Cumartesi
günleri büyük bir lezzetle Ülkü Tamer'i okuyorum
Radikal'de.. Bizim köşe gibi irili ufaklı yarım sayfa
yazıyor.. Kahvemi koyup geçiyorum Ülkü'nün köşesine.. Ama
nasıl bir keyif..
Geçen hafta
dalmış okurken birden durdum kaldım..
Cem Karaca'nın
annesi Toto Karaca'dan bir anı naklediyor Ülkü..
Gaziantep'e bir
oyun götürmüşler.. Toto o zaman bir içim su, Lolita.. Nakip
Ali'nin sinemasında oynuyorlar.. Oyun sırasında sinemanın
kapısı paldır küldür açılıyor ve içeri atla biri dalıyor..
Antep'in Rudolph Valentinosu derlermiş ona..
"Hiç unutmam
adı Fuat'mış" diye anlatmış Toto, Ülkü'ye.. Ülkü de yıllar
sonra bize anlatıyor..
Bilmediği bir
şey var..
O Fuat var ya o
Fuat..
Benim babam..
Hoşuna giden
kadın için tiyatroya, kafası atınca orduevine atla giren
teğmen Fuat.. Deli Fuat..
Tüm ataları at
sırtında yaşamış yağız Çerkes delikanlısından başka ne
beklersiniz ki?..
Annem
anlatırdı.. Okul dönüşü yolunu keser, koca atını üzerine
sürermiş.. "Daracık kaldırımda duvarla atın arasında sıkışır
kalırdım" diye anlatırdı annem..
Annemin okuduğu
okulun müdürü Vehbi Öcal babamın Kilis'te en iyi arkadaşı..
Ara sıra okula uğrar çayını içermiş Vehbi Hoca'nın.. Anneme
öyle rastlamış..
Rastlayınca da
ziyaretler sıklaşmış.. Bütün okul kızlarının kesik olduğu bu
doru atlı masal prensi yakışıklı Çerkes'in kendisine ilgisi,
annemi de hayli mutlu ediyor hani.. Bu yüzden pek şikayetçi
değil, duvar dibine sıkıştırılmaktan..
Ve Deli Fuat
akıllanmaya karar veriyor.. Annemi istemeye alay komutanını
yolluyor.. Bir sorun var..
Anneannem
"Kızımı herkese veririm, subaya vermem, alır benden götürür"
dermiş ikide birde.. Dedem Kilis Müftüsü Muharrem Efendi de
"Büyük konuşma hanım.. Allah'ı kızdırma..Kısmet neyse o
olur" diye kesermiş her defasında..
Babam isteyince
anneannem ayılıp bayılmaya başlamış "Kızım gidiyor" diye..
Ona anlatmışlar
ki, kızı isteyen Deli Fuat'tır.. Bu deli Çerkes verilmeyen
kızı kaçırır, hiç çekinmeden.. Onları da ele güne rezil
eder.. En iyisi vermek.. Vermişler tabii..
Sonra ağabeyim
doğmuş.. Babam ona, annemi tanımasına sebeb olan Vehbi
Öcal'ın adını vermiş..
İşte
isimlerimizin sırrı.. Benimkinin Hıncal oluşu sadece kafiye
düşsün diye..
Yani..
Sanıldığının aksine, bir kin, nefret, intikam değil, bir
sonsuz sevgi ve vefa duygusunun sonucu konmuş isimlerimiz..
Kaç kişinin
adının böylesine duygusal bir gerekçesi var acaba?..
Hıncal olmaktan
öyle mutluyum ki.. |