|
Abhazya ile
Gürcistan arasında devlet-hukuk ilişkileri antlaşma
temelinde ortaya çıktığından, Gürcistan tek taraflı olarak
Abhazya ile karşılıklı ilişkilerinin karakterini
değiştiremezdi. Ayrıca bu, birlik cumhuriyetlerinin ve özerk
cumhuriyetlerin ilişkilerini düzenleyen SSCB yasalarıyla da
çelişiyordu. Bu şekilde, Gürcistan Yönetimi'nin faaliyetleri
Gürcistan ve Abhazya arasındaki devlet-hukuk ilişkilerini
kopma noktasına getirdi.
Zviad
Gamsahurdiya'nın iktidara gelmesinden sonra, 1990 yılı
sonunda Gürcistan Cumhuriyeti Yüksek Sovyeti tarafından
Gürcistan'ın devlet bağımsızlığının yeniden kurulmasına
yönelik geçiş dönemi ilan edildi. 28 Şubat 1991'de ise
Gürcistan'ın devlet bağımsızlığının 26 Mayıs 1918 tarihli
bağımsızlık sözleşmesi temelinde yeniden kurulması için
referandum ilan edildi, ki bu pratikte SSCB'den ayrılma
kararıydı.
3 Nisan 1990
tarihli, Gürcistan'ın henüz SSCB içinde bulunduğu dönemde
kabul edilen 'Birlik cumhuriyetinin SSCB'den ayrılmasıyla
ilgili sorunların çözülme düzeni hakkındaki' SSCB yasasına
göre, özerk cumhuriyetler, birlik cumhuriyetinin SSCB'den
ayrılması durumunda, SSCB'de kalma ve kendi devlet-hukuk
statüleri konusunda serbestçe karar verme hakkına
sahiptiler. Buna bağlı olarak, Abhazya, 17 Mart 1991
tarihinde yapılan ve cumhuriyet nüfusunun çoğunluğunun
SSCB'nin korunması yönünde fikir belirttiği referanduma
katıldı.
Abhazya ÖSSC'nin
referandum sonuçları SSCB referandum merkez komisyonu
tarafından resmi olarak onaylandı. Aynı sırada, bağımsız
devlet kurma arzusunu belirten Gürcistan bu referanduma
katılmadı. 31 Mart 1991'de Gürcistan topraklarında,
Gürcistan'ın devlet bağımsızlığının yeniden kurulması
hakkında Abhazya'nın katılmadığı bir referandum yapıldı.
9 Nisan 1991'de bu
referandum sonuçlarına dayanarak Gürcistan Yüksek Sovyeti
'Gürcistan'ın devlet bağımsızlığının yeniden kurulduğuna
dair sözleşme'yi kabul etti. Buna göre Gürcistan, 1918-1919
yıllarındaki Gürcistan Cumhuriyeti'nin hukuki halefi ilan
ediliyordu. Bu andan itibaren Gürcistan SSC'nin hukuki
varlığı sona eriyordu. Bu şekilde, eski Gürcistan SSC
topraklarında birbirinden ayrı iki devlet ortaya çıktı:
Bağımsızlığını ve SSCB'den ayrıldığını ilan eden Gürcistan
ve SSCB'nin öznesi olarak kalmaya devam eden Abhazya...
Dolayısıyla, SSCB yasalarıyla kurulan ve düzenlenen Abhazya
ve Gürcistan arasındaki devlet-hukuk ilişkileri keza SSCB
yasaları temelinde sona eriyordu.
SSCB'nin dağıldığı
ana kadar (21 Aralık 1991) Abhazya onun öznesi olarak kaldı,
bu sıfatla SSCB'nin reforme edilmesinin müzakere edildiği
görüşmelere katıldı. Abhazya Yüksek Sovyeti Başkanı SSCB
dağıldığı ana kadar görevi itibarı ile SSCB Federasyon
Konseyi'nin ve SSCB Yüksek Sovyeti Prezidyumu'nun üyesiydi.
Aynı zamanda Abhazya, Gürcistan devlet başkanlığı
seçimlerine ve onun iktidar organlarının çalışmasına
katılmıyordu. Abhazya'nın aynı anda hem SSCB'nin hem de
bağımsız Gürcistan'ın öznesi olamayacağı açıktır.
Buradan da şu
sonuç çıkıyor ki, Gürcistan'ın BM'e kabul edildiği ana kadar
Abhazya ile hiçbir ilişkisi yoktu ve BM tarafından
Gürcistan'ın toprak bütünlüğünün 21 Aralık 1991'deki eski
Gürcistan SSC sınırlarıyla tanınması hukuki dayanaklarını
yitirmişti. Gürcistan'ın BM'e alınmasının arifesinde Abhazya
Cumhuriyeti Yüksek Sovyeti Başkanı Vladislav Ardzınba, BM
Genel Sekreteri'ne gönderdiği mektupta Abhazya ve Gürcistan
arasında devlet-hukuk ilişkisi olmadığı ve Gürcistan'ın BM'e
eski Gürcistan SSC sınırlarıyla kabul edilmesinin hukuka
uygun olmadığı konusunu dile getirmişti
SSCB'nin
dağılmasından sonra, Şubat 1992'de Gürcistan Geçici Askeri
Konseyi, Abhazya ile ilişkilerin tespit edilmediği 1921
Gürcistan Demokratik Cumhuriyeti Anayasası'na geçme kararı
aldı. Bununla birlikte Gürcistan Yönetimi tarafından,
Abhazya ile ilişkilerin geçici olarak, yeni bir model
hazırlanıncaya kadar önceki prensiplerle kurulacağı
bildirildi. Ancak bu karar alındığı zaman, yukarıda
belirtildiği üzere, Abhazya ile Gürcistan arasında
devlet-hukuk ilişkileri kopmuştu, dolayısıyla bu karar
Abhazya için geçerli olamazdı.
Abhazya, o zamanki
siyasi gerçekleri gözönüne alarak, silahlı çatışmadan
kaçınmak için Gürcistan'a, kopan devlet-hukuk ilişkilerini
eşit haklara dayalı temelde yeniden kurmayı teklif etti.
23 Temmuz 1992'de
Abhazya Parlamentosu, 1978 Anayasası'nın kaldırılması ve
1925 Anayasası'na geçilmesi kararı aldı. Bu Anayasa'nın II.
Bölümü'ne göre Abhazya, uluslararası hukukun öznesi, egemen
bir devlet sayılıyordu. Aynı zamanda Abhazya Parlamentosu,
federasyon antlaşması temelinde eşit özneli ilişkilerin
kurulması için görüşmelere başlama teklifiyle Gürcistan
Yönetimi'ne çağrıda bulundu. Ancak Gürcistan Yönetimi,
Abhazya ile siyasi diyalog kurmak yerine, 14 Ağustos 1992'de
Abhazya'ya silahlı saldırı başlatarak güç kullanmayı seçti.
Askeri
faaliyetlerin bitmesinden sonra Abhazya ve Gürcistan BM'in
ve Rusya Federasyonu'nun arabuluculuğu ve AGİT'in katılımı
ile görüşmelere başladılar; en başta gelen sorunlardan biri
bundan sonraki karşılıklı ilişkiler konusuydu. Bu görüşmeler
sonucunda 4 Nisan 1994'te imzalandı. Bildiri, Abhazya ve
Gürcistan arasında 'Gürcistan-Abhazya Anlaşmazlığının Siyasi
Çözümü İçin Önlemler Deklarasyonu ' devlet-hukuk ilişkisi
olmadığını tesbit ediyordu.
Bu hukuki
değerlendirme BM Genel Sekreteri'nin 3 Mayıs 1994
tarihli-529 sayılı raporunda ve 'Gürcistan-Abhazya
anlaşmazlığının her yönüyle çözümünün siyasi ve hukuki
unsurlarına yönelik teklifler'de de yapılıyordu.
Bu belgelerde
deniyor ki: 'Abhazya, tartışmalı konuların çözümünden sonra
görüşmeler sonucunda kurulacak birlik devletin bünyesinde
egemenlik hakkına sahip bir özne olacaktır. Birlik devletin
adı taraflarca bundan sonraki görüşmelerde belirlenecektir.
Taraflar, 21 Aralık 1991'deki durumuna göre, eski Gürcistan
SSC sınırlarıyla kurulacak devletin toprak bütünlüğünü
tanıyacaklardır.'
Bu şekilde, BM
Abhazya ve Gürcistan'a yeni bir birlik devleti kurmalarını
ve daha sonra adı üzerinde anlaşmalarını öneriyordu.
Ayrıca, Abhazya
Yönetimi'nin isteği ile uluslararası hükümetdışı 'İşbirliği
İçin Hukukçular Dostluk Birliği' tarafından 4 Nisan
bildirisinin bağımsız hukuki ekspertizi yapıldı. Bu örgüt
tarafından hazırlanan raporda, 4 Nisan bildirisinin taraflar
arasında devlet-hukuk ilişkisinin olmadığını tespit ettiği
belirtiliyor. Raporda keza deniyor ki: 'Bildiri metninde
görüldüğü üzere, taraflar dış politika, sınır ve gümrük
rejimi, enerji, ulaşım, haberleşme, çevre, insan hakları
alanlarında ortak faaliyet konusunda anlaşmaya varmışlardır.
Devlet faaliyetlerinin bu alanları sadece egemen devlete
mahsustur. Böylece anlaşmazlık içindeki taraflar, her bir
tarafın varlığını kabul etmişler ve tanımışlardır...'
Şunu da eklemek
gerekir ki, Abhazya'da egemen devlete mahsus yetkilerin
varlığı sadece Gürcistan tarafından değil, 4 Nisan
bildirisine imza atan BM, AGİT ve Rusya tarafından da
tanınmıştır.
Bundan yola
çıkarak ekpertiz raporu, '4 Nisan bildirisi uluslararası
(devletlerarası) bir antlaşmadır' sonucuna ulaşmıştır.
Belçikalı uluslararası hukuk doktoru B. Drissen de benzeri
sonuçlara ulaşmıştır. Drissen hazırladığı '1994 yılında
imzalanan antlaşmaların geçerliğinin ve yorumunun hukuki
değerlendirmesi'nde yine, 4 Nisan bildirisinin iki devlet
arasında imzalanmış uluslararası hukuki bir antlaşma
olduğunu söylüyor.
4 Nisan
bildirisinin imzalanmasından sonraki üç yıl boyunca
taraflar, devlet-hukuk ilişkilerinin yeniden kurulabilmesi
için görüşmeler yürüttüler. Haziran 1997'de
'Gürcistan-Abhazya Düzenleme Protokolü' tasarısı imzaya
hazırlandı. Buna göre eşit haklara sahip iki taraf, eşit
özne esasına dayanan ortak bir devlet kuracaklardı. Ancak
Gürcistan tarafı bu belgeyi imzalamayı reddetti.
Gürcistan'ın bu tutumu, BM, AGİT ve görüşmelere katılan
diğer tarafların destekleniyor olması ile açıklanabilir.
Bunlar devamlı olarak Abhazya'nın Gürcistan'a dahil
edilmesini sağlamaya çalışıyorlar.
Bugün BM'in
iniyasitifiyle Genel Sekreter Dostları Grubu devletlerin
temsilcileri 'anayasal yetkilerinTiflis ve Suhum arasında
paylaşılmasının temel prensipleri' diye adlandırılan ve
Abhazya'nın özerklik hakları ile Gürcistan'ın bünyesine
girmesini öngören bir belge üzerinde çalışma yürütüyorlar.
Bu yaklaşım, 4 Nisan bildirisi ile belirlenen çözüm
ilkelerinin kabaca ihlali anlamına gelmektedir..
BM temsilcilerinin
bu tutumlarına gerekçe olarak, 4 Nisan bildirisinin Abhazya
ve Gürcistan arasındaki devlet-hukuk ilişkilerinde, savaşın
sonucunda meydana gelen geçici bir kopmayı tespit ettiğini
bildiriyorlar. Savaş, ilişkilerin fiili olarak kesilmesine
yol açabilir, ama hukuki olarak değil. Burada sözkonusu olan
devlet-hukuk ilişkileri, uygun hukuki sözleşmelerle
düzenlenen, yukarıda belirtildiği gibi Gürcistan Yönetimi
tarafından daha Abhaz-Gürcü savaşı başlamadan önce tek
taraflı olarak yürürlükten kaldırılan ilişkilerdir. Ve bu
durum 4 Nisan bildirisi ile tespit edilmiştir.
Yukarıda ortaya
konulanlara bağlı olarak biz uluslararası uzmanlara şu
soruları yöneltmek istiyoruz:
1. 9 Nisan 1991
tarihinde Gürcistan'ın devlet bağımsızlığının yeniden
kurulmasına dair sözleşmenin kabul edilmesi, onun SSCB'den
ayrılması anlamına geliyor mu'
2. Sovyet
yasalarına göre Abhazya'nın, Gürcistan'ın SSCB'den ayrılması
durumunda, SSCB içinde kalma konusunda kendi iradesi ile
karar verme hakkı var mıydı'
3. Abhazya,
Gürcistan'ın SSCB'den ayrılmasından sonra SSCB devlet idare
organlarının çalışmalarına katılmaya devam etti; başkanı
Federasyon Konseyi'nin üyesiydi ve SSCB'nin reforme edilmesi
konusunda yapılan görüşmelere katılıyordu. Bu durum,
Gürcistan'ın artık bağımsız olduğu o dönemde Abhazya'nın
SSCB'nin öznesi olarak kalmaya devam ettiği anlamına gelir
mi'
4. Abhazya aynı
anda hem SSCB'nin hem de SSCB'den ayrılan ve bağımsız olan
Gürcistan'ın öznesi olabilir mi'
5. 4 Nisan 1994
tarihli bildiri Abhazya ile Gürcistan arasında devlet-hukuk
ilişkilerinin koptuğunu tespit ediyor. 2 özne arasında
devlet ve hukuk sözleşmelerine göre düzenlenen ilişkiler,
gerekli hukuki prosedür olmadan, sadece silahlı çatışma
sonucunda kopabilir mi'
6. BM Genel
Sekreteri'nin 3 Mayıs 1994 tarihli raporunda, BM tarafından
hazırlanan ve taraflara birlik devlet kurmalarını, daha
sonra adını belirlemelerini öneren, 'Gürcistan-Abhazya
anlaşmazlığının siyasi çözüm taslağı' yayınlandı. Bu, BM'in
Abhazya ve Gürcistan'ın hukuki bakımdan birbirine bağlı
devletler olmadığının esas alındığı anlamına gelir mi'
|