Antep'in Deli Fuat'ı...

22.11.1997
Hıncal ULUÇ - Sabah

http://arsiv.sabah.com.tr/1997/11/22/y08.html

 
Cumartesi günleri büyük bir lezzetle Ülkü Tamer'i okuyorum Radikal'de.. Bizim köşe gibi irili ufaklı yarım sayfa yazıyor.. Kahvemi koyup geçiyorum Ülkü'nün köşesine.. Ama nasıl bir keyif..

Geçen hafta dalmış okurken birden durdum kaldım..

Cem Karaca'nın annesi Toto Karaca'dan bir anı naklediyor Ülkü..

Gaziantep'e bir oyun götürmüşler.. Toto o zaman bir içim su, Lolita.. Nakip Ali'nin sinemasında oynuyorlar.. Oyun sırasında sinemanın kapısı paldır küldür açılıyor ve içeri atla biri dalıyor.. Antep'in Rudolph Valentinosu derlermiş ona..

"Hiç unutmam adı Fuat'mış" diye anlatmış Toto, Ülkü'ye.. Ülkü de yıllar sonra bize anlatıyor..

Bilmediği bir şey var..

O Fuat var ya o Fuat..

Benim babam..

Hoşuna giden kadın için tiyatroya, kafası atınca orduevine atla giren teğmen Fuat.. Deli Fuat..

Tüm ataları at sırtında yaşamış yağız Çerkes delikanlısından başka ne beklersiniz ki?..

Annem anlatırdı.. Okul dönüşü yolunu keser, koca atını üzerine sürermiş.. "Daracık kaldırımda duvarla atın arasında sıkışır kalırdım" diye anlatırdı annem..

Annemin okuduğu okulun müdürü Vehbi Öcal babamın Kilis'te en iyi arkadaşı.. Ara sıra okula uğrar çayını içermiş Vehbi Hoca'nın.. Anneme öyle rastlamış..

Rastlayınca da ziyaretler sıklaşmış.. Bütün okul kızlarının kesik olduğu bu doru atlı masal prensi yakışıklı Çerkes'in kendisine ilgisi, annemi de hayli mutlu ediyor hani.. Bu yüzden pek şikayetçi değil, duvar dibine sıkıştırılmaktan..

Ve Deli Fuat akıllanmaya karar veriyor.. Annemi istemeye alay komutanını yolluyor.. Bir sorun var..

Anneannem "Kızımı herkese veririm, subaya vermem, alır benden götürür" dermiş ikide birde.. Dedem Kilis Müftüsü Muharrem Efendi de "Büyük konuşma hanım.. Allah'ı kızdırma..Kısmet neyse o olur" diye kesermiş her defasında..

Babam isteyince anneannem ayılıp bayılmaya başlamış "Kızım gidiyor" diye..

Ona anlatmışlar ki, kızı isteyen Deli Fuat'tır.. Bu deli Çerkes verilmeyen kızı kaçırır, hiç çekinmeden.. Onları da ele güne rezil eder.. En iyisi vermek.. Vermişler tabii..

Sonra ağabeyim doğmuş.. Babam ona, annemi tanımasına sebeb olan Vehbi Öcal'ın adını vermiş..

İşte isimlerimizin sırrı.. Benimkinin Hıncal oluşu sadece kafiye düşsün diye..

Yani.. Sanıldığının aksine, bir kin, nefret, intikam değil, bir sonsuz sevgi ve vefa duygusunun sonucu konmuş isimlerimiz..

Kaç kişinin adının böylesine duygusal bir gerekçesi var acaba?..

Hıncal olmaktan öyle mutluyum ki..

 

BU KATEGORİNİN TÜM HABERLERİ

 

 

 

..
...