BAŞLARKEN
Gürcistan’ın
Amerikan
destekli
milliyetçi
Devlet
Başkanı
Mihail
Saakaşvili’nin
Gürcü
kökenli
Sovyet
diktatörü
Joseph
Stalin’in
Tiflis’e
armağan
ettiği
Güney
Osetya
ve
Abhazya’nın
bağımsızlık
hülyalarına
son
verip
yeniden
‘toprak
bütünlüğünü’
sağlamak
için
Kafkasya’nın
savaş
tarihine
yeni
bir
çentik
attı.
7
Ağustos’ta
Güney
Osetya’nın
başkenti
Sinval’e
havadan
ve
karadan
bombardıman
başlatan
Saakaşvili’nin
hesabını
Rus
barış
gücü
askerlerinin
de
hedef
olması
nedeniyle
hemen
savaşa
müdahil
olan
‘büyük
patron’
Rusya
bozdu.
Saakaşvili
Kafkasya’da
oynadığı
kumarı
kaybederken
matruşkadan
bağımsızlıkları
tanınmış
iki
devlet
çıktı:
Abhazya
ve
Güney
Osetya.
400
yıldır
Kafkas
halklarını
nice
savaş
ve
sürgünlerle
yoğurmuş
Rusya,
ilk
kez
iki
Kafkas
halkının
alnına
hayat
öpücüğü
kondurmuş
oldu.
Moskova
tarafından
bağımsız
devlet
olarak
tanınmak,
evleri
başlarına
yıkılan
ve
yaklaşık
2
bin
300
kayıp
veren
Osetler
için
teselli
olurken,
Abhazlar
çifte
bayram
yapıyor;
Hem
1992-1993
savaşında
kontrolü
Gürcistan’a
kaptırdıkları
Kodor
Vadisi’ni
savaşmadan
geri
almış
oldular,
hem
de
‘Belki
torunlarımız
görür’
dedikleri
bağımsızlığın
‘uluslararası
tanınması’
hedefine
bir
adım
daha
yaklaştılar.
Yıkılan
Güney
Osetya’yı
ve
dirilen
Abhazya’yı
görmek
için
Kafkasya’daydık.
Osetya’dan
kalan
enkaza
tanıklık
edip
Abhazların
sevinçlerini
paylaştık...
Rusya’nın
vize
çilesiyle
bölgeye
geç
intikal
etsek
de
Güney
Osetya’da
bitmiş
olan
savaş
hâlâ
yakıcıydı;
halk
acılar
ve
enkazdan
kurtulup
yeniden
hayata
tutunmanın
savaşını
veriyordu.
Fırsat
bu
fırsat
Gürcü
güçlerini
Abhazya’dan
kovan
Abhazların
sevinci
ise
dipdiriydi.
Her
iki
kesimde
de
‘Gürcülerle
bir
daha
asla
bir
arada
yaşayamayız’
sözü
sanki
parolaya
dönüşürken,
Rusya
artık
‘kurtarıcı’
güç
olarak
zihinlere
yerleşiyor.
SİNVAL
-
Maya
Gaçmazeva
düne
kadar
kendisine
sımsıcak
bir
yuvayken
bir
gecede
harabeye
dönen
tarihi
binayı
gösterip
içinde
fokurdayan
isyanı
haykırıyor:
“Naziler
bile
bunu
yapmamıştı.”
Gaçmazeva’nın
İkinci
Dünya
Savaşı’nda
Kafkasya’ya
kadar
uzanan
Hitler
istilasıyla
kıyasladığı
felaket
Oset
ülkesini
yıkan
Gürcistan’ın
tetiklediği
savaştan
başkası
değil.
Uluslararası
medyayı
sadece
Rusya’nın
işgal
ettiği
Gürcü
kentleri
Poti
ve
Gori
ile
ilgili
haber
yapıp
Osetya’nın
dramını
görmezden
gelmekle
suçlayan
Rus
Dışişleri’nin
Savunma
Bakanlığı
ve
Federal
İstihbarat
Servisi’nin
(FSB)
de
onayıyla
verdiği
gazeteci
kartına
üç
hafta
sonra
ulaştıktan
sonra
Moskova
üzerinden
Kuzey
Osetya’nın
başkenti
Vladikavkaz’a,
ardından
çatışma
bölgesine
uzanıyoruz.
Elini
kolunu
sallayıp
Güney
Osetya
sınırına
gitmek
ne
mümkün!
Her
sabah
gazeteci
taifesi
Rusya,
Kuzey
ve
Güney
Osetya’nın
ortak
organizasyonuyla
Vladikafkas’tan
güneyin
başkenti
Sinval’e
götürülüyor
ve
akşam
geri
getiriliyor.
Rusya’nın
18’inci
yüzyılda
Kafkasya’yı
işgalinde
kilit
rol
oynayan
Kafkas
Askeri
Otoyolu
bunca
yıl
sonra
yine
hareketli.
Gürcüleri
Osetya’dan
çıkartan
Rus
tankları
Kazbek
geçidinin
kuzey
yakasına
çekilmiş
ama
askeri
araç
trafiği
hayli
yoğun.
Sinval
yönünde
ilerleyen
TIR
ve
kamyonların
yanı
sıra
cemseler
de
yapı
malzemeleriyle
yüklü.
Çoğunluğu
Moskova’dan
yola
çıkmış.
3660
metre
uzunluğundaki
Roki
tünelinin
kuzey
tarafındaki
kontrol
noktasında
araç
kuyruğu
uzadıkça
uzuyor.
Bizse
Rus
ordusundan
torpilliyiz,
‘VİP’ten
geçiyoruz.
Sinval’e
yaklaşırken
savaşın
geride
bıraktığı
enkaz
ürkütüyor.
Yol
boyunca
bütün
evler
yerle
yeksan
olmuş
ve
yakılmış.
Havadaki
yanık
kokusu
Sinval’de
de
peşinizi
bırakmıyor.
Önce
uçak
ve
havan
toplarıyla
ardından
karadan
tanklarla
vurulan,
sonra
çatışmalarla
hayalet
kente
çevrilen
Sinval’in
ana
caddelerinde
savaşın
izlerini
taşımayan
bina
neredeyse
yok.
Füze
ve
top
mermilerine
hedef
olmamış
binaların
da
en
azından
camları
kırılmış,
sıvaları
dökülmüş.
Yahudi
mirası
yerle
bir
Gazeteci
olarak
çalışmak
için
Osetlerin
basın
merkezinde
de
akredite
olmak
gerekiyor.
İnternet
ve
elektriğin
hak
getirdiği
merkezinin
yetkilisi
‘bu
gece
kalacaksanız
önce
yer
bulun’
diye
uyarıyor.
Şehrin
en
büyük
oteli
bombalanmış,
duvarları
delik
deşik.
Sağlam
kalan
odalarda
da
evini
kaybedenler
kalıyor.
Bu
olağanüstü
durumda
pansiyona
çevrilmiş
birkaç
evin
kapısını
çalıyoruz,
nafile.
Sonunda
Abhazya’dan
yardım
getirenlerin
ayrılmasıyla
otelde
yer
açılıyor.
Kırılan
camların
yerine
pencerelere
naylon
geçirilmiş
odalara
yerleşiyoruz.
Hemen
soluğu
bombardımana
ilk
maruz
kalan
kentin
güneydoğusunda
alıyoruz.
Başkenti
dikizleyen
tepelerdeki
Gürcü
köylerine
konuşlanmış
Gürcistan
birliklerinin
7
Ağustos’ta
gece
iki
sularında
başlattığı
bombardımanda
ilk
önce
hükümet
ve
parlamento
binası
vurulurken
yakınında
bir
zamanlar
Yahudilerin
kurduğu
mahalle
yerle
bir
olmuş.
Bombalar
tarihi
binaların
sığınaklarına
bile
ulaşmış.
Yahudilerden
miras
başkentin
en
eski
semti
Telmana’da
bir
zamanlar
kültür
merkezi
olarak
kullanılmış
binanın
sakini
tarih
öğretmeni
Maya
Gaçmazeva,
Gürcistan’ın
yaptığını
İkinci
Dünya
Savaşı’nda
Kafkasya’ya
kadar
uzanan
Hitler
istilasıyla
kıyaslıyor
ve
Gürcü
liderlerini
soykırım
politikası
gütmekle
suçluyor:
“Gürcistan’da
iktidara
gelen
her
lider
bunu
yapıyor.
1920’lerde
yaşadığımız
soykırımı
Sovyetler
dağılırken
Zviad
Gamsahurdiya,
ardından
Eduard
Şevardnadze
tekrarladı.
Şimdi
de
Mihail
Saakaşvili.”
Gürcü
komşulara
sitem
Gaçmazeva,
iki
gün
iki
gece
10
yaşındaki
oğlu
ve
diğer
komşularıyla
birlikte
yaşadıkları
sığınağı
gösteriyor.
Sığınağın
girişinde
erkekleri
gören
uçaklar
doğrudan
burayı
da
hedef
almış,
içerde
oturan
bir
kişi
ölmüş,
bir
kişi
de
yaralanmış.
Bombardıman
yangına
da
yol
açınca
sığınak
sığınak
olmaktan
çıkmış.
Enkazın
altındaki
Osetler
felaketten
Rusya
sayesinde
kurtulduklarını
ısrarla
vurguluyor.
Gaçmazeva
“Gençlerimiz
güvenimizi
boşa
çıkarmadı,
dört
gün
kendi
imkânlarıyla
cesaretle
savaştılar.
Ama
sayımız
çok
azdı,
Ruslar
gelmeseydi
Gürcüler
bizi
tamamen
yok
edeceklerdi”
derken
muhasebeci
olan
komşusu
Madina
Ciyova
ekliyor:
“Soykırım
yapmak
istediler.
Ruslar
gelmeseydi
bunu
yapacaklardı.”
Çok
sayıda
roketin
isabet
ettiği
büyükçe
bir
kreşin
kalkan
olduğu
üzüm
dallarıyla
çepeçevre
kuşatılmış
minik
bir
avludan
Gürcistan’ın
Gori
kentinde
doğup
45
yıldır
Sinval’de
yaşayan
bir
nine
çıkıyor.
Komşularınca
Gürcü
sanılan
ama
konuşunca
Ermeni
olduğu
anlaşılan
80’lik
Lila
“Keşke
savaş
yaşanmasaydı.
Savaş
hepimizi
yakıyor;
Oset,
Ermeni
Gürcü
ayırmıyor”
diyerek
acıları
paylaşıyor.
Ama
Gaçmezava’nın
tam
bu
noktada
bir
serzenişi
var:
“Birlikte
barış
içinde
yaşadığımız
Gürcü
komşularımız
birden
ortadan
kayboluverdiler.
Gürcistan’ın
saldıracağından
haberdar
edilmişlerdi
ama
bu
haberi
bizden
sakladılar,
bizi
bombalarla
baş
başa
bıraktılar.”
Ciyova
da
Gürcü
komşularına
kızgın:
“Her
gün
lavaş
ekmek
aldığım
Gürcü
fırıncımıza
gittiğimde
kapalıydı,
bir
anlam
verememiştim.
Meğer
savaşın
çıkacağını
biliyormuş.
En
yakın
komşularım
savaşı
haber
vermeden
gitti.
Azeriler
de
öldü,
bütün
milletlerden
insanlar
öldü
ama
Gürcülerden
ölen
olmadı.”
Peki
Gürcü
komşular
geri
döndüğünde
ne
olacak?
Gaçmazeva
bir
an
duraklıyor,
yüz
ifadeleri
değişiyor
ama
itidali
elden
bırakmadan
yanıtlıyor:
“Daha
önce
de
savaşlar
çıktı.
Tekrar
bir
araya
geldik,
düşmanlıkları
atlattık,
birlikte
yaşamayı
başardık.
Savaşa
katılmamış
Gürcülerle
yine
birlikte
yaşayacağız.”
Kadınlar
dertlerini
anlatmak
için
bir
bir
sokağa
çıkıyor,
yaşlılar
sorunca
konuşuyor,
gençler
ise
‘asabi’,
ne
fotoğraf
çektiriyor
ne
de
soru
sorulmasını
istiyor.
Okul
binaları
hedef
seçilmiş
Kentin
diğer
yerlerinde
de
okul
binalarının
özellikle
bombalanmış
olması
dikkati
çekiyor.
Üniversite
binası
ve
hastane
mermiler
ve
roketlerle
kalbura
çevrilmiş.
İtfaiye
binası
bile
yanmış.
Gürcülerin
1992’de
çekilmek
zorunda
kaldığı
savaşta
ölenlerin
gömüldüğü
mezarlık
tanklarla
tahrip
edilmiş.
Yanı
başındaki
okul
kullanılamaz
hale
getirilmiş.
Hiçbir
hükümet
binasının
olmadığı
mahalleler
ve
merkezdeki
ara
sokaklarda
da
ciddi
tahribatlar
söz
konusu.
Maladojini
Caddesi
cehennemi
yaşayan
gözden
ırak
yerlerden
biri.
Evinin
çatısına
bomba
düşen
ama
bodrumda
saklandıkları
için
kayıp
vermeyen
Tina
Suikayiva
evler
bir
bir
vurulurken
sığınaktan
sığınağa
kaçtıklarını
anlatıyor.
Suikayiva
sokakta
gördüğü
dehşeti
de
“İki
yaşında
bir
çocuğun
üzerinden
tankı
geçirdiler.
Bunu
bize
Alman
faşistler
bile
yapmamıştı”
diye
aktarıyor.
*****
İran’dan
göçüp
Ruslarla
dost
oldular
SİNVAL
-
Osetler,
Kafkasya’nın
otokton
milletlerinden
farklı
olarak
bölgeye
sonradan
yerleşip
de
Kafkas
kültürüyle
hem
hal
olan
halkların
başında
geliyor.
İrani
halklar
olarak
Kafkasya’ya
yerleşen
İskit,
Sarmat
ve
Alanların
karışmasıyla
ortaya
çıkan
Osetler
kendilerine
İron,
Alan
ya
da
Digor
diyor.
Osetler
komşu
halklar
tarafından
Kuşha,
Türkiye’de
ise
Asetin
olarak
da
anılıyor.
Oset
ismi
ise
Rus
ve
Gürcülerin
alanlara
verdiği
‘Yas’
veya
‘Oss’
adından
türeme.
14’üncü
yüzyılda
Moğolların
istilasından
sonra
Don
Nehri’nin
güneyindeki
ovalardan
Kafkas
dağlarına
çekilen
Osetler,
Rus
işgali
sırasında
direnişi
kırmak
için
tekrar
düzlüklere
yerleştirildi.
Bugün
3900
kilometrekarelik
Güney
Osetya’da
70
bin,
8000
bin
kilometrekarelik
Kuzey
Osetya’da
710
bin
kişi
yaşıyor.
İki
cumhuriyette
toplam
Oset
nüfus
ise
600
bin
civarında.
Osetler
6 ve
7’inci
yüzyıllarda
Bizans
ve
Gürcü,
18’inci
yüzyılda
Rus
etkisiyle
Hıristiyanlaştılar.
Pagan
inancının
izlerini
hâlâ
taşıyan
Osetlerin
Kabardey
bölgesine
yakın
olanları
da
17-18’inci
yüzyılda
Müslümanlaştılar.
Osetlerin
yaklaşık
yüzde
60’ı
Ortodoks
Hıristiyan,
yüzde
20-25’i
Müslüman.
Hıristiyanlaşmalarının
da
etkisiyle
Çarlık
Rusya’sına
diğer
Kafkas
halklarına
kıyasla
daha
erken
teslim
oldular.
1864’teki
Büyük
Kafkas
Sürgünü’nden
özellikle
Müslüman
Osetler
de
nasibini
aldı.
Osmanlı’ya
sığınan
Osetlerin
çoğunluğu
bugün
şehirlerde
yaşıyor.
Orta
ve
Doğu
Anadolu’da
sürgün
sonrası
kurulmuş
24
Oset
köyü
var.
Oset-Gürcü
çatışması
Ruslar,
1801’de
ele
geçirdiği
Güney
Osetya’yı
Sovyetler
zamanında
1922’de
özerk
bölge
olarak
Gürcistan
Sovyet
Sosyalist
Cumhuriyeti’ne
katmıştı.
Güney
Osetya,
1988’de
statüsünün
cumhuriyet
yapılmasını
isteyince
Sinval’de
çatışmalar
yaşandı.
1990’da
Osetler,
Güney
Osetya
Sovyet
Sosyalist
Cumhuriyeti’ni
ilan
ederken
Gürcistan
lideri
Zviad
Gamsahurdiya
da
özerk
yönetimi
ilga
etti.
Ardından
1991’de
patlak
veren
savaş
1992’de
Gürcü
birliklerinin
çekilmesiyle
sonuçlanırken
çatışma
bölgesinde
güvenlik
Rus,
Gürcü,
Osetlerden
oluşan
4000
kişilik
Ortak
Barış
Gücü’ne
devredildi.
Ateşkesi
denetlemek
için
‘Ortak
Kontrol
Komisyonu’
kurulurken
AGİT
de
askeri
gözlem
misyonu
üstlendi.
1993,
2001
ve
2006’daki
referandumlarda
halk
‘bağımsızlık’
dedi.
Savaşa
adım
adım
Gürcistan’da
2003’teki
Gül
Devrimi
ile
işbaşına
gelen
Mihail
Saakaşvili,
halkına
Güney
Osetya
ve
Abhazya’yı
geri
almayı
vaat
ederek
gerilimi
ateşledi.
Güney
Osetya’da
12
Kasım
2006’da
referanduma
paralel
yapılan
ve
Eduard
Kokoyti’nin
yüzde
98’le
yeniden
seçildiği
seçimler
sırasında
Tiflis
de
tampon
bölgede
kontrol
ettiği
Gürcü
köylerinde
alternatif
sandık
kurup
saf
değiştirmiş
eski
Oset
Başbakan
Dimitri
Sanakoyev
başkanlığında
bir
yönetim
tesis
etti.
Tiflis,
Sinval’in
yanı
başındaki
Kurta
köyünü
alternatif
yönetime
üs
yaptı.
Kosova’nın
Batılı
ülkelerce
tanınmasının
ardından
Rusya’nın
Güney
Osetya
ve
Abhazya’yı
tanıyarak
misilleme
yapacağı
korkusu
belirirken
Saakaşvili
de,
2008
sonuna
dek
iki
bölgeyi
geri
alacağını
ilan
etti.
Bölgede
askeri
yığınak
yapılırken
Sinval’e
yönelik
yer
yer
saldırılar
oldu.
Ancak
hiç
kimse
7
Ağustos’ta
top
yekün
bir
savaş
beklemiyordu.
Gerçi
savaşın
arifesinde
Amerikan
güçlerinin
rehberliğinde
Gürcülerin
Vaziyani
civarında
işgalin
tatbikatını
yapması,
Rusya’nın
da
boş
durmayıp
Kuzey
Osetya
sınırındaki
Nizhni
Zaramag’ta
geniş
çaplı
karşı
tatbikat
icra
etmesi
savaşın
habercisiydi.
YARIN:
Osetlerin
intikamı
acı
oldu

