|
Bugün 14
Ağustos 2007;
15 yıl önce
bugün, dünyanın en güzel ülkelerinden biri olan Abhazya’da,
insanlık tarihine kara bir leke olarak düşecek yeni bir
işgal, yeni bir soykırım başlatıldı.
Sovyetler
Birliği’nin dağılmasından sonra yeni statülerinin ne
olacağını görüşmek üzere Gürcü yetkililerini bekleyen
Abhazya, faşist gürcü yönetiminin işgal girişimi ile karşı
karşıya kaldı.
Hiçbir
askeri gücü olmayan Abhazya’ya güneyden ve kuzeyden aynı
anda saldıran Gürcü birlikleri, Gudauta ve civarındaki dar
bir yerleşimin dışında her yeri birkaç gün içerisinde işgal
ettiler.
O günkü
Abhazya Cumhurbaşkanı, parlamentosu ve hükümeti gibi,
Abhazya halkı da işgale karşı sonuna kadar direnmeye ve bir
bağımsızlık savaşı başlatmaya kararlı, bu savaşı
kazanacakları konusunda da son derece inançlı idiler. İlk
iş, tüm yönetim birimlerini Gudauta’ya taşıyarak direnişi
oradan başlatmak oldu.
Birçok dış
politika uzmanı ve medya mensubu, Abhazya’nın başlatmış
olduğu bu bağımsızlık mücadelesini kazanamayacağını, bazı
yorumcular ise bu karşı koyuşun Abhazların yeryüzünden yok
olmalarıyla sonuçlanabileceğini söylüyorlardı. Ancak onların
bilmediği çok önemli bir ayrıntı vardı. Çerkesler özgürlük
aşığıdır ve bunu kaybetmemek için her türlü mücadeleyi
verirlerdi.
Bunun
sonucudur ki Abhazya, başta Kafkasya’daki kardeş halklar
olmak üzere, diasporadaki kardeşlerinden de önemli maddi
manevi destekler aldı. Abhaz halkı ve yönetimi, çok kısa
sürede işgale karşı direnişi örgütleyerek önemli başarılar
elde etti. Gürcü birliklerine, “bu taraftan gelmeleri mümkün
değil” denilen dağlardan yapılan baskınlar sonucunda bozguna
uğratılarak Afon, Pitsunda ve Gagra, daha sonra da Rusya
Federasyonu çıkış kapısı olan Adler sınır kapısına kadar
olan bölge işgalcilerden temizlendi.
Bu başarı
Abhazya’ya derin bir nefes aldırmıştı. En önemlisi de, kara
bağlantısını kuran Abhazlar gıda ve değişik mühimmatları
daha kolay temin etme olanağını yakalamışlardı. Ancak,
başkent Sohum ve güneyi hala işgal altında idi. Savaş
Sohum’da kilitlenmişti. Gürcü birlikleri, Sohum’un kuzey ve
doğu semtlerine kadar girmiş olan Abhaz birliklerine karşı
son direnişlerini ortaya koyuyorlardı. Abhazya tarafının,
büyük kayıplar vermesine rağmen ard arda gerçekleştirdiği
saldırılar karşısında çözülmeye başlayan Gürcü askerlerine
moral vermek için Sohum’a gelen işgalci başı Devlet Başkanı
Şavardnadze’nin çabaları da yeterli olmamıştı.
Nihayet bir
yılı aşkın süren çok şiddetli çarpışmaların sonunda, 29
Eylül 1993’de Sohum, 30 Eylül 1993’de de tüm Abhazya
işgalcilerden kurtarıldı.
Yaşasın
Özgürlük!
Abhaz
halkı ile onlara sonuna kadar destek veren diğer Kafkas
halkları ve diaspora, bu bağımsızlık savaşında çok
değerli evlatlarını şehit vermiştir. Bu işgal onların
inanılmaz cesareti, mücadelesi, azim ve kararlılığı
neticesinde kazanılmıştır. Abhaz halkı, diğer kardeş Kafkas
halkları ve diaspora, onları asla unutmayacaktır.
Bağımsızlık
mücadelesinin kazanılacağına en çok inanan şehitlerimiz.
Abhazya’nın ana kucağından da daha rahat olan toprakları
kucaklıyor şimdi sizleri. Özgürlüğü ve bağımsızlığı için
canınızı, kanınızı verdiğiniz vatanınızda rahat uyuyun!
Bıraktığınız kutsal vatan toprakları, tüm Çerkes gençleri
tarafından aynı titizlikle korunacak, tek karışına zarar
gelmeyecektir.
YAŞASIN
ÖZGÜR ve BAĞIMSIZ ABHAZYA!
KAFKAS
DERNEKLERİ FEDERASYONU
|