tarihsel olaylar nedeniyle, binlerce Dağıstanlı Orta Doğu
ülkelerine(Türkiye, Suriye, Ürdün, Irak, Mısır, Suudi
Arabistan vb) göçmüştür. Amerika, Avrupa ve diğer bazı
ülkelerde de Dağıstan diasporası vardır. Osmanlı
İmparatorluğu topraklarına 1860’lar ve 1870’lerin sonlarında
yapılan göçlerin temel nedeni, Kafkas Savaşının sonucu ve
1877’deki dağlı isyanıdır. Bu zorunluluktan kaynaklanan
yapılmak zorunda kalınan bir göç süreci idi. Daha sonraları
1905-1907 yıllarında ve İç Savaş sırasındaki olaylardan
sonra da göç hareketleri izlenmiştir. Diasporada ayrı bir
grup ise görevinden ya da “yerinden edilen” ( bir tür II.
Dünya Savaşı kurbanları) kişilerden oluşmuştur.
Dağıstan
diasporası konusunda sayısal bilgi vermek oldukça zordur.
Araştırmacılar halen Orta Doğu ülkelerinde oturan Dağıstan
kökenlilerin sayısını yaklaşık 100 bin olarak kabul
etmektedirler. Bunların 2/3’ünün yaşadıkları ülkede kültürel
ve dilsel olarak asimile oldukları düşünülmektedir. Öte
yandan, 1920’lerde Osmanlı İmparatorluğu’nun diğer
eyaletleri bir yana, yalnızca Anadolu’da Dağıstan
kökenlilerin yerleştiği 70 kadar yerleşim birimi olduğu
bilinmektedir. O yıllarda, yalnızca Dağıstan kökenlilerden
oluşan otuzdan fazla toplu yerleşme sayılmıştır. Dağıstan
kökenliler, Kuzey Kafkasya’dan gelen diğer göçmenlerle
birlikte kentlerde ve idari merkezlerde
yaşamaktadır-Türkiye’de Türk, Kürt ve Kızılbaşlar; Araplar;
Suriye’de ise Türk ve Dürziler’le komşu olarak.
Sanayileşme ve kentleşme nedeniyle Dağıstan göçmenlerinin
büyük bölümü büyük şehirleri tercih etmektedir. Yine de,
Türkiye topraklarında göçmenlerin toplu olarak yaşadığı epey
yerleşme vardır. Burada kaydetmek gerekir ki, bu ülkelerdeki
Dağıstan diasporası milliyet(dil) esasına göre farklılaşmaz:
tümü kendilerini “Dağıstanlı” olarak kabul eder.
Son
yıllarda Dağıstanlılar yurtdışındaki soydaşları ile aktif ve
kalıcı ilişkiler kurmaya başlamıştır. Ekonomik ve kültürel
işbirliği gelişmeye devam etmektedir. Dağıstan göçmenlerinin
yeni nesil çoçukları, Dağıstan’da yüksek öğrenim görmektedir.
Tarihi atavatanlarında yaşamak ve vatandaş olmak
isteyenlerin sayısı artmaktadır.
ADETLER
Çok eski
zamanlardan bu yana Dağıstan toplumunun bireysel ve kamusal
yaşamı, kendi kendini yöneten bir sivil toplum olarak, bir
dizi kurallardan oluşan ortak yasalar- Adetler- tarafından
yönlendirildi. Adetler toplum yaşamının sigortaları, toplum
bireylerinin mülkü ve saygınlığı, seçkinlerin imtiyazlarının
bekçisi idi. Yerleşik ahlaki ve tinsel normları meşru
kılıyordu. Yasal kurallar sistemi ve genelde yaşamın çeşitli
durumlarında davranış biçimlerini yönlendiren halkın akıl,
gelenek ve göreneklerinin kaynağını oluşturuyordu.
Kolektivizm, komşuluk dayanışmaları (cemaat) ve akrabalık en
fazla korunanlardı. Atalardan miras kalan konukseverlik
yöntemi ve alışkanlıkları ile akrabalık bir tinsel kategori
olarak toplumun tinsel-etnik özellikleri arasına yerleşti.
Ancak farklı halkların adetlerindeki ayrılıklar nedeniyle
Dağıstan toplumunun kalıcı birliğine katkıda bulunamadılar.
Çoğu kez, İslam ilkeleri ile çeliştiler. İmam Gazi
Muhammed’in Dağıstan halklarını tüm Müslümanlara yönelik
Şeriat temelinde birleştirmek isterken, adetleri kaldırmaya
teşebbüs etmesi rastlantısal bir davranış değildi. Adetler,
Dağıstan halklarının tarih ve kültürü konusunda eşşiz birer
kolleksiyondur.
PAGANİZM
Dağıstan halkları geleneksel olarak
İslam’a bin yılı aşkın bir süredir bağlanmış olup, daha
önceki pagan (çok tanrılılık) döneminden bugüne fazla iz
kalmamıştır. Pagan dönemine ait şeytan ve ilahların adları
ve işlevleri ancak mitlerde ve folklorda bulunabilir. Eldeki
verilerden haraket edildiğinde, tüm halklar açısından,
paganizm dönemindeki ünlü kişilerin mezarları ilahların
elindeydi. Onların emrinde diğerleri vardı.( Avar-Dido ve
Nakh dil gruplarındaki halklar için Tsob, Lezgin ve
Tabasaranlar için Alpan ). Kumuk ve Nogaylar için en üst
ilah Tengri, Laklar için Zal, Tabasaranlar için ise Umçar
idi. Ayrıca tanrı-koruyucu ve şeytanlar, belirli elemanları
kontrol eden tanrılar vardı ( Avarlar’ın ‘Rüzgarın anası’
dedikleri Ghorol Ebel, Tsudakharlı Darginler’in
Şıçurlagaşçura’sı, Lakların Çassaji’leri gibi).
Suvanasi,
Kumukların su tanrıçası idi., Kizri- peygamber
Tabasaranlar’ındı. Zaburay ve Vasamay Darginlerin yağmur
tanrısıydı. Avar ve Darginler’in Mani adında sıcaklık
tanrısı vardı. Tiliyarata ilçesinde yaşayan Avarlar hala
“ormanların anası” na inanırlar. Nerdeyse tüm Dağıstanlılar
son demette simgeleştiği üzere mısır tarlasının ruhuna
inanırlardı. El sanatlarını koruyan tanrılar: Tabasaranların
demir işlerini koruyan Temirhoyas, Zubutlinlerin halı
dokumalarını koruyan Hiafi, Avar, Dargi, Lak ve Tsakur
mitolojilerinde avcılık tanrısı olan Abdal.
Bunlardan sonraki grup, Tanrı-koruyucular ve aile, ev, refah
ve zenginlik şeytanları topluluğudur. Bunlarla birlikte “ev
yılanları” (Avarlar’da Kaz, Laklar’da Kini, Tabasaranlar’da
Şavgar ve Benegut) ve periler söz konusudur.
Güneş ve
yağmur için yapılan törenlerde Tanrılar maskelerle ve
antropomorfik metal, ahşap, taş, hamur ve bitkisel (çeremşa)
olarak simgeleştirilirdi. Tanrı ve şeytanların tanımlamak
üzere kanca, boncuk, görülmez güğüm vb kullanılırdı.
Ölenlerin dünyası-atalar- fiziksel anormalliklerle
karakterize edilirdi.
İSLAM
İslamiyet’in Dağıstan’a girişi 7. yy’da olmuştur. 12. ve 13.
Yy’lardan itibaren halk yaşamında belirleyici rol almaya
başlamıştır. İslam, Arap dili ve Müslüman doğu ülkeleri ile
olan ilişkiler Arap-Müslüman edebiyatına dayanan kültür ve
ideolojinin ortaya çıkmasında ve gelişmesinde en önemli
unsurlar olmuştur. Halk faaliyetlerinde ve ruhsal yaşamda
hala büyük bir rol oynayan Sufizm (tasavvuf) Dağıstan’da
ağırlıklı İslami eğilim olmuştur.
Sovyet
dönemindeki, “tepkici dinsel ideolojiye karşı mücadele” ve
saldırgan ateizm İslam’a ağır bir darbe vurmuştur. Her yerde
din okulları kapatılmış, camiler boşaltılmış, yıkılmış ve bu
yerler kamulaştırılmıştır. Müftülükler, Arabça uzmanları,
fiziksel anlamda yokedilmek dahil, ciddi baskıya maruz
kalmış, Kur’an ve diğer dinsel yayınlar ortadan
kaldırılmıştır. Arapça alfabenin kullanıldığı mektuplar
reksiyoner ve tehlikeli sayılmıştır. Din resmi olarak
“Halkların afyonu” olarak nitelenirken, dine karşı savaşan
ateşli kişiler işi şaçmalama noktasına kadar götürmüşlerdir:
yerel aydınlar tarafından dağlıların yeniden eğitimi için
Arapçaya çevrilen komünist klasikleri dinsel kitaplarla
birlikte ateşe atılmıştır.
Ekim
Devriminin arifesinde Dağıstan’da 1700 cami varken, 1988’de
sadece 27 cami kalmıştı. Ayni zamanda, önemli kişilerin
cenazeleri, her ne kadar kendileri “inanmış ateist” idiler
ise de, şaşmaksızın top atışları ile eşlik edilen törenlere
sahne oldu. Perestroika ile birlikte ulusal ve dinsel öz
bilinç hızla gelişti. Bugün, müftülüğün resmi sahiplenişi
ötesinde, partiler, kitle iletişimi vb. alanların tümünde,
heryerde dine ilgi görülmektedir.
Günümüzde, özellikle kırsal alanlarda birçok sorun alimler
kurulu ve toplumun yaşlılarından oluşan cemaatlerin
aracılığı olmaksızın çözüme kavuşturulamaz. Yeniden
İslamlaşma ile ilgili süreçler, törenler ve kültürel
faaliyetlerde yoğun olarak gözlemlenmektedir. Sayısı 1500’ü
aşan camiler, birçok İslamcı yüksek eğitim kurumu ile önemli
sayıda medrese ve okul, dinsel inancın dirilişi ve
Cumhuriyetin tarikatların tüm görkemiyle ayağa kalkması ve
restorasyonu konusunda çalışmaktadır. Dinsel yayınlar geniş
çapta yayınlanmaktadır. Yüzlerce Dağıstanlı, Müslüman
ülkelerde dini eğitim veren yüksek okullarda öğrenim
görmektedir.
HAFIZ
Kur’an
çok az kişi tarafından ezbere okunabilmektedir. Bu Allah
vergisi hünerin sahiplerine, saygıyla, “Hafız” denir.
Kur’an’ı başarılı bir biçimde ezberden okuyan, gerçek bir
lütuf, onaltı yaşındaki Akrami Abdurrahmanov, Cumhuriyet’in
Kur’an okuma yarışmasında birinci seçilmiştir. Mest olan
juri, kendisini Hafız sıfatıyla ödüllendirmiştir.
Akrami,
Arapça’nın yanısıra dört dil daha bilmekte ve şimdiden
Gubden köyündeki Cuma Camii ile medresede çocuklara hocalık
yapmaktadır.
BİLİM VE EĞİTİM
Dağıstan,
bugünkü bilim ve eğitim durumuna gelirken; uzun, karmaşık ve
çelişkili bir yoldan geçmiştir. Bu yol, onyıllarca yöntemsel
tek yanlılık ve ideolojik sübjektiflik içermiştir. “Küçük”
olarak anılan halkların tarihindeki ve manevi deneyimindeki
olumlu olan herşey Sovyet ideolojik konseptiyle ayni çizgide
olmadığı için gözardı edilmiştir. Ulusal kültürün
riliklerinde yalnızca tepkici, cahil ve karanlık düşünceleri
getirdiği düşüncesiyle “doğu” ya da “Müslüman”
maneviyatına nihilistik-hiççi- atıflar yapılmıştır. Bu ele
alışın, dayanaksız, Avrupa-merkezli, “gerikalmış Doğu” yu
dışlayan yaklaşımla ortaklığı vardır.
Bu arada
Dağıstan, Doğu edebiyatını kolleksiyonlar ve kütüphanelerde
asırlardır biriktirmekteydi. Bunlar, yalnızca dinsel veya
teolojik edebiyat değil, bilginin birçok alanında geçerli
kaynaklardı. Arap tarihçi Tabari’nin “Müslüman Dünyasının
Doğal Bilgileri”, Al-Gazali’nin “İnancın Canlanışı”,
Öklit’in “Orijinler” i… vb. dünyaca ünlü yapıtların okunması
alışılagelmiş bir uygulama idi. Dağıstan’da uluslararası
önemi olan kültür ve bilim merkezleri, ulusal kültürün
geleneklerini depolayan müzeler vardır.
Dağıstan’da gelenekselleşmiş olan ve Arapça eğitim veren
din okulları eğitimin temel biçimi olmuştur. Kafkasya’daki
Müslüman okullarının yarısı Dağıstan’dadır. Tarihçi M.
Pokrovski Dağıstan için “Bu çıplak kayalar yığını, aşağı
yukarı Kafkasya’daki en okumuş yer” demiştir. 1870’de
Tiflis’te basılan Kafkas Dağlıları Üzerine Veri Derlemesi” (Sayı
3) adlı yayın “Her dağlı gencinin Dağıstan’da okuma gücüne
sahip” olduğuna tanıklık etmiştir.
Dağıstan’daki İslamcı eğitim teolojinin yanısıra hukuk,
mantık, retorik, gramer, Arap dilinin uslup bilimi, şiir
yazmanın ilkeleri, cebir, astronomi, coğrafya vb. dersleri
de kapsamıştır. Ayrıca, Hint, Fars, Batı-Avrupa filolojisi
ve felsefesi, Aristo ve Eflatun’un görüşleri, Volter ve
Hugo’nun fikirleri vb. konular da Dağıstanlılarca
erişilebilmiştir. İ. Kraçkovski “Arap kitabı Dağıstan’a
ithal edilen bir sciolism ziyneti değildi, onunla
yaşanıyordu” demiştir. Bu, yerel halkta yaratıcı bilimsel
düşünce için ilgi uyandırmıştır. Okumuş Dağıstan, olağanüstü
düşünce ve bilim adamları çıkarıyordu: Obodlu Şaban, Kudutlu
Musalav, Karakili Taygip, Yaragili Muhammed, Megebli Damadan,
Hunzaklı Kadı, Aktili Mirza Ali, Aimakili Abubakar, Kudalili
Gassan Efendi, Ubralı Magomed, Usişalı Davud, Alkadaraili
Gassan, Ali Kaiaiev ve diğerleri. Bunların tarih, felsefe,
hukuk, filoloji üzerine çalışmaları kendi zamanlarında ve
daha sonraki nesiller tarafından incelenmiş, özümsenmiş ve
yorumlanmıştır. Birçoğu Müslüman Doğu’da yayın olarak
biliniyordu. “Dağıstanlıların kader icabı gittikleri
anavatanları dışında bile tüm Müslüman dünyasında evrensel
otorite olarak görüldükleri anlaşılıyor” diye vurgulamıştır
doğubilimci Kraçkovski.
Dağıstan’ın Rusya’ya bağlanması ile dağlıların toplumunun
gelişmesinde yeni bir safhaya girilmiştir.Coğrafya ve tarih,
arkeoloji ve etnografi, filoloji ve halk ilaçları konusunda
tam ve derinlemesine ilk çalışan; doğal kaynakları- maden
zenginlikleri, toprak ve fauna vb.- ilk araştıranlar Rus
bilim ve akademik hayatının seçkin temsilcileri olmuştur: A.
Berzhe, A. Neverovski, V. Dokuçaiev,, N. Pigorov, P. Usla ve
diğerleri. Onların etkisinde 19. yüzyılda pırıl pırıl
ışıldayan Dağıstanlı araştırmacılar yetişmiştir: Şikaliyev,
Z. Gazanfar, A. Çirkievski, A. Omarov, M. Kandiyev, G.M.
Amirov, M.E. Osmanov, G. Alkadari, B. Dalgat; tarih,
etnografya, folklor ve Dağıstan dilleri üzerine önemli
araştırmalar yapmış olan yazarlar. Onların yardımıyla
P.Uslar, Avar, Dargin, Lezgin, Lak ve Tabasaran dillerinin
gramerini yazmayı başarmış ve dağlıların folkloru üstüne bir
dizi usta yapıtını yayımlamıştır.
19.yy’ın
ikinci yarısında, Dağıstan alfabelerinin ilk ABC leri
oluşmuş,okullar için gramer kitapları, geniş kesimlerin
okuyabilmesine olanak veren kitaplar çıkmıştır. Laik eğitim
veren ilk okullar kurulmuştur. Dağıstanlılar arasınadan San
Petersburg, Moskova, Kazan, İstanbul, Kahire, Paris vb.
yerlerde yüksek eğitim görmüş ulusal aydınlar ortaya
çıkmıştır.
Sovyet
döneminde, eğitim ve bilim sistemi bir devlet işletmesi
haline gelmiştir. Dağıstan halklarına ait yazı dilinin önce
Arapçadan Latinceye(1928) ve daha sonra Rusçaya (1938)
çevrilmesi ile birlikte radikal değişiklikler olmuştur.
Likbez (okumamışlığa son) ve vseobuş (zorunlu temel eğitim)
sistemlerinin devreye sokulması ile Dağıtan’da kültür
devrimin zemini sağlanmıştır.
Geniş
ilk ve orta okul şebekesi ile birlikte, teknik okullar ve
sektörel personel okulları kurulmuştur. Mesleki eğitim
başlatılmıştır. Otuzların ilk yıllarında, ilk yüksek eğitim
kurumları açılmıştır. Bilimsel araştırma enstitüleri de
ortaya çıkmıştır. 1924’de Doğal ve Dağıstan Halkları Kültür
Mirası Bilimsel Araştırma Enstitüsü’nün kurulması çok
önemlidir: Bu enstitü birçok akademik yönlenmenin oluşmasına
yol açmıştır.
Bugün’ün
Dağıstan’ında bilim, çağdaş bilimin tüm alanlarında verimli
araştırmalar yapan bir düzine bağımsız bilim enstitüsünün
bağlı olduğu Rusya Bilimler Akademisi Dağıstan Bilim Merkezi;
beş yüksek öğrenim kurumu ve sektörel-departmantel araştırma
merkezleri(Devlet Üniversitesi, Pedagoji Üniversitesi,
Teknik Üniversite, Tıp Akademisi, Tarım Akademisi);
laboratuvarlar ve istasyonlar tarafından temsil edilir.
UZAY
Musa
Manarov’un uzay uçuşları Dağıstan’da çoşkuyla kutlanmıştır.
İlk uçuşunda, astronotluk alanında olağanüstü kabul edilen
ve hala kırılamayan, bir rekora imza atmıştır: uzayda 366
gün kalarak Guinness Rekorlar Kitabına girmiştir. Manarov
uzayda bir çok gezi yapmış, değerli deneyler yapmış ve
uluslararası kabin ekiplerinin etkinliklerinde yeralmıştır.
Musa Manarov astronotluğun gelişmesine önemli katkıda
bulunmuştur. Sovyetler Birliği Kahramanı, Şeref Madalyası ve
birçok ödülün sahibi olan Manarov uzayda toplam 541 gün
kalmıştır.
HAVACILIK
Rusya
Kahramanı Magomed Tolboiev de Dağıstan’ın ulusal gururu
sayılmaktadır. Ünlü pilot eskiden, tekrar kullanılabilen ilk
uzay aracı olan Buran’ın ucuş ekibinin bir üyesiydi. Ayrıca
kendisi bir izleme uçağı ile Buran’ın pilotsuz otomatik
inişini sağlamış ve denetlemiştir. Buran, ekonomik
nedenlerle insanlı uçuş yapmamıştır. Yine de Magomed
Tolboiev Dağıstan’da düzenlediği muhteşem havacılık
gösterileri ile Cumhuriyet’ i havacılık mekezlerinden biri
haline getirmiştir. Kendisi bugün Dağıstan Güvenlik Konseyi
Sekreteri olup, en popüler politikacılardan biridir.
EDEBİYAT
Yazılı
edebiyat Dağıstan’da 17. yy sonları ve 18. yy başlarından bu
yana vardır. 19. yy ise edebiyatın hızla geliştiği ve tüm
şiir türlerini içren harmonik bir sanatsal sistemin ortaya
çıktığı dönemdir. 20. yy’a gelindiğinde Dağıstan, çok
sayıda ünlü düşünce adamı ve ozanı, değişik eğilimleri ve
uslupları ile zengi hümanist sanatın ile tanınmaya
başlamıştı. Dağıstan’ın bu “Altın Çağı” nda gelişen güçlü
tinsel gelişimi günümüzdeki kültürün organik bir parçası
oldu.
Dağıstan’ın çok uluslu edebiyatı özet olmayan ancak sentetik
bir kavramdır ve bu birlikteliğin kökleri halklarının derin
genetik akrabalıklıklarına uzanır.Halkların yoğun tinsel
yaşamı, bir resim paletinin üzerindeki renkler gibi,
yaratıcı düşüncenin folklor geleneklerine yansımasıdır.
Dağıstan
edebiyatlarının kaynaklarında ve oluşumunda ve “Doğu
Kafkasyanın Dünya Kültür Topluluğunun Müslüman Kanadına
Dahil Edilmesi” (V. Bartold) adlı yapıt ile saptandığı gibi,
Arap-Doğu gelenekleri özel bir yer tutar. Arapça uzun bir
süre tamal edebi dil olmuştur.
18.
yy’ın kapanmasıyla birlikte Dağıstan kültür tarihinde
ulusal yazılı dil (Adzham) ortaya çıkmış ve Arapça’nın
otokrasisi (mutlakiyeti) sona ermiştir. Yerel dillerde
yazılı sanatsal metin parçalarının belirmesiyle birlikte
Dağıstan edebiyatının biçimi, içeriği ve boyutları
değişmiştir. O zamanki dünya edebiyatının ana akımı olan Rus
edebiyatı ve düşüncesine erişim Dağıstan edebiyatının
gelşiminde önemli bir unsur olmuştur. Dağlıların ulusal
bağımsızlık için mücadelesi ile eşzamanlı olan Rus halkının
köleliğe ve mutlakiyete karşı mücadelesi, çok uluslu devlet
çerçevesinde halklar arasında birliktelik kavramının
doğmasına neden olmuştur.
Parlak
yeteneklerin, güçlü kişiliklerin ve karmaşık akibetlerin
oluşturduğu bir takım yıldız olarak nitelenebilecek o
zamanki Dağıstan ozanlığı, bölge ve dünya liriklerinin önde
gelen bir örneğidir. 1917’yi izleyen dönemde ulusal deneyim
ve yerleşik gelenekler epey revize edilmiştir. Bu yolda bazı
şeyler kazanılmış, bazı şeyler yitirilmiştir.
Yeni
ulusal edebiyatın başını şunlar çekmiştir: Lezgilerde
Süleyman Stalski, Avarlarda Tsadalı Hamzat, Laklarda Garun
Saidov, Kumuklarda Zeynelabid Batırmurzayev, Darginlerde
Rabadan Nurov. 1934’deki I. Dağıstanlı Yazarlar Kongresine
100 delege katıldı.Ayni otuzlu yıllar Dağıstan kültürü için
felaketler getirdi: B. Astemirov, R. Nurov, M. Çarinov,
G.Gadjibekov, A. Şamkhalov, A. Aldarski, B. Malaçikhanov, G.
Gadjiev ve Dağıstan aydınlarını temsil eden diğer birçok
üstün nitelikli insan.
Dağıstan
edebiyatının sesi 1941-45 arasındaki Yurtseverlik Savaşı
yıllarında yükseldi. Anavatan “süngü ve kalemle” savunuldu.
E. Kapiev, R. Dinmagomaiev, A. Mitarov, A. Salavatov, A.
Abakarov, M. Stalski savaş alanlarından geriye dönmediler.
Onların yerini almak için yeni nesil yazarlar hazırdı: R.
Gamzatov, R.Raşidov, N. Yusupov, A. Abubakar, A. Saidov, B.
Ramazanov, O. Şahtamanov, Ş. Alberiev, M. Suleymanov, M.
Gairbekova, F.Aliyeva, A. Atabayev.
Bugün
Dağıstan’da 15 ulusal edebiyatın temsilcileri olan 120’den
fazla yaratıcı birlik üyesi yazarlar örgütünü oluşturur. 40
yılı aşkın bir süredir Dağıstan yazarlar birliğinin
başkanlığını Rasul Hamzatov yapmaktadır. H. Avşalumov, Y.
Kappaliev, F. Aliyeva, M.R. Magomedov, O. Şamhalov, H.
Hametova, M. Gamidov, A. Abbasilav, B. Kulunçakova, B.
Magomedov, S. Kurbanova yaşamlarının verimli döneminde
bulunuyorlar.
BASIN
Dağıstan’da halen 14 Dağıstan diline ait 78 gazete ve 6
dergi yayımlanmaktadır.
Devlet
Konseyi, Halk Meclisi ve Dağıstan Hükümeti tarafından
kurulan 13 Cumhuriyet gazetesinin trajları 1.500- 22.000
arasındadır. Mevcut 47 bölgesel ve kentsel gazetenin
kurucuları yerel özyönetimlerdir. Trajları 1.00- 2.500
arasındadır.
Bu
gazetelerden 8’i ticari nitelikli reklam ve ilan, 2’si
turizm ve spor, 1 tanesi dinsel içerikli olup diğerleri
siyasi partilerin, siyasi hareketlerin ve diğer derneklerin
organlarıdır. Bunların toplam titajı 5.000- 30.000
arasındadır. Zenşina Dagestana (Dağıstan Kadını) ve
çocuklara yönelik Sokolinok (Küçük Şahin) dergileri 7 dilde;
Yazarlar Birliği dergisi 5 dilde yayınlanmaktadır. Bizim
Dağıstan, Dağıstan Halkları ve Islam Medeniyeti dergileri
ise Rusçadır.
Halen
çalışır durumda 3 devlet yayınevi ve 18 departman vardır.
MİMARLIK
Halk
mimarisinin teknik ve ilkeleri nesiller boyu biriken
deneyimin sonucudur. Bu mimarinin ayırdedici niteliğini
yapım biçimlerinin akılcılığı, doğal çevreyle ve tarihsel
gelişimle yakın bağlantıları ve güvenilir bir savunma
zorunluluğu belirlemiştir.
Dağlık
peyzajın krokilerindeki Dağıstan aulları (köyleri), kayalara
tünemiş, dağların doruklarına yapışmış yerel doğal
konturların devamı gibidir. Köyler evleri birbirine yakın
olduğu yoğun-toplu yerleşimlerdir. Kırsal evlerin arasından
çoğu kez bir çıkmazla biten ya da evlerin altında tünel gibi
uzanan dar yollar (saklias) geçer. Bu yerleşim biçimi
aulların korunmasını sağlar. Yerleşimlerin nerdeyse tümü,
geceleri kapıları kapanan bir veya iki yol veya patika ile
erişilebilen birer kaledir. Günümüzde, Dağıstan
yerleşimlerinde daha çok geniş ve düz caddeler, demir saç
ile kaplı tavanları ve camekanlı verandaları olan ferah
evler vardır. Bu evlerin mobilya ve kullanımı kentlerdekine
benzer.
HALK TEDAVİSİ
Tarihsel
olarak, Dağıstan’da halk tedavisi üst düzeyde gelişmiştir.
Bu yolla tanı koyulamayan ve tedavi edilemeyen hastalık
neredeyse yoktur. Kolera ve çiçek istisnalardır. Dağıstan
hekimleri sayısız tıbbi reçetenin, tıp kitaplarının ve
pitoterapinin yazarlarıdır. Doğu tıbbının başarılarında yer
tutmuşlardır. Dağıstanda bitki, organik veya inorganik
kökenli 4.000’I aşan reçete bilinmektedir. Ancak
uygarlıktaki ilerlemeler, sanayileşme ve ekolojik dengedeki
bozulmalar dağlıların sağlıgına da zararlı etkiler
yapmıştır.Yeni, “modern” hastalıklar, teknoloji kökenliler
dahil, kendini göstermiştir.
UZUN YAŞAYANLAR
Dağıstan
gerontoloji açısından da dikkate alınmaya değer. 1926
sayımına göre Dağıstan’daki uzun yaşayanların- bir milyon
kişide 100 yaşın üstündekiler- sayısı 2543 kişi idi. (
Abhazya’da 1687, Bulgaristan’da 320 ve Japonya’da 242). 1959
sayımında Dağıstan kayıtlarında 644 uzun yaşayan vardır. Bu
Belçika, Almanya, Hollanda, Danimarka, İtalya, Norveç,
Finlandiya, Çekoslavakya ve İsveç’in birarada sahip olduğu
toplam değerin 1.5 katıdır. L. Lavrov “Kuzey Kafkasya’nın
Epigrafik Anıları” başlıklı kitabında, 10.-17. yy’lar
arasına ait mezar yazılarından şöyle aktarmalar yapar:
“..200 yıl yaşıyan Bu-bay..”; “…245 yıl yaşamış olan Hurme
Bike…” vb. Akademisyen A.Bekker 1878’de Kuruş köyünde 150
yaşını aşmış iki adam bulmuştur. Bir Kafkasya araştırmacısı
olan E.Markov 135 yaşındaki bir adamdan 120. doğum gününde
yeniden diş çıkardığını öğrenmiştir.
Kulinski
ilçesinden bir çoban olan Kurban Kurbanov 160 yıl yaşamıştır.
Kadar köyünden Aşura Omarova da (1799-1959) ayni yaşa
erişmiştir. Çok sayıda Dağıstanlı bilgininin de uzun
yaşadığı biliniyor: Karakili Ömer oğlu Taygip (105),
Hunzaklı Laçinilav (106), Akuşalı Zuhunkadi (100), Kumuklu
hekim Ahmed Hacı (120), Kulili Arabist Pirguseinov Nazba
(128).
Uzun
ömürlüler dağlık yörelerin insanları olup, çok yaşayan
kadınların sayısı erkeklerin iki katıdır. Tüm uzun ömürlüler
“ ateşin altını temizlediği gibi, iş de insanı temizler”
inancıyla aktif bir hayat sürmüşlerdir. Ancak belirleyici
olan ekolojik çevre, yerel adetlerin özellikleri, hareketli
olmak, genetik yatkınlık, dinsel reçetelerin uygulanması ve
doğal olarak makul yiyecek ile temiz dağ havasının
bileşimidir.
KAPLICALAR
ARKEOLOJİ
Dağıstan’da
ilk arkeolojik araştırma 19. yy’ın sonlarında başlatılmıştır.
O zamandan beri bu eski topraklar araştırıcıları çarpıcı
buluntularla durmadan şaşıtmaktadır. Hazar Kağanlığına
atfedilen İdil kalesinin kalıntıları ve Velikent köyünün
çevresindeki mezarlarda 5000 eşşiz bronz parça daha son
zamanlarda bulunmuştur. Kalesindeki kulede yapılan kazılar
sayesinde Derbent kentinin gerçek yaşının 5000 yılı aştığı
saptanmıştır. Son yıllarda Dağıstanlı arkeologların
çalışmalarına daha fazla yabancı meşlektaşları katılmaktadır.
BÜYÜK KAFKAS SEDDİ
Eskiden
“Dag-Bari “ olarak anılan Dağ Seddinin günümüze kadar
korunan kule kalıntıları, kaleleri ve surları Doğu’da
Derbent’ten, Batı’da Tabasaran Dağları’na kadar uzanan
muhteşem bir savunma sistemi olduğunu kanıtlar. Eski
zamanlarda bu tür setler (ÇinSeddi gibi) göçer kabilelerin
akınlarına karşı bir engel olarak yapılmıştır. 6.-8. yy’lar
arasında inşa edilen Dağ Seddi’nin de benzer bir amacı vardı.
Savunan taraf önce Sasaniler, daha sonra Arap Halifeliği
iken; saldıran esas güç Hazarlar’dı. Hazarların gerilemesi
ve nihayet dağılması ile Dağ Sedleri stratejik değerini
yitirdi, giderek harabeye dönüştü. Yerli halk buradaki taş
parçalarını bina gereksinmeleri için kullandı.
Bir
Alman gezgini olan Adam Olearius 17. yy’ın ilk yarısında
Seddin 50 mil uzunluğunda olduğunu yazmıştır. Büyük
Petro’nun İran seferine katılan Dimitri kantemir Dağ Seddini
Kamak köyüne kadar inceleyerek, yalnızca sur kalıntılarını
değil, kapı ve kuleleri de gösteren bir harita çizmiştir.
Deneyimli bir haritacı olan Albay Kodebou 1819-1820’de
Kantemir’den daha uzağa, Bilgadi köyüne kadar, gitmiştir. On
yıl kadar sonra Beztuzhev-Marlinski onun yolunu
izlemişlerdir. Onun kaleme aldığı bir bölüm şöyledir: “
Kafkas Seddi, Narinkala kalesinin güney köşesinden başlar;
tepelerden, derin ve dar vadilerden geçerek Doğudan Batıya
kesintisiz uzanır. Etrafında dolaştığımız uçurumdan- ki bu
Derbent’ten 5 verst (Verst bir Rus uzunluk birimidir.1
verst= 0.6629 mil ve 1.067 km) demektir- önce biri sağlam
olan dört kalenin kalıntıları görünebiliyordu. Ondan sonra
bu türden epey kale geçtik. Su temini amacıyla olsa gerek,
birbirlerinden eşit uzaklıktaydılar ancak çok değişik
boyutları vardı. 120- 180 adım boyunda, enleri herzaman
daha dar ve bazen dört bazen altı yuvarlak köşeleri
bulunuyordu. İzleyen araştırmacılar Seddin 80 verst
uzunluğunda bir uzantısını keşfettiler. Değişen taş
işçiliğinin incelenmesi sonucu, Seddin ve onun savunma
amaçlı ögelerinin farklı dönemlerde yapılmıştı. Seddin konum
ve biçimi de yapılışında yüksek düzeyde askeri mühendislik
olduğunu göstermektedir: Kaleler ve kuleler düşmanın
saldırı durumunda iyi birer saklanma yeri ve savunanların
birbirleriyle ilişkisini güvence altına alacak şekilde
yapılmıştı. Dağ Seddi’ nin yıkılmamış bölümleri
araştırmacılar için harika birer malzemedir.
DERBENT
KAYA YAZILARI (PETROGLİFLER)
Dağistan’ın dağları eski kaya yazıları açısından istisnai
bir zenginliğe sahiptir. Şimdiye kadar 43 yörede 8000’i
aşkın tarih öncesi dönemlere ait yazı bulunmuştur. Kimileri
buraların ayin yeri olduğunu, kimileri hayaletlerin ya da
şeytanların bulunduğunu kimileri ise düşlerin gerçeğe
dönüştüğü yerler olduğunu öne sürerler.
Dağıstanlı bilimadamları kayalar üzerine oyulan bu
çizimlerin ilkel astronomi gözlemleri olarak kullanıldığını
kanıtlamışlardır. Bu yazılar eskiden çiftçilik pratiklerini
düzenlemekte; avcılık, tohum ekimi, hasat toplama
koşullarını belirlemekte; tatil, mevsimsel değişiklikler vb.
zamanları göstermekteydi. Akademisyen N. Vavilov Kafkasya’da
bu kadar çok kaya yazıları bulunmasını, buraların uygarlığın
beşiklerin birisi olmasına ve yeryüzündeki tarımsal
gelişmenin güçlü odağı olması ile açıklamıştır. Buralarda
çifçiliği bundan 12.000 yıl önce uygulayan yerleşmelerin
kalıntıları keşfedilmiştir. Dünyanın en fazla arpa, bezelye
ve özellikle buğday çeşitleri de buralarda ortaya çıkmıştır.
Dağlıların hayvanları evcilleştirmesi, kış ve yaz
tohumlarını ekmesi, tekerlekle haşı neşir olmaları,öküzle
çekilensaban ve arabaları imal etmeleri, yazı öncesi
simgeleri kullanmaları, gündüz uzunluğu ölçümlerni yapmaları
ve Sirius (en parlak yıldız)’I saptamaları da bu denli
eskidir.
Eski
kaya yazılarının araştırılması bilimadamlarının
geçmişimizdeki bilinmeyenleri çözmesine yardımcı olmaktadır.
SANAT
Dağıstanlıların folklor festivalleri, sahneleme, oyun
perdeleri, tam giyimli oyuncuları ve dinleyicisi ile gerçek
drama performansları gibidir. İlkbaharlardaki "llk Saban”
tatilleri, sonbaharlardaki hasat tatilleri, çok renkli düğün
gelenekleri her köyün kendine has ögeleri ile tamamlanır.
Festivallerde halk oyunları oynanır ve spor yarışmaları (taş
atma, büyük ağırlık kaldırma, koşu, güreş, at yarışı vb.)
yapılır. 20. yy’da mimarlık, güzel sanatlar, müzik, tiyatro
vb. profesyonel sanatlar oluşmuştur. Ressam H. B. Musayasu-
Manizhal ve M. Cemal, G. Gassanov, heykeltraş Askar-Sarıca,
tiyatro yapımcısı G. Rustamov, aktris B. Muradova Dağıstan
profesyonel sanatının kurucuları olmuşlardır.
1920 ve
1930 larda Dağıstan’da T. Muradov Halk Çalgıları Orkestrası,
Ulusal Şarkı ve Dans Şirketi, Dağıstan Radyo Korosu, İlk
ulusal tiyatrolar (Kumuk, Avar, Dargi, Lak, Lezgin)
açılmıştır. Halk sanatı ve profesyonal sanat festivalleri
yapılması bir gelenek olmuştur. Bundan sonra Dağıstan’ın ilk
Halk Sanatçıları ortaya çıkmıştır: P. Nutsalova,
R.Gadjiyeva, B. Muradova, N.Abdusalamov, O. Oraşev, I.
Batalbekova ve diğerleri.
Savaş
sonrasındaki on yıllarda Devlet Halk Dansları Topluluğu “Lezginka”,
Dağıstan Devlet Televizyonu ve Radyo Televizyon Orkestrası
kurulmuştur. Dağıtan Devlet Filarmoni Topluluğu, M. Cemal’in
adını alan Sanat okulu, G.Gassanov’a atfen kurulan Müzik
Okulu, Dağıstan Pedagoji Üniversitesi’nin müzik-pedagoji ve
grafik sanatları okulları verimli bir şekilde çalışmaktadır.
Çok sayıda ulusal sanatçı SSCB ve Rusya Fedederatif
Cumhuriyetler Birliği’nin Halk Sanatçısı ve Onur Sanatçısı
ödülleri ile taltif edilmiştir.. Bunların arasında B.
Muradova. M. Kazlayev,, T. Izrailov, N. Darginov, Ş. Çalayev,
Z. Nabieva, M. Abdulhalikov ve diğerleri sayılabilir.
Besteci G. Gassanov, M. Kazlayev ve uygulamalı satlar ustası
bir grup SSCB ve RFCB Devlet Ödülünü almışlardır. Çağdaş
müzik sanatının üstün besteleri opera, bale, senfoni ve
oratoryolarla zenginleşmiştir. Günümüzde, dağıstan sanat
grupları yabancı ülkelerin ve Bağımsız Devletler
Topluluğunun çokça aranan konuklarıdır.
Dağıstanlılar değerlerini cinema sanatı alanında da
gösterdiler. Aktör ve film yönetmeni I.Kaziev, film
yönetmeni Y. Danyalov, senaryo yazarı Ş. Kaziev, (“Koçbar”
adlı filmin çekiminde trajik bir şekilde ölen) film
yönetmeni A. Abakarov Dağıstan tarih ve kültürünü evrensel
sinema sanatının organik bir parçası yapmaya azmetmişlerdir.
Dağıstan sanatının kendine has çağdaş biçimlerinde folklorün
etkisi belirleyici rol oynar. Her ne kadar modern sanatsal
usluplara yabancı değiler ise de Dağıstan halklarının
tarihsel ve tinsel mirası varlığını hissettirir.
HALI VE KİLİMLER
Dağıstan
en eski zamanlardan beri özgün, canlı renkleri olan
kilimleri ile ünlüdür. Bunlardan ilk kez M.Ö. 2000’li ve
1000’li yıllarda yaşayan eski tarihçiler söz etmiştir.
Dağıstan’ın yüksek kaliteli, güzel, sağlam halıları ve
kilimleri Doğu ve Batı’nın en büyük ticaret merkezlerini
güzelleştirmeye devam etmektedir.
Bu el
sanatı dağlılarının yaşam koşullarının bir sonucudur: koyun
yetiştiriciliğinden yün elde edilmiş, çeşitli kayalardaki
madenler ve zengin bitki örtüsü tükenmez bir doğal boya
deposu olmuş, sanatsal gelenekler eşşiz bir renk yelpazesine
ve ilginç desenler yaratmıştır.
Halı
dokumacılığında en tanınan yerler Güney Dağıstan (Lezgi,
Tabasaran, Rutul, Derbent Azerileri), Dağıstan’ın yamaçlık
kısımları (Buynaksk’lı Kumuk ve Avarlar) ve Dağıstan’ın
dağlık yöreleridir (Tlayrata bölgesi). Halı ve kilim
çeşitleri olarak en yaygın olarak bilinenler Derbent, Ahti,
Mikrah, Tabasaran, Rugul, Hiv, Rutul, Kassumkent, Kazanişe,
Jengutay ve Tliyarata bölgelerine ait olanlardır.
Halı
eksperleri Dağıstan halılarının değerini takdir edebilirler:
6-12 mm kadar yüksekliği olan hav ve decimetrekarede 1764
adete kadar düğüm sıklığı.
HALK OYUNLARI
Lezginka
için dağlıların ulusal dansıdır denilebilir. Onsuz bir
şenlik düşünülemez. Dağıstanlılar dans etmeye beşikten
başlarlar. Bir çocuk daha ilk adımlarını atar atmaz, biraz
komik ve beceriksizce de olsa, Lezginka’nın bir hareketini
denemeye başlamıştır bile…Bunlar daha sonra izleyicileri
büyük bir hayranlıkla çoşturacak olan çocuklardır.
Dağıstanlıların bu oyunundan etkilenmeyecek kişi yoktur.
Kadın partner, küçük bir kız veya yaşlı bir kadın da olsa.
gösterişli, nazik ve narindir. Dansta erkekler gözüpek ve
hünerli, kadınlar alçak gönüllü ve görkemlidirler. Erkekler
yanlışlıkla bile olsa kadına dokunamazlar, bu ayıp kabul
edilir.
Lezginka
oynamasını bilmeyen, bir kadının ya da arkadaşlarının ilk
daveti üzerine ortaya atılmayan bir dağlı, şaşkınlıkla
karşılanır ve bu davranış topluluğun kınamasına neden
olabilir. Dağlılar buna meydan vermemek için ellerinden
geleni yaparlar. Dağıstan Devlet Halk Dansları Topluluğunun
adı da “Lezginka”dır. SSCB Halk Sanatçısı ünvanını taşıyan
Tanho İzrailov tarafından 1958’de kurulmuş olan topluluk,
ululararası üne sahiptir ve Dağıstanlıların özel sevgisini
kazanmıştır. Lezginka, Dağıstan’ın orijinal kültürlerinin,
danslarının, kostümlerinin, müzik çalgılarının ve
geleneklerinin eşşiz çeşitliliğini yansıtır. Dağıstan’da
uluslararası festivalerin ziyneti olan çocuk grubu dahil,
nitelikli başka dans grupları da vardır.
EKONOMİ
Dağıstan
Rusya ve Avrupayı Doğu’ya bağlayan avantajlı bir coğrafik
konuma sahiptir. Dağıstan ekonomisi tarım ve endüsride
uzmanlaşmış çok sektörlü bir sistemdir. Cumhuriyette çeşitli
mülkiyetlerde 35.000 kurum ve işletme vardır. Piyasa
ekonomisinde 100’den fazla banka, 13 sigorta şirketi,
yabancı ortaklığında 35 ortak girişim ve diğer yapılar
yeralır.
Başkent
Mahaçkala’da uluslararası düzeyde bir havaalanı ve deniz
ticaret limanı bulunur.
1990’lı
yılların başında endüstri ve geleneksel çok sektörlü tarım
gayrisafi yurtiçi hasılanın %80’ini oluşturuyordu. Piyasa
ekonomisine geçiş ile birlikte bu oran düşmüş ve bölgesel
ekonominin diğer kesimleri gelişmeye başlamıştır. Cumhuriyet
ekonomisinin sektörel yapısı şöyledir: endüstri %24, tarım
%35, inşaat %26, ulaşım ve iletişim %5, ticaret %9, diğer
%1.
Cumhuriyet’in endüstrisinde gıda, tüketim malları, yapı
malzemeleri ve sanat ürünleri gibi geleneksel kollar yanında,
makina üretimi, alet yapımı, petrol çıkarımı, kimya, enerji
üretimi gibi ana kollar da vardır. Dizel araçları, düşük
voltajlı ekipman, metal kesimi, ahşap işleme aletleri,
santrifüjlü pompa ve kazanlar, seperatörler, radyo cihazları,
basım sanayi ekipmanı, cam yünü, yapay gübre, şarap ve
vodka, konserve meyve, sebze ve balık, giyim, ayakkabı, halı
ve kilim, kuyumculuk endüstri kesiminde imal edilen ana
mallardır. Ham maddeler giderek daha fazla bir oranda yerli
sanayi tarafından işlenmektedir.
Endüstri
işletmeleri daha çok şehirlerde yoğunlaşmıştır: Mahaçkala,
Derbent, Buynaksk, Kizilyar, Kaspisk, Hasavyurt, İzberbaş,
Kizilyurt. Bunun istisnası Dağıstanın hemen hemen her
yerinde bulunan gıda, konfeksiyon endüstrileri ile el
sanatlarıdır. Kırsal alanda konserve damıtma, tereyağ,
peynir üretimi yapan atölyeler, halı yapım işletmeleri,
konserve balık tesisleri, bunlara ilgili makina üreten
yerler, radyo-elektronik ve konfeksiyon işletmeleri vardır.
Endüstride en önemli rolü makina üretimi (%20.1), enerji
(%20.1) ve petrol çıkarımı (%13.0) alır. Dağıstan 1990’a
kadar konserve sebze, meyve, balık; brandi ve şarap, şarap
ürünleri konularında Rusya’da en önde gelen yerlerden
biriydi. Son yıllarda dış ticaret hacmi ve ithalat-ihracaat
miktarları büyük gelişme göstermiştir. Yavaş olsa da ulusal
ekonominin genel durumu iyileşmektedir. Endekslerde artış
gözlemlenmektedir. Dağıstan’ın yeni piyasa ekonomisinin
çerçevesi oluşmuştur. Hükümet küçük sanayinin gelişmesine
özen göstermektedir. Bu sektörü desteklemek ve geliştirmek,
yatırımları teşvik etmek için bir dizi standartlar el kitabı
yayımlanmıştır. Yeni işletmeler kurulmakta, ürünleri revaçta
olan mevcut işletmelerin gelişmesi için düzenlemeler
yapılmaktadır. Ekonomik krizin bu aşaması sona ermekte ve
daha oturmuş, büyüyen bir ekonomiye doğru gelişmeler
olmaktadır.
YENİ ÜRETİM TESİSLERİ
Son
yıllarda üretimde özel kesimin daha aktif hale gelmesiyle
Cumhuriyet’teki yatırımlar artmıştır. Yatırımlar dağıstan ve
Rusya yasalarının koruması altındadır. En gelişmiş teknoloji
ve dünya standarlarında, ekolojik kurallarla uyumlu yeni
tesisler kurulmuştur: “Adam International” ortak girişimi
adlı yün, deri işleyen ve konfeksiyon yapan büyük bir
fabrika, kimyasal plastik fabrikası, “Progress ” adlı
plastik eşya üretim fabrikası, bir maya ve damıtma fabrikası,
şampanya damıtma tesisi, 5. Nesil renkli TV montaj tesisleri,
maden suyu üretimi, “Maxi” ortak gişimi yüksek kaliteli
ayakkabı fabrikası, “Dagtekstil” iplik fabrikası, Rusya’da
en iyilerden olan “Dagpress” basımevi gibi. Modern iletişim
sistemleri için Samsung (Güney Kore) şirketi işletmeye
girmiştir. Bu şirket tarafından 13.500 abonelik dijital
telefon santrali de kurulmuştur. Dagestanskiye Ogni
yerleşmesindeki tümüyle yenilenen bir yapı camı fabrikası
mallarını Rusya’nın güney bölgesine dağıtmaktadır. Burada
cam kap üretimine de geçilmiştir.
DÖNÜŞÜM
Dönüşüm
sonucunda savunma sektöründeki askeri malların üretimi 2.5
kat azalmıştır. Sivil ürünlerin, tüketim mallarının üretimi
de buna bağlı olarak artmıştır. Yalnızca son iki-üç yılda,
endüstri işletmeleri 50’den kazla yeni ürün imal etmişlerdir.
Bunların arasında dizel, kaynak cihazları, jeneratörler,
transformotörler, basınç ayar aletleri, mini- telefon
santralleri, hafif uçaklar, TV cihazları, diğer elektrikli
ve radyolu aletler vardır. Yeniden yapılanma en yoğun
şekilde büyük makina üretim fabrikaları ile alet yapım
tesislerinde gerçekleştirilmiştir.
ENERJİ
SANAYİ
PETROL VE GAZ
Petrol
çıkarımı verimli endüstrilerden biridir. Yılda 310 bin
tondan fazla petrol ve yaklaşık 715 milyon metreküp doğal
gaz üretilir. Petrolün üretimi geniş çaplı olmamakla
birlikte kalitesi yüksektir. 350o'de kaynayan, %90
geridönüşümlü ham petrolden basit bir arıtma ile yüksek
kaliteli petrol ürünleri elde edilebilmektedir.
Bu
endüstrideki fabrikalar Kuzey Dağıstan (Yuzno-Suhokumsk
kenti) ve Orta Dağıstan’da (İzberbaş-Açisu köyü)
konumlanmıştır. Cumhuriyet’in döviz girdilerinin %51’I
petrol ve ürünlerinin dışsatımından elde edilir. Yerli ve
yabancı şirketlerin araştırdığı petrol ve gaz rezervleri
umut vericidir. Bunların yanısıra kahverengi kömür, bataklık
kömürü vb. yakıt kaynakları da vardır.
“Solntse”
Dağıstan’ın güneşli bir ülke olarak anılmasının nedenleri
vardır. Ülkede bulutsuz günlerin sayısı çok az olduğu gibi,
yüksek düzeyde güneş radyasyonu vardır. Bu yüzden, Rus
Bilimler Akademisi burada güneşten ekolojik yönden zararsız
enerji elde etmek amacıyla bir bilimsel araştırma enstitüsü
kurmuştur. Şimdilik, enstitünün kendisine ait ısınma, sıcak
su ve elektrik gereksinimi güneş enerjisinde sağlanmaktadır.
Güneş enerjisi, sağlık tesisleri, öğrenci kampı ve bir işçi
kentinde de kullanılmaktadır.Yakında araştırma bulgularının
evlerde uygulamasına geçilecektir.
Son
tasarımlanan aygıtlardan biri, cep tipi ısı biriktiricidir.
Hafif plastik görünümlü olan bu aygıtlar şaşırtıcı miktarda
enerji sağlamakta ve şarj edilmeleri için yalnızca güneş
ışığına tutulmaları yeterli olmaktadır.
Zehirli
atıkların nötralize edilmesi için de bir teknoloji
geliştirilmiştir. Dünyada kullanılan enerjinin güneşten
gelenin yalnızca 3000’de biri olduğu göz önünde tutulursa,
bilim adamlarının önünde katedilecek epey uzun ve ilginç bir
yol vardır.
MADEN KAYNAKLARI
Dağıstan
büyük miktarlarda demirli, demirsiz, metal olmayan ve yapı
malzemesi olarak kullanılabilen bir maden zenginliğine
sahiptir. Kuzey Kafkasya’daki en ilginç ve zengin pirit (bakır
cevheri) kaynakları Kızıldere’de bulunur. Ülke, ayrıca
içmesuyu, maden suyu, termalsu ve endüstriyel su
kaynaklarına sahiptir. Cumhuriyet’te bugüne kadar 3000’den
fazla artezyen kuyusu açılmıştır.
YAPI MALZEMELERİ
Dogal
kaynaklarda yapı malzemelrinin ayrı bir yeri vardır.
Dağıstan, Kuzey Kafkasya’daki kireçtaşı rezervlerinin
%36.6’sına ve Rusya Federasyonu’ndaki cam kumu rezervlerinin
%15’ine sahiptir. Severnoye bölgesindeki Kuzey Kafkasya cam
endüstrisini besleyecek kadar bol olan yüksek kaliteli
kuvartz kumu nerdeyse yüzeydedir.
Cumhuriyet’te ayrıca sınırsız denilebilecek miktarlarda SAWN
kireçtaşı, RUUBLE taşı, çakıl, kalep kumu, DOLOMİTES ve
çimento hammaddeleri bulunur.
TARIM
Toprak
kıtlığına karşın, Dağıstan tarımsal açıdan gelişmiş bir
bölgedir. Kişi başına 1.9 hektar tarımsal arazi ve 0.3
hektar sulu tarım arazisi düşer. Temel hububatın yanısıra
hayvan yemi ve sebze yetiştirilir. Ana tarımsal dallar koyun
besiciliği, bahçecilik ve bağcılıktır.
Koyunlar
dah çok dağ çiftliklerinde beslenir. Kışın dağlarda yem
kıtlığı olduğundan, ovalara göçülür. Yazın ise koyunlar ve
keçilerle dağlardaki geniş otlaklara çıkılır. Çoğu yerel
olan 3 milyon baş küçükbaş hayvan vardır.
Bahçecilik ovaların yanısıra dağlık vadilerde de gelişmiştir.
Değerli kültürler arasında şeftali, kayısı, erik, kiraz,
vişne, ceviz, fındık, elma ve armut sayılabilir. Dağıstanlı
araştırmacılar bu ürünlerin birçok çeşidini türetmişlerdir.
Halen 30 bin hektar alanda bahçecilik yapılmaktadır.
Rusya’da
sınırlı olan bağcılık, Dağıstan’da önemlidir. Rusya’daki
bağların %38’I ve bağcılık ürünlerinin %45’I Dağıstan’a
aittir. Bu ürünler esas olarak Kuzey ve Güney dağıstan’ın
ovalarında yetiştirilir.
DAĞISTAN CUMHURİYETİ ULUSAL BANKASI
Bankacılık faaliyetleri ve bankacılığın tekelleşmesine karşı,
para dolaşımının stabilizasyonunu ve ekonominin kontrolunu
amaçlayan yeni bir para ve kredi mekanizması kurulmuştur.
Bir yanda Dağıstan Cumhuriyeti Ulusal bankası, öte yanda
Rusya Federasyonu Merkez Bankası ve özel bankalar olmak
üzere iki düzeyli bir baka sistemi vardır. Kuzey
kafkasya’daki en büyük Banka olan DC Ulusal Bankası finans
ve kredi akımlarını, döviz hareketlerini, bankalararası
alışverişleri, bütçe tahsislerini denetler; bankalara nakit
sağlar; yönlendirilmiş piyasa ekonomisi mekanizmalarının
oluşması ve işlemesi için gerekli önlemleri alır.
BALIKÇILIK
Hazar
Denizi (Kaspis) öteden beri değerli su ürünleri ile tanınır:
tatlı su türleri olan kutum, hereh, mercan, zander, vobla,
sazan ve özellikle Mersin balığı. Hazar’ın asıl incisinin
somon balığı olduğuna inanılır. Burada foklar da
yuvalanmıştır. Balık ürünleri arasında önemli bir dışsatım
kalemi siyah havyardır. Dağıstan’ın denizi, nehirleri ve Alp
gölleri en mükemmeliyetçi balıkseverleri bile mutlu
edebilecek niteliğe sahiptir.
ULAŞIM
Dağıstan’da ulaşımsistemi gelişmiştir: 465 km demiryolu, 300
km’si Federal standartta olan 85 bin km karayolu, Grozni-
Baku anahattı dahil 535 km petrol ve doğal gaz boru hattı,
havayolları ve suyolları. Rostov- Baku anahat demiryolu ve
Kafkas federal karayolu Cumhuriyet’ten geçer.
Mahaçkala’da yılboyu donmayan, demiryolu bağlantılı ticaret
ve balıkçılık limanları vardır. Limanda petrol yükleme
tesisleri de bulunur. Politik haritanın değişmesiyle
birlikte, Hazar Denizi uluslararası statüye kavuşmuştur.
Dağıstan artık Hazar ile refah, satbilite ve aktif
uluslararası işbirliği umudu içindedir. İtalyan şirketleri
ile yeniden inşa edilen liman ve feribot taşımacılığının
geliştirilmesi Orta Asya ve Avrupa arasında sürekli bir yük
taşımacılığı olanağı yaratmıştır.
Mahaçkala’dan 15 km uzaklıkta bulunan havalanı yerli-yabancı
şirketler tarafından kullanılmaktadır. Gelişmiş dükkan
turizmine sahip olan bu hava limanının gelecekte
uluslararası hava güzergahlarının önemli bir uğrak noktası
olması beklenmektedir.
İŞGÜCÜ
Cumhuriyet’te açığa çıkan işgücü yoğunluğu giderek
artmaktadır. Kamu personelinin azaltılması, eğitim
kurumlarını bitirenlerin iş bulamayışı ve ordunun
daraltılması bunun nedenleri arasındadır.
Nüfusun
önemli bir kesiminin geçim koşullarının kötüleşmesi daha
önce ev hanımı olan veya çiftçilikle uğraşan insanların da -
ki bunların çoğunluğu da kadındır- işçi pazarına eklenmesi
sonucunu doğurmuş, mültecilerle işsizlik daha da artmıştır.
Rusya’da ki kayıtlı işsizlik oranı % 2.9 iken, Dağıstan’da
%7.2’dir.
Kırsal
alandaki durum en tatsız olanıdır. Burada işsizlerin % 75’I
kaydedilmiş olup, işsizlik oranı %9.7’dir. Yeni işyerlerinin
açılması ve çalışanların yeniden eğitimi için dünya
deneyimlerinden esinlenilerek geniş çaplı çalışmalar
yapılmaktadır.
GÖÇ
Göçmen
Dairesi’nin verilerine göre, 8 Aralık 1994’den 4 Ocak
1996’ya kadar Dağıstan’a 139.000 mülteci kaydı olmuştur.
Bunlar, Hasavyurt, Novolak, Kazbekov, Kizilyar, Tarumov,
Botlikh, Babayurtov ve Kizilyar bölgeleri ile Hasavyurt,
Mahaçkala, Kizilyar ve Kizilyurt kentlerinde
yerleştirilmişlerdir. Cumhuriyet Hükümeti, yerel yönetimler
ve dinsel kuruluşlar bu mültecilere para, gıda ve giyim
yardımı yapmışlardır ve hala da yapmaktadırlar.
KALKINMA ÖNCELİKLERİ
Cumhuriyet’te kalkınmanın önceliklerini gösteren bir
bölgesel politika geliştirilmiştir. Bu politika kaynakların,
varolan üretim potansiyeli ve nitelikli işgücünün karmaşık
kullanımını, karşılıklı çıkar sağlamak koşuluyla önemsiz
miktarda dış finansmanı öngörmektedir. Artan istikrar ve
ekonomik büyüme ile Cumhuriyet’in yatırımcılara daha çekici
geleceğini düşünmek için zemin vardır.
İletişim
altyapısının geliştirilmesine özel bir önem verilmektedir.
Hükümet doğa ve sağlık turizmi konusunda en gelişmiş
yapıların oluşturulabilmesi için yatırımcıları cezbedecek
önlemler almakta ve destek vermektedir. Pazar koşullarına
yüksek uyum yeteneği olan, düşük yatırım isteyen, hem
yabancı hem de yerli yatırımcılar için çekici olan küçük ve
orta ölçekli işletmelerin geliştirilmesi için da da teşvik
sağlanacaktır. Küçük işletmeler üretimin uyarıcısı olarak,
gerekli malların üretimini artırır, istihdam ve modern tür
hizmetleri sağlar, buluşcu etkinlikleri yürütür ve sonuçta
nüfusun yaşam standartlarını belirler.
EKOLOJİ
Cumhuriyet’teki en önemli ekolojik sorun nehir,
rezervuarların ve Hazar havzasının kilenmesine yol açan
kanalizasyon, yabani otları ve böcekleri yokeden kimyasal
atıklar, yapay gübre, endüstriyel ve yerel atıklardır.
Ekilebilir tarım arazisi ve doğal otlakların durumu
kötüleşmektedir. Hazar Denizi’nin su düzeyinin zaman zaman
yükselmesi nedeniyle tuzlu toprak miktarı artmakta, erozyon
ve toprak kayması yüzünden büyük zaralar olmaktadır. Hükümet
ekolojik durumu iyileştirmek için kapsamlı önlemler
almaktadır.
TURİZM
Dağıstan’ın yeryüzü görünümü ve bitki örtüsü çok büyük
çeşitlilik gösterir. Bitkisel ve iklimsel çeşitlilik
açısından Dağıstan’ın Rusya’da bir benzeri yoktur. Samur
Nahri ağzında alt-tropik iklim, kuzeyde çöl ve yarı-çöl
koşulları, Alp tundraları ve buzullar. Dağıstan florasında
4000 çeşit bulunur. Bunların arasında epey endemik(yerli)
çeşit de yeralır. Cumhuriyet’in orta ve güney kesimlerinde
sağlık turizmi için önemli fırsatlar vardır. Tarihsel
Dağıstan da diyebileceğimiz bu bölgede, çok sayıda jeotermal
su (kaplıca) vardır. Dağ peyzajı ve deniz manzarasının
bunlarla ayni yerde buluşması bir istisna değildir. Bu
kaplıcaların çoğu kapasite ve tedavi özellikleri yönünden
dünyanın ünlü kaplıcalarından aşağı kalmaz, hatta üstündür.
Hazar
Denizi’nin kumsallı plajları önde gelen dinlenme
kaynaklarıdır. Deniz kıyısının toplam uzunluğu 530 km’dir.
Mahaçkala plajlarındaki Haziran-Ağustos arasında su
sıcaklığı ortalama 23oC olup, azami 30oC’dır. Hazar
kıyısındaki kaplıca değeri çeşitli yönlerden Karadeniz
kıyılarındakinden çoğu kez üstündür. Dağıstan’ın doğal
dinlence kaynaklarından bir diğeri tıbbi çamur rezervleri
açısından zengin sayısız göllerdir. Bu rezervler özellikle
kıyı göllerinde büyük miktarlara ulaşır.
Cumhuriyet’in çeşitli yerlerine dağılmış olağanüstü doğal
yadigarların bolluğunu vurgulamadan geçmek mümkün değildir:
dünyanın kendi başına duran en yüksek kumul tepesi Sarıkum,
Samur Nehri deltasındaki alt-tropik sarmaşık ormanı, ünlü
Kolorado Kanyonu’ndan daha derin olan Sulak Kanyonu; kule,
kolon, ark kalıntıları ile şaşırtıcı Aeolian Kenti,
“Harikalar Kapısı” olarak anılan Karadag Uçurumu, Kuzey
Kafkasya’nın en büyük gölü, alabalık yatağı Kezenoyam Gölü.
Mahaçkala-Derbent bölgesinde yılın ortalama 100-105 gününde
20oC üstünde sıcaklık vardır. Kıyıda, yılın sıcak aylarında
bulutsuz günler söz konusudur. Her elli yılda bir İzberbaş
yöresinde 4.7m yükseklikte dalgalar olur. 3-4m yükseklikteki
dalgalara ise her yıl rastlanır.
ÇÖLÜN KÖŞESİ
Mahaçkala yakınındaki Kumturkala silsilesinin tabanında,
doğanın bir harikası yükselir: 252 m ile Avrasya’da en büyük
olan Sarıkum kumul tepesi. Bundan yüksek kumul tepeleri
yalnızca Sahara’da vardır. Sanki, bilinmeyen sihirli bir el
bu gerçek çöl köşesini flora ve faunasıyla birlikte
Dağıstan'a taşımıştır. Botanistler burada kimileri nadir
bulunan 300’ün üstünde bitki türü saymışlardır. Hernekadar
Sarıkum’un kumu en değerli ve kolaylıkla bulunabilir
nitelikte ise de insanlar bu Kafkas harikasını korumayı
başarmışlardır.
DAGHİNTURBURO-TOURİST
Bu kısım
daha alternatifli yazılacak.
SPOR
Dağıstanlılar sporseverdir. Gerçek sporcularda bulunan
cesaret, kuvvet ve yiğitlik bir dağlı özelliğidir. Single
Combat (teketek mücadele) Dağıstanlıların olağanüstü
sonuçlar elde ettikleri birçok spor dalından en yaygınıdır.
ve güreş: geleneksel olarak saygın ve sevilen ulusal spor.
Çoçukluğunda ya da daha sonraki yıllarında güreş yapmamış
bir dağlı ile karşılaşmamak imkansızdır. Pek seyrek konuk
takımın lehine sonuçlanan, Dağıstan- ABD, Dağıstan-Japonya,
Dağıstan-Dünya Karması vb. yarışmalar olağan olup, bu
ülkedeki güreşçilerin düzeyini belirtir. Bu arada, güreş
hakemlerinin en ufak bir hatayı affetmeyen yüzlerce,
binlerce bilgili seyircinin bakışları altında yaptıkları
işin zorluğundan şikayet ettikleri duyulur.
Dağıstan’da spor, hükümet ve sponsorların desteğini alarak
yayılmaktadır.
Bu
yüzyılın başlarında Dağıstanlı atletlerin ünü kıtalara
yayılmıştı. 2.07 m boyunda ve 150 kg ağırlığındaki Osman
Abdurrahmanov en tanınmış dövüşçüleri yerden yere vurmuştur.
Bunu öküz, manda, deve ve pitonlarla da yapmıştır. Ayrıca
gözde bir sinema yıldızı idi.
Bir çok
kez dünya şampiyonu olan Salı Süleyman’ın adı dünya
başkentlerinde görkemli bir şekilde yerleşmiştir.
Yenilgi
yüzü görmemiş Ali Kılıç büyük ödülü (Poddubni) kazanmıştır.
Paris’te bir aslanla döüşmeyi kabul etmiştir. Hayvanın
derisi daha sonra onun Dağıstan’daki evinin duvarını
süslemiştir.
Efsanevi
atletlerin görkemi, günümüzdeki olağanüstü dövüşçüler
tarafından yakalanmıştır: Beş kez dünya şampiyonu olan Ali
Aliyev, Olimpiyat (1972) ve dört kez dünya şampiyonu olan
Zagalav Abdulbekov, dört kez dünya şampiyonu olan Vladimir
Yumin, Olimpiyat (1980) ve dünya şampiyonu Saypulla
Absayidov, Olimpiyat (1980) ve Avrupa şampiyonu Magomed
Gasan Abuşev. 1996’daki son Olimpiyat Oyunları, Dağıstan
güreş okulunun olağanüstü bir diğer temsilcisi olan Hacı
Murad Magomedov’a altın madalya getirmiştir.
Karate,
Uşu ve doğunun diğer tekli dövüş sporlarıyla ilgili yerel ve
uluslararası turnuvalarda Dağıstanlı ustaların zaferleri
olağanlaşmıştır. Haçaliyev kardeşler- Magomed, Adam, Cebrail
ve Nadir- en prestijli karate turnuvalarında birincilik
ödüllerini kazanmışlardır. Yaşamının doruğunda ölen Adam
SSCB ve Rusya’nın sürekli şampiyonu idi. Bu spor dalında
Magomed Yusupov, Omar Murtaza Aliyev ve Şikhabudin Murzayev
de büyük başarılar elde etmiştir.
62
yaşındaki Mhaçkala’lı Yevgeni Gvozdev 5m uzunluğunda, 750 kg
ağırlığındaki Lena adlı teknesiyle dünyayı dolaşmıştır.
Yürekli denizci, birçok deniz ve üç okyanus aşarak 30 bin
mil katetmiştir. Birçok sorunla karşılaştığı bu yolculuk 4
yıl sürmüştür. Somali kıyılarında, yatı korsanlar tarafından
ele geçirilmiş ve soyulmuştur. Bu arada korsanlar yolculuğun
en önemli malzemesi olan 100 renkli filmi de almışlardır.
Yine de orada bulunan iyi kalpli insanlar yardımına
gelmişler, gıda ve su vermişler ve yoluna devam etmesini
sağlamışlardır.
Taygip
Abdusamadov tekme boksunda Avrupa Şampiyonu, Temeslı
karate’de Moskova şampiyonu olan diğer bir spor yıldızıdır.
Boksör Nurmagomed Şanovazov Dünya Kupası, Avrupa
şampiyonluğu ve seul Olimpiyatları gümüş madalyası
sahibidir. Çupalav Omarov bilek güreşinde dünya
şampiyonudur. İbragim İbragimov Avrupa ve Asya Ortak Pazarı
armstyle şampiyonudur. Svetlena Lapina kule atlamada
şampiyonluğa çok yaklaşmıştır. Uluslararası çapta genç bir
büyük usta, Aleksander Volzhin satranç olimpiyatlarını
fethetmeye azmetmiştir.
Yukarıdaki liste eksiksiz olmaktan epey uzaktır. Olağanüstü
sporcularının sayesinde ve onların anısına, Dağıstan
uluslararası turnuvaların için gözde bir yer olmuştur.
Dağıstanlı spor hocaları ise yurtdışında aranmaktadır.
TEKLİ DÖVÜŞ
Tekli
dövüş ustası, sanatçı, filozof ve gerçek bir eğitimci olan
Gusein Magomayev Halimbek-Aul köyünde Evrenin Beş Tarafı
adlı bir uluslararası psiko-fizik kültürleri merkezi
kurmuştur. Buraya dünyanın her yanından bilgi ve
mükemmeliyet arayışında olan öğrenciler, hacılar ve insanlar
gelmektedir. Bu kişilerin her biri, Vietnam gazilerinin
Barış Yeri dedikleri, bu şaşırtıcı mabedin yapımına katkıda
bulunmuştur. Magomayev’in öğrencileri tekli dövüşün değişik
türlerinde şampiyon olmakta, harika dizeler yazmakta, güzel
resimler çizmekte ve en önemlisi gerçek birer insan olarak
yetişmektedir.
HAVA CAMBAZLIĞI
FİFA
Başkan Yardımcısı Kasum Nazmutdinov 30 yıldan beri SSCB’nin
ve şimdi de Rusya’nın ulusal hava akrobasisi takımlarının
başkanlığını yapmaktadır. Talihsiz bir sağlık kazası onun
ilk astronot eğitim mürfezesinin bir üyesi olmasına engel
oldu. Bütün dünya onu olağanüstü bir pilot ve çok sayıda
parlak şampiyonlar yetiştiren bir hoca olarak anar.
Öğrencilerinden birisi de bir kadın pilot olan S.
Savitskaya’dır. Kendi sınıfında en iyi kabul edilen SU-26
uçağının yaratılmasını sağlayan kişidir.
PROFESYONEL SPORLAR
Rusya’da
beş kez dünya sambo şampiyonu olan Magomedhan Gamzathanov,
profesyonel bir güreşçi olarak Tokyo’da dünyanın en güçlü
güreşçilerini yenmiş ve Japonya’nın yıldızı haline gelmiştir.
FUTBOL
Anji
profesyonel futbol klubü 1992 yılında oluşturulmuştur.
Takımın başantrenörü SSCB Devlet Antrenörü Eduard
Malofeev’dir. Anji, Rusya Kupası’nda birinci ligdeki
takımlara karşı kazandığı şaşırtıcı zaferlerden sonra, “A”
Ligi’ne girmeyi başarmıştır- böylece daha önceki
başarılarının şans eseri olmadığını da kanıtlamıştır.
Takımın başarısında ana etmen Dağıstan’da yetişen futbol
yetenekleridir. Bunlardan biri Rusya Yıldızlar Takımı’na
davet edilmiş olan Karim Pahrudinov’dur.
REKORLAR
Dağlılar
azimli yarışmacıdırlar. Bugünlerde Dağıstanlıların Guinness
Rekorlar Kitabı’nda olabildiğince yeralması konusunda
kararlı görünmektedirler. Önlerinde Musa Manaov gibi
etkileyici bir örnek vardır.
Meydan
okuyanlardan biri Dağıstan Devlet Üniversitesi’nin bir
öğrencisi olan Ravushaji Hadjiyev’dir. Eylül 1996’da, bir
jüri ve TV önünde 5,5 saatlik bir süre içerisinde 16 kg’lık
bir ağırlığı 5.005 kere kaldırmıştır. Böylece önceki rekoru
büyük bir farkla kırmıştır. Ayrıca altı saatlik bir süre
içinde vücudunu elleriyle yerden (press up yaparak) 18.000
kere kaldırmıştır.
Dağıstanlı sporcuların dünya ringlerinde buffalo, kaplan ve
aslanlara karşı yengileri bilinmektedir.
Dağıstan
nüfusuna oranla şampiyon güreşci çıkarma konusunda dünyanın
tartışmasız lideridir.
HALK
Dünya’da
Dağıstan kadar küçük bir toprakta, bu denli çok sayıda
halkın evi olan bir başka ülke yoktur.
Dağıstan
uzun ömürlülük (milyon kişiye düşen 100+ yaşın üstündekiler)
açısından dünya şampiyonudur.
DOĞA
Hazar (Kaspis)
Denizi dünyadaki en büyük göldür.
Sarıkum
dünyada kendibaşına duran en yüksek Avrasya’da ise en yüksek
kumul tepesidir.
Dağıstan
Rusya’da bitki örtüsü ve iklimsel çeşitlilik yönünden rekor
sahibidir. Burada alt-tropik sarmaşık ormalarından Alp
buzullarına kadar iklim bölgeleri bulunur.
Kuruş
köyü Avrupa’daki en yüksekte yerleşmiş dağ köyüdür.
Olağanüstü güzellikteki Sulak Kanyonu ünlü Kolorado
Kanyonu’ndan çok daha derindir (1800 metreden fazla).
Kezenoyam Alp’lerdeki en yüksek göldür (1700 m).
Sulak
nehri üzerinde inşa edilecek 18 hidroelektirik santralinin
kaskadları ile ünlenecektir. Bun santrallerden ilk üçü
çalışmakta olup, dördüncüsü bitmek üzeredir.
Dağıstan
Kuzey Kafkasya’da sudan enerji temininde en önde gelir.
ŞENLER ÜLKESİ
Dağıstan
Devlet Üniversitesi’nin bir KVN (Popüler güldürü ve
hazırcevaplık klübü) ekibi olan “Mahaçkala Serserileri” bu
dalda Rusya şampiyonu olmuştur.
DERBENT BRANDİLERİ
Derbent
brandi fabrikası 150. yılını kutlamak üzeredir. Derbent
baradisinin tüm altınları topladığı Yalta’daki (1997)
uluslararası yarışmada kazanılan eşşiz zafer bu yıldönümü
için mükemmel bir armağan olmuştur. Bu yarışmada 10 çeşit
sunulmuş ve 10’u da en büyük ödülü kazanmıştır. Moskva adlı
eşşiz brandi ise en büyük ödül olan Grand-Prix Kupası’nı
almıştır. Bu da Guinness Rekorlar Kitabı’na girebilecek
değerde bir rekordur. Kalitesi nedeniyle Moskova Belediyesi
bu brendiyi tanıtım ve temsil içkisi olarak kullanmaktadır.
Derbent brandilerinin öteden beri kendilerine özgü bir
“kişiliği” vardır- dağlıların ateşli ve erkeksi karakterini
andıran zengin bir tat ve özel bir karakter.
Sovyetler Birliği dönemindeki yarışmalar Derbent içki
üreticilerinin eşşiz sanatlarını tam anlamıyla
göstermelerine olanak vermemiştir. Ancak şimdi, onların
ürünleri resmen en iyi olarak tanınmakta, dünyanın en önde
gelen markalarıyla yarışmaya hazır bulunmaktadır.
MUTFAK
Dağlıların gıdası, ekmek, hinkal (bir cins mantı), çorbalar,
et, peynir ve diğer süt ürünleri, meyve ve sebzelere
dayanır. Yabani otların bir çok kullanım şekli vardır; kış
için kurutulurlar ve saklanırlar.
Kural
olarak, yemek zamanı aile fertleri yuvarlak bir masa
çevresinde birleşirler. Yemeği en yaşlı kişi açar ve yine o
kapatır. Yakınınızdaki ortak tabakta ne varsa almanız
beklenir. Yemekte istikrara çocukluktan başlar.
Daha
yumuşak iklim ve daha verimli toprağa sahip olan yamaçlık ve
ovalık bölgelerde yaşayanların gıdaları daha çeşitlidir.
Genelde Dağıstan mutfağı yeterince çeşide sahiptir.
LOKANTALAR
Lezginka
en popüler lokantalardan biridir. Burada, yüksek nitelikli
aşçıların ellerinden çıkmış gerçek usta işi yemekler
sunulur. Yemekler çeşitlidir: Avrupa, Doğu ve Kafkas
mutfağı.
Mahaçkala’da The Spicy Bites adlı bir Hint lokantası da
vardır. Bir zamanlar Hindistan’dan gelen öğrenciler
tarafından kurulmuş olup, sert ve acılı yemekleri tercih
edenlere hizmet eder. Burada 100’den fazla baharat
kullanılır. Yerel yemekler de bulunur.
Baron
lokantasında hem lezzetli yemekleri yiyebilir, hem de iyi
vakit geçirebilirsiniz. Zemin katta bir diskotek ve hızlı
yemek kafesi, birinci katta ise Dağıstan ve Avrupa
mutfağından yemekler sunan bir lokanta vardır. Birinci katın
dinlenme ya da iş yemekleri düşünülerek düzenlenmiş, sıcak
ve rahat bir ortam sağlayan odaları da vardır.
ÖNEMLİ BİLGİLER
Eğer
telefon etmeniz gerekirse:
· Türkiye’den Dağıstan’ın kodu 78722’dir.
· Dağıstan içinde iken Mahaçkala’dan şehirlerarası
aramak istiyorsanız önce “8” kodunu çevirin, sinyal sesini
bekleyin ve aşağıda verilmiş olan kent kodunu çevirin.
· Rusya’nın diğer kentlerini aramak için yine önce
“8” kodunu çevirin, sinyal sesini bekleyin ve aşağıda
verilmiş olan kent kodunu çevirin.
· Diğer kent ve kasabaları aramak isterseniz 68 17
95 no’lu telefonu kullanmanızı öneririz.
· Dağıstan’da Rusya erişimli bir “paging” şebekesi
ve diğer güncel iletişim araçları vardır.
· Yakınınızda bir kamu telefonu bulamıyorsanız,
genellikle iyi bir arabası olan bir “yeni Dağıstanlı’dan”
mobil telefonu nazikçe isteyebilir, bu da mümkün değil ise
en yakın evin kapısını çalabilir ya da bir polis memurunun
yardımına başvurabilirsiniz.
YARARLI TAVSİYELER
Dağıstan
Cumhuriyeti Rusya Federasyonu’na bağlı olup, en güneyindedir.
Dağıstan’ın başkenti Mahaçkala büyük bir sanayi ve ulaşım
merkezidir ve Hazar Denizi kıyısında konumlanmıştır.
Dil:
Dağıstan
çok-milliyetli bir cumhuriyettir. Ancak, nüfusun çoğunluğu
Rusça ve bir bölümü de yabancı dil konuştuğundan önemli bir
iletişim sorunuyla karşılaşmanız beklenmez. “Mister”,
“Senor”, “Herr”, “Komrad” vb. saygı formülleri Dağıstan’da
geçerli değildir. Bu tarz hitap günlük yaşamda rahatsız
edici bulunabilir. Yaygın olarak benimsenmiş selamlaşma
ifadeleri “Salam Aleykum” ya da sadece “Zdravstvuite!” dir (Tanıştığıma
memnun oldum!). Dağıstanlılar öteden beri Müslüman'dır.
Özellikle lokantalarda yemek sipariş ederken bu hususu göz
önünde bulundurun.
Para:
Dağıstan’da dolaşımda olan para Rus Rublesi’dir. Döviz
bürolarında döviz bozdurabilirsiniz. Plastik kredi kartları
henüz kullanımda olmadığından, onları evde bırakabilirsiniz.
Fiyatlar:
Mahaçkala’da fiyatlar düşüktür. Bir otel odası için günde
12-20 Dolar gerekir. Taksi ile kent turu 1-2 Dolara
yapılabilir. Dükkanlar sabah 9.00’dan akşam 6.00-7.00’a
kadar açıktır. Yüksek kaliteli kokantalar ya da gösterişsiz
tavernalarda yemek yitebilirsiniz ancak ana hijyenik ve
sağlık kurallarına uyulduğunu gözlemlemeyi aklınızdan hiç
çıkarmayın.
Giyim:
Dağıstan
yumuşak iklim kuşağındadır. Bu nedenle İlkbahar ve
Sonbaharda hafif elbiseler giyebilirsiniz. Kışları rüzgar
geçirmeyen bir jeket ya da palto giymeniz gerekir.
Ulaşım:
Genelde
ulaşım sorunu ile karşılaşmazsınız. Kentte otobüs, dolmuş ve
teksiler vardır. Nerdeyse tüm dağ köylerine tarifeli otobüs,
taksi, otostop, uçak ve helikopterle erişilebilir. Diğer
bölgelerden Mahaçkala’ya tren ve uçakla seyahat
edebilirsiniz. Diğer ülkelrden gidiş gelişlerde uçak
kullanabilirsiniz, ancak turizm acentalarının örgütlediği
charter seferleri bu amaçla daha sık kullanılmaktadır.
Elektirikli Aletler:
Dağıstan’daki (ve genelde tüm Rusya’daki) elektirik
fişlerinin şekli ve voltajı Amerikan ve Avrupadakilerden
farklıdır. Enerji voltajı daha yüksektir.
Fotoğraf çekmek:
Nerdeyse
herşeyin fotoğrafını çekebilirsiniz. Film vb. maddeleri
rahatlıkla bulabilir, fotoğraflarınızın hızla ve Avrupa
kalitesinde basılmasını sağlayabilirsiniz. Kent pilajına en
yakın dükkan: “Fototovary”, 25 ul Buynakskogo. Tel: 67 2820.
Uluslararası Kuruluşlar:
Dağıstan’da daimi ya da geçici olarak çeşitli uluslararası
kuruluşlar vardır: Kızıl Haç, İslami Selamet Kuruluşu,
‘Sınır Tanımayan Doktorlar’, Quaker (bir dinsel mezhep),
yardım vakıfları ve diğerleri.
Sağlık:
Sağlık
sigortanızı yanınızda taşımanız uygun olur. Kendinize dikkat
edin ve dağıstan’da hastalanmamaya çalışın. Eğer acilen ilk
yardım gerekirse “03” nolu telefonu arayın.
Tarama:
% ler sonrası I ları kaldır.
Ekle:
Fax numaraları,internet
İnternet
Nos, including moscow derneği
|
|
Telefon No. |
|
Dağıstan Cumhuriyeti Telefon Kodu (Türkiye’den) |
0078722 |
|
Dağıstan Cumhuriyeti Devlet Konseyi |
67 3060 |
|
Dağıstan Cumhuriyeti Halk Meclisi |
67 3055 |
|
Dağıstan Cumhuriyeti Hükümeti |
67 1994 |
|
Özel Hizmetler |
|
|
Taksi |
005 |
|
İtfaiye |
01 |
|
Polis |
02 |
|
İlk Yardım |
03 |
|
Danışma |
05 |
|
Telegraf |
68 1940
68 1901 |
|
Havaalanı |
67 5280 |
|
Demiryolu |
67 2761 |
|
Otogar |
64 9184 |
|
Meteoroloji |
67 2786 |
|
Deprem Bürosu |
62 3394 |
|
Şehirlerarası Kodlar |
|
|
Derbent |
240 |
|
Buynaksk |
237 |
|
Hasavyurt |
231-0 |
|
Kaspiysk |
246 |
|
Kizilyar |
239 |
|
Kizilyurt |
234 |
|
İzberbaş |
245-0 |
|
Daestanskiye Ogni |
275 |
|
Rusya ve Bağımsız Devletler Topluluğu Kodlar |
|
|
Moskova |
095 |
|
San Petersburg |
812 |
|
Bakü |
892-2 |
|
Tiblis |
883-2 |
|
Krasnodar |
861-2 |
|
Oteller |
|
|
Leningrad |
68 1722 |
|
Kaspii |
67 3091 |
|
Dagestan |
67 3708 |
|
Kavkaz |
67 1055 |
|
Tourist |
62 8341 |
|
Yabancıların başvurabilecekleri yerler |
|
|
Milliyetler ve Dış İlişkiler Bakanlığı |
67 2074 |
|
Vatan Derneği (Dış dünyadaki Dağıstanlılar) |
67 9593 |
|
Dinsel Kuruluşlar |
|
|
Cami |
67 0942 |
|
Yeni Cami |
64 6770 |
|
Kilise |
68 0372 |
|
Sinagog |
67 9570 |
|
Turizm Şirketleri |
|
|
Touruniversal |
62 8484 |
|
İntourist |
67 8638 |
Tüketici Haklarını Koruma
Derneği
|
67 8390 |
|
Mahaçkala Belediyesi |
67 2157 |
|
Derbent Belediyesi |
2 6845 |
|
Rusya Federasyonu Cumhurbaşkanı Dağıstan Daimi
Temsilciliği Bürosu (Moskova) |
916 1536
928 3375 |




