|
(Federasyon Genel Kurul açılış konuşmasının medyada farklı
aksettirilmesi nedeniyle neşredildi.)
Ülkemizde
yıllardan beri faaliyet göstermekte olan Kafkas
derneklerinden 21’i, bir araya gelerek 03.07.2003 tarihinde
Kafkas Dernekleri Federasyonunu kurduk. Sonradan
katılanlarla birlikte 34 dernek olarak 21.12.2003 tarihinde
de ilk olağan genel kurulumuzu gerçekleştirdik.
Kurucu ve katılımcı üye derneklerin kurulu oldukları
yerlerdeki hemşehri yoğunluğu bakımından şu anda Türkiye
Çerkeslerinin önemli çoğunluğunu temsil ediyoruz. Katılım
süreci devam eden 16-17 derneğin işlemlerinin
tamamlanmasıyla bu oran daha da artacaktır.
Amacımız; üyelerimizin kültürel, sanatsal ve ekonomik
düzeylerini yükseltmek, Kafkas toplumu ile diğer toplumlar
arasındaki dostluğu ve işbirliğini yaygınlaştırmak, Kafkas
kültür değerlerini derlemek, korumak, yayın yoluyla bu
kültürel ve coğrafi zenginlikleri Türk ve Dünya kültürüne
kazandırmaktır.
Kafkas kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak
kurmuş bulunduğumuz derneklerimizin ve Federasyonumuzun
varlık nedeni ve çalışma alanları tümüyle kültüreldir.
Çerkes adıyla bilinen Türk vatandaşları olarak; kültürel
değerlerimizi yitirmemek, kültürümüzü yaşamak, dilimizi,
müziğimizi, tarihimizi, folklorumuzu, kökenimizi
çocuklarımıza doğru ve eksiksiz öğreterek geleceğe taşımak;
altı milyon civarındaki Kafkas kökenli kardeş ve akraba bir
halkın iki taraf için de taşıdığı önemin bilincinde olarak,
doğup büyüdüğümüz vatanımız Türkiye ile Tarihi Vatanımız
Kafkasya arasında kültürel ve ekonomik bir köprü oluşturarak
her iki tarafa da katkılar sağlamak için gayret sarf eden;
laik, demokrat, barışcı, özgürlükçü,
katılımcı, ülke bütünlüğüne saygılı, çok kültürlülüğün ülke
zararına değil tam tersine yararına olduğuna inanan ve
savunan bir Federasyonuz.
21.12.2003 tarihli genel kurulun ardından ve çoğunluğu da
Genel Kurulumuzu ve konuşmaları izlememiş olan medyada,
kongre açış konuşmasında ve ikili görüşmelerde söylenen son
derecede net ifadelerin, kullanış amacından ve kastedilen
anlamdan çok farklı anlam yüklenebilir tarzda
yayınlandığını,yazılanların çok önemli bölümünün bizim
söylemimiz olmadığını ve bu yayınlara dayalı olarak da
değişik değişik yorumlar (ve özellikle internet ortamında )
çok çirkin, çirkin olduğu kadar da, 2004 Türkiye’si adına
düşündürücü değerlendirmelerle, Çerkesleri bölücüymüş gibi
gösteren ve yasal olmayan taleplerde bulunan bir halkmış
gibi gösterme gayretlerine tanık olduk. Ülkemiz adına da
toplumumuz adına da gerçekten üzüldük. Buna karşın, ülke
gerçeklerini, çağdaş dünyayı ve çok kültürlülüğün önemini
iyi bilen aydınlarımız ve köşe yazarlarımızın yazılarıyla da
teselli bulduk.
Son 9-10 yılın tüm Hükümet Programları ve Türkiye Ulusal
Raporunda çok kültürlülüğe ve kültürel farklılıklara önem
verilmekte, kültür guruplarının kendilerini özgürce ifade edebilmesi ve geliştirebilmesi teşvik
edilmekte, kültürel sorunlarının çözümü doğrultusunda son
derecede önemli yaklaşımlar ve öneriler yer almış
bulunmaktadır.
Hükümet Programlarından ve ulusal programdan çok net olarak
anlaşılacağı üzere; ister ulus, ister cemaat, ister etnik
gurup; nerede ve nasıl yaşarsa yaşasın bir toplumun dilinin
ve kültürünün yaşatılması, geliştirilmesi, kendini ifade
edebilmesi öncelikle bir uygarlık sorunudur.
Bir dilin veya kültürün yok olması sadece o dilin ve
kültürün sahipleri için değil tüm insanlık için bir kayıp ve
aynı zamanda bir ayıptır. Birçok gelişmiş ülkede kültürler
ve diller korunmakla kalmaz, ayrıca devlet tarafından
ekonomik katkılarla da desteklenirler.
Bizler, Kafkasya kökenli Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşlarıyız. Bu güzel ülke, her Türk yurttaşı kadar
bizim de vatanımızdır ve kurulurken M.Kemal Atatürk ile
birlikte en çok çaba sarf eden, ter döken, kan veren, şehit
olan yurttaşların başında yer almaktayız.
Vatandaşı olduğumuz ülkeye canla başla ve sadakatle hizmet
etmek ve içinde yaşadığımız toplumlarla uyumlu, kardeşçe bir
dayanışma içinde yaşamak, aile terbiyemizin ve özgün
törelerimizin bir gereğidir Allah’a şükür, geleneklerimize
aykırı davranabilecek bir tek insanımız da yoktur.
Federasyon olarak, yürürlüğe konulan yasaların ve
yönetmeliklerin getirmiş olduğu olanaklardan yararlanarak,
Türkçe dışında ve günlük hayatta kullanmakta olduğumuz ana
dilimizde okuma yazma kurslarını açmak, aynı şekilde Radyo-Tv.
Yayınlarından faydalanmak suretiyle, dilimizi, kendi örf ve
adetlerimizi yaşatmak, kültürümüzü geliştirmek hakkını
kullanma hazırlıkları içerisindeyiz. Zira, bu haklar temel
insan haklarındandır. Bu haklar vazgeçilmesi veya
kısıtlanması söz konusu olmayan demokratik haklardır.
Açış konuşmasında yer alan; kültürel konularda çıkan yasa ve
yönetmelikleri sadece bir kültür gurubu için çıkmış gibi
lanse etmeye çalışan kimi medya organlarına yönelik
sitemimizin ve kültürel haklarımızı kullanma isteğimizin,
başka anlamda yorumlanacak, tartışma konusu yapılacak siyasi
hiç bir yönü yoktur.
Çerkes toplumunu olduğundan farklı göstermeye yönelik olarak
basında yer alan benzetmeler, toplumumuzu ve bizi tanıyıp,
sevenleri son derece üzmüş ve rencide etmiştir. Bu
benzetmelerin, tarihi, coğrafi ve mantıki bir temeli yoktur.
Bu tür yayınlar, ülkenin birlik ve bütünlüğüne zarar vermek
dışında başka hiç bir amaca hizmet etmez.
Federasyonumuz; M.Kemal Atatürk’ ün ‘Ülkemizin temeli
kültürdür.’ özdeyişini temel almakta ve kültürü de sadece o
kültürü yaratan halkların, ülkelerin değil insanlığın ortak
değeri olarak görmektedir.
Federasyon olarak, faklı kültürel kimlikleri eleştiren
değil, bu kültür çeşitliliğinin toplumdaki birlik ve
beraberlik duygusunu pekiştiren bir zenginlik olduğunu kabul
eden ve savunan bir anlayışa sahibiz.
Sonuç olarak; 21 Aralık tarihli ve ekte sunulan konuşma
metninden de görüleceği üzere, Çerkes dillerinin ülkemizin
resmi dili ya da eğitim dili olması gibi bir istem söz
konusu edilmedi. İfade edilenler, Türkçe dışında günlük
yaşamda kullanılan lehçe ve şivelere yasalarla tanınmış olan
Okuma-Yazma Kursları açılması, aynı şive ve lehçelerle
radyo-televizyonlardan kültürel yayın yapılması haklarının
kullanılması, çocuklarımıza anlam ve sevgi yüklü özgün
Kafkas adlarını yargı yoluna gerek kalmaksızın verebilmemiz,
tarihin en eski dillerinden olup 56-63 arası ses içeren
Kafkas dillerinin, latin harfleriyle ifade edilebilmesindeki
zorluğun dil uzmanlarınca çözüme kavuşturulması çağrısıdır.
Medya tarafından ideolojik özel anlamlar yüklenmek istenen,
Ruslardan 1100 yıl önce Makedonlar ve Yunanlılar tarafından
kullanılmış olan kiril harflerinin bizi ilgilendiren tek
yönü, bu harflerle 70 yıldır Kafkasya’daki kardeşlerimiz
tarafından üretilmiş olan tarihimiz ve kültürümüzle ilgili 7
milyon civarındaki yazılı kitap ve belgelerdir.
Bir önceki paragrafta özetlenen en basit kültürel ihtiyaç ve
hak kullanma taleplerini Federasyonumuz kanalıyla dile
getiren Çerkesleri, kültürel istekleri yanında kültürel
olmayan başkaca talepleri olan ya da olması muhtemel hiçbir
kültür gurubu ile eş tutmaya, ya da öyleymiş gibi göstermeye
hiç kimsenin hakkı yoktur. Çerkesler, hakkında yazı
yazanların da en önce Kafkas halklarını iyi tanıması,
tarihlerini iyi öğrenmesi, neyi isteyip istemeyeceklerini
iyi bilmesi gerekir. O konuda bizler üzerimize düşeni
yapmaya her zaman hazırız. Ank.18.02.2004
Saygılarımızla
Kafkas Dernekleri Federasyonu
|