GAL
-
Abhaz-Gürcü
çatışmasında
Tiflis
için
‘truva
atı’
görevi
gören
bir
kent
var.
Burası
Abhazya’nın
en
yumuşak
karnı,
geçen
yüzyılda
Abhazlar
kadar
Gürcü
asimilasyonuna
maruz
kalmış
apayrı
dil
ve
etnik
kökenden
gelen
Megrelller
yaşıyor.
Galat-ı
meşhur
olarak
dünya
alem
bu
insanlara
‘Gürcü’
diyor.
Tetiğin
ucundaki
bir
halk,
kendilerini
olası
bir
çatışmada
Gürcistan’a
sepetlenecek
etnik
grup
olarak
görüyorlar.
Başkent
Sohum’dan
83
kilometre
ötede
Abhazya’nın
doğu
sınırında
yer
alan
ve
iki
devlet
arasında
sarkaç
misali
kalan
Gal’deyiz.
1994
Moskova
Ateşkes
Anlaşması
çerçevesinde
Rus
barış
gücü
askerlerinin
konuşlandığı
tampon
bölgenin
en
kritik
yerleşim
merkezi.
Halk
kendini
Sohum’dan
çok
Tiflis’e
bağlı
hissediyor.
Eğer
biri
‘devlet
başkanımız’
diyorsa
‘Mihail
Saakaşvili
mi,
Sergey
Bagapş
mı’
diye
sormak
gerekiyor.
Kafkas
sıradağlarından
süzülüp
Karadeniz’e
akan
ırmakların
dilimlediği
Abhazya’nın
en
verimli
arazilerinin
arasından
geçip
Gal’e
ulaşıyoruz.
1992-1993
savaşı
sırasında
bölgenin
boşalmış
olmasının
yarattığı
ıssızlık
karşılıyor
insanı.
Savaşta
Gürcistan’a
sığınan
230
bin
civarında
Megrel’den
70
bini
1998
yılından
bu
yana
geri
dönmüş
durumda.
Megrellerin
neredeyse
günlük
girip
çıktığı
sınırdayız.
Mişa’yı
gözleyenler
İngur
santralında
çalışan
işçileri
taşıyan
minibüs
kalkmak
üzere,
konuşmak
istiyoruz
herkes
‘Ben
bilmem,
ona
sor’
havasında.
Megrel
asıllı
Givi,
Mişa’nın
(Saakaşvili)
yolunu
gözleyenlerden.
Güney
Osetya’nın
ardından
Gürcü
askerlerinin
Abhazya’ya
girip
kendilerini
özgürleştireceğine
inanan
Gallilerden.
“Rus
askerleri
değil
bize
barış
lazım.
Devlet
başkanımız
da
bunu
söylüyor”
diyor.
Devlet
başkanı
dediği
Mişa’dan
başkası
değil.
“Ama
savaşı
Güney
Osetya’ya
saldıran
Mişa
başlattı.
Güney
Osetya’dan
sonra
sıra
buradaydı.
Kodor’da
ağır
silahlar
bulundu”
hatırlatmasına
“Yalan”
diyor:
“Ruslar
kışkırttı.”
‘Gürcü
askerini
görmek
ister
miydin’
sorusunu
sorarken
yanımıza
bir
Abhaz
askeri
yaklaşıyor.
Givi
lafı
değiştirip
etrafa
duyururcasına
“Hayır
savaş
istemiyoruz”
diyor.
İstihbarat
tehdidi
Müşteri
bekleyen
taksiciye
‘Saakaşvili
sizi
kurtarmayı
vaat
etti,
kurtarılmayı
bekliyor
musunuz’
diye
sorunca
“Kimden
kurtaracak
bizi,
Gal’de
her
şey
normal”
yanıtını
veriyor.
Bir
başka
taksici
“Savaşta
bu
bölgeden
gittim,
yıllar
sonra
döndüm.
Benim
gibi
70
bin
kişi
geri
döndü.
İşim
çıktıkça
karşıya
gidip
geliyorum,
sorun
çıkmıyor”
deyip
ekliyor:
“Abhazlarla
ilişkilerimiz
normal.
Kötü
olan
bir
tek
yolumuz.”
‘Yolun
yapılmasını
kimden
bekliyorsunuz’
sorusuna
yanıtı
“Kim
yaparsa
yapsın,
yapanın
yanındayım”
yanıtını
veriyor.
Üçüncü
taksici
Gürcistan’ın
egemenliği
altına
dönme
konusunda
“Önemli
olan
barışın
sağlanması.
Tekrar
evimi
terk
etmekten
korkuyorum”
diyor.
Tehdit
mekanizması
Taksicilerden
hiçbiri
ismini
vermiyor.
Abhaz
yetkililer
bunu
kendilerinden
değil
Gürcü
istihbaratından
korkmalarına
bağlıyor.
Birkaç
yıl
öncesine
dek
Abhazlarla
işbirliği
yapan
Megreller,
Orman
Kardeşler
ve
Beyaz
Lejyon
gibi
yasadışı
örgütlerin
hedefi
oluyordu.
Yetkililere
göre
bu
iki
örgütün
üyeleri
şimdi
tamamen
Gürcü
güvenlik
ve
istihbarat
teşkilatlarına
yerleştirildi
ve
Megreller
üzerinde
tehdit
mekanizması
hâlâ
işliyor.
Kentin
hemen
dışında
elinde
nacağıyla
kışlık
odun
hazırlığı
yapan
Eduard
Aguberdiya
savaş
çıkacak
ve
bir
daha
yurtlarından
olacak
diye
korksa
da
Mişa’nın
yolunda:
“Savakaşvili
mi
yoksa
bu
taraf
mı
haklı
bilmiyorum.
Ama
savaşı
Saaşavili
başlatmadı.
Onu
destekliyorum.”
Kendini
‘Abhaz’
hisseden
Caliya
Rustam
adlı
Megrel
ise
farklı
çıkıyor:
“15
yıldır
gerilimle
yaşıyoruz,
‘Gürcüler
ha
geldi
ha
gelecek’
diye.
Osetya’yı
alsaylardı
sıra
buradaydı.
Osetlere
yaptığından
dolayı
elimden
gelse
Saakaşvili’nin
canına
okurdum.
Faşist.”
Megrellerin
Mişa’ya
‘başkanımız’
demesine
de
öfkeli:
“Başkanım
diye
satın
almıştır,
bu
topraklarda
yaşayanların
başkanı
belli.”
Megrelce
ilgi
çekiyor
Abhazya
bölge
halkıyla
diyalog
kurmaya
çalışıyor,
ama
başardığını
söylemek
zor.
Gürcistan’daki
Megrellerin
mahrum
kaldığı
anadili
yaşatma
hakkı
Gal’de
baki.
Temel
dilin
Rusça
olduğu
okullarda
Gürcücenin
yanı
sıra
Megrelce
de
öğretiliyor.
Okulların
yarısında
da
Abhazca
seçmeli
ders.
Yönetim
ayrıca
Gal
adlı
Megrelce
ve
Gürcüce
gazete
çıkartıyor.
Geçen
yıl
Sohum’dan
yayına
başlayan
Megrelce
radyo
iki
ay
sonra
Gal’den
yayın
yapmak
üzere
mola
vermiş.
Sohum
yönetimi
Megrelce
televizyon
yayınına
da
hazırlanıyor.
Tabi
bu
yayınlar
Megrelcenin
yasak
olduğu
Gürcistan’ın
batısındaki
bölgede
de
izleniyor.
‘Tiflis
bizi
çok
aşağıladı’
Gal’in
yayın
yönetmeni
Nugzar
Salagayev’e
‘Abhazlar
galiba
ayrılıkçılık
damarını
kaşıyor’
diye
takılıyorum.
O da
“Böyle
demek
haksızlık
olur,
Abhazlar
için
ne
istiyorsak
onlar
için
de
aynını
istiyoruz.
Ama
Megrellerin
de
Gürcüleştirilmesini
hazmedemiyoruz”
diyor.
1995’ten
beri
çıkan
gazete
1000
adet
basılıyor
ve
ücretsiz
dağıtılıyor.
Salagayev
amaçlarını
şöyle
anlatıyor:
“Önce
bunun
altında
art
niyet
aradılar
ama
samimi
olduğumuzu
gördüler
ve
şimdi
çıkmasını
bekliyorlar.
Ağırlıklı
olarak
Gürcü
alfabesiyle
Megrelce
yayın
yapıyorduk.
Artık
Megrel
alfabesi
de
kullanıyoruz.
Çünkü
Gürcistan’da
Megrelce
öğretilmedi,
herkes
unuttu.
Ama
gazete
halktaki
yoğun
birikimi
ortaya
çıktı.
Gürcistan’da
Megrelce
yayın
yok.
Geçen
yıl
Vatan
adlı
bağımsız
bir
gazete
bir
sayı
çıkabildi,
izin
verilmedi.
Ama
o
tarafta
da
gazetemiz
ilgiyle
okunuyor.
Megrel
olmak
ve
Megrelce
konuşmak
Gürcistan’da
çok
aşağılandı.
Megrellik
iç
elbise
gibi.
İnsanlar
evlerinde
bunu
yaşatıyor,
sokağa
çıkınca
Gürcü
elbisesini
giyiniyor.
Prestijli
olan
Gürcü
diliyle
konuşuyor.
Biz
de
son
100
yılda
ağır
baskılara
maruz
kaldık.
Bu
yüzden
asimile
olmuş
bu
insanların
kültürel
varlıklarını
yaşatmak
istiyoruz.”
Megreller
için
tersine
asimilasyon
GAL
-
Kapısında
bir
köpeğin
pineklediği,
güvenliği
bir
ihtiyara
emanet
edilmiş
Gal
valili
binasına
dalıyoruz.
Vali
köyüne
gitmiş
ama
bir
telefonla
yardımcısı
Vahtang
Maan
hemen
çıkıp
geliyor.
Odasında
ilk
Devlet
Başkanı
Vladislav
Ardzınba’nın
resmi
var.
Resmi
dairelerde
portre
asma
şartı
yok.
Bagapş’ın
portresini
de
görmek
mümkün
değil.
‘Eğer
hak
ederse
görevi
sona
erince
o da
duvarda
yerini
alır’
deniliyor.
Maan’a
sokaktaki
Megrel
halkın
‘Başkanımız
Mişa’
sözünü
aktarıyorum.
Hemen
yanıt
veriyor:
“Ambargo
altında
devlet
kurmaya
çalıştık.
Karşıda
ise
devasa
imkânları
olan
bir
ülke
var
ve
televizyon
kanallarıyla
çok
yoğun
propaganda
söz
konusu.
İnsanlar
bu
yayınların
etkisi
altında.
Ama
makul
düşünenlerin
sayısı
artıyor.”
Gürcülerin
soyadı
tahrifatı
Maan’a
göre
‘burada
asimile
olmuş
Abhazlar
da
yavaş
yavaş
ortaya
çıkıyor.
Ne
kadar
Abhaz
kökenli
olduğu
meçhul.
Sovyetler
zamanında
Gürcü
kilisesi
müthiş
bir
soyadı
tahrifatına
imza
atmış.
Bazı
Abhaz
sülale
isimleri
tamamen
değiştirilerek
kayıtlara
geçirilirken
bazılarına
‘ya’
eklenmiş.
Tarba
‘Tarbaya’,
Kesba
‘Kesbaya’,
Yaşba
‘Yaşbaya’
olmuş.
Maan
“Yaşlılardan
Abhaz
kökenli
olduklarını
söyleyenler
var.
Eski
soyadına
dönmek
isteyenler
ortaya
çıkıyor.
Bunun
için
Abhaz
Araştırma
Enstitüsü’nden
aldıkları
belgeyle
Adalet
Bakanlığı’na
müracaat
ediyorlar.
Ama
zorlama
yok,
bu
doğal
bir
süreç”
diyor.
‘Abhazya
burayı
kazanmak
istiyorsa
neden
hizmet
getirmiyor?
Yollar
çok
kötü’
diyorum
Maan
yanıtlıyor:
“Abhazya’daki
sıkıntılar
burada
iki
katı.
Gal
savaş
bölgesi
atmosferinden
kurtulamadı.
İnsanlar
iki
arada
bir
derede
kaldı,
yarına
umutları
yok,
o
yüzden
kendileri
için
de
bir
şey
yapmıyorlar.
İnsanları
üretmeye
teşvik
ediyoruz.
İlk
olarak
okulları
ve
hastaneleri
yeniledik.
Doğu
sınırından
başlayan
asfaltlama
çalışmaları
pek
yakında
buraya
da
gelecek.
Buradan
mezun
olan
öğrencileri
Gürcistan’a
gitmesinden
diye
masrafların
üstlenip
Sohum’a
gönderiyoruz.
Gal
için
kontenjan
ayrıldı.
Galli
öğrenci
sayısı
60’ı
buldu.
Sadece
bu
yıl
25
öğrenci
gitti.
Bu
iyi
bir
başlangıç.
Pasaport
da
dağıtmaya
başladık.
Gürcü
pasaportuyla
karşıya
gidip
gelenlere
engel
çıkartmıyoruz.
Dün
sokakta
kimseyle
konuşamazdın,
bugün
buzları
kırdık,
insanlarla
konuşabiliyoruz.”
‘Türkiye
Kafkasya’da
oyuncu
olmak
istiyorsa
politikasını
değiştirmeli’
Abhazya
Dışişleri
Bakan
Yardımcısı
Maxim
Gunjia,
Rusya
tarafından
tanınmalarının
kendilerini
siyasi
ipoteğe
sokmadığını
savunurken,
AB
ile
ortaklık
istediklerini
vurguluyor.
Rusya’nın
Abhazya’yı
tanımasının
yansımaları
ne
olacak?
Rusya’nın
Abhazya’yı
tanıması
bu
adımı
izleyecek
başka
ülkeler
için
önemli
siyasi
bir
işaret.
Abhazya’nın
kalkınmasının
önündeki
engeller
kalkacak.
Tanınma
Soçi
Kış
Olimpiyatları
için
de
önemli.
Olimpiyat
binalarının
inşaasında
Rusya
ile
şeffaf
ve
yasal
işbirliği
yapabileceğiz.
Soçi’nin
120
milyon
ton
çakıla
ihtiyacı
var
ve
bunun
30
milyon
tonunu
Abhazya
karşılıyor.
Pek
çok
alanda
özellikle
askeri
işbirliği
önemli.
Rusya
bu
bölgenin
ana
güvenlik
garantörü.
Rusya
ile
ekonomik,
sosyal,
kültürel
ve
eğitsel
işbirliği
anlaşmaları
imzalayacağız.
Ne
tür
bir
askeri
anlaşmadan
bahsediyorsunuz?
Şimdilik
askeri,
ekonomik
ve
sosyal
alanlarda
çerçeve
anlaşması
sözkonusu.
Askeri
alanda
ayrı
anlaşma
imzalayacağız.
Bu
Rusya’nın
askeri
üs
kurabilmesi,
Rus
deniz
filosunun
limanlarımızı
kullanabilmesi
ve
güvenliğimizi
sağlamasını
öngörecek.
Gürcistan’ın
Rus
askeri
varlığını
Abhazya’nın
ilhakı
olarak
görmesine
ne
diyorsunuz?
Gürcistan
pek
çok
şey
söylüyor;
Fakat
ilhak
bir
ülkenin
bir
yerden
kopup
diğer
bir
ülkeye
katılmasıyla
olur.
Rusya’nın
parçası
olmayacağız.
Bu
ilhak
değil
meşru
hakkımız
olan
uluslararası
tanınmadır.
Abhazya’nın
bir
başka
ülkeyle
güzel
ilişkiler
tesis
etmesidir.
Gürcistan’ın
bakışıyla
Kosova’nın
tanınması
da
ilhak.
Sovyetler’in
dağılmasıyla
ortaya
çıkan
bağımsız
Gürcistan
ile
bağımsız
Abhazya’nın
statüleri
eşitti.
Neden
Gürcistan
bağımsız
da
Abhazya
olamıyor?
Bundan
sonra
Gürcistan’la
ne
tür
ilişki
umuyorsunuz?
Gürcistan
2006’da
Kodor’a
asker
çıkartınca
müzakere
sürecini
durdurduk.
Çünkü
1994
Moskova
Anlaşması’nı
çiğnemiş
oldu.
Fakat
Tiflis
anlaşmalardan
çekildi...
Hayır
anlaşmaları
iptal
değil
ihlal
etti.
Yaptığın
anlaşmaya
uymuyorsan
çiğnemiş
olursun.
Tiflis’le
yeniden
masaya
oturabilinir
mi?
Savaş
öncesi
tek
şartımız
Kodor’dan
asker
çekip
ve
saldırmazlık
anlaşması
imzalamalarıydı.
Şimdi
müzakere
masasına
dönmemizi
istiyorlarsa
önce
bağımsızlığımızı
tanısınlar.
AB
arabuluculuğunda
Cenevre
müzakerelere
katılacak
mısınız?
Hayır
bu
müzakere
değil
konferans.
Mevcut
durum
ve
Abhazya’nın
tanınması
meselesi
tartışılacak
ve
siyasi
statümüzü
asla
müzakere
etmeyeceğiz.
Rusya
ve
Nikaragua’dan
sonra
Abhazya’yı
tanıyacak
ülke
var
mı?
Var
ama
isimlerini
söyleyemem.
Latin
Amerika
ve
Güney
Afrika’dan
çok
sayıda
ülke
tanımayla
ilgileniyor.
Rusya
gibi
emperyal
güçle
böyle
bir
ilişki
kaygı
verici
değil
mi?
Elbette
zor
bir
durum,
savaştan
sonra
Abhazya
tecrit
edildiğinde
15
yıl
dünyaya
açılan
tek
pencere
Rusya’ydı.
İhracat
yaptığımız
tek
yer
orası.
Ürettiğimiz
her
şeyi
oraya
satıyoruz.
Türkiye
ve
AB
ile
de
çok
yönlü
ilişkiler
peşindeyiz.
Moskova’nın
Abhazya’ya
müdahale
eder
mi?
Bu
tür
bir
baskı
işe
yaramaz.
Geçmişte
çok
örnekleri
var.
Rusya
ile
siyasi
tercihlerimiz
uyuşuyor,
şu
an
için
siyasi
bir
nüfuz
kurma
ihtiyacı
duyduğuklarını
sanmıyorum.
Biz
de
Rusya’yı
NATO’ya
girmeme
ya
da
Rusya’nın
düşmanlarıyla
ilişkiler
kurmama
konusunda
ikna
ihtiyacı
duymuyoruz.
Ama
sadece
Rusya
değil
diğer
ülkelerle
de
ilişkiler
kurmaya
açığız.
Gürcistan
NATO’ya
girerse
bölgeye
yansımaları
ne
olur?
Abhazya’nın
bir
tampon
bölge
olması
fikrinden
son
derece
rahatsızım.
İstediğimiz
Abhazya’nın
askerden
arındırılmış,
tarafsız
ve
çok
boyutlu
politikalar
geliştiren
ülke
olması.
Abhazya
turistik
ve
tarımsal
bir
ülke.
Askeri
heveslerimiz,
Doğu
yada
Batı
ile
savaş
gibi
siyasal
arzularımız
yok.
Türkiye’den
beklentiniz
nedir?
Türkiye
Karadeniz
ve
Kafkasya’da
oyuncu
olmak
istiyorsa
mevcut
politikasını
değiştirmeli.
Maalesef
Güney
Osetya’daki
son
durum
Türkiye’nin
yardımlarıyla
yaratıldı.
Tabi
Türkiye’nin
de
bizi
tanımasını
bekliyoruz.
Çok
boyutlu
ilişkiler
kurmanıza
Rusya
razı
olur
mu?
Bulgaristan
ve
Romanya
ile
AB
üyesi
olmadan
ilişki
kurduk.
Dolayısıyla
AB
ile
komşuyuz.
AB’ye
‘Abhazya’yı
Avrupa’dan
nasıl
kopartırsınız’
diye
mesajlar
yolladık.
Ama
AB?üyeliğinin
imkânsız
olduğunu
da
biliyoruz.
Belki
30
yıl,
50
yıl
sonra...
AB
komşuluk
politikasıyla
ilgileniyoruz
ama
Tiflis
yüzünden
AB
buna
yanaşmıyor.
YARIN:
Asimilasyon
tartışılıyor