Önceki
akşam Yaprak Dökümü'nün Sansar Oğuz Tolga Karel koluma
girdi, zorla yemeğe götürdü.
Meğer yemek bahaneymiş. Tolga
Karel'in müthiş bir film projesi varmış. Şahaneymiş.
Bir sinema filmi çekmeyi
düşünüyor Tolga. Aylardır gizliden gizliye çekeceği bu
filmle ilgili araştırmalar yapıyormuş.
Anlattı, anlattıkça da en az
onun kadar ben de heyecanlandım. Çok güzel, müthiş bir
senaryo.
Eğer anlatırken yaşadığı o
heyecan bu filme de görüntü olarak yansıtılırsa son yılların
belki de en büyük filmlerinden biri ortaya çıkacak.
Sovyetler Birliği'nde
Çerkeslerin uğradığı soykırımı, inanılmaz dramı anlatacak
film. Tolga, oturmuş yüzlerce Çerkesle konuşmuş, eski
günlere gitmiş, Çar döneminde sovyet yönetimi çok büyük
baskılar kuruyor Çerkesler üzerinde. O dönemin Çerkes
başkanı da dahil, herkes sürgüne gönderiliyor. Türkiye'ye.
Yani ülkeden atılıyorlar.
Tam 1 milyon Çerkes gemilere
bindiriliyor balık istifi.
Bunlardan dörtyüz bini
hastalıktan ve açlıktan ölüyor, o işkencehaneye dönen
gemilerin alt katlarında kapatıldıkları mahzenlerde.
Dile kolay, neredeyse yarıya
yakını bir yolculuk anında gemilerde ölüyor.
Müthiş soykırım, insanlık
dışı katliam gibi.
Ben bilmiyordum bu
yaşananları. Tolga "Ben de bilmiyordum ama yaşlı Çerkesleri
dinledim, ağlayarak anlattılar bana. Dinledikçe ben de
ağladım" dedi. Bunu mutlaka film yapmak istediğini finansör
de bulduğunu söyledi.
Gemilerle sürgüne gönderilen
Çerkeslerin içindeki başkanları, bir süre sonra İstanbul'da,
hamallık yaparak hayata veda etmiş. "Çok etkilendim bundan"
diyor Tolga.
Ve dahası Sovyetler soykırıma
uğrattıkları Çerkesleri soyup soğana çevirmiş.
Sürgüne gidiyoruz diye malını
mülkünü satan ve altına çeviren Çerkeslere gemiye
bindiklerinde 'Altınları verin, karşılığında sovyet parası
vereceğiz." demiş. Dipçik darbeleriyle döve döve zorla
altınlar toplanmış, karşılığında sovyet parası verilmiş.
Gemiler Türkiye'ye geldiğinde kendilerine altınları
karşılığı verilen sovyet paralarının tedavülden kalktığını
görmüşler.
Tolga benden bu film için
yardım istedi. "Sen de katıl bu projeye" dedi.
Böyle müthiş projede yer
almak isterim.
Ancak tek şartım var.
Çerkeslerin balık istifi
doldurulduğu gemilerin kalkış limanında olayları izleyen bir
sovyet gazeteci varmış. Film senaryosu içerisinde o da
olacak.
Tarihi soykırıma tanıklık
eden bir gazeteci….
Ve onun adı Karl Marks. Evet
yanlış duymadınız. Karl Marks, o dönemde limandaki soy
kırıma tanıklık eden limandaki gazeteciymiş.
Tolga'dan şartım, gazeteci
Karl Marks rolünü ben oynamak istiyorum.
Üç dakikalık bir sahnesi
varmış.
Kaç dakika olduğu hiç önemli
değil.
Yeryüzünde yaydığı ideoloji
uğruna binlerce kişinin öldüğü Karl Marks'ın o soykırımı
izlerken neler düşündüğünü, neler hissettiğini anlayabilmek
için film icabı da olsa yakalamaya çalışmak için istiyorum
bu rölü.
Ben Karl Marks olmalıyım.