Köşe Yazısı
Ben Karl Marks olmalıyım

28.09.2008
Bekir Hazar
Yeni Şafak

 
Önceki akşam Yaprak Dökümü'nün Sansar Oğuz Tolga Karel koluma girdi, zorla yemeğe götürdü.

Meğer yemek bahaneymiş. Tolga Karel'in müthiş bir film projesi varmış. Şahaneymiş.

Bir sinema filmi çekmeyi düşünüyor Tolga. Aylardır gizliden gizliye çekeceği bu filmle ilgili araştırmalar yapıyormuş.

Anlattı, anlattıkça da en az onun kadar ben de heyecanlandım. Çok güzel, müthiş bir senaryo.

Eğer anlatırken yaşadığı o heyecan bu filme de görüntü olarak yansıtılırsa son yılların belki de en büyük filmlerinden biri ortaya çıkacak.

Sovyetler Birliği'nde Çerkeslerin uğradığı soykırımı, inanılmaz dramı anlatacak film. Tolga, oturmuş yüzlerce Çerkesle konuşmuş, eski günlere gitmiş, Çar döneminde sovyet yönetimi çok büyük baskılar kuruyor Çerkesler üzerinde. O dönemin Çerkes başkanı da dahil, herkes sürgüne gönderiliyor. Türkiye'ye. Yani ülkeden atılıyorlar.

Tam 1 milyon Çerkes gemilere bindiriliyor balık istifi.

Bunlardan dörtyüz bini hastalıktan ve açlıktan ölüyor, o işkencehaneye dönen gemilerin alt katlarında kapatıldıkları mahzenlerde.

Dile kolay, neredeyse yarıya yakını bir yolculuk anında gemilerde ölüyor.

Müthiş soykırım, insanlık dışı katliam gibi.

Ben bilmiyordum bu yaşananları. Tolga "Ben de bilmiyordum ama yaşlı Çerkesleri dinledim, ağlayarak anlattılar bana. Dinledikçe ben de ağladım" dedi. Bunu mutlaka film yapmak istediğini finansör de bulduğunu söyledi.

Gemilerle sürgüne gönderilen Çerkeslerin içindeki başkanları, bir süre sonra İstanbul'da, hamallık yaparak hayata veda etmiş. "Çok etkilendim bundan" diyor Tolga.

Ve dahası Sovyetler soykırıma uğrattıkları Çerkesleri soyup soğana çevirmiş.

Sürgüne gidiyoruz diye malını mülkünü satan ve altına çeviren Çerkeslere gemiye bindiklerinde 'Altınları verin, karşılığında sovyet parası vereceğiz." demiş. Dipçik darbeleriyle döve döve zorla altınlar toplanmış, karşılığında sovyet parası verilmiş. Gemiler Türkiye'ye geldiğinde kendilerine altınları karşılığı verilen sovyet paralarının tedavülden kalktığını görmüşler.

Tolga benden bu film için yardım istedi. "Sen de katıl bu projeye" dedi.

Böyle müthiş projede yer almak isterim.

Ancak tek şartım var.

Çerkeslerin balık istifi doldurulduğu gemilerin kalkış limanında olayları izleyen bir sovyet gazeteci varmış. Film senaryosu içerisinde o da olacak.

Tarihi soykırıma tanıklık eden bir gazeteci….

Ve onun adı Karl Marks. Evet yanlış duymadınız. Karl Marks, o dönemde limandaki soy kırıma tanıklık eden limandaki gazeteciymiş.

Tolga'dan şartım, gazeteci Karl Marks rolünü ben oynamak istiyorum.

Üç dakikalık bir sahnesi varmış.

Kaç dakika olduğu hiç önemli değil.

Yeryüzünde yaydığı ideoloji uğruna binlerce kişinin öldüğü Karl Marks'ın o soykırımı izlerken neler düşündüğünü, neler hissettiğini anlayabilmek için film icabı da olsa yakalamaya çalışmak için istiyorum bu rölü.

Ben Karl Marks olmalıyım.

* Not: Sanatçı Tolga Karel'in  Çerkes kültürü ile ilgilenip, Çerkes Sürgününü bir filme konu etme girişimi taktirle karşıladığımız için Yeni Şafak Gazetesi'nde yayınlanan köşe yazısı ve röportajı bizde sitemizde yayınladık. Ancak okuduğunuzda göreceğiniz gibi birçok eksik ve yanlış bilgilenme var. Tolga Karel'in böyle ciddi bir çalışmadan önce, yapacağını söylediği araştırmalarda bilgilerini tamamlayacağını ve doğrulayacağını umuyoruz. /Kaffed

 

 

 

BU KATEGORİNİN TÜM HABERLERİ

 

 

 

..
...