|
Muhaliflerin gösterilerine ve baskılarına
dayanamayan Gürcistan Devlet Başkanı Mikhail Saakaşvili, ilk etapta ülkede sıkı
yönetim ilan etti, ardından da Batı’nın baskılarının etkisiyle başkanlık
seçimlerinin 5 Ocak 2008 tarihinde gerçekleşeceğini açıkladı. Saakaşvili, ve
muhalefet seçimler için şimdiden hazırlıklarını başlatmış bulunuyorlar.
Muhalefet temsilcileri, ülkenin en zengin iş adamlarından, şarap fabrikası
sahibi Levan Gaçeçiladze’yi aday göstereceklerini açıkladılar. Saakaşvili de bir
taraftan demokrasi kurallarını çiğneyerek muhalefete karşı savaş başlattı ve
halkla olan temasını arttırdı. Bu bağlamda, Tiflis’teki bir okulun
öğretmenleriyle yaptığı görüşmede, devlet başkanlığı seçimleriyle ilgili
konuları dile getirdi. Ancak, Saakaşvili alışılagelmiş bir şekilde konuşmasının
büyük bir bölümünü “ezeli düşman” Rusya’ya ayırdı.
Geçtiğimiz günlerde Saakaşvili, 2006 yılında Beyaz
Rusya’nın başkenti Minsk’de gerçekleştirilen Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT)
Zirvesi sırasında Putin’in kendisine iletmiş olduğu “biz Abhazya’da ikinci
Kıbrıs yaratacağız” ifadesini kamuoyuyla paylaştı. Vladimir Putin ve diğer Rus
yetkililerin Saakaşvili’nin bu sözleriyle ilgili olarak şimdiye kadar açıklamada
bulunmamaları, Putin’in gerçekten de bu sözleri sarf edip etmediği ve bununla
neyi kastettiği konusunda zihinlerde soru işaretleri uyandırıyor. Ancak,
Kıbrıs’la kıyaslandığında, Rusların da sözde, Abhazların güvenliğini sağlamayı
amaçladıklarını iddia ve bahane ederek Abhazya’ya girmeye kalkışmaları mümkün.
Bununla birlikte, Rusya’ya karşı koymak ve böylece kendisini kahraman olarak
göstermek suretiyle oylarını arttırmayı planlayan Saakaşvili’nin bu sözlerinin
gerçekleri yansıtmama olasılığı da çok büyük. Zira, uygun gördüğü her fırsatta
Rusya’ya saldıran Saakaşvili’nin, Putin’in bu sözlerini ancak bir buçuk yıl
sonra açıklaması çok da mantıklı görülmüyor. Ayrıca Saakaşvili’nin bu
açıklaması, Rusya’nın ayrılıkçı bölgelere karşı izlediği politikaya da ters
düşüyor.
Başta Saakaşvili olmak üzere Gürcü yetkililer,
Rusya’nın ayrılıkçı bölgeleri kışkırttığını ve desteklediğini her fırsatta dile
getiriyorlar. Moskova’nın, Gürcistan’a karşı söz konusu ayrılıkçı bölgeleri
baskı aracı olarak kullandığı konusunda şüphe yok. Ancak bağımsızlık veya
Rusya’ya katılım konusundaki asıl açıklamaların ve isteklerin bu bölgelerden
geldiği de unutulmamalı. Gürcistan’a göre daha iyi yaşam standartlarına sahip
olan Rusya, bu bölge insanına oldukça cazip görünüyor. Diğer taraftan, son
zamanlarda, Kosova senaryosunun Güney Osetya ve Abhazya’da da uygulanabileceği
konusu tartışılıyor, hatta bazı analizciler Rusya’nın bundan dolayı Kosova’nın
bağımsızlık isteğini desteklediğini ileri sürüyorlar. Ancak Rusya’nın böyle bir
politika izlemesi hiç de mantıklı görülmüyor. Zira, bunun sonunda, Rusya
Federasyonu içindeki cumhuriyetlerin de bu süreci izlemeleri ve Rusya’nın izni
olmadan tek taraflı olarak bağımsızlıklarını ilan etmeleri gündeme gelebilir.
Moskova için en uygun olanı, Abhazya ve Güney
Osetya’nın bağımsızlıklarını kazanmaları veya Rusya’ya katılmaları değil, bu
sorunların devam etmesi. Zira, Moskova bir taraftan bu konuları Gürcistan’a
karşı bir pazarlık aracı olarak kullanıyor, diğer taraftan da bu yoldan
Gürcistan’ın NATO ve AB’ye üyeliğini engellemeye çalışıyor. Zira, istikrardan
uzak ve ayrılıkçı bölgelere sahip olan bir ülke, ne NATO’nun, ne de AB’nin
istediği bir şey. Ayrıca bu konular, Gürcistan Hükümeti’ni anti-demokratik
faaliyetlere de yönelttiğinden, Gürcistan’ın Batılı ülkelerle ilişkilerinin
olumsuz etkilenmesi de olası. Nitekim, son günlerde Saakaşvili’nin muhalefete
karşı izlediği baskı politikası ve ülke içinde sıkı yönetim ilan etmesi,
Gürcistan’ı “demokrasiyi yayma” politikasının en başarılı sonuçlar getirdiği
ülke olarak gören ve bununla övünen ABD’li diplomatları dahi rahatsız etti. ABD
basını ise, Saakaşvili’nin bu hareketlerinden dolayı cezalandırılması ve Aralık
ayında yapacağı ABD ziyareti sırasında kendisinin Bush tarafından kabul
edilmemesi gerektiğini dile getiriyor. Gürcistan’ın hamisi ABD ile, küçük de
olsa, sorunlar yaşaması hiç kuşkusuz yine Rusya’nın lehine bir durumun
oluşmasını sağlıyor.
(Haber: http://www.asam.org.tr/tr/yazigoster.asp?ID=1853&kat1=4&kat2=) |