|
Gürcistan
Devlet Başkanı Mikheil Saakaşvili 22 Mayıs 2008’de yaptığı
açıklamada, Milli Hareket Partisi'nin 21 Mayıs’ta yapılan
genel seçimlerde zafer kazandığını ilan etti. Gürcistan'ın
batısındaki Zugdidi'de bir grup gazeteciye yaptığı
açıklamada Saakaşvili, 'Seçimler özgür ve adil olmuştur,
uluslararası gözlemcilerin bunu kabul edeceklerini umuyorum.
Ancak en çarpıcı şey, iktidardaki partinin ezici zaferidir'
dedi.
Gürcistan muhalefeti, seçimlerin
'hileli' olduğunu öne sürse de bu seçimler, eski bir Sovyet
cumhuriyeti olan Gürcistan’da demokratik ilerlemelerin bir
göstergesi olarak görülüyor. Ancak, ülkenin, eski Sovyetler
Birliği ülkeleri arasında demokrasi konusunda öncülük
etmesinden ötürü edindiği olumlu imaj, 2007 yılında
hükümetin muhalefet gösterilerini bastırmak için güç
kullanmasının ardından yara almıştı.
Kesin olmayan sonuçlara göre,
Saakaşvili'nin Milli Hareket Partisi oyların yüzde 61,11'ini
aldı. Dokuz partiden oluşan Muhalefet Bloku yüzde 15,28;
Hıristiyan Demokratik Parti yüzde 8,02; İşçi Partisi yüzde
6,81 oranında oy aldı. Kayıtlı
3 milyon 400 bin seçmenin bulunduğu ülkede, 76 seçim
bölgesinde 3 bin 556 sandık kurulmuştu. Gürcistan’ın yabancı
ülkelerdeki büyükelçiliklerinde de 45 sandıkta oy
kullanılabilmişti. Genel seçimleri 23 yabancı ve 36 yerli
teşkilattan toplam 15.051 gözlemci izlemişti. Gürcistan’da
anayasada yapılan değişiklikle parlamentoda daha önce 235
olan milletvekili sayısı 150’ye düşürülmüş ve siyasi
partilerin milletvekili çıkarabilmeleri için öngörülen oy
barajı yüzde 7’den yüzde 5’e indirilmişti. Ayrıca,
parlamentoya girecek 150 milletvekilinden 75’i parti
listelerinden, 75 milletvekili ise çoğunluk sistemine göre
seçiliyor.
Saakaşvili, dört yıl önce Gül
devrimini gerçekleştirirken yoksul, parçalanmış, istikrarsız
ve gelecekten umudunu yitirmiş bir ülke devralmıştı.
Gürcistan’da gelir uçurumunu gidermeyi, refah düzeyini
arttırmayı, istikrarı sağlamayı, Avrupa-Atlantik dünyası ile
bütünleşmeyi, NATO’ya ve AB’ye üye olmayı, dondurulmuş
çatışma bölgeleri olan Abhazya ve Güney Osetya sorunlarının
bitirilmesini, Acaristan’da Aslan Abaşidze yönetiminin
tasviyesini vaat etmişti. Saakaşvili, dört yıllık iktidarı
boyunca vaatlerinden bazılarını gerçekleştirebildi. Örneğin,
ülkede rüşvet büyük ölçüde ortadan kalktı, istikrar
sağlandı, Abaşidze tasfiye edilerek Türkiye’nin
garantörlüğüne rağmen Acaristan’ın özerkliğinin içi
boşaltıldı. Avrupa-Atlantik dünyası ile bütünleşme yönünde
olumlu adımlar atıldı. Ancak, söz konusu adımlar Gürcü halkı
için yeterli bulunmadı. Gürcü halkı hükümetin işsizlikle
mücadele programını yeterli görmedi. Refah düzeyinin artması
ve Batı ile bütünleşmek için beklemek istemedi. Dondurulmuş
çatışma bölgelerinin Gürcistan’ın geleceğine ipotek
koymasından ve belirsizlikten sıkıldı. Bunların yanında
Saakaşvili’nin “Gül Devrimi”ni birlikte gerçekleştirdiği
arkadaşlarını yönetimden uzaklaştırması ve devrim
arkadaşlarının muhalafete geçmesi muhalefetin güçlenmesine
neden oldu. İktidarının ilk yıllarında Şevardnadze
yönetimini suçlayan ve enkaz devraldığını söyleyen
Saakaşvili, günümüzde ise dört yıl önce kendisini iktidara
getiren “Gül Devrimi”nden bu yana düzenlenen en büyük
muhalif gösteriler karşısında, eski devrim arkadaşlarını ve
kuzey sınırındaki dev komşusu Rusya Federasyonu’nu suçluyor.
Gürcistan modeli, sivil darbe ile
Sovyet eğitimli yöneticilerin tasfiyesi, Batı eğitimli ve
devlet başkanının akrabası olmayan genç yöneticilerin
iktidarı ele geçirmesi, ülkenin demokratikleştirilmesi
sürecinin başlatılması, Batı dünyasına entegrasyonun
hızlandırılması ve Batı tipi demokrasinin eski bir Sovyet
cumhuriyetinde inşaa edilmesi olarak özetlenebilir. Ancak,
böyle bir Gürcistan modelinin başarılı olup olamayacağı
büyük ölçüde Saakaşvili iktidarının önümüzdeki yıllarda Batı
tipi demokrasi ile Batı destekli tek adam yönetimi arasında
yapacağı tercihe; bu tercihin tek adam yönetiminin
kurumsallaştırılması olması halinde ise Türkiye, ABD ve
AB’nin bu yönetimi benimseyip benimsemeyeceğine bağlıdır.
Ayrıca, Gürcistan’a NATO kapılarının
açılmaması Gürcü halkında büyük bir hayal kırıklığına neden
olmuştur. Gürcistan’ın NATO üyeliğinin önündeki en büyük
engel olarak fiilen (de facto) Gürcistan’dan bağımsız olan
Abhazya ve Güney Osetya bulunmaktadır. Bu nedenle,
Saakaşvili’nin, 21 Mayıs 2008 tarihinde yapılan genel
seçimlerden sonra iktidarını güçlendirmesine dayanarak
Abhazya ve Güney Osetya’yı yeniden Gürcistan’ın bir parçası
haline getirerek NATO ile AB kapılarını açabilmek için bu
iki bölgeye karşı güç kullanması ihtimal dahilindedir.
|