|
Rusya Parlamentosu'nun hem alt
kanadı Duma'nın (Meclis), hem de
üst kanadı Federasyon
Konseyi'nin (Senato) Güney
Osetya ve Abhazya'nın
bağımsızlıklarının tanınmasını
öngören tavsiye kararını dün
oybirliğiyle kabul etmelerinden
sonra Kafkaslar'daki kriz biraz
daha derinleşti.
Karar için son sözü Başkan
Dimitri Medvedev söyleyecek.
Onun tercihini Ermenistan da en
az krizin tarafları kadar
heyecanla bekliyor. Çünkü
Erivan'dan gelen haberlerde
Rusya'nın Güney Osetya ve
Abhazya'nın bağımsızlıklarını
tanıması durumunda Ermenistan'ın
da hemen Yukarı Karabağ'ın
bağımsızlığını tanıdığını ilan
edeceği bildiriliyor. (Bir bu
eksikti!)
Medvedev'in hiç değilse yakın
gelecekte parlamentonun tavsiye
kararını sümen altında
tutacağına inanılıyor.
Katılıyoruz. Güney Osetya ve
Abhazya sorunlarının askıda
tutulması Rusya'nın
politikalarına daha uygun
düşüyor. Böylece Gürcistan'ın
toprak bütünlüğü kağıt üstünde
korunmuş ama fiilen ortadan
kalkmış oluyor.
Bu da Batı'nın bu ülkeyle ilgili
politika belirlemelerini ve
karar almalarını iyice
zorlaştırıyor. Daha da vahim bir
tablo var: Rusya "İnceldiği
yerden kopsun" diyerek Güney
Osetya ve Abhazya'nın
bağımsızlıklarını tanırsa,
ABD'siyle, AB'siyle, NATO'suyla
tüm Batı bu gelişmeyi
durdurabilecek güce,
dayanışmaya, hatta meşruiyete
sahip değil.
ABD yıl başına kadar sürecek
geçiş dönemi yaşıyor. AB'de Irak
savaşı sırasında görülen çatlak,
Gürcistan krizinde yine su
yüzüne çıktı. NATO'ya gelince;
tek kelimeyle çaresiz. Çünkü
ittifakın Rusya'ya ihtiyacı,
Rusya'nın ona ihtiyacından çok
daha fazla ve hayati olduğunu
herkes biliyor. Özellikle de
NATO'nun geleceğini, hatta
kaderini belirleyecek Afganistan
savaşı sürerken. Rusya'nın
Afganistan'a ikmal taşıyan
uçaklara hava sahasını kapatması
bile NATO'nun savaş alanında
beyaz bayrak çekmesine
yetebilir.
Bu geniş tabloyu Türkiye'nin bu
krizde oynayabileceği rolün ve
üstlenebileceği sorumluluğun
tarihi önemini bir kez daha
vurgulamak için çizdik.
"Nabucco" projesinin önemi
Önce bir soru: Rusya,
Gürcistan'ı niye tahrik etti ve
çatışmada orantısız güç
kullandı? (Saakaşvili dün "La
Liberation" gazetesinde
yayınlanan demecinde "Ruslar'ın
blöf yaptığını sandım"
itirafında bulundu.)
Sorunun yanıtı iki bölümden
oluşuyor: 1-Rusya, Gürcistan'ın
NATO üyeliğini durdurmaya
çalışıyor. 2-Rusya, Kafkaslar'ın
güvenli enerji koridoru
olamayacağını kabul ettirmeyi
amaçlıyor.
Yanıtın ilk bölümünün içini
şöyle doldurabiliriz: Gürcistan,
Rusya'ya karşı güvenliğinin
çözümünü NATO şemsiyesine
sığınmakta görüyor. Rusya ise
NATO'nun kendisini Baltık'tan
Hazar'a kadar NATO'nun
kuşatmasını önlemeye uğraşıyor.
İki tarafın kaygıları ancak
siyasi ve diplomatik çabalarla
giderilebilir.
Türkiye'nin önerdiği ve
öncülüğünü yaptığı Kafkas
Platformu bunun doğru adresi
olabilir. Gelelim enerjiye.
Rusya, özellikle "Nabucco"
projesiyle Kafkaslar'ın enerji
koridoru işlevinin güçlenmesini
istemiyor, çünkü bunu hem
amaçları (Avrupa'nın bir
numaralı gaz tedarikçisi olarak
kalmak) için tehdit, hem de
güvenliği için tehlike
(Sovyetler Birliği'nin
dağılmasından sonra Rusya'nın by-pass
edildiği 6 boru hattı inşa
edildi) olarak görüyor.
Peki neden "Nabucco", RusyaBatı
büyük oyununun piyonu olmaktan
çıkarılıp, bir barış fırsatına
dönüştürülmesin? Neden "Nabucco"ya
Ruslar da ortak edilmesin?
Bitmedi. "Nabucco" yalnızca
Hazar gazını Avrupa'ya
ulaştırmayı öngörmüyor.
Fizibilite hesaplarında İran'ın,
Irak'ın, Mısır'ın gazı da
gözönünde tutuluyor.
Önerimiz şu: "Nabucco"nun mevcut
ortakları ile projeye ilgi duyan
veya ortak olmaları istenen tüm
ülkeler bir enerji platformunda
biraraya getirilebilir. Türkiye,
ABD, Rusya, AB, İran, Irak,
Azerbaycan, Türkmenistan,
Kazakistan, Mısır, Gürcistan,
hatta Ermenistan ile Mısır
gazını Türkiye'ye taşıyacak boru
hattının geçtiği ülkeler...
Böyle bir platform yalnızca
Kafkaslar'ın güvenliğinin ve
istikrarının sağlanmasında
değil, aynı zamanda İran ve
Ortadoğu krizlerinin çözümüne de
çok ciddi katkı yapacak bir
mekanizma olabilir.
Kafkas Platformu'nu öneren
Türkiye, Nabucco Platformu'na da
öncülük edebilir mi?
Yoksa hayal mi kuruyoruz...
|