|
|
|
|
Haber/Yorum |
|
Abhazya'nın 15'inci yaşı
|
|
01.10.2008
Muharrem Sarıkaya
Sabah Gazetesi
http://www.sabah.com.tr/2008/10/01/haber,576CDF1E0F1A431EB48DC1773F32E1A1.html |
|
|
Uçağımız
önce Rusya Federasyonu'nun tatil cenneti
Soçi'ye iniyor... Gideceğimiz yer ise
100 kilometre kadar doğuda...
Sözünü ettiğimiz yer bir zamanlar
"Sovyetler Birliği'nin
Rivyerası" olarak anılan coğrafya.
Toplam 240 kilometre deniz sahiline
sahip olan ve neredeyse her 10
kilometresinde bir etnik dilin
konuşulduğu, Karadeniz'deki yeni sorunun
adresi, dünyanın ikinci Kuzey Kıbrıs'ı
Abhazya'dayız...
Veya diğer bir anlatımla, 15 yıldır bir
günü gerilimsiz, kavgasız geçmeyen
çatışmanın yeni coğrafyasındayız...
Oysa çok değil, 1990 öncesinde eski
Sovyet ünlüleri, Abhazya'da dinlenir,
"sanatoryum" denilen alanlarda
bedenlerini tazelerdi...
Abhazya zenginliğin, tazelenmenin,
mutluluğun, dostluk ve buna dayalı iyi
beslenmenin adresiydi...
Bizim de bu topraklara ilk ayak
basmamızın üzerinden 20 yıla yakın zaman
geçmiş.
Bir zamanlar kaldığımız taşra oteli
niteliğindeki Sohum'un tek konaklama
merkezi, güzel anılar bıraktığımız Ritsa
Oteli yenilenmiş; beş yıldızlılara taş
çıkarır görünüme kavuşmuş.
Okaliptüs ağaçları ile donatılmış
caddeden yürüyerek parlamentoya doğru
yol alıyoruz. Soçi'den Sohum'a kadar
karşılaştığımız yıkık, dökük görüntü
şehrin içinde de hakim...
Binalar bomba izlerini bedenlerinden
silememiş.
Daha ilerisi kent barut kokusunu
üzerinden atamamış.
Zafer Meydanı'na vardığımızda,
parlamento binasının görüntüsü de
gözlemimizi teyit ediyor. Her yanı delik
deşik ve bomba lekeleri içinde, kapısız
penceresiz karşımızda duruyor.
30-50 yaş grubu
silinmiş
Önündeki Zafer Meydanı'nda toplanmış
binlerce insan ise bu görüntüsünden çok
uzak... Ellerinde yeşil beyaz çizgili
bayrakları neşe içinde sallıyorlar.
Aralarında ise birçoğunun babası veya
eşi durumunda olması gereken 30-50 yaş
grubu insan yok.
Sanki hepsi silinmiş, savaş alıp
götürmüş.
Abhazya bağımsızlığının 15'inci yılını
kutluyor.
Yalnızlığın hüznü
Meydanda dolaştığımızda görüyoruz ki
bağımsızlığı tek başına kutlayan
Abhazlar değil.
Kabarday, Bakar, Adige, Swan, Ermeni,
Lak, Ahıska, Şıpşıgh, Ubıh, Besloney,
Karaçay, Kumçuk, Çeçen, Nogay, Oset,
Başkurd, Tatar, Migrel, Mesket de
kutlamalara coşkuyla katılmış.
Hatta coğrafyanın bu cephesinde yaşayan
Gürcüler...
Bölgeyi iyi bilen Abhazya'ya birlikte
geldiğimiz Kafkas Dernekleri Federasyonu
Başkanı Cihan Candemir'e
bunun nedenini sorduğumda verdiği yanıt
birçok şeyi anlatmaya yetiyor:
"Gürcistan büyük bir
şansı kaçırdı. Bu
kadar etnik yapıdan
biri hiç değilse
yanında olurdu. Biri
dahi yanında değilse
nedenini kendisi
düşünmeli..."
Dönüş zor
Zafer Meydanı'nı dolduran insanlarla
konuştuğumuzda hepsi ağız birliği
etmişçesine aynı kelimeyi tekrar ediyor:
"Bağımsızlıktan geri
dönüş yok..."
Candemir'in de söylediği gibi Gürcistan
bu kadar çok etnik yapıyı karşısına
nasıl alabildi? Aslında soru bu noktada
da bitmiyor.
Türkçenin bu kadar çok konuşulduğu, en
fazla Abhaz diasporasının yaşadığı
Türkiye
hakkında hiç kimse bir tek kelime etmek
istemiyor. Sanki diller kilitlenmiş gibi
herkes bir anda susup yutkunuyor.
Meydanda toplananlardan bir iki kişi yüz
ifadesinden anladığımız kadarıyla,
olumsuz söz söylemek istediğinde
yanındaki sesini yükseltip susturuyor.
Üzerimizde Rus savaş uçakları gösteri
geçişi yapıyor önümüzden ise meydanı
dolduran egzoz gazlarıyla Rus malı
tanklar geçiş yapıyor.
Abhazya'nın bağımsızlığını kazanmasının
15'inci yıl kutlamaları bayramın birinci
günü bu görüntüler arasında
gerçekleşiyor.
|
|
|
|
|
| |
|
BU KATEGORİNİN TÜM
HABERLERİ |
|
|
|
.. |
|
... |