“Abhazya Dışişleri Bakanı” Sergey Şamba'nın Türkiye Ziyareti

28.05.2008
Hasan Kanbolat
http://www.asam.org.tr/tr/yazigoster.asp?ID=2214&kat1=4&kat2=

 

Gürcistan’dan tek yanlı bağımsızlığını ilan eden Abhazya’nın “Dışişleri Bakanı” Sergey Şamba, 2 Haziran’da Türkiye’ye geliyor. 2 Haziran’da İstanbul’da Selimiye Kafkas-Abhazya Kültür Derneği’nde konuşacak olan Şamba, 4 Haziran sabahı Ankara’da basın toplantısı düzenleyecek. Şamba, aynı gün 15.00–17.00 saatleri arasında da (Ankara-Hilton Oteli Kavaklıdere Salonu) “Kafkasya’da Gelişmeler: Abhazya ve Gelecek” başlıklı bir konuşma yapacak. Temaslarından sonra beraberindeki heyetle aynı akşam Ankara’da düzenlenecek “Abhazya Gecesi”ne katılacak olan Şamba, 6 Haziran’da Abhazya’ya dönecek.

 

4. yüzyıldan itibaren Hıristiyan olan, Çarlık Rusyası'nın 1783’de vassalı olmayı kabul eden, 1801’de doğrudan Çarlık Rusyası'na bağlı eyalet olan Gürcistan, Sovyetler Birliği’nin dağılmasına kadar Çarlık Rusyası’na yakın olmasına karşın, Abhazya Gürcistan’dan farklı bir politika benimsemişti. Abhazya, etnik ve kültürel olarak aynı kökten gelen Kuzey Kafkasya halkları ile birlikte Çarlık Rusyası’nın işgaline direnmiş ve bu nedenle Osmanlı devletinin vassalı olan Abhazya nüfusunun yüzde 70'ini oluşturan Müslüman (Sünnî-Hanefi) nüfus 1864 ve 1878’de soykırıma ve Osmanlı devleti topraklarına zorunlu göçe tabi tutulmuştur. Böylece günümüze uzanan Abhaz sorununun temelleri atılmıştır.

 

Güneybatı Karadeniz kıyısında bulunan Abhazya’nın yüzölçümü 8.600 km², nüfusu 300 bin’dir. 1992-93 Gürcü-Abhaz savaşı öncesi nüfusu ise (1991) 550 bin’dir. Sovyetler Birliği devrinde Karadeniz kıyısında Gürcistan’a bağlı özerk bir cumhuriyet olan Abhazya, birliğin dağılmasının ardından 23 Temmuz 1992 tarihinde fiilen (de facto) Gürcistan’dan bağımsızlığını ilan etmiştir. Bunun üzerine, 14 Ağustos 1992 tarihinde Gürcü kuvvetlerinin Abhazya’nın başkenti Sohum’a girmesi ve buna Abhaz kuvvetlerinin cevap vermesiyle patlak veren Gürcistan-Abhazya ihtilafı topyekûn savaşa dönüşmüştür. Bu savaş bir yıldan fazla sürerek 30 Eylül 1993 tarihinde Gürcü kuvvetleri ile büyük ölçüde Gürcü nüfusunun Abhazya’yı terk etmesiyle sonuçlanmıştır. Savaşta iki taraftan yaklaşık 7 bin kişi ölmüş, 200 bin Abhazyalı Gürcü mülteci haline gelmiştir. 1992-93 yılları arasındaki Gürcistan-Abhazya savaşı, Abhazya açısından büyük bir sosyal ve ekonomik yıkımı getirmekle kalmamış, Gürcistan ile yeniden bir araya gelme seçeneğini de büyük ölçüde tüketmiştir.

 

3 Ekim 2004 tarihinde yapılan Abhazya devlet başkanlığı seçiminin Rusya Federasyonu'nun arzu etmediği bir biçimde Sergey Bagapş lehine sonuçlanmasından sonra Rus yanlısı Abhazlar ile Abhaz milliyetçileri arasında ortaya çıkan iç savaş tehlikesi, Abhaz halkının devlet başkanlarını seçmek için 12 Ocak 2005 tarihinde tekrar sandık başına gitmesine yol açmıştır. 3 Ekim seçimlerinde Abhazya’nın ilk Devlet Başkanı Vladislav Ardzınba ve Rusya Federasyonu’nun desteklediği aday olan Raul Hacimba seçimi kaybetmiş, buna karşın Abhaz halkının desteklediği aday olan Sergey Bagapş seçimi kazanmıştır. Söz konusu seçim sonucunda ortaya çıkan içsavaş tehlikesi ise Bagapş’ın 12 Ocak seçimlerine 3 Ekim seçimlerinde en çok oyu alan Hacimba ile tek liste ve ortak ekonomi programıyla katılması ile önlenebilmiştir. Buna göre, Bagapş devlet başkanlığına, Hacimba ise devlet başkanı yardımcılığına aday olmuş ve söz konusu ortaklık seçimi kazanmıştır. Aslında, Moskova’nın ağırlığını koyması ile sağlanan bu çözüm, Rusya Federasyonu ile Abhazya halkı arasında bir uzlaşma sağlama çözümü olmuştur. Moskova’nın baskılarına rağmen, Abhazya devlet başkanlığı seçimlerinin beklenmedik bir biçimde sonuçlanması ile birlikte, bu tanınmamış ülkede meydana gelen sessiz devrim dünyada yankı bulmasa da, Abhaz halkı yozlaşmış bir yönetim ve Rusya Federasyonu’nun gölgesinde kalmış bir Abhazya’dan kurtulmak istediğini, iktidar nimetlerini Moskova’nın desteği ile kullanan ve iktidarı bırakmak istemeyen yönetici sınıfı tasfiyeye kararlı olduğunu seçim sandığında ikinci defa göstermiştir. Abhazya’da parlamento seçimleri de Mart 2007’de yapılmıştır. Parlamento seçimlerinin birinci turu 4 Mart ve birinci turda adaylardan birinin yüzde 50 oy oranını aşamadığı 17 bölgede düzenlenen ikinci tur 18 Mart 2007’de yapılmıştır. Parlamentodaki 35 sandalye için 117 aday yarışmasına rağmen, sonuçlar süpriz olmamış ve milletvekillikleri Devlet Başkanı Sergey Bagapş ile Devlet Başkanı Yardımcısı Raul Hacimba’ya yakın adaylar arasında bölüşülmüştür. Abhazya, büyük veya ses getirecek bir yer olmadığından ve Rusya Federasyonu ile Gürcistan’ın dünyadan soyutladığı küçük bir coğrafya olduğundan dolayı bu tanınmamış topraklarda meydana gelen parlamento seçimleri dünyada ve Türkiye’de yankı bulmamış ve gölgede kalmıştır.

 

Bagapş önderliğindeki Abhazya hükümeti ülkenin iç ve dış politikasını yenileme sürecine girmeye başlamıştır. Abhazya parlamento seçimleri sonrasında, Abhazya’nın yeni dönemini ve geleceğini görüşmek, siyasi, sosyal ve ekonomik konularda işbirliğini geliştirmek amacıyla Bagapş’ın 21-25 Nisan 2007 tarihleri arasında planladığı Türkiye ziyareti sağlık sorunları nedeniyle 2007 sonbaharına ertelenmişti. Söz konusu Türkiye gezisinin ana amacının Bagapş ile Saakaşvili arasında Ankara’da kapalı bir görüşme yapmak olduğu ve bu nedenle büyük önem taşıdığı iddiaları da ortaya atılmıştı. Bagapş’ın 17-24 Ekim 2007 tarihleri arasında Türkiye’ye gayrıresmi ziyareti de Gürcistan’da iç kargaşalıkların artması ve ülkenin devlet başkanlığı seçimine doğru gitmesi üzerine Gürcistan Başbakanı Zurab Nogaydeli’nin Ankara’dan talebiyle ikinci defa ertelenmişti. Bu çerçevede, Gürcistan Devlet Başkanı Mikheil Saakaşvili ile Abhazya lideri Sergey Bagapş’ın 2008 yılı içerisinde muhtemelen Trabzon’da bir araya gelebileceği iddia edilmektedir. Gürcü ve Abhaz liderlerin buluşmasını sağlamak Türkiye, Gürcistan ve Abhazya için olumlu bir gelişme olabilecektir.

 

1991 yılında Sovyetler Birliği dağılınca, eski Sovyet cumhuriyetlerinin bağımsızlıkları tanınmış, buna karşın Sovyet cumhuriyetlerinin altında yer alan birimlerin (özerk cumhuriyet, özek bölge, özerk ilçe vb.) bağımsızlık talepleri tanınmamıştı. 1991’de dağılmaya başlayan ve Balkanlardaki küçük Sovyetler Birliği olarak anılan Yugoslavya’da da aynı yöntem izlenmişti. Ancak, hem Yugoslavya’nın (1974 Anayasası) hem de Sırbistan’ın özerk bölgesi olan Kosova’nın 17 Şubat’ta bağımsızlığını ilan etmesi ve bu bağımsızlığın Avrupa-Atlantik dünyası tarafından tanınması ile birlikte uluslararası hukuk yeniden değişmeye başlamıştır. Kosova, 'tekil örnek' olarak sunulsa da Kosova’nın bağımsızlık ilanının ardından bir ay bile geçmeden sözkonusu durum Güney Kafkasya’ya yansımaya başlamıştır. 17 Şubat 2008 tarihinde Kosova’nın bağımsızlığını ilan etmesinin ardından, 7 Mart’ta Abhazya parlamentosu da uluslararası topluma bağımsızlığın tanınması çağrısı yapmıştır. Abhazya parlamentosu ayrı bir açıklama ile de Rusya Federasyonu parlamentosunun alt kanadı Duma ile üst kanadı Federasyon Konseyi'nden Abhazya'yı tanımalarını istemiştir.

 

Abhazya’nın asıl korkusu yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olmasıdır. Tanınmayan bir devlet düzeni, zaten az olan nüfusun arttırılamaması ve Abhazca’nın Rusçanın baskısı altında erimesi, Abhaz aydınlarını tedirgin etmektedir. Bu nedenle, Abhazya’nın istikrar ve güvenliğini sağlamak, Abhaz nüfusunu artırmak, Rusya Federasyonu ve Gürcistan ile ilişkilerini dengelemek için Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesi arzulanmaktadır.

 

Sergey Şamba’nın gerçekleştireceği Türkiye temasları ve iletilecek mesajlar, Abhazya, Gürcistan, Rusya Federasyonu, Türkiye ve Kafkasya’nın geleceğinin belirlenmesi bakımından önem taşımaktadır. Bu bağlamda Şamba, Abhazya ile Gürcistan arasındaki sorunların çözülmesi için Türkiye’nin arabulucu olmasını ve Abhazya’ya uygulanan deniz ve hava ulaşım ile ticari ambargonun insani ölçülere çekilmesini isteyebilir. Değişim ve kimlik isteminde ısrarcı olan Abhazya’nın tarihî, kültürel ve akrabalık bağlarının bulunduğu Türkiye ile ilişkilerini yeniden geliştirmek için atağa geçmesi, Abhazya-Türkiye ilişkilerinin geleceğinin belirlenmesi bakımından önem taşımaktadır. Nitekim, Abhazya iktidarı ve halkı üzerinde büyük etkisi olan Dünya Abhaz-Abazin (Abaza) Halkları Birliği’nin 11 Haziran 2005’de Türkiye’de (Sakarya-Hendek) toplanması, Abhazya’nın siyasi, sosyal ve ekonomik konularda Türkiye ile işbirliğini geliştirmekte kararlı olduğunu göstermektedir. Ancak, ekonomik, tarihi ilişkilere ve kan bağına karşın, günümüzde ABD, AB, Almanya, İngiltere, İtalya ve Fransa merkezli 15 sivil toplum kuruluşunun Abhazya’da faaliyet göstermesine rağmen Türkiye’den herhangi bir sivil toplum kuruluşu Abhazya’da bulunmamaktadır.

 

Gürcü-Abhaz diyalogunun askıya alınması taraflar arasında gerilimin yükselmesine neden olmaktadır. Güneybatı Kafkasya’da sürdürülebilir barışın sağlanması ve uyuşmazlıkların önlenebilmesi için ilk önce tansiyonun kontrollü düşürülmesi gerekmektedir. Moskova, Abhazya ve Güney Osetya sorunlarına bölge dışı güçlerin (AB vb.) dahil olmasına olumlu bakmamaktadır. Bu nedenle söz konusu sorunların mümkün olduğu ölçüde uluslararası sorun olarak devam etmesi Gürcistan hükümetinin yararına olmaktadır. Gürcistan, toprak bütünlüğü çerçevesinde Abhazya ve Güney Osetya sorununu çözümleme kararlılığını sürdürmektedir. Türkiye de barış ve tarafları tatmin edecek çözüm arayışlarına yönelik görüşmelere aktif olarak katılmanın yollarını aramaktadır. Türkiye, Abhazya ile Gürcistan arasındaki sorunların çözülmesi için arabulucu olmaya hazırdır. Bu gelişmeler doğrultusunda, Türkiye'nin Kafkasya coğrafyasındaki tarihsel miras ve sorumluluğuna sahip çıkması ve bu bağlamda Kafkasya'daki çıkar ve hedeflerini yeniden tanımlaması gereği her zamankinden daha büyük bir önceliktir. Güneybatı Kafkasya ile tarih ve akrabalık bağları bulunan Türkiye’nin Abhazya ve Güney Osetya sorunlarında daha aktif rol alması, Gürcistan’ın Trabzon ile Sohum arasında yeniden deniz bağlantısı kurulmasına izin vermesi ve Türkiye-Abhazya arasında Gürcistan-Abhazya arasında olduğu düzeyde bir ticari ve insani ilişki kurulmasına izin vermesi Gürcistan’ın da yararına olacaktır. Aksi halde, Abhazya ve Güney Osetya sorunlarını 2008 yazında çözmek isteyen Saakaşvili bu arayışlarında Rus lider Medvedev’le baş başa kalacaktır.

 

 

BU KATEGORİNİN TÜM KONULARI

 

 

..
...