|
Bir balon daha patladı...
Sarıkamış ve Çanakkale’de verdiğimiz
“yüzbinlerce şehit” balonu gibi bir şey.
Ya da isterseniz Abdülhak Hamid’in büyük bir şair, Yılmaz
Güney’in büyük bir yönetmen, Yaşar Kemal’in büyük bir
romancı olduğu balonu gibi bir şey diyelim.
Kuşçubaşı Eşref Bey balonu bu..
Hani, ilk gizli servisimiz Teşkilat-ı Mahsusa’nın
kurucularından, kurtuluş savaşı önderlerinden falan.
Oysa ne Süleyman Askerî Bey’i tanırlar bu tatavayı yapanlar,
ne İsmail Canbolat’ı, ne Bahaeddin Şakir ile Doktor Nazım’ı
bilirler. Ne de doktorun ne haltlar karıştırdığını.
Süleyman Askerî Bey Irak cephesinde intihar etmeseydi onun
da “sözde” birtakım girişimleri olur muydu acaba, hep
sorarım kendime...
İçmeye ayran uyduramadan başka şeye atla gitmek, İran ve
Afganistan’da örtülü operasyon yapmak hangi akla hizmetti,
bizim neyimizeydi diye de hep sorardım kendime... İttihatçı
saçmalıklarının altından Alman parası ve Wilhelm Wassmuss
denilen karanlık adam çıkınca bir daha sormadım.
Eşref Bey, Çerkes Reşit Bey ve Çerkes Ethem Bey’le birlikte
Batı Anadolu’da kurtuluş savaşını başlatanlardan sayılır ya,
“düzenli orduya” geçilmeden önce...
Dolayısıyla da “subay olsa gerektir” diye düşünülmüş,
kitaplara da öyle geçmiş.
Kimine göre yarbay, kimine sorarsan albay.
Oysa, subay falan değilmiş!
Kuleli Lisesi ve Mekteb-i Harbiye’den mezun olduğu sanılıyor
ama kayıtlarda böyle bir şey yok.
Ne girişi belli, ne çıkışı, ne okul numarası, ne bir şey.
Rütbesi mütbesi de yok.
Dahası, sıkı durun, Eşref Bey, Ethem Bey ile birlikte Yunan
ordusuna sığınanlardan!
Bunlar toplam 64 kişi, Çerkes Ethem ve arkadaşları...
Ethem mi? Hani şu, “Ankara’yı basacağım, Kemal’i de İsmet’i
de meclisin önünde sallandıracağım” diyen adam.
Çünkü milli mücadelenin liderliği için çekişiyorlardı,
yıldızları hiç barışmamıştı ve Çerkes Ethem’in Mustafa Kemal
Paşa’nın yerine geçmesine de çeyrek kalmıştı...
Eşref Bey daha sonra sığındığı Midilli adasından beş yüz
kişilik bir komando birliğiyle İzmir ve Muğla dolaylarına
baskınlar düzenleyip Gönen ve Edremit’te de Türkiye Büyük
Millet Meclisi ordularıyla çarpışmayı sürdürmüş.
Atina’da, Anadolu Osmanlı İhtilal Komitesi adıyla bir örgüt
de kurmuş.
Örgütün, Lausanne’da İsmet Paşa’ya, daha sonra Mustafa Kemal
Paşa’ya suikast girişimleri var. (“Atatürk’e İzmir
Suikastından Ayrı 11 Suikast” diye bir kitap duymuş
muydunuz?)
İzmir suikastı suçlularından Hacı Sami Bey de, Eşref Bey’in
kardeşiymiş!...
Eee, bu adam şimdi kimine göre vatan haini, kimine göre
milli kahraman ha?
Serinkanlı olalım ve doksan sene
öncesinin kavgaları uğruna biz de birbirimizi yemeyelim
arkadaşlar...
Benim içimde şöyle bir his var:
Parçalanıp dağılan Osmanlı’nın enkazından, Esat Toptani
Paşa’nın Arnavut devleti, Antranik Paşa’nın Ermeni devleti,
Nuri Said Paşa’nın Arap devleti çıkarmaya çalışması gibi, bu
adamlar da bir “Çerkes Devleti” çıkarmaya çalışıyorlardı!
Kemal, Fevzi ve İsmet, yemediler.
Bakalım şimdi de Kürt devletini yiyecek miyiz? |