Mikhail
Saakaşvili’nin Batı tarafından desteklenen renkli devrim ile
iktidarı ele geçirmesiyle birlikte Gürcistan, sadece
Batı’nın “anti-demokratik” olarak nitelendirdiği ülkeler
listesinden çıkartılmamış, aynı zamanda diğer BDT
cumhuriyetleri için “demokratikleşme” konusunda bir örnek
olarak da gösterilmiştir. Nitekim, Gürcistan’dan sonra
Ukrayna ve Kırgızistan’da da benzer gelişmeler yaşanmıştı.
Gürcü halkı için ise, demokratikleşmeden ziyade ekonomik
sorunların çözümü, refah seviyesinin artışı, işsizlik
oranının azaltılması, ayrılıkçı bölgeler sorununun çözümü
gibi konular daha önemliydi. Halk, ABD’nin de desteğiyle
Saakaşvili’nin bu sorunları çözeceğini ümit etmiş,
Şevarnadze’yi iktidardan uzaklaştırmak için sokaklara
dökülmüş ve Saakaşvili, Gürcü kökenli Sovyet lider Stalin
kadar sevilmeye başlanmıştı.
Ancak, renkli
devrimin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen, Gürcü halkı
ekonomik sorunlarla boğuşmaya devam etmekte, işsizlik oranı
azalmamakta, ayrılıkçı bölge sorunları ise her geçen gün
yeni bir boyutu ile hükümeti meşgul etmektedir.. Yaklaşık
bir milyon Gürcü, ailesinin geçimini sağlamak için Rusya’da
iş ararken, hükümet de son dönemde ülkede gelişen demokratik
değerlerden bahsetmektedir. Başarısızlıklarının farkında
olan hükümet, bunları örtmek için Rusya’yı hedef seçmiş ve
bütün sorunların suçlusu olarak bu ülkeyi göstermeye
başlamıştır. Nitekim Saakaşvili, uluslararası arenadaki her
uygun platformda “amansız düşman” olarak nitelendirdiği
Rusya’yı eleştirerek bir taraftan mevcut sorunları ikinci
plana itmeye çalışmakta, diğer taraftan da kendini, Gürcü
halkının gözünde milli değerleri “emperyalist Rusya’ya”
karşı savunan bir kahraman olarak sunmaya çalışmaktadır.
Milliyetçi akımlarının güçlenmekte olduğu bir dönemde,
Saakaşvili’nin bu senaryosu, sınırlı seviyede de olsa,
rağbet görmüştür. Ancak bu politika daha büyük sorunlara
yol açmıştır. Saakaşvili’nin iktidara gelmesiyle Rusya
Federasyonu ile ilişkiler daha fazla gerginleşmiş, hatta
tamamen kesilme noktasına gelmiştir. Rusya’nın Gürcü
şaraplarını ithal etmeyi durdurması; Rusya’da çalışan ve bu
yolla ailesini geçindiren Gürcü vatandaşların para aktarma
işlemlerini sınırlandırması; doğalgaz fiyatlarını artırması
gibi gelişmeler Gürcü halkını doğrudan etkilemiş ve halk
bütün bu olayların müsebbibi olarak Saakaşvili’yi görmüştür.
Nitekim, 6 Ocak 2008’de Gürcistan’da yapılan seçimler
öncesinde halkın sokağa çıkmasının ve devlet başkanı
seçimlerinin erken yapılmasının en önemli nedeni, Gürcü
halkının Saakaşvili’nin yürüttüğü politikalardan memnun
olmamasıdır.
Bununla
birlikte, her ne kadar halk kitleleri Saakaşvili’yi ve
politikalarını protesto etmek amacıyla gösterilerde bulunmuş
olsalar da, seçmenlerin yaklaşık yarısı oyunu Saakaşvili’den
yana kullanmıştır. Resmî açıklama yapılmamasına rağmen,
Saakaşvili’nin yüzde 51’den fazla oy alacağı kesinleşmiş ve
böylece ikinci tura gerek kalmamıştır. Muhalefetin ortak
adayı Levan Gaçeçiladze ise oyların ancak yüzde 26 kadarını
alabilmiştir. Her ne kadar muhalefetin halkı sokaklara
çıkarmadaki temel amaçlarından biri seçimlerin erkene
alınmasını sağlamak olsa da, erken seçimler muhalefetin
işine yaramamıştır. İktidar elindeki bütün kozları
kullanarak seçimlerden zaferle çıkarken, muhalefet son ana
kadar ortak aday konusunda çelişkiler yaşamış ve bir kez
daha kendisini halka ifade etmekte zorlanmıştır. Saakaşvili
ise, halkın talep ettiği erken seçime gitmek suretiyle, bir
kez daha demokratik değerlere önem verdiği görüntüsünü verme
fırsatını kullanmıştır. Muhalifler arasında güçlü ve popüler
bir adayın olmaması da Saakaşvili’nin zaferine katkıda
bulunmuştur. İlk seçim sonuçları açıklandıktan sonra
muhalefet seçimlere hile karıştırıldığını ve sonuçlara
itiraz edeceğini açıklamış olsa da, gerek AB gerek ABD
seçimleri demokratik olarak nitelendirmiştir. Seçimleri
yakından takip eden Rusya ise daha temkinli davranmış ve
Rus yetkililer seçim sürecinde muhalefetin adaylarına baskı
yapıldığını ve demokratik ilkelere aykırı başka sorunların
yaşandığını dile getirmişlerdir. Hiç şüphesiz, muhalefetin
itirazları ve Rusya’nın açıklamaları seçim sonuçlarını
etkilemeyecektir. Ancak, bundan sonraki süreçte
Saakaşvili’nin de daha başarılı politikalar izlemesi
gerekmektedir. Aksi takdirde, önümüzdeki aylarda
gerçekleşecek olan parlamento seçimleri, Saakaşvili’nin
yenilgisiyle sonuçlanabilir. Bu nedenle hükümetin, Rusya’yı
karşısına alarak bazı sorunların üzerini örtme
politikalarında ısrar etmek yerine, halkın refahını
arttırmaya yönelik somut adımlar atması gerekmektedir.
Gürcistan’ın,
Türkiye ve Azerbaycan ile işbirliğine giderek çeşitli
alanlarda başarılı projeler yürütmesi, Saakaşvili’nin bugüne
kadarki politikalarının belki de en başarılı hamlelerini
oluşturmaktadır. Üç ülke arasındaki işbirliğinden en kârlı
olarak Gürcistan çıkmıştır. Bununla birlikte, ABD’nin de
desteklediği bu üçlü blokun, Gürcistan’ın bütün sorunlarını
çözmesi söz konusu değildir. Dolayısıyla, Gürcistan’ın Batı
ve komşu ülkelerin yanı sıra Rusya ile de ilişkilerini
düzeltmesi ve bu ilişkilerden azami çıkar sağlamayı
hedeflemesi büyük önem taşımaktadır. Diğer taraftan, .
Gürcistan’ın ülke içindeki sosyal ve ekonomik sorunları
çözmesi ,ayrılıkçı bölgeler sorununu da olumlu şekilde
etkileyecektir. Zira, gerek Abhazya gerek Güney Osetya’nın
ayrılıkçı hareketlerde bulunmalarının en büyük nedenlerinden
birini, yaşamakta oldukları sosyo-ekonomik krizler
oluşturmaktadır.
Abhazya ve
Güney Osetya’nın karşılaştığı diğer büyük sorunlar arasında,
demografik gelişmelerden kaynaklanan olumsuzluklar ön
sıralarda yer almakta olup .nüfus azalması nedeniyle bu
bölgeler “yok olma” korkusu yaşamaktadırlar. 1989 yılı nüfus
sayımına göre Abhazya’nın nüfusu 500 bin iken, bugün
Abhazya’da ancak 200 bin kişi yaşamaktadır. Abhazların
Abhazya’daki sayıları, bu bölgenin toplam nüfusun ancak üçte
birini oluşturmaktadır. Güney Osetya’nın nüfus dengesi ise
daha karmaşıktır. Resmî istatistikler bulunmamakla birlikte,
Güney Osetya’da 35-40 bin Osetin ve 20-22 bin Gürcünün
yaşadığı tahmin edilmektedir.
Her iki ayrılıkçı
bölgede de nüfusun gün geçtikçe azalması, bunların
gelişmelerini engellemektedir. Abhazya’nın turistik bir
merkez haline gelmesi için insan gücüne ihtiyacı vardır.
Ancak Abhazlar bugün bile, Abhazya’da “azınlık” konumundadır
ve buraya yönelik zorunlu göçler yapılması, mevcut dengeyi
daha da olumsuz etkileyecektir. Nüfus sorunu, nüfusları
zaten çok az olan bu ayrılıkçı bölgelerin bağımsızlık
çabalarının önünde önemli bir engel teşkil etmektedir.
Dolayısıyla, geleceğe yönelik tahminlerde bulunurken, bu
bölgelerin ya Rusya’daki diğer halklarla kaynaşıp asimile
olacaklarını ya da Gürcistan ile federatif yapıya dayanan
bir anlaşmaya varacaklarını tahmin etmek mümkündür.
Bununla birlikte,
şimdilik hem Güney Osetya hem de Abhazya, Gürcistan’ın
içinde yer almayı kabul etmemektedirler. Bu bölgeler,
ayrılıkçı hareketlerinde Moskova’nın desteğini arkalarına
alsalar da, tarafların beklentileri çok farklıdır. Abhazya
ve Güney Osetya, bağımsızlığı amaçlarlarken; Moskova da
Güney Kafkaslar’da etkisini arttırma çabası içindedir. Söz
konusu bölgeler de aslında Moskova’nın bu çabasından
haberdardırlar ve Moskova’nın, bu amacına ulaşabilmek için,
kendilerine ihanet ederek Gürcistan ile işbirliğine
gidebileceği ihtimalini de göz önünde bulundurmaktadırlar.
Bununla birlikte Abhazya, Güney Osetya’dan farklı olarak
tamamen bağımsız olmak, ancak Rusya ile de yakın işbirliği
sürdürmek isterken, Güney Osetya Rusya Federasyonu içinde
yer alma seçeneğine fazla soğuk bakmamaktadır. Bunun
nedenleri de yine demografik durumla açıklanabilir. Abhazya,
Rusya içinde yer aldığı takdirde, Rusya’daki diğer halklar
arasında asimile olma ihtimali çok yüksektir. Güney Osetya
bakımından ise, Rusya içerisinde kalmak da önemli bir
gelişmeyi beraberinde getirebilecektir.. Güney Osetya Rusya
bünyesinde yer aldığı takdirde, Kuzey Osetya ile
birleşebilecektir ve bu da varlığını devam ettirebilmesi
için Oset halkına önemli bir açılım sağlayacaktır.
Bununla birlikte,
taraflar ayrılıkçı bölgeler sorununun çözümünün, ancak
masaya oturmak suretiyle, müzakereler yoluyla
sağlanabileceğini unutmamalıdırlar. Söz konusu sorunlara
çözüm ilgili tüm tarafların yararınadır. Gürcistan, bu
sorunları çözdükten sonra NATO ve AB ile entegrasyon
sürecini hızlandırma ve ekonomik sorunlarına öncelik verme
imkanına kavuşacaktır. Moskova ise Güney Kafkasya’da
istikrar sağlanması durumunda Kuzey Kafkaslar’da kendini
daha rahat hissedecektir.
|