|
Diaspora Adıgelerinin kurduğu
siteler geleceğe dair umudu müjdeliyor. Uyum içindeki
grupların kurduğu sitelerle beraber, bir çok Adıge köyünün
de kendine ait sitesi oldu. Dilini bilip bu siteleri
izleyenin geleceğe umutla ve sevinçle bakmaması mümkün
değil.
Adıge dernekleri Diaspora
Adıgeleri için adeta ulusal birer kültür mabedi
konumundadır. Yürüttükleri çalışmalar bir ülkenin her hangi
bir bakanlığının yaptıkları ile kıyaslanabilecek çaptadır.
Onların tüm kazanımlarından yeteri kadar söz edebilmek için
bunları ifade edebilecek dil bilen insan eksiğimiz var.
Adıgelerin kültürel anlamda yaptıklarının ötesine geçerek,
yaşadıkları ülkelerde onlara yapılan övgülerden söz edip,
değerlendireceğiz derseniz, bunu ifade etmek için gerekli
olacak imkanın büyüklüğü ve bu imkanı kullanacak insan
sayısını kestirebilmek güç.
Memnuniyetle adını
söyleyebileceğimiz sitelerden biri de Dünya Çerkes Birliği
üyesi Kafkas Dernekleri Federasyonu’nun sitesidir. Sitede
derneklerin düzenlediği ve planladıkları etkinlikler
hakkında bilgilere ulaşmak mümkün. İsimlerini saymak
istediğiniz de ise başınızı döndürecek kadar umutlu bir
gelecek rüyasına sizi sevk ediyorlar.
Bütün Adıgeleri bir birine
ulaştıracak, bir birleri için endişelendiklerini gösterecek,
farklı ülkelerde yaşayanların bir ulus olmalarını
sağlayacak, uydu televizyonuna hala sahip olmamamızın acısı
yüreklerimizi burkuyor.
Ürdün’de yaşayan genç Adıgelerin
kurduğu NART isimli televizyon, ulusal bilinci olan her
bireyin imkanları nispetinde ona yardımcı olması, ulusun
adını taşıyan cumhuriyetlerimizin onun içeriğini doldurması
gerektiği, cumhuriyet televizyonlarının da uyduya
bağlamasının gerekliliğinin zarureti apaçık karşımıza
getiriyor.
İşte sözünü ettiğimiz sitenin
ana sayfası:
http://www.kafkasfederasyonu.org/default.asp
Bundan önce de söylediğim gibi
bütün haberleri çevirmek güç. Ancak duyan bütün Adıgeleri
cesaretlendireceğine güvendiğimiz bir kaçından söz edelim.
Kafkas Dernekleri Federasyonu
bilim adamı Xhuajj Fahri’nin hazırladığı Adıgece-Türkçe,
Türkçe-Adıgece geniş bir sözlük yayınladı. Sözlük üzerine
özellikle konuşmak gerekiyor. Kelimelerin iki Adıge yazı
dili ile verilmesi gerçekten takdire değer. Bu şüphesiz
sahip olduğumuz iki yazı dilinin de bir ulusun dili
olduğunun farkında olanların sayısını arttıracaktır.
Ankara derneği 30 kişilik bir
grup oluşturuyor. Haziran ayı sonunda grup Nalçik’i ziyaret
edecek. Cumhuriyeti görecek, soydaşları ile bir araya
gelecekler ve mensup oldukları ailelerden olanları
arayacaklar. Herkesin açıkça bilmesi gereken diasporada
yaşayan soydaşlarımızın buraya ziyaret amaçlı gelmesinin
anavatana temelli dönüşün ilk adımı olduğudur.
Dünya Çerkes Birliği birkaç sene
önce büyük bir projeye imza attı. Bu proje
cumhuriyetlerimizin yardımıyla ilerliyor. Kabardey-Balkar ve
Adıgey’de misafir edilecek çocuk gruplarının teşkiline
başlandı. Anavatanın, onu ziyarete gelecek çocukların
kalbinde unutulmaz bir yer alacağını umuyoruz. Geçen yıl
ziyarete gelen çocukların Nart dergisine verdikleri
söyleşilerde söylediklerinden bazı kısımlar diaspora
gençlerinin bu ziyaretler vesilesi ile anavatana daha
yüzleri dönük, ona daha özlem duyan bireyler haline
geldiğinin ispatıdır.
http://www.kafkasfederasyonu.org/haber/federasyon/2008/2007_cocuk_kampi/2007_cocuk_kampi.htm
Anavatanında olmanın hazzı bir
çocuk tarafından nasıl anlatılabilir ki? Bu duyguları dile
getire bilmek gerçekten mümkün mü? Sabah seherinde anadili
ile bağrışan küçük çocukların, oynayan miniklerin yaşadığı
bir şehirde uyanmanın ve vakit geçirmenin mutluluğu,
yetişkinlerin anadilleri ile yaptıkları espriler ve
birbirleri ile yaptıkları latifelerin şehri Nalçik. Orada
yaşayanların deyimi ile Nalşıç. İşte bu sevda unutulur mu?
Taymez Neris: “Bizim için
etkileyici ve unutulmaz bir gezi oldu. Gördüğümüz yerler
bizi oldukça büyüledi. Yeşilliği, mimarisi, gelenekleri,
dili ve her şeyiyle. Her ne kadar geleneklerimizi burada
yaşatmaya çalışsak da, orda olmak başka bir duyguydu. ”
Duman İsmet Anıl: “Hiçbirimiz
buradan gitmek istemiyorduk. Anavatanımızı çok sevmiştik ve
hepimiz buraya tekrar gelmek isteyerek İstanbul’a döndük.”
Şıgaluğa Haydar Guşav Kadıoğlu:
“Otobüsümüzün köyün girişine gelmesiyle birlikte, kendimizi
mükemmel bir karşılamanın içinde bulduk. Köyün gençlerinden
oluşan bir ekip, Çerkes kostümleri içinde düğün yaparak bizi
karşıladılar.
O an gerçekten çok mutlu oldum.
Her yerde Çerkesçe konuşan insanlar bize sevgi dolu gözlerle
bakıyorlardı.”
Kuraşın Meltem: “Eğer bir sorun
çıkmazsa önümüzdeki yıl da bu geziye katılmak isterim. Bunu
çok büyük bir içtenlikle söyleyebilirim ki, bir kez gitmiş
olsam da, kendimi anavatanımda hiç yabancı hissetmedim.”
Janberk Kaplan: “Beni daha iyi
anlamanız için sizin de gidip görmeniz gerek. O zaman
anlarsınız beni. Ve kendinizi bir kartpostalda gibi
hissedersiniz.”
Apış Dışşeps: “Bu gezi hayatım
boyunca unutmayacağım 18 günlük harika bir tatildir benim
için. Anavatana tekrar gitme, hatta gelecekte oraya yerleşme
yolunu açan ilk adım. Dil öğrenmenin gerekliliğini, önemini
bir kez daha fark ettiren bir tecrübe.”
Guraşın Gülce Miray:
“Kafdağı’nın arkası, bir masal ülkesiydi sanki...” |