Birgün Gazetesi Yazı Dizisi:
Kafkasya: Yeni dünya düzeninin eski av sahası

04.09.2008
Birgün Gazetesi

 

KAFDAĞI’NIN ARDI: SİZ HANGİ EMPERYAL PROJEYİ ALIRDINIZ?

 

Kafkaslar‘da dünyayı değiştiren bir 6 gün savaşına daha tanık olduk. Kısa süren bu savaşın ardından ne zaman biteceği belli olmayan soğuk savaş başladı. Gürcülerle Ruslar arasında yaşanan savaş, başta ABD olmak üzere bütün dünyayı ilgilendiriyor….

 

Gürcü birliklerinin Güney Osetya’ya girdiği saatlerde, Çin Halk Cumhuriyeti’nin katıksız olimpiyat görgüsüzlüğüne tanıklık eden dünya liderleri başta konunun üzerinde durmadılar. İktidarını, Gürcistan’ın “vatanı ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne” yaptığı vurguyla güçlendiren Devlet Başkanı Saakaşvili görünüşe bakılırsa doğru bir zaman ve strateji seçmişti.

Ordusunu son dönemde gözle görülür bir biçimde güçlendiren Gürcistan, beklenenin aksine Abhazya yerine daha kolay ‘diş geçirebileceğini’ düşündüğü Güney Osetya’ya saldırmıştı. Başkent Tsinval kısa sürede ele geçirildi; daha ilk günden yüzlerce Kafkasyalı hayatını kaybetmiş, yaralanmış, evsiz, aşsız, susuz kalmıştı.

Derken, ilk uçağa atlayan Rusya Başbakanı Putin, soluğu Vladikavkaz’da, Kuzey Osetya’da aldı. Rusya, kimsenin beklemediği bir hız ve şiddette krize müdahale etti.

Gürcü kuvvetleri kısa sürede sadece Tsinval ve Güney Osetya’dan geri çekilmekle kalmadı, Abhazya’da Kodor geçidinde elinde tuttuğu stratejik mevziler de Abhaz birliklerinin eline geçti.

Saakaşvili yenilmişti, şaşkındı. Bir parçası olmak için çok çaba sarf ettiği Avro-Atlantik ittifakı Nisan ayında NATO üyeliği talebini geri çevirmekle kalmamış, Gürcistan’ın bölünmez bütünlüğünü gözeten ‘meşru’ eylemlerine” Rus’ların verdiği yanıta beklediği tepkiyi de vermemişti.

Gürcistan’ın askeri başarısızlığına yol açan temel hata, Rusya’nın müdahale etmeyeceği öngörüsüne dayanıyordu. Sonuçta Saakaşvili’ye kravatını yedirecek ölçüde boşa çıkan özgüven, savaşın sevk ve idaresinde gözlenen önemli taktik hataları da açıklayabilir: Öncelikle, Kuzey Osetya’da Kavkaz-008 tatbikatı nedeniyle binlerce Rus askeri, yüzlerce tank ve zırhlı araç bulunuyordu. Rusya bu birlikleri kullanarak krize çok hızlı bir biçimde müdahale edebildi. Avro-Atlantik desteğin Rusya’yı herhangi bir karşılık vermekten alıkoyacağına inanan Gürcistan, Rus birliklerinin Güney Osetya’ya tek giriş noktası olan Roki Tüneli’ni devre dışı bırakmayı bile düşünmemişti. Rus birlikleri, Kavkaz-008 tatbikatında denedikleri bütün taktikleri Gürcistan’a karşı uygulama şansı bulacaktı. Irak’tan ABD uçakları ile geri getirilen binlerce Gürcü askeri bu denklemi değiştiremeyecekti.

Gürcü askeri kapasitesini neredeyse tümüyle ortadan kaldıran Rus birlikleri Gürcü topraklarında ilerleyerek stratejik Poti Limanı’nı, Tsinval’e en yakın Gürcü kenti olan Gori’yi ve Türkiyeli mühendis ve işçilerin emeği ile inşa edilen önemli bir askeri üssü barındıran Senaki’yi ele geçirdi. Gori’de yine Kafkasyalılar öldü ve yaralandı. Gori ve Senaki’den çekilen Rus birlikleri Gürcülerin protesto gösterileri arasında Poti’de mevcudiyetini güçlendirdi.

 

SOĞUK SAVAŞ... YİNE, YENİDEN

Savaş sona erdiğinde, “dünyayı değiştiren altı gün” olarak anılacaktı. Nitekim Rusya’nın Avro-Atlantik ittifakının NATO ve AB örgütlerinin telkin, dayatma ve yaptırım tehditlerine rağmen NATO adayı Gürcistan’a müdahale etmesi ve kendisini salt Abhazya ve Güney Osetya ile sınırlandırmayıp Gürcü topraklarına da yerleşmesi, üstüne Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlığını tanıması bir süredir tartışılan “Soğuk Savaş yeniden mi başlıyor?” yorumlarına hız kazandırdı.

Bu yorumlarda dile getirilen iddialara göre Rusya, kendi stratejik etki alanı içinde bulunan bölgelerde artık dolaylı ya da dolaysız Avro-Atlantik mevcudiyetine hoşgörü göstermeyecekti; imparatorluk eski gücüne erişiyordu. Gürcistan’a koşulsuz destek veren Avro-Atlantik ise giderek güçlenen Avrasya ittifakının enerji tekeli nedeniyle sürece müdahale edemeyecekti. Tek kutuplu dünya yıkılmış, iki kutuplu daha dengeli bir dünya gelmişti. Rusya, Avro-Atlantik politikalarına direnerek ABD imparatorluğunun baskıcı yayılmacılığına set çekmiş oluyordu. Hatta manşetten verilen haberlerde Rusya’nın 21. yüzyılın yükselen güçleri olan Çin ve Hindistan’ı da yanına alarak Batı’ya meydan okuyacak bir paktı, Avrasya paktını kuracağı müjdeleniyordu.

Avro-Atlantik çizgisinde yorum yapanlar da esas olarak bu algıyı derinleştirecek yorumlarda bulunuyorlardı. Avrupa’nın Rusya kontrolünde olmayan tek enerji nakil koridoru tehdit altındaydı. Rusya uyanmış, petrol fiyatlarındaki astronomik artışla güçlenen ekonomisi ve artan siyasi ağırlığıyla birlikte uluslararası siyasette eşit ve karşıt bir güç olarak yerini almıştı. G-8 örgütünden çıkarılmalı, Dünya Ticaret Örgütü’nden dışlanmalıydı. Soğuk savaş geri gelmişti.

Bu yorumlara ilişkin görüşlerimizi saklı tutarak öncelikle bu tartışma biçimini kategorik olarak reddettiğimizi belirterek ilerleyelim. Kafkasya Avro-Atlantik ve Avrasya stratejik eksenlerinin kesişim noktası; Hazar ve Orta Asya havzası enerji kaynaklarına erişim yolları üzerinde…

Buraya kadar tamam, ancak Kafkasya boş bir arazi parçası değil; burada binlerce yıldır yaşayan halklar var. Kafkasya, göreceli olarak çok küçük bir bölgede kültürel benzerlikler taşımakla birlikte etnik ve dinsel olarak çok farklı özellikler gösteren halklardan oluşuyor. Ve bu halkların bir gün yeniden birlikte olma, herhangi bir emperyal güçten bağımsız Birleşik Kafkasya’yı kurma idealleri var.

 

EMPERYAL GÜÇLERİN MUHAREBE ALANI

Kafkasya, tarihi boyunca emperyal güçlerin muharebe alanı oldu. Bu yüzden de her türden tahakküm, direniş ve tahammül stratejilerinin uygulama alanı... Kafkasya en son silah sistemlerinin yanı sıra sürgünler, zorunlu yerleştirme, nüfus kaydırma vb ‘insan mühendisliği’ icatlarının denendiği laboratuvar alanlarından birisi... Demografik yapısı, yeniden yazılan, icat edilen tarihine, kültürüne, politik yapılarına paralel olarak değiştirildi ve günümüzdeki halini aldı.

Kafkas halklarının bağımsızlık özlemleri, farklı ideolojiler benimseyen ama aynı insan mühendisliği ve katliam politikalarına başvuran küresel ve bölgesel güçlerce hep engellenmeye çalışıldı. Bazı etnik unsurlar bu politikalar sonunda ortadan kaldırılırken, kısmen ya da tümüyle anavatanlarından sürülürken, bazıları da kendi topraklarında azınlık konumuna getirildiler. Siyasi haritalar, ilgili ülkeleri bir dış gücün merhametine, hakemliğine, korumasına, hamiliğine, ekonomisine muhtaç edecek şekilde oluşturuldu.

Konu, Kafkas halklarını tarihi, iradesi, hatta mevcudiyeti tümüyle dışarıda bırakılarak küresel güçlerin bölge üzerindeki niyetleri, oyunları, uygulamaları üzerinden tartışılamaz. Aksi halde yüzlerce yıldır bağımsızlık mücadelesi veren, türlü bölgesel ve küresel güçlerle tümüyle yok olmak pahasına çarpışan ve bölgenin asli unsuru olan halklara en büyük haksızlık yapılmış oluyor.

Kurgusal tarih Kafkasya halklarına rağmen yazılmaya devam ediyor ve Kafkasya meselesinin bir jeostratejik didişme hali olarak tartışılması bu kurgusal tarihe katkıda bulunuyor.

Zira çizilen yeni sınırlar yalnız haritalarda kalmadı, Kafkasyalıların algı ve imgelem  dünyalarına da nüfuz ettirilmeye çalışıldı. Kafkas ülkeleri yakın tarihin bu zoraki siyasi harita oyunu sonucunda birçok sıcak savaş yaşadı, yaşıyor. Kafkas ülkelerine sunulan tek seçenek küresel güçlerden herhangi birisine biat etmeleri… Peki, Kafkas halkları bu seçeneğe ne diyor, hiçbir analizde, hatta ‘sol’dan yapılan analizlerde bile buna dair bir fikir edinemiyoruz.

 

MÜCADELENİN DOĞASINI ANLAMAK

Kafkasya’yı anlamak için emperyal güçlerin belirlediği tezlere, terimlere ihtiyacımız yok. Kafkasya halkları, kapitalist dünya-sistemin boru hattı politikalarından, kendi iç hegemonya mücadelelerinden daha değerli ve bundan bağımsız bir mevcudiyeti var. Kafkasya, ABD ve Rus yayılmacılığının sınandığı bir çatışma alanı, metinlerarası bir entelektüel egzersiz platformu değil. Halkların tüm bu küresel güçlere rağmen varoluş mücadelesi verdiği bir alan. Bu nedenle de öncelikli olan ve bize düşen bu mücadelenin doğasını anlamak olmalıdır. Buna yazı dizisinde elden geldiğince yer vereceğiz.

Şimdi bir parantez açarak savaş sonrasında dile getirilen ve kategorik olarak reddettiğimiz bir görüşü ele alalım: Soğuk savaş yeniden başlıyor!

Kısaca, iki küresel güç ve stratejik eksen arasında askeri, ideolojik ve ekonomik bir denge, geçici bir pat durumu olarak tarif edilebilecek Soğuk Savaş döneminin sonunda artık yeni bir dünyada yaşıyoruz. Siyasi, ekonomik, askeri, ideolojik, kültürel meydan okumalarını henüz daha tam olarak idrak edemediğimiz, yarattığı yeni sorunlarla boğuştuğumuz ve baş etmeye henüz hazır olmadığımız bir dünya...

 

***

GÜNEY OSETYA: Kısa tarihçe…

GÜNEY Osetya, 1801 yılında Rusya tarafından ilhak edildi. Güney Osetya, devrimin ardından Menşevik Gürcistan Demokratik Cumhuriyeti’nin bir parçası olurken, Kuzey Osetya Terek Sovyet Cumhuriyetine dâhil oldu. Bölgede bağımsızlığı amaçlayan birçok isyan yaşandı. 1922’de Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetine bağlı Güney Osetya Özerk Bölgesi kuruldu.

10 Kasım 1989’da, Güney Osetya bölgesel konseyi, Gürcü Yüksek Konseyinden bölgenin özerk cumhuriyet statüsüne yükseltilmesini istedi. Gürcü Yüksek Konseyi aynı yıl Gürcüceyi ülkenin ana dili ilân etti.

1990 yılında da bölgesel partileri yasaklayan bir kanunu kabul etti. Bunun üzerine Osetya’lılar Güney Osetya’yı SSCB içinde tam egemen bir Sovyet Demokratik Cumhuriyeti olarak ilân etti. Osetyalılar müteakip Gürcü parlamento seçimlerini boykot ederek kendi seçimlerini yaptılar. Zviad Gamsakhurdia liderliğindeki Gürcü hükümeti bu seçimi gayrimeşru ilan etti ve 11 Aralık 1990 tarihinde Osetya’nın özerk statüsünü tümüyle kaldırdı.

1991 yılında çıkan şiddetli çalışmalarda 1,000 Kafkasyalı öldü ve yaklaşık 100 bin Osetyalı Kuzey Osetya’ya iltica etti. 23 bin Gürcü Güney Osetya’dan kaçarak Gürcistan’ın çeşitli bölgelerine yerleştirildi. Çoğu Güney Osetyalı, Stalin tarafından 1944 yılında sürülen İnguşların yerine yerleşti ve bu eski İnguş bölgesi üzerinde Osetyalılar ve İnguşlar arasında çatışmalara yol açtı.

1992 yılında Gürcistan ateşkesi kabul etti. Gürcüler, Ağustos 2008’deki savaşa kadar Akhalgori kasabası da dâhil olmak üzere Güney Osetya’nın önemli bir bölümünü elinde tutuyordu. Oset, Rus ve Gürcülerden oluşan bir barış gücü kuruldu. 2004 yılında gerilim yine artmaya başladı.

8 Ağustos 2008 sabahı, Gürcistan ateşkes ihlali gerekçesiyle Güney Osetya’ya girdi. Bunu Rusya’nın müdahalesi izledi. 15 Ağustos 2008’de bir ön ateşkes antlaşması imzalandı. Toplam olarak 70 bin olan Güney Osetya nüfusunun tahminen 30 bini Rusya’ya kaçtı. 18 Ağustos tarihinde evlerinden kaçan Gürcülerin sayısı 68 bini buldu.

26 Ağustos 2008 tarihinde Rusya, Güney Osetya’yı tanıdı. Belarus ve Venezüella da Rusya’yı izledi.

 

***

Gürcistan’ı silahlandıran ülkeler

»          ABD: Helikopter, karakol botu, otomatik tüfek, askeri eğitim.

»          Bulgaristan: Çekili ve kundağı motorlu obüs, havan topu, uçaksavar, tanksavar roketi, otomatik tüfek, mühimmat.

»          Macaristan: Zırhlı personel taşıyıcı; otomatik tüfek-mühimmat, makineli tüfek, havan topu.

»          Yunanistan: Hücumbot, karakol botu, telsiz, havan topu.

»          Letonya: Telsiz ve muhtelif telsiz aparatı.

»          Litvanya: Otomatik tüfek.

»          Kazakistan: Tanksavar füzesi.

»          Özbekistan: Taarruz helikopteri.

»          Türkiye: Zırhlı personel taşıyıcı, helikopter, otomatik tüfek, otomatik bombaatar, topçu roketi, obüs mermisi, karakol botu, komünikasyon ve seyrüsefer ekipmanı, GPS uydu sistemi.

»          Fransa: Radar istasyonu.

»          Çek Cumhuriyeti: Tank, çekili ve kundağı motorlu obüs, havan topu, mühimmat.

»          Estonya: Bilgisayarlı eğitim sistemi.

»          İsrail: İnsansız hava araçları, topçu roketleri, piyade tüfekleri, savaş uçağı modernizasyonu.

»          Bosna Hersek: Havan topu, topçu roketi.

»          Sırbistan: Mühimmat. 

»          Ukrayna: Tank, zırhlı personel taşıyıcı, eğitim uçağı, saldırı helikopteri, nakliye helikopteri, uçaksavar, hücumbot, karakol botu ve mühimmat.

(Not: Gürcistan, Milli Savunma Bakanlığı bütçesinden yaptığı silah alımlarının yanı sıra çok sayıda silah sistemini de hibe usulüyle envanterine katmıştır. Türkiye, Gürcistan’a en fazla askeri hibede bulunan ülkelerden birisidir.)

Kaynak: SIPRI

 

 
 

BU KATEGORİNİN TÜM HABERLERİ

 

 

 

..
...