O'nu unutturmayacak birçok şey var aslında.

27.06.2008
Bağ Behice

 

Ama galiba en çok, pırıl pırıl ve gülerek bakan iri yeşil gözlerini hatırlayacağım. Hiç bir şeyden etkilenmeyen, her şeye soğukkanlı bakan, ama Abhazya dediğinizde buğulanan, hasta yatağında ise Abhazya dediğinizde sarsılarak ağlayan o derin gözlerini.

Sonra, "Biz senden önce gideceğiz Abhazya'ya, sonra sen gelirsin, komşuluk yapacağız orada..." diye başlayan, "kendi vatanımızda olmak lazım, hele bir gidelim de..." diye devam eden özlem dolu sözlerini, Abhazya'yla ilgili duyduğu olumsuzluklara hemen çatılan kaşlarını, iç çekişlerini...

Federasyona her uğradığında, o anda yapmakta olduğumuz ne varsa hemen içinde oluveriyordu. O kadar kocaman bir yüreği vardı ki, vatanından geriye kalan o küçücük kısmına ailesi, dostları, tanısın tanımasın ismini duyduğu tüm Çerkesler sığıyordu, ismi geçen herkesi tek tek soruyor, emeği geçen insanlarımızla tanışmak istiyordu. Ve o kadar güçlü ve dirençli bir yüreği vardı ki, hastaneye yanına gittiğimizde, son günlerine kadar umudunu yitirmedi, konuşabildiği anlara kadar hep, artık iyileşeceğini, doktorların neler yaptığını anlattı, durdu. Dersimizi çalışıp gidiyorduk yanına, soruyordu yatağından, neler yapıyoruz, ne gelişmeler var bir bir anlatıyorduk. Varsa çekimler, fotoğraflar götürüyorduk, gözleri dolu dolu izliyordu, Abhazya Gecesi’ne kadar iyileşeceğini, mutlaka katılacağını söylerken kendisi gibi bizi de inandırıyordu adeta. “Bu defa olmadı, bir dahaki sefere…” diyordu sonra ağlamaklı…

Kendisi kadar dirençli olan, yıllarca onunla birlikte mücadele eden en iyi dostu, hayat arkadaşı Aliye ablanın da motivasyonuyla son anlarına kadar kendini bırakmadı, başı dik durdu. En mutlu, en verimli yaşlarıydı sanıyorum, bir de ateşi yükselmeseydi, Mayıs ayında hastaneye yatmak yerine Abhazya'ya gidebilseydi...

O bizim, Federasyon çalışanlarının hep gururla, övgüyle bahsettiğimiz, danıştığımız, paylaştığımız, örnek aldığımız Sadık ağabeymizdi. Şimdi canından bir parça koparmışlar gibi yüreği acıyan, içinde kalan o kocaman boşlukla son bir şeyler yapabilmenin telaşıyla oradan oraya koşturup duran Cumhur'un can dostu olan Sadık abimiz. O'nu yeterince anlatmak, umarım mümkün olur. Bir beyefendiydi, efendice yaşadı, efendice ayrıldı aramızdan.

Bıraktığın yerden devam edeceğiz elimizden geldiğince, unutmayacağız seni Axba Sadık, hiç şüphen olmasın…

Bziyala.

Behice Yeşilbağ

 

 
 
 

BU KATEGORİNİN TÜM HABERLERİ

 

 

..
...