Hayata Gülümseyen Gözler Artık Yok…

27.06.2008
Zafer Sürer

 

Onu tanıdığımda üniversite öğrencisiydim. Ankara Kafkas Kültür Derneği tiyatro grubu adına Sivas’ta yapılacak gösterinin hazırlıklarını konuşmak üzere Sivas’a gitmiştim. Hem de bir kış günü.  Sivas’ı bilenler “kış”ın ne demek olduğunu iyi bilir. Karla kaplı Sivas sokakları, Sadık Ağabey’in gözleri kadar sıcak, parlak ve içten bir güneşle aydınlanıyordu o kış günü. İnsanı içine alıp sımsıkı saran sıcak bakışları ile ilk karşılaşmam Sivas Kafkas Kültür Derneği’nin biraz kahveyi andıran lokalinde olmuştu. Yıllarca uzak kalmış küçük bir kardeşini kucaklarcasına sarmıştı kollarıyla Sivas’ın sabah ayazında üşümüş bedenimi. Okey ve kağıt oynanan masaları yadırgadığımı bakışlarımdan yakaladığında acıyla karışık gülümsemeyle “Daha çok şaşıracağın bir şey söyleyeyim; bu insanlar sizin tiyatroyu da seyretmeye gelmeyecekler” demişti. On gün sonra tiyatroyu oynayıp dernek lokaline döndüğümüzde ne demek istediğini anlamıştım. Aynı insanlar dernek lokalinde “okeye” dönüyorlardı sigara dumanı arasında…

Sivas’ta tiyatro için koşullar iyi değildi. Gözle görülen fiziki koşullardan yakınmaya başladığımda “bir tek olumsuzluk onlar olsa iyi” diyerek sözümü kesmişti:

“Bu tiyatroyu boş salona oynama ihtimalimiz var, fakat hiç önemli değil, önemli olan bunu bilerek sizin buraya gelecek olmanız. Çünkü Sivas’ın buna ihtiyacı var.”

O hep hayata gülümseyerek bakan gözlerdeki “inanç”, sonraki yaşamımda rehberlik etmiştir bana. Ne zaman bir sıkıntıyla karşılaşsam gözümün önüne gelmiş ve “inanç” tazeletmiştir bana o sözleri.

Onu ilk tanıdığımdan bu yana 20 yıl geçmiş. Ve bu 20 yıl içinde “hayata gülümseyen” gözleriyle selamladı beni, bundan üç gün önce hastane odasındaki son görüşmemizde olduğu gibi:

“Duyuyorum, çok güzel şeyler yapıyormuşsunuz Zafer. Bütün arkadaşlarla gurur duyuyorum.”

“Bütün arkadaşlar” dediği, dil öğretmenleri eğitimine katılıp da ana dilde kurs açan arkadaşlarıydı. Cevabım kısa olmuştu elini sımsıkı tutarak:

 “Abazaca öğretmene ihtiyacımız var Ağabey. Sana ihtiyacımız var. Bir an önce iyileş!..”

Daha 3 gün önce bunları konuştuğum Sadık Ağabey artık yok. İlk karşılaştığımda kış günü, Sivas’ın ayazında “hayata gülümseyen” gözleriyle yüreğimi ısıtan O güzel insan yok artık.

Çetin Öner “Anadilim” adlı şiirini;

“…..

Anadilimi örtün üstüme

Örtün söz dilimi

Çıplağım

Üşüyorum…” diye bitiriyor.

Biliyor musun Sevgili Sadık Ağabey, bu akşam anadilim de ısıtmıyor beni…

                                                                          Zafer Sürer

 
 

 

 

..
...