|
Sovyetler Birliği’nin
yıkılmasından bu yana durulmayan Güney Kafkasya’da,
Gürcistan ile Abhazya arasındaki soruna çözüm arayışına
giren Almanya, üç aşamalı önerisini taraflara sundu.
TİFLİS - Tiflis’te temaslarda bulunan Almanya Dışişleri
Bakanı Frank-Walter Steinmeier, Gürcistan Dışişleri Bakanı
ile görüştükten sonra düzenlenen basın toplantısında, planın
temelinde, taraflar arasında doğrudan diyalog kurulmasının
olduğunu söyledi. Planla bir çıkış yolu bulunmasının
amaçlandığını kaydeden Steinmeier, AB’nin plana güçlü bir
destek vereceğini kaydetti.
Gürcistan ile Abhazya’nın
öneriye cevapları ise, Batılı ülkelerin desteğini aldığını
söyleyen Steinmeier’ın beklentilerini karşılamadı.
Gürcülere karşı mücadelesinde Rusya’nın desteğini arkasında
hisseden Abhazya’nın lideri Sergey Bagapş, plandaki bazı ana
noktalar konusunda soru işaretleri bulunduğunu söyledi.
Rusya’nın Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da benzeri bir
ifade kullandığı açıklamasında, planın, “Gürcü mültecilerin
dönüşünü” kapsayan aşamasına değindi, bunun için zamanın
henüz erken olduğunu belirtti.
Lavrov, ilk adımın, taraflara, birbirlerine
saldırmayacaklarına dair bir kararın altına imza attırmak
olması gerektiğini kaydetti.
Rus Bakan, mültecilerin geri dönmesine olanak sağlayacak bir
anlaşma ihtimalinin şu aşamada gerçek dışı olacağını ifade
etti.
Gürcistan Dışişleri Bakanı Ekaterina Tkeşelaşvili de,
öneriye kuşkulu yaklaştığını gösteren açıklamasında,
Almanya’nın teklifindeki bazı maddelerin kendilerini mutsuz
ettiği mesajını verdi.
Tkeşelaşvili, “Olumlu noktalar var. Ancak müzakere edilmesi
gereken çok önemli bölümler de bulunuyor” diye konuştu.
Sorunlu bölgedeki Rus barış gücünün yerine, Batılı
kuvvetlerin almasını isteyen Gürcistan, öneride, Rusya’nın
da sorunun bir parçası olarak gösterilmesini ve statüsü ne
olursa olsun Abhazya’nın, Gürcistan’ın bir parçası olarak
kalacağının açıkça ifade edilmesini istiyor. Bagapş ise
Abhazya’nın Gürcistan’ın idaresi altına dönme fikrini
kesinlikle kabul etmiyor.
Almanya’nın önerisi üç aşamadan oluşuyor ve tarafların
şiddete son vermesi, Gürcü mültecilerin bölgeye kademeli
olarak geri dönüşünün güvence altına alınması ve Abhazya’nın
Gürcistan içinde otonom bir bölge olarak kabul edilmesi
isteniyor.
GÜRCÜ-ABHAZ SORUNU
Gürcistan ile Abhazya arasındaki gerginlik, Abhazya
parlamentosunun 1992’de bağımsızlık ilan etmesinin ardından
tırmanışa geçti ve taraflar arasındaki çatışmalar savaş
boyutuna ulaştı.
Yaklaşık bir yıl süren savaş, Abhazların lehine sonuçlandı
ve Gürcü birlikleri Eylül 1993’te geri çekildi.
Taraflar, Rusya’nın arabuluculuğunda yapılan görüşmelerin
ardından ateşkes anlaşması imzaladı ve 1500 Rus askerinin
yerleştirildiği tampon bölge oluşturuldu. İmzalanan ateşkes
anlaşmasının uygulanmasını denetlemek amacıyla BM Gürcistan
Askeri Gözlemci Misyonu (UNOMIG) kuruldu.
Abhaz yönetimi, kasım 1994’te tekrar bağımsızlık ilan etti
ve Vladislav Ardzınba ilk cumhurbaşkanı olarak seçildi.
Moskova’da 16 Ocak 1996 tarihinde toplanan Bağımsız
Devletler Topluluğu üyesi ülkeler, Abhazya’ya, Gürcistan’ın
toprak bütünlüğünü kabul edinceye kadar ekonomik ambargo
uygulanması konusunda anlaştı.
Gürcistan bir süre sonra Rus Barış Gücünden, ya bölgeyi terk
etmesini ya da Abhazya’daki kontrolü sıkılaştırmasını ve
bölgeden göç eden Gürcülerin evlerine dönmesine yardımcı
olmasını istedi.
ABHAZYA
Karadeniz’in kıyısındaki Abhazya’nın Rusya ile sınırı
bulunuyor. Sovyetler Birliği döneminde üst tabakanın tatil
tercihi olan Abhazya’da nüfus 350 bin civarında.
Abhazya’nın bağımsızlığı hiçbir ülke tarafından tanınmıyor.
Gürcistan kuvvetleri, Abhazya’da, Sohum yönetiminin
bağımsızlık ilanından sonra çıkan savaşı kaybetti ve geri
çekilmek zorunda kaldı. Savaşta yaklaşık 10 bin kişi öldü.
Abhazlar ile Gürcüler arasında etnik bakımdan farklılık
bulunuyor. Abhazlar, Sovyetler Birliği döneminde
Gürcüleştirilmek istendiklerini iddia ediyor ve artık kendi
hür iradeleriyle hareket etmek istiyor.
Bağımsız düşünce kuruluşu “International Crisis Group”a
göre, Sovyetlerin 1989’da yaptıkları nüfus sayımı,
Abhazların, bölge nüfusunun sadece yüzde 18’ini
oluşturduğunu gösteriyor. Bu tarihteki verilere göre nüfusun
yüzde 45’ini Gürcüler, geri kalanını Rus ve Ermeniler
oluşturuyor.
Gürcistan, çatışmalar nedeniyle büyük bölümü Gürcü yaklaşık
250 bin kişinin bölgeyi terk ettiğini öne sürüyor. Abhaz
yetkililere göre bu rakam 160 bin.
1990’ların sonlarına doğru bazı Gürcüler, sınırdaki Gali
bölgesinde bulunan evlerine geri döndü.
Gürcistan’da 2004 yılındaki “kadife devrim” ile dönemin
Devlet Başkanı Eduard Şevardnadze’den iktidarı devralan
Mihael Saakaşvili, ülke bütünlüğünü sağlamanın önceliği
olduğunu açıkladı. Rus-Gürcü ilişkilerindeki gerginlik,
Saakaşvili’nin iktidarı sırasında arttı ve Tiflis yönetimi,
Rusya’yı Abhazlara destek vermekle suçladı.
Abhazların yüzde 80’i Rus pasaportuna sahip. Rusya, Abhaz
emeklilere maaş ödüyorın ardından 16 nisanda, Abhazya ve
Güney Osetya ile ilişkilerin geliştirilmesi talimatını
verdi.
Rusya’nın, 1994’te yapılan anlaşma uyarınca bölgede 3000
barış gücü askeri konuşlandırma hakkı bulunuyor. Tiflis, Rus
askerlerin Abhazlara destek verdiğini iddia ediyor. Rusya
ise daha fazla kan dökülmesinin önüne geçmek için orada
bulunduğunu savunuyor.
Rusya, mayıs ayında Gürcistan’ın Abhazya’ya girme niyetinde
olduğunu ileri sürerek bölgeye ek asker gönderdi.
Gözlemciler, asker sayısının 3000 sınırını aşmadığını
açıklarken, Gürcistan bölgeye girme niyetinde olmadığını
belirtti.
BM, bir Rus uçağının Gürcistan’a ait bir casus uçağını
Abhazya üzerindeyken vurduğunu rapor etti. Rusya iddiayı
yalanladı, uçağın Abhazlar tarafından düşürüldüğünü
açıkladı.
Saakaşvili, Güney Osetya ile Abhazya’ya, federal birer
eyalet olarak geniş özerklik teklifinde bulundu. Teklif,
bağımsızlıktan başka bir öneriyi kabul etmeyeceklerini
açıklayan Oset ve Abhaz yetkililer tarafından reddedildi.
|