Fehim Taştekin
Gagra'dan Sohum'a Rus askeri araçları yol alıyor, Abhazya'nın merkezi tren istasyonunda vagonlar tanklar ve zırhlı araçlarla yüklü... 1994 Moskova Ateşkes Anlaşması Rusya'ya barış gücü olarak bölgede 3 bin asker bulundurma şansı veriyor. Son savaşla birlikte Rusya'nın niyeti NATO'yu Abhazya üzerinden karşılamak. Eğer Gürcistan NATO'ya alınırsa Abhazya ve Güney Osetya otomatik olarak tampon bölgeye dönüşecek. Abhazlar yollardaki askeri hareketliliği yeni bir yığınak değil görev değişim operasyonu olarak niteliyor. Ruslar şimdi asıl varlığını sınır bölgeleri Kodor ve Gal civarında gösteriyor.
Shinval'deki gibi Sohum'da da kaldığım otelde gecenin orta yerinde silah sesleriyle uyanıyorum. Ufukta Rus savaş gemilerinin demir attığı Rus savaş gemileri ve Abhaz hucüm botları var ama seslerin geldiği yer meçhul. Buradakilerin yorumu da Osetlerinkiyle aynı; 'savaş sonrası sendromu'. Ya namluda kurşunu kalanlar efkârdan sıkıyor ya da düşmana 'ateşkesten sonra da biz buradayız, varız' demek isteniyor.
Yağmur zembille
iniyor, yine de Abhazya'nın kuzey doğusundaki
fırtınalı vadi Kodor'a çıkmakta azimliyim.
Savunma Bakanlığı'nın birkaç gün öncesine kadar
Kodor'a kaldırdığı helikopterler artık sefer
yapmıyor. Bir gün önce Hava Kuvvetleri Komutanı
Silavik Yaşba helikopter kaldıracak olurlarsa
bizi de alma sözü vermişti ama beklediğimiz gibi
olmuyor. Kodor'u Gürcülerden kurtarma
operasyonunda yer almış bir yetkili 'Normal
arabayla gitme, bir Vazik bul' diye tembih
ediyor. Vazik Rus malı bir dört çeker. Ama uygun
bir Vazik bulmak mümkün olmuyor. Bir dostumuzun
Honda CR-V'sine atlıyoruz. Sovyetlerin 40 yıl
önce yaptığı asfalt yoldan kuzeye tırmanıyoruz.
İlerledikçe yol ol olmaktan çıkıyor, tünellerden
geçiyoruz, manzara hırçınlaşıyor. Rus barış
gücünün 1993'ten sonra konuşlandığı ve son
savaşa kadar kullandığı karargahtan geçiyoruz.
Yolun 80'inci kilometrede askerler
'gidemezsiniz' diye cesaretimizi kırıyor, biraz
daha inatla ilerliyoruz ama aracın altı taşlara
oturunca pes ediyoruz. 9 Ağustos'ta bölgeyi zapt
eden Abhaz askerlerin pozisyon aldığı yerden
çark ediyoruz.
İSRAİL, AMERİKA VE UKRAYNA SİLAHLARI
Kodor, 1993'te Gürcü işgalini püskürttüğü halde Abhazya'nın kontrolü geri alamadığı tek toprak parçasıydı. Karaçay-Çerkes'in güneyinde yer alan Kodor'da 23 köy var. Nüfusu ise yaklaşık 6 bin. Yukarı kısmında Tiflis'in resmi terminolojisinde Gürcü sayılan Svanlar yaşıyor. Kodor, 1992'de Gürcü ordusunun Abhazya'ya girdiği strateji yerdi.
2006'da Kodor'da yeniden üstlenen Gürcüler roketlerle Sohum'u, yakınındaki Babuşera Havaalanı'nı, Oçamçıra-Sohum yolunu tehdit edebiliyordu. Gürcistan Abhazya'la alternatif olarak Çhalta köyünde bir de yönetim tesis etmişti. 9 Ağustos'ta ne Gürcü askeri ne de alternatif yönetim kaldı. Havadan üç saat süren operasyona katılan Türkiyeli Abhazlardan Binbaşı Zülfü Açüz'e göre Kodor'da Gürcü askerleri kaçarken geride Amerikan, İsrail ve Ukrayna yapımı silah ve mühimmat bıraktı. Sınırdaki Rus barış gücü de, Gürcü askerlerinin tank ve zırhlı araçlar dahil tüm askeri malzemesine el koydu. Açüz, barış gücünün Gürcülerin kaybettikleri takdirde İngur barajını havaya uçuracaklarına dair bir B planı ele geçirdiklerini, bu yüzden Kodor'un ele geçirir geçirmez İngur'u sıkı koruma altına aldıklarını söylüyor. Elektrik santralinin bulunduğu bölge Abhazya'nın, baraj Gürcistan'ın kontrolündeydi. İki ülke elektriği paylaşıyordu. Şimdi baraj da Abhazya'nın kontrolünde. Abhazya böylece iki ülkeyi ayıran İngur sınırına dönmüş oldu.

KODOR'UN
YALNIZ KADINI
Kodor'dan dönüşte
hemen önümüzde Abhazların tarihi Lata köyü var.
Köyden geriye bir tek ev kalmış. 19'uncu
yüzyılda Çar'ın Osmanlı'ya sürdüğü Abhazlardan
yadigâr bir köy. Köyün hikayesi kadar evin reisi
Sveta'nın başından geçenler de çarpıcı. Kadın
olmasına aldırmadan dışarı çıkıp bizi
karşılıyor, kucağında bir çocukla. 19'uncu
yüzyılda sürülen Abhazların yerlerine 20'inci
yüzyılın başında yaşanan kıtlık sırasında
Sovyetler Rusları yerleştirmiş. Köye ikinci
kabus 1992'de Gürcü işgaliyle çökmüş. Gürcüler
600 haneli köyün bütün evlerini yakmış, bir tek
bu ev kalmış. İşte Sveta'nın hikâyesi:
"Savaş başladığında eşim Guram Salagayev
Tuva'daydı. Hemen döndü. Psou sınırı o zaman
kapalıydı. Dağlardan yürüyerek Gudauta'ya
gelmiş, oradan helikopterle Tkuarçal'a. Nehir
yatağını takip ederek evi bulmuş. Ben beş
çocukla birlikte Gürcü kuşatmasının ortasında
kalmıştım. Eşimi tanıyamadım, sakalları
uzamıştı, askeri elbiseler giyinmişti. Korktuk.
Hepimizin sağ salim olduğunu görünce tekrar doğu
cephesine döndü. İki üç haftada bir gelir bizi
ziyaret ederdi. Ama uzayınca bizi buradan
çıkarması gerekti. Doğu cephesine yani
Tkuarçal'a iki gün iki gece beş çocukla birlikte
yürüyerek gittik. 1.5 metre yükseklikte karda
zorlanıyorduk, keçileri önden salarak onların
bulduğu yoldan ilerliyorduk. Bazı yerler buz
kaplıydı. Eşim dağcıydı, yabani otları iyi
tanırdı. Otlarla karnımızı doyurup ölmekten
kurtulduk. Çocuklar susuzluktan ölmesin diye
yapraklarla su içirdik. En küçük çocuk yedi
yaşındaydı. Birinin 40 derece ateşi çıktı.
Bırakın ilacı, içecek suyumuzu bile yoktu. İki
gün iki gece bölge geçti. Tkuarçal'a giderek
savaş ortamından kurtulmuştuk. Kocam Kodor'un
komutanı oldu. 73 yaşındaki babası da cephede
oğlunu yalnız bırakmadı. Eşim savaştan sonra da
Kodor'daki tünelleri koruma görevi üstlenmişti.
Eğer Gürcü birlikleri gelirse tünelleri
uçuracaktı. 10 yıl önce tünellerde üç
arkadaşıyla birlikte mayın patlaması sonucu
şehit oldu. O günden beri evin erkeği de kadını
da benim."
Kodor'un bekçisi
olmanın getirdiği bir sıkıntı var: "Abazalık
yapıyoruz, yol kenarındayız, asker olsun sivil
olsun gelip geçeni ağırlamak zorundayız. Bu son
operasyonda 300-400 asker evimizin yakınında
kamp kurdu; peynir, bal, ekmek neyimiz varsa
yedirdik. Herkese hizmet etmek, ağırlamak
zorundayız." Kışlık yiyecek stoku bittiği halde
bizi de ikramda teklifinden geri durmuyor.
GÜRCÜLERİN TRUVA ATI: GAL
Abhaz-Gürcü
çatışmasında Tiflis için 'truva atı' görevi
gören bir kent var. Burası Abhazya'nın en
yumuşak karnı, geçen yüzyılda Abhazlar kadar
Gürcü asimilasyonuna maruz kalmış apayrı dil ve
etnik kökenden gelen Megrelller yaşıyor.
Tiflis'in gözünde ise bunlar Gürcü. Tetiğin
ucundaki bir halk, bölgenin sakinleri
kendilerini olası bir çatışmada Gürcistan'a
sepetlenecek etnik grup olarak görüyor.
Sohum'dan 83 km ötede Abhazya'nın doğu sınırında
yer alan ve iki devlet arasında sarkaç misali
kalan Gal'e uzanıyorum. 1994 Moskova Ateşkes
Anlaşması çerçevesinde Rus barış gücü
askerlerinin konuşlandığı tampon bölgenin en
kritik yerleşim merkezi. Halk kendini Sohum'dan
çok Tiflis'e bağlı hissediyor. 1992-1993 savaşı
sırasında bölgenin boşanmış olması nedeniyle
ıssızlık hakim. Savaşta Gürcistan'a sığınan 230
bin civarında Megrel'den 70 bini tekrar geri
döndü. Megreller günlük ihtiyaçları için Sohum'a
değil Gürcistan'ın Zugdidi kentine gidiyor.
GÜRCÜ İSTİHBARATINDAN TEHDİT VAR
İngur santralinde çalışan işçileri taşıyan minibüsteki hiç kimseyi konuşturamıyorum. Taksici Givi, Mişa'nın (Mihail Saakaşvili) yolunu gözleyenlerden. Givi Güney Osetya'nın ardından Gürcü askerlerinin Abhazya'ya girip kendilerini özgürleştireceğine inananlardan biri. "Rus askerleri değil bize barış lazım. Devlet başkanımız da bunu söylüyor" diyor. Devlet başkanı dediği de Mişa. 'Gürcü askerlerini burada görmek ister miydin' sorusunu yanıtlarken bir Abhaz askeri yaklaşıyor ve lafı değiştirip "Hayır savaş istemiyoruz" diyor. Bir başka taksici Abhazlarla sorunlarının olmadığını belirtip "Kötü olan bir tek yolumuz. Yolumuzu kim yaparsa başkan odur" diye ekliyor. Caliya Rustam ise farklı düşünüyor: "Osetya'yı alsaydı sıra buradaydı. Saakaşvili faşist." Megrellerin Mişa'ya 'başkanımız' demesine de öfkeleniyor: "Ona başkanım diyen satın alınmıştır."
Abhazlara göre
Megreller Abhaz askerlerin değil Gürcü
istihbaratçı ve milis güçlerden korkuyor. Birkaç
yıl öncesine dek Abhazlarla işbirliği yapan
Megreller, Orman Kardeşler ve Beyaz Lejyon gibi
yasadışı örgütlerin hedefindeydi. Şimdi bu iki
örgütün üyeleri Gürcü güvenlik ve istihbaratında
istihdam edilmiş.
MERGRELLERE ABHAZHLARDAN MEGRELCE YAYIN
Abhazya'nın bölge halkına uzanma çabası ise henüz netice vermiş değil. Gürcistan'daki Megreller anadillerini kullanamazken Abhazlar aksine Megrelceyi teşvik ediyor. Temel dilin Rusça olduğu Gal'deki okullarda Gürcücenin yanı sıra Megrelce de öğretiliyor. Okulların yarısında da Abhazca seçmeli ders. Yönetim Gal adlı Megrelce ve Gürcüce gazete çıkartıyor. Geçen yıl Sohum'dan yayına başlayan Megrelce radyo yakında Gal'den yayın yapmaya başlayacak. Megrelce televizyon da yolda. Bu yayınlar Megrelcenin yasak olduğu Gürcistan'ın batısında da izleniyor. Gal'in yayın yönetmeni Nugzar Salagayev'e 'Abhazlar galiba ayrılıkçılık damarını kaşıyor' diye takılıyorum, "Abhazlar için ne istiyorsak onlar için de aynını istiyoruz. Megrellerin Gürcüleştirilmesini hazmedemiyoruz" diyor. 1995'ten beri çıkan gazete 1000 tane basılıyor ve ücretsiz dağıtılıyor. Salagayev "Gazete sayesinde halk Gürcistan'ın unutturduğu anadillerini hatırladı. Megrel olmak ve Megrelce konuşmak Gürcistan'da çok aşağılandı. Megrellik iç elbise gibi. İnsanlar evlerinde bunu yaşatıyor, sokağa çıkınca Gürcü elbisesini giyiniyor. Prestijli olan Gürcü diliyle konuşuyor. Biz de son 100 yılda ağır baskılara maruz kaldık. Bu yüzden asimile olmuş bu insanların kültürel varlıklarını yaşatmak istiyoruz" diyor.
TERSİNE ASİMİLASYON
Kapısında bir köpeğin pineklediği, güvenliği bir ihtiyara emanet valilik binasında vali yardımcısı Vahtang Maan'a 'Kent harabe haldeyken halkı nasıl kazanacaksınız' diye soruyorum. Yanıtlıyor: Abhazya'daki sıkıntılar burada iki katı. Gal savaş bölgesi atmosferinden kurtulamadı. İnsanlar iki arada bir derede kaldı, yarına umutları yok, o yüzden kendileri için de bir şey yapmıyorlar. İnsanları üretmeye teşvik ediyoruz. İlk olarak okulları ve hastaneleri yeniledik. Doğu sınırından başlayan asfaltlama çalışmaları pek yakında buraya da gelecek. Buradan mezun olan öğrencileri Gürcistan'a gitmesinden diye masrafların üstlenip Sohum'a gönderiyoruz. Gal için kontenjan ayrıldı. Galli öğrenci sayısı 60'ı buldu. Sadece bu yıl 25 öğrenci gitti. Bu iyi bir başlangıç. Pasaport da dağıtmaya başladık. Gürcü pasaportuyla karşıya gidip gelenlere engel çıkartmıyoruz. Dün sokakta kimseyle konuşamazdın, bugün buzları kırdık, insanlarla konuşabiliyoruz."
Megrellerin
'Başkanımız Mişa' sözünü aktarıyorum. Maan
"İnsanlar Gürcistan'ın yoğun propagandasının
etkisinde. Ama makul düşünenlerin sayısı
artıyor" diyor. Maan'a göre 'burada asimile
olmuş Abhazlar da yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Ne
kadar Abhaz kökenli olduğu meçhul. Sovyetler
zamanında Gürcü kilisesi müthiş bir soyadı
tahrifatına imza atmış. Bazı Abhaz sülale
isimleri tamamen değiştirilerek kayıtlara
geçirilirken bazılarına 'ya' eklenmiş. Tarba 'Tarbaya',
Kesba 'Kesbaya', Yaşba 'Yaşbaya' olmuş. Şimdi
tersine 'asimilasyon' süreci başlamış.
ASIL SINAV ŞİMDİ BAŞLIYOR
Yıkılan Güney Osetya'yı, dirilen Abhazya'yı gördükten sonra çıkan sonuç şu: Tarihte Kafkasya'nın büyük emperyalisti her zaman Rusya oldu. Gürcistan ise en azından Osetler ve Abhazlar açısından 'küçük emperyalist'ti. 7-8 Ağustos'ta Güney Osetya'nın yakılıp yıkılmasıyla bu ünvan tescillenmiş oldu. Ancak bundan sonra hem Abhazya hem de Güney Osetya en önemli sınavı Ruslara karşı verecek. Bağımsızlıklarını Rusya'ya karşı koruyup koruyamayacaklarını zaman gösterecek.
Dizinin diğer bölümleri:
GÜRCÜ RUS SAVAŞINDAN SONRA KAFKASYA'NIN HALİ
OSETLERİN KALBİ RUSYA İÇİN ATIYOR
İLK SAVAŞLA YIKILAN ABHAZYA İKİCİSİYLE DİRİLDİ
-BİTTİ-
