Gürcistan’da
muhalefetin sokaklara egemen olmaya başlaması karşısında
Devlet Başkanı Mihail Saakaşvili 5 Ocakta yapılacağını ilan
ettiği “baskın başkanlık seçimi” ile insiyatifi ele
geçirmeyi deniyor.
Kendi içinde
dağınık durumdaki muhalefetin, dünyada pek eşine
rastlanmayacak kadar hızlı bir seçim sürecine hazırlanması
kolay olmayacak.
Gerçi bazı
muhalif güçler ittifak kurup işadamı ve milletvekili Levan
Gaçeçiladze’yi ortak aday olarak açıkladılar ve seçimleri
kazandıktan sonra başkanlık kurumunu ortadan kaldırıp
Gürcistan’ı parlamenter rejime kavuşturmayı vaad ettiler.
Ama başka
muhalif adayların da seçime katılacağı şimdiden belli oldu.
Saakaşvili'nin
sandıktan çıkma şansının bulunmadığına inanan kimi muhalif
örgütler seçim kararının ilan edilmesinden sonra “zafer
psikolojisi” içine girdi. Bunlar, hemşerileri Stalin'in
“seçimlerde önemli olan, oyları kimin saydığıdır” sözünü
unutmuşa benziyor.
Kuşkusuz,
seçimlerin çok önemli bir faktörü de ABD'nin tavrı olacak.
Eğer ABD “Yeter artık Mihail!” derse, direktifleri ve resmi
maaşları Amerika'dan alan bu yönetimin yerine yeni bir ABD
yanlısı iktidar gelebilir.
Çünkü Gürcü
muhalefeti de dış politikada ABD’yi temel dayanak olarak
görme eğiliminde.
* * *
Gürcistan’ın
karışmasından ve ünlü medya devi Rupert Murdoch’ın satın
aldığı muhalif İmedi TV kanalının cihazlarının tahrip
edildikten sonra kapatılmasının ardından, Washington,
Saakaşvili yönetimine sarı kart gösterdi.
Dışişleri
Bakanı Condoleezza Rice’ın Avrasya işlerinden sorumlu
yardımcısı Matt Bryza, Tiflis’e giderek ülkedeki
sıkıyönetimin hemen kaldırılmasını talep etti. Muhalefet
liderleriyle de basına kapalı bir toplantı yapan Bryza’nın
“Saakaşvili’nin, olayları Rusya’nın kışkırttığı
açıklamalarının ABD’de şaşkınlık yarattığını” söylemesi
ilginçti. Elbette bu sözlerle Rusya’yı değil, iktidarın “Rus
ajanı” olarak karalanmaya çalıştığı Gürcü muhalefetini
savunuyordu.
Diğer yandan
bugün Rusya’nın istese de Gürcistan’ı karıştıracak gücü
olmadığı tespit ediliyordu.
Pardon, bir
konuyu unuttuk.
Yasal olarak
Gürcistan’ın birer parçası olan, ama fiilen Tiflis’in hiçbir
kararını dinlemeyecek kadar bağımsız durumdaki Abhazya ve
Güney Osetya, Saakaşvili’nin de Gürcü muhalefetin de ortak
başağrısı.
Her iki
cumhuriyet de Kremlin’in sözünden çıkmıyor. Zaten
nüfuslarının yüzde 80’i aynı zamanda Rusya vatandaşı.
Moskova,
uluslarararası arenada Gürcistan’ın bölünmezliğini savunsa
da, yakında (muhtemelen Kosova’nın bağımsızlığı sonrasında)
Abhazya ve Güney Osetya’yı tanıyabilir.
Rusya lideri Vladimir Putin, birkaç kez bu iki cumhuriyetle
Kuzey Kıbrıs’ı karşılaştırarak “neden olmasın?” sinyalini
vermişti.
* * *
Geçenlerde
Saakaşvili, Putin’in,Bağımsız Devletler Topluluğu Minsk
zirvesinde, Abhazya’yı “yeni Kıbrıs” yapma tehtidi
savurduğunu söyledi. Gürcü lider, konuyu açıklarken
Kıbrıs’ta “1973 karışıklıkları, Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’ı
koparması ve sorunun bugüne kadar çözülememesi” üzerinde
durdu.
Aynı sıralarda
Başbakan Zurab Nogaideli’nin Türkiye’yi ziyaret edeceği
bildirildi. Ziyaretin, Ankara’da yanlış anlamalara meydan
vermemek ve destek istemek amacıyla düzenlendiği sanılıyor.
Gürcistan’ın
istikrarı, yalnızca Türkiye’ye uzanan enerji hatları
nedeniyle değil, ülkemizde çok sayıda Abhaz, Oset ve Gürcü
kökenli vatandaşın yaşaması bakımından da bizim açımızdan
önemli.
Hakan
Aksay
aksay@rusya.ru
|