Osmanlı
Devleti zamanında görevi bırakmak zorunda kalan bir vezir,
yeni vezire üç mektup bırakmış ve “başın sıkıştığı zaman
mektupları sırasıyla açarsın” demiş. Bir süre sonra yeni
vezirin başı sıkışınca birinci mektubu açmış. Mektupta
“geçmiş yönetimi kötüle” yazıyormuş. Yeni vezirde mektuptaki
tavsiyeyi dinlemiş ve geçmiş yönetimi kötüleyerek bir süre
halkı idare edebilmiş. Halk tekrar huzursuzlanınca ikinci
mektubu açmış. İkinci mektupta “etrafındakileri ve başka
devletleri kötüle” yazıyormuş. Yeni vezir, arkadaşlarını
kötüleyerek, başka ülkeleri suçlayarak bir süre daha ülkeyi
yönetmeyi başarmış. Ancak, bir süre sonra halk yeniden
ayaklanınca üçüncü ve son mektubu açmak zorunda kalmış.
Mektupta “senden sonra gelecek olan vezire üç mektup bırak”
yazıyormuş.
Gürcistan Devlet
Başkanı Mikheil Saakaşvili, dört yıl önce Gül Devrimi’ni
gerçekleştirirken yoksul, parçalanmış, istikrarsız ve
gelecekten umudunu yitirmiş bir ülke devralmıştı. Saakaşvili,
Gürcistan’da sınıflar arasındaki gelir uçurumunu gidermeyi,
refah düzeyini arttırmayı, istikrarı sağlamayı,
Avrupa-Atlantik dünyası ile bütünleşmeyi, NATO’ya ve AB’ye
üye olmayı, dondurulmuş çatışma bölgeleri olan Abhazya ve
Güney Osetya sorunlarının bitirilmesini, Acaristan’da Aslan
Abaşidze yönetiminin tasfiyesini vaat etmişti. Saakaşvili,
dört yıllık iktidarı boyunca bu vaatlerinden bazılarını
gerçekleştirebildi. Örneğin, ülkede rüşvet büyük ölçüde
ortadan kalktı, istikrar sağlandı, Abaşidze tasfiye edilerek
Türkiye’nin garantörlüğüne rağmen Acaristan’ın özerkliğinin
içi boşaltıldı. Avrupa-Atlantik dünyası ile bütünleşme
yönünde olumlu adımlar atıldı. Ancak, bütün bu adımlar Gürcü
halkı tarafından yeterli bulunmadı. Gürcü halkı hükümetin
işsizlikle mücadele programını yeterli görmedi. Refah
düzeyinin artması ve Batı ile bütünleşmek için beklemek
istemedi. Dondurulmuş çatışma bölgelerinin Gürcistan’ın
geleceğine ipotek koymasından ve belirsizlikten sıkıldı.
Bunların yanında Saakaşvili’nin Gül Devrimi’ni birlikte
gerçekleştirdiği arkadaşlarını yönetimden uzaklaştırması ve
Devrim arkadaşlarının muhalafete geçmesi muhalefetin
güçlenmesine neden oldu.
İktidarının ilk
yıllarında Şevardnadze yönetimini suçlayan ve enkaz
devraldığını söyleyen Saakaşvili, günümüzde ise dört yıl
önce kendisini iktidara getiren Gül Devrimi’nden bu yana
düzenlenen en büyük muhalif gösteriler karşısında eski
devrim arkadaşlarını ve kuzey sınırındaki dev komşusu Rusya
Federasyonu’nu suçluyor. Saakaşvili, Rusya Federasyonu’nda
Aralık ayında yapılacak genel seçimler ve 2008 Mart’ındaki
devlet başkanlığı seçimleri ile muhalefetin gösterileri
arasında paralellik kurdu.
Dört yıldır
ülkede görülen en geniş katılımlı eylemlerde artık başlıca
hedef Saakaşvili'nin istifaya zorlanması haline gelmiş
durumda. Eylemler karşısında önce başkenti sonra Rusya
Federasyonu’nu kışkırtıcılıkla suçlayıp ülke genelinde
olağanüstü hal ilan eden Saakaşvili, muhalefetin
gösterilerini güç kullanarak acımasızca bastırdı. Hükümet
karşıtı televizyon kanalının yayınları durduruldu. Bu sert
tutumu dolayısıyla en güvendiği Batı dünyasının da tepkisini
çekti. Sonuçta, Saakaşvili, baskılara dayanamadı ve
sonbahardaki devlet başkanlığı seçimlerinin 5 Ocak 2008’de
yapılacağını açıkladı. Böylece varolan sorunları ötelemiş
oldu. Ancak, yapılacak ilk seçim genel seçim değil, devlet
başkanlığı seçimi olacak. Saakaşvili bu şekilde seçmenlerin
güvenini tazeleyerek yola devam etmeyi hedefliyor. Genel
seçimlerin tarihi ise aynı gün yapılacak bir referandum ile
belirlenecek. Saakaşvili’nin açıklamaları, iktidarı kolay
bırakmayacağını gösteriyor. Ancak, 5 Ocak seçimleri şeffaf
olmazsa Gürcistan’ı çok zor bir kışın beklediğini tahmin
etmek zor değil.
Tek adam
yönetimi kurma eğilimleri bir süredir endişe kaynağı olan
Saakaşvili, bu ay Osmanlı vezirinin kaçıncı mektubunu
okuyor? Bilinmiyor. Ancak, Gürcistan’da demokrasinin önemli
bir yara aldığı da tartışılmaz bir gerçek.