|
Merhaba.
Bize kendinizi kısaca tanıtır
mısınız?
İsmim Adnan Huade
,1964 Biga ilçesi Aşağıdemirci
Köyü doğumluyum.
Ne zaman ve nasıl döndünüz
Kafkasya’ya ?
1989 yılı aralık
ayında Adıgey’e döndüm. Bir süre
H’alhequey Köyü'nde
akrabalarımda kaldıktan sonra
Adıge Kale Şehri'ne yerleştim.
Buraya döndükten sonraki
yaşamınızı kısa başlıklar
halinde özetlerseniz bize ne
anlatabilirsiniz ?
Adıgey
Cumhuriyeti'ne ilk dönen kişi
benim. Aslında benden önce dönen
birisi var ama hikayesi biraz
uzun isterseniz anlatabilirim.
Lütfen kısaca anlatın.
Nazım Hikmet'le
aynı dönemde yaşamış ve onun
fikir arkadaşlarından Ahmet
Tezcan isimli bir kişi, o
dönemin siyasi baskıları nedeni
ile birkaç arkadaşı ile birlikte
Türkiye'den Sovyetler Birliği'ne
kaçmış.
Türkiye'deki
kökeni Sinoplu olan bu kişi,
birkaç yıl Sovyetlerin başka
bölgelerinde yaşadıktan sonra,
aslının Adıge olması nedeni ile
Maykop'a yerleşme talebinde
bulunmuş ve izin çıkmış.
O da gelip
yerleşmiş, bir Adıge bayanla da
evlenip çoluk çocuk sahibi
olmuş, kalan hayatını Maykop’ta
yaşamış.
Ben onunla
tanıştığımda epeyce yaşlanmış
bir anti komünistti. Yani
komünistlikle suçlandığı için
kaçtığı ülkede gördükleri onu
zamanla değiştirmiş, hatta ilk
karşılaştığımızda bize şaka
yollu “burada ne işiniz var”
diye takılmıştı.
Ne yazık ki artık
hayatta değil Mevla rahmet
eylesin.Kısaca hikayesi budur.
Peki, size dönelim tekrar
Ben döndükten
sonra ilk iş olarak, Krasnodar
Şehri'nde bir üniversitenin
yabancılar fakültesinde Rusça
dil eğitimine başladım ve bir
dönem öğrenim gördüm, dil
öğrendim.
Peki neden döner dönmez Rusça
eğitimi ?
Çünkü anadilimi
zaten çok iyi biliyordum, daha
geniş bir çevreye açılabilmek
için Rusça bilmek gerektiğini
düşünerek öncelikle bu adımı
attım.
Yaklaşık iki yıl
sonra Krasnodar’da tanıştığım
Nalçik’li bir Kaberdey ile
evlendim. Dane ve Sawsur
adlarında iki çocuğum var.
1991 yılında
Sovyetlerin yıkılmasıyla rahat
ticaret yapma ortamı oluştu. Ben
de ilk yıllarda birbirinden
değişik bir çok iş yaptım, son
13 yıldan bu yana halı ticareti
işini yapıyorum.
Şu anda Maykop,
Novorosisk, Krasnodar, Rostov,
Stavropol, Pyatigorsk
şehirlerinde bayilerimiz var.
Önümüzdeki nisan ayı itibariyle
de Nalçik'te açılıyor.
Durum fena değilmiş ?
Pek o kadar da
iyi değil, kriz olmasa şu anda
15-16 mağazaya ulaşmış olmayı
planlıyorduk. Her neyse, iş
konuşunda durum böyle şu an.
Peki niye bu iş yaptığınız
şehirlerden birisinde değil de
Adıge Kale’de yerleştiniz ?
Bu şehir Adıge
yoğunluklu bir yer olduğu için,
özellikle çocukların yetişmesi
açısından tercih ettik.
Açıkçası
çocuklarımızı tam bir Adıge
ortamında yetiştirelim diye,
imkanları daha iyi olan büyük
şehir okullarında eğitimden de
mahrum ettik.
Aslında bizim aklımıza önce
Maykop geliyor.
Adıge Kalede
Adıgece birinci dildir.
Yani her yerde
her işinizi Adıgece görebilir,
istisnalar dışında herkesle
Adıgece iletişim kurabilirsiniz.
Bu şehir ,1969
yılında Krasnodar suni gölünün
yapılması sırasında bölgeden
boşaltılan Adıge köylerinin bir
arada yerleştirilmesiyle oluşmuş
bir şehir.
Bunu olumlu veya
olumsuz nasıl anlamak lazım
bilmiyorum, fakat zoraki köy
yaşamından kopartılan insanların
oluşturduğu bir yarı kentli
Adıge topluluğu ve kültürü
oluşmuş kendiliğinden.
Bir şehirde
olmanıza rağmen, yarı feodal
ilişkiler hemen gözünüze
çarpıveriyor.
Artık çocuklarım
da büyüdü ve temel kültürü
aldılar, benim de işlerim
nedeniyle Krasnodar'a sık gidip
gelme zorunluluğum kalmadığı
için bu yıl içerisinde Maykop'a
taşınmak niyetindeyim.
Maykop Adıgey'in başkenti,
burada durum nasıl sizce ?
Benim gelip
yerleştiğim zamanlarda
Maykop'taki Adıge nüfusu 10 bini
bulmuyordu. Adıgey'in cumhuriyet
statüsü kazanmasıyla birlikte,
zaten şehirlere olan doğal göç
Maykop lehine gelişti ve şu anda
bu şehirde Adıge nüfusu 30 bini
geçti.
Artık Maykop
Adıgelerin bir çok anlamda en
önemli kentlerinden birisidir.
Başkent olması
nedeniyle de politik, kültürel
ve sosyal alanda her türlü
faaliyetin merkezidir.
Ben de bu
merkezde olmak ve bu
faaliyetlerin de daha çok
içerisinde bulunmak istiyorum.
Peki
aradan geçen yirmi yıldan sonra
kendinizi kim olarak
tanımlıyorsunuz ?
Kendimi dün
ulusal temellere dayanan bir
dönüşçü olarak tanımlıyordum, bu
gün ise kendimi dönmüş bir
ulusalcı olarak tanımlıyorum.
Bunu biraz açar mısınız ?
Aslında kişisel
olarak dönüşçü niteliğini
yitirdim ben, çünkü döndüm ve bu
mesele kapandı.
Ben artık
buralıyım ve asıl mücadele
burada.
Bunun adı ulus
olma, var olma, ayakta kalma
mücadelesidir ve ben bunu
diasporada dönüşçü olma
mücadelesinden çok daha zorlu
görüyorum.
Ne yani diasporada dönüşçü
olmayı hafife mi alıyorsun ?
Dönüşçü olma
fikrinin özeti; diline kültürüne
geleceğine, geçmişine, en
önemlisi de vatanına sahip çıkma
bilinci ve kararlılığıdır.
Bu kararlılığı
gösterebilen kişi mutlaka dönüp
vatanına yerleşir. Hayatı
boyunca diasporada yaşayıp göz
göre göre asimile olmayı
sindiremez.
Ben bu aşamayı
geçtim, geldim yerleştim
vatanıma.
Fakat bu
mücadelenin bittiği anlamına
gelmiyor, tam aksine daha çetin
bir mücadelenin sizi beklediğini
anlıyorsunuz içerisine
geldiğiniz ortamda.
Vatanınıza sahip
çıkmak, halkınızı güçlü kılmak,
kültürünüzü hakim kılmak ve
geleceğinize sahip çıkmak
istiyorsanız ulus olmak
zorundasınız.
Ulus olmak için
de bizim önümüzde yürünmesi
gereken daha çok uzun bir yol
var. Asıl mücadele de işte bu
süreçtedir.
İçerisine geldiğiniz ortama uyum
sağlamakta zorluk çektiniz mi,
ayrıca siz Sovyetlerin son
yıllarını da yaşamışsınız ?
Öyle bir uyum
sıkıntısı yaşamadım. Sovyetlerin
son yıllarını gördüm evet,
insanlar şekeri, tuzui çayı,
kibriti karne ile alıyorlardı
ama benim öyle bir sıkıntım
olmadı.
Burada ortalama bir yaşam
sürebilmek için aylık kazanç ne
kadar tahmini olarak ?
Ortalama bir
yaşam sürmek için 500 – 600
dolar civarında bir geliriniz
olması gerekir.
Peki ortalama bir insanın bu
parayı kazanma şansı ne kadar ?
Eli iş tutan bir
adamın yevmiyesi ortalama bin
ruble civarındadır, yani günde
40 dolar falan. Tabii
kalifiyesine göre bu miktar
değişir, iki üç katı fazla da
kazanabilirler.
Geçim konusunda
net bir şey söyleyemem, bu
herkese göre değişir. Çok
kazanıp çok harcar, çok kazanır
az harcar ne bileyim herkesin
bir idare biçimi vardır.
Adıgeyde kaç tane köy var,
durumları nasıl ?
Adıgeyde 50
civarında Adıge köyü var. Bunlar
genellikle tarım ve
hayvancılıkla geçinirler.
Herkesin
kendisine ait 3 dönüme yakın
bahçesi var, kolhoz ve
sovhozların dağılmasıyla da
çalışanların hepsi 25-30 dönüm
toprağa sahip oldular.
Bu çalışanların hepsi bütün
köylüyü kapsıyor mu ?
Bu paylaşım nasıl
oldu bilmiyorum ama, hemen hemen
bütün köylüler toprak sahibi
oldular.
Ancak her köylü
toprağını işleyecek durumda
değil, zamanla o küçük parçaları
satın alanlar büyük toprak
sahiplerine dönüşecek ki bu
şimdiden başladı bile.
Türkiye’deki akrabalarınızla ve
ailenizin geri kalanı ile
ilişkileriniz nasıl?
Gayet iyi, her
yıl bir iki defa gider gelirim.
Yeğenlerimden bir tanesi burada
okudu ve mezun oldu. Şu anda
Rostov'daki mağazalara bakıyor.
Annem de buraya
geldi ve 6-7 ay kaldı burada,
gayet de memnun geri döndü.
Bu gün vatanınızda yaşıyorsunuz,
diasporada yaşamak ile
arasındaki fark sizce nedir ?
Böyle bir kıyas
söz konusu bile
olamaz,Türkiye'deki iki haftalık
ziyaretlerimde bile sıkılıyorum
ve bir an önce geri dönmek
istiyorum.
Anayurt ve diaspora hep birlikte
olmak üzere halkımızın
geleceğini nasıl görüyorsunuz ?
Ben halkımızın
geleceğini anayurdumuzun
geleceğinde görüyorum.Yani
insanlarımız ne kadar anayurduna
sahip çıkar döner mücadele eder,
güç verirlerse yarınlara olan
umudumuz o kadar artar.
Aksi durumda
diasporanın yok olması zaten
kaçınılmazdır, anayurtta da
toprağın sahibi asıl halk
olmamıza rağmen hiçbir zaman söz
sahibi asıl halk olamayız.
Diasporaya son olarak ne
söylemek istersiniz ?
İnsanlarımıza bir
kez daha çağrı yapıyorum;
Vatanınıza dönün !
Dönmeyecekseniz
bile, her zaman her yerde her
olayda Çerkes ulusal çıkarlarını
öncelikli tutun, uzaklarda
olsanız da bu ulusun bir bireyi
olduğunuzu ve geleceğinden
sorumlu olduğunuzu unutmayın.
Teşekkür ederiz sayın Adnan
Huade.
“PERIT” Anayurda dönenler
derneği / Nalçik
|