|
Onu
tanıdığımda üniversite öğrencisiydim. Ankara Kafkas Kültür Derneği tiyatro
grubu adına Sivas’ta yapılacak gösterinin hazırlıklarını konuşmak üzere
Sivas’a gitmiştim. Hem de bir kış günü. Sivas’ı bilenler “kış”ın ne demek
olduğunu iyi bilir. Karla kaplı Sivas sokakları, Sadık Ağabey’in gözleri
kadar sıcak, parlak ve içten bir güneşle aydınlanıyordu o kış günü. İnsanı
içine alıp sımsıkı saran sıcak bakışları ile ilk karşılaşmam Sivas Kafkas
Kültür Derneği’nin biraz kahveyi andıran lokalinde olmuştu. Yıllarca uzak
kalmış küçük bir kardeşini kucaklarcasına sarmıştı kollarıyla Sivas’ın sabah
ayazında üşümüş bedenimi. Okey ve kağıt oynanan masaları yadırgadığımı
bakışlarımdan yakaladığında acıyla karışık gülümsemeyle “Daha çok
şaşıracağın bir şey söyleyeyim; bu insanlar sizin tiyatroyu da seyretmeye
gelmeyecekler” demişti. On gün sonra tiyatroyu oynayıp dernek lokaline
döndüğümüzde ne demek istediğini anlamıştım. Aynı insanlar dernek lokalinde
“okeye” dönüyorlardı sigara dumanı arasında…
Sivas’ta tiyatro için koşullar iyi değildi. Gözle görülen fiziki koşullardan
yakınmaya başladığımda “bir tek olumsuzluk onlar olsa iyi” diyerek sözümü
kesmişti:
“Bu
tiyatroyu boş salona oynama ihtimalimiz var, fakat hiç önemli değil, önemli
olan bunu bilerek sizin buraya gelecek olmanız. Çünkü Sivas’ın buna ihtiyacı
var.”
O hep
hayata gülümseyerek bakan gözlerdeki “inanç”, sonraki yaşamımda rehberlik
etmiştir bana. Ne zaman bir sıkıntıyla karşılaşsam gözümün önüne gelmiş ve
“inanç” tazeletmiştir bana o sözleri.
Onu ilk
tanıdığımdan bu yana 20 yıl geçmiş. Ve bu 20 yıl içinde “hayata gülümseyen”
gözleriyle selamladı beni, bundan üç gün önce hastane odasındaki son
görüşmemizde olduğu gibi:
“Duyuyorum, çok güzel şeyler yapıyormuşsunuz Zafer. Bütün arkadaşlarla gurur
duyuyorum.”
“Bütün
arkadaşlar” dediği, dil öğretmenleri eğitimine katılıp da ana dilde kurs
açan arkadaşlarıydı. Cevabım kısa olmuştu elini sımsıkı tutarak:
“Abazaca öğretmene ihtiyacımız var Ağabey. Sana ihtiyacımız var. Bir an
önce iyileş!..”
Daha 3
gün önce bunları konuştuğum Sadık Ağabey artık yok. İlk karşılaştığımda kış
günü, Sivas’ın ayazında “hayata gülümseyen” gözleriyle yüreğimi ısıtan O
güzel insan yok artık.
Çetin
Öner “Anadilim” adlı şiirini;
“…..
Anadilimi örtün üstüme
Örtün
söz dilimi
Çıplağım
Üşüyorum…” diye bitiriyor.
Biliyor
musun Sevgili Sadık Ağabey, bu akşam anadilim de ısıtmıyor beni…
Zafer Sürer |