Yaprak
Dökümü dizisinin 'sansar Oğuz'u' Tolga Karel'i şu sıralar
yapımcılık heyecanı sardı. Rusya'nın 1876 yılında Çarlık
döneminde yaptığı Çerkes soykırımını anlatan bir film
projesi üzerinde çalışan Karel, yaşanan dramı gözler önüne
serecek...
Tolgo Karel, Üç sezondur
yayınlanan Yaprak Dökümü'nün “Oğuz” karakteriyle izleyiciyle
buluşuyor. Ama belki de bir çoğunuz onu benim gibi magazin
programlarında gazetecilelre tartışırken görmüşsünüzdür. Ama
aslında herşey Bekir Hazar'ın bir Pazar yazısıyla başladı.
Yazı Tolga Karel'den bahsediyordu. Karel'in Çerkes
Soykırımıyla ilgili bir film projesi varmış. Konuyla isim
tezat gibi geldi önce. Karel'in böyle bir yönünün olduğundan
haberdar olmayan bizler bu soykırımı bir de Tolga Karel'den
dinleyelim dedik. Hemen söyleyeyim kendisi Çerkes değil ama
soykırım onu çok etkilemiş. Bu filmi çekmeye öyle istekli
ki; yönetmenin ismi bile hazır: Çağan Irmak Kübra
Rusya Çarlık döneminde 1876
yılında 1 milyon Çerkes'i toprak vaadleriyle bir gemiye
bindirerek Türkiye'ye gönderir... diye başlıyor Çerkeslerin
hikayesi. 50 yıl soykırıma maruz kalan halk yıllarca
kültürlerini içlerinde sindirerek yaşamışlar. Bugün
Türkiye'nin dört bir yanında varlıklarını sürdüren Çerkesler
için belki de yeni bir dönem başlamak üzere. İlk defa
yaşanmış olaylardan ele alınarak çekilecek olan filmde kendi
tarihlerini yakından tanıma fırsatı bulacaklar ve belki de
sadece onlar değil Türkiye'deki bilmeyen bir çok kişi bu
tarihle yakından ilişkilenecek. Kendisi Çerkes değil ama
konuyla yakından ilgilenen bir isim Tolga Karel. Kim bilir
belki açtığı yol, birçok bilginin habercisidir. Büşra
Uluslararası ilişkiler
okudunuz. Kimse bir sabah kalktığında “ben artık oyuncu
olacağım” demez. Nasıl karar bu?
Babam bürokrat olduğundan hep
devletin içindeydi ve bir dönemin en ideolojik polislerinden
biriydi. Babamın yönlendirmesiyle uluslararası ilişkileri
Fransızca okudum. Ama aslında küçüklüğümden beri
konservatuar okumak ve hayatın görünmeyen taraflarını film
yapabilmek istiyordum. Yaprak Dökümü'ndeki Oğuz karakteri de
hayatın bir gerçeğiydi ve toplumda var olan bu karakteri
özellikle jönlük vasıflarına sahip biri tarafından hiç
yansıtılmadığını düşündüğüm için oynamayı kabul ettim.
İlk rolünüzü neden kötü
bir karakter üzerinden seçtiniz peki?
İyi bir oyuncu her rolü
yapabilmeli. Bundan iki üç yıl öncesine kadar aşk ya da
toplumsal yaşamı ele alan dizilerde sadece iyiyi gösterme
durumu vardı. Kötü karakterler hep çirkindi. Ben bu rolü
kabul ettiğim zamanlarda kimse kötü karakteri oynamaya
niyetli değildi. Ama artık öyle değil.
Mesela?
Kenan İmirzalioğlu Kabadayı
filminde kötü bir karakteri canlandırdı.
Yakışıklı adamlar artık
kötü adam olmayı mı daha seçkin buluyorlar?
Öyle mesela yine; Kıvanç
Tatlıtuğ Aşkı Memnu'da kötü birini canladırıyor. Bir de
dünyadaki bütün kötü karakterleri en iyi oyuncular oynuyor.
Bir Good Father da Marlon Brando iyi bir adam değildir. Al
Pacino, Jack Nicholsan gibi.
Sanem Çelik, Kara Melek
karakteriyle çıkış yapmıştı ve uzun yıllar öyle anıldı. Rol
üzerime yapışır endişesi duymadınız mı?
Duymadım çünkü benim farklı
bir şirinliğim olduğuna inanıyorum halkın gözünde. Çünkü iki
yıl içerisinde sadece Oğuz karakterini değil, Tolga Karel'i
de gördü insanlar iyi veya kötü.
Bu oyunculuk tercihiniz de
fiziğinizin etkisi oldu mu?
Kullanışlı bir yüzüm var.
Jönmüsünüz peki?
Değilim çünkü Jön döneminin
bittiğini düşünüyorum. Karakter oyuncusu olduğunuzda da
fizyolojiniz önemli oluyor. Şizofren ya da iş adamı olsanız
da şekil çok önemli ama salt yakışıklı olmak bir şey ifade
etmez tabi ki. Yoksa manken ajanslarında çok yakışıklı
insanlar var. Benim tercihim de on yıl sonra iyi bir
karakter oyuncusu olmak. Her rolü yapabilmeliyim.
Bunun için ne yaptınız
mesela?
Çağan Irmak'la bir projem
var. Orada 'Cenin'i oynuyorum fantastik bir film. Bir de
Kanuni projemiz var. 10 Ekim'de başlayacağım “Geçit” diye
bir sinema filmim var orada da komiseri oynuyorum.
Okul yıllarına dönelim.
Fransa'ya gittiniz ve orada yüksek lisans yaptınız. Peki
Fransa'da ne gördünüz?
İki yıl Türk olduğumu
söyleyememiştim çünkü Fransızların en fazla dışladıkları ama
onlarla da yaşadıkları iki ırk var; Türkler ve Araplar.
İkinci sınıf vatandaş olma durumunu yaşadım.
Dışlanma gördünüz mü?
Dışlanmayı etnik gurupların
içine girdiğiniz zaman görüyorsunuz. Tipiloji olarak
yaşamadım. Belki de bu beni Türklere benzetmedikleri
içindir.
Bekir Hazar köşesinde
Çerkes soykırımını anlatan bir film projeniz olduğundan
bahsediyor…
Evet bu projeyi son üç aydır
araştırıyorum. Çerkes değilim ama Türkiye'de o veya bu
şekilde Kafkasya'dan göç eden on üç milyon insan yaşıyor.
Geçmişte üstü örtülmüş kabullenilmeyen bir soykırım var. Bu
konuyla ilgili çok güzel anektotlar yakaladım.
Konuyla nasıl
ilişkilendiniz?
Konunun dramatolijisi beni
çok etkiledi ve Çerkes bir yakınımdan Çerkes soykırımı ile
ilgili hikayeler dinledim. “Bu konuyu sinema filmi olarak
değerlendirmek istermisin?” dedi. Sonra konuyla ilgili bazı
seyehatlerim oldu. Bu olayları yaşamış Çerkeslerle konuştum
ve beni çok etkiledi.
Nasıl bilgilere ulaştınız?
Çerkes Devlet Başkanı
Türkiye'ye sürüldükten sonra hamallık yapmış. Ama bir zaman
sonra devlet başkanı satatüsünde gömülmüş. Çerkeslerin bir
dönem neden balık yemediklerini öğrendim.
Neden balık yemiyorlar?
Çünkü Ruslar ölenleri gemiden
tahliye ettikten sonra “bırakın balıklara yem olsun demişler
ve o günden sonra Çerkesler de balık yememiş.
Bir çok Çerkesle
görüştünüz ne anlattılar size?
Köklü bir kültürleri ve
kendilerine ait dilleri var ama yeni jenerasyon bunu
bilmiyor. Bütün Çerkeslerin ortak bildiği şey geçmişte ciddi
bir soykırım olduğu. Mesela; Çerkesler Rusya'dan tasfiye
için gemiye bindiklerinde daha yeni doğan bir bebek kadının
kucağında ölüyor. Çocuğunu Ruslar tarafından denize
atılmasın diye bir ay bebeğin çürümüş bedenini kucağında
sallıyor ki toprağa indiğinde gömebilmek için. Bu yaşanmış
bir hikaye ve büyük bir dram. Bunun dışında bir bardak su
için kişilerin ağızlarındaki altın dişleri sökmüşler. 1
milyon insan gemilere bindirilmiş ama sadece 400 bin kişi
Türkiye'ye gelebilmiş.
Neden?
Bir çoğu soğuktan bir kısmı
hastalıktan ve açlıktan ölmüş. Vaad edilen topraklarla o
gemiye bindirmişler ve bu sözü de tutmamışlar.
Peki Rusya'nın Çerkeslere
soykırım yapmasındaki sebep nedir?
Irk yüzünden yapılmış. Çünkü
azınlıkların haklarının korunmaması hala devam ediyor.
Gürcistan olayına baktığınızda da onu görüyorsunuz. Göç 1876
ile 1920'li yıllara kadar devam ediyor.
ÇERKESLER TOPRAK VAADİ İLE
KANDIRILDI
Türkiye'de ne kadar Çerkes
var?
7 milyona yakın.
Nasıl yaşam sürüyorlar.
Sosyal hayatlarını gördünüz mü?
Tabi artık şekillenmiş yaşam
stilleri oluşmuş ve bu ülkeye ayak uydurmuşlar. Ama bir
bölümü çok tutucu. Mesela; Gürcistan Rusya savaşında,
Türkiye'de yaşayıp Gürcistan'a savaşmaya giden Çerkesler
var.
Rusya'dan Türkiye'ye göç
ettiklerinde sadece Türkiye'ye mi gelmişler yoksa başka
coğrafyalara da dağılmışlar mı?
Başka noktalara dağılanlar
var ama ağırlıklı olarak Türkiye'ye gelmişler. Özellikle
Karadeniz şeridinde çok fazla çerkes var. Yine de
Anadolu'nun her yerine bir şekilde dağılmışlar. Çünkü o
zaman Abdülhamit dönemi gelmeleri için çağrıda bulunuyor.
Nasıl bir muamele
görmüşler peki?
1920'de sıkıntılı bir dönemdi
Türkiye için. Rusya'dan çıktıklarında orada bir rejim
değişirken Türkiye'ye geldiklerinde ise başka bir rejime
geçmiş. O arada da istedikleri olmamış ve verilen toprak
sözleri tutulamamış.
Ama o dönemde mualif
olanlar olmuş…
Evet mesela; Karl Marks diye
bir gazeteci İngiliz gazetelerine makaleler yazıyor. Eşitlik
istiyorlar. O ve onun arkadaşlarının destekledikleri fikir
Rusya'yı genel anlamda kapsıyor. Marks bu soykırıma tanıklık
etmiş ve birçok fotoğrafta belgelemiş.
Çerkesler neden Yahudiler
gibi olmamış peki?
Baktığınızda Almanya hala
soykırımdan dolayı ciddi paralar ödüyor. Sonuçta bir tek
orada soykırım yapılmadı. Bugün Afrikada'da bir benzeri
yapılıyor.
Peki kimler bu soykırımın
üzerini örtmüş?
Belki o dönemin imkanları ve
şartlarıyla ilgili. Ama Yahudi soykırımında her şey daha çok
belgelenmiş ama Çerkesler bunu belgeleyememişler. Zaten o
dönemde Rusyada'da rejim değişiyor. Çarlık yıkılıyor yerine
komünizm geliyor. Bir şekilde unutturulmuş.
Çerkesler her şeylerini
bırakıp Türkiye'ye gelmeye nasıl gönüllü olmuşlar?
Ruslar'da Çerkesleri gemiye
bindirdiklerinde zor kullanmıyorlar. Çünkü ortada toprak
vaadi var ama bakıldığında tamamen bir aldatmaca var. Şöyle
diyorlar; “bizim paramız değerlidir. Çok yük almayın. O
yüzden altınlarınız ağırlık yapar deyip parayla
değiştiriyorlar. Ama Türkiye'ye geldiklerinde bir bakıyorlar
verdikleri para tedavülden kalkmış.
Çerkesler hangi dine
mensuplarmış?
Kafkaslardan geldikleri için
köklerinde Şamanizm var ama Müslüman ve Hıristiyan olanları
da varmış.
Antero Leitzinger “Sovyet
Rusya'nın yıkılışına ve hatta günümüze kadar devam eden
Müslüman ve Hıristiyan insanlardan oluşmuş bir topluma
uygulanmış planlı bir soykırım olarak ele almalıyız.”
diyor…_
Ben dinsel bir durum olduğunu
düşünmüyorum. Irkla ilgili. 1870'lerden 1920'ye kadar sürmüş
bu durum. Bence çarlık oradaki azınlıkları o topraklardan
gönderip kendi ırkını getirmek istemiş.
Soykırım 50 yıl sürmüş.
Rusyadaki şimdiki durum nedir?
Hala devam ediyor ki şöyle;
2002 senesinde Uğur Dündar bir geminin kaçırılışıyla ilgili
bir haber yapmıştı. O geminin kaçırılmasındaki sebeplerden
biri de Rusya'daki azınlık insanlarının haklarının verilmesi
ve korunmasıydı.
Çerkesler bu soykırımda
neden seslerini yükseltememişler?
Aslında Çerkesler dilleri ve
kültürleri olan tek başlarına bir ırk. Hepsinde liderlik
ruhu var ve bundan dolayı da lider çıkaramamışlar. Özlerine
baktığınız zaman çok cesur insanlar. _Mesela; Shutsejuko
Tseyko'nun Çar II. Alexander'a cevabı var:'Belki Kafkasya
Rus olacak ama Çerkesler damarlarında kan aktıkça Rus
Çarının kölesi olmayacaklar, sağken vatanımızı teslim
etmeyeceğiz. Ölüm köle hayatından iyidir. Atalarımızın
savaşçı şanına leke sürdürmeyeceğiz; 'Ya kahraman ol ya öl.'
BU
FİLME HİÇBİR ÇERKES KARŞI ÇIKMAYACAK
Bu bilgiler filmde nasıl
kullanılacak?
Bu fim begesel gibi değil,
sinema dili olacak. Gerçeklerden yola çıkılarak o dönemde
yaşayan bir aileyi konu alacak. Dolayısıyla ince bir
araştırma yapmak gerekiyor. Popüler birşey değil ama o
dönemi yansıtacak devlet başkanı ve Karl Marks'ın da yer
aldığı bir dönem filmi olacak. Bu filmin içerisinde sürgün,
soykırım ve aşk var. O yüzden çok inceliyorum.
Kendinize bir rol
düşündünüz mü peki?
Kendim içinde rol alır mıyım
bilmiyorum çünkü beni heyecanladıran daha çok hikaye oldu.
İçinde olup olmamak ile ilgili bir derdim yok.
Bu hikayede çalışmak
istediğiniz isimler var mı?
Evet Mesela; yönetmen olarak
Çağan Irmak olsun istiyorum. Oyunculardan ise Çetin Tekindor.
Çerkes olup da sinema
sektörüyle ilişkilenen kişiler var mı?
Yahudilerin sinemayla
ilişkileri gibi değil. Senarist ve yönetmenler var ama
ilgili olup bunu filmini çevirecek olana rastlamadım. Benim
kadar ilgilenene de rastlamadım. Ama şuna inanıyorum; Filmde
anlatılacak olan hikayeye hiç bir Çerkes karşı çıkmaz. Çünkü
onların da yaşadığı yakın tarih sonuçta. Dedelerinin ya da
annanelerinin anlattığı hikayelerinin filmde gördüklerinde
'demek böylemiş' diyecekler. Bu da o döneme tanıklık etmiş
Çerkeslerle istişare etmek ile olur.
Devletten bir yardım
aldınız mı bu konuda?
Evet. Bu konuyla ilgili
kitaplar var ve biraz içerisine girdiğinizde orada yaşam
öyküleri çıkıyor. O kısımları Kültür Bakanlığı'nın
arşivinden faydalandım. Ben bu filmin konu itibariyle yeni
bir dönem başlatılacağına inanıyorum.
Sonuç olarak…
Dünyanın en büyük soykırımı
olarak Yahudi soykırımı gösterilir ama kayıtlara
baktığınızda aslında en büyüğü Çerkes soykırımıdır.
KÜBRA&BÜŞRA İLE İKİDE BİR
* Not:
Sanatçı Tolga Karel'in Çerkes kültürü ile ilgilenip,
Çerkes Sürgününü bir filme konu etme girişimi taktirle
karşıladığımız için Yeni Şafak Gazetesi'nde yayınlanan köşe
yazısı ve röportajı bizde sitemizde yayınladık. Ancak
okuduğunuzda göreceğiniz gibi birçok eksik ve yanlış
bilgilenme var. Tolga Karel'in böyle ciddi bir çalışmadan
önce, yapacağını söylediği araştırmalarda bilgilerini
tamamlayacağını ve doğrulayacağını umuyoruz. /Kaffed
|