|
* * *
“Хьащ1эм и къак1уэныр езым и 1уэхущ
егъажьэжьыныр бысымым и 1уэхущ” “жа1э. Gelmek misafirin
elinde, gitmekte ev sahibinin (bısım) elindedir” derler.
Bunun anlamı kısaca şöyle açıklanıyor:
Eve gelen misafirlere sayılarına bağlı
olarak tavuk, kaz, hindi, koyun gibi hayvanlardan biri
kesilir. Yemek ikram edilir. (bu kesilen hayvana nış denir)
Misafire verilen bu yemeğin zamanını ev sahibi belirler. Bu
yemeği ev sahibi, misafirin gitmesi gerektiği bir zamanı
düşünerek yedirir. Misafirde adet olduğu üzere bu yemeği
yemeden gidemeyecektir.
Dolayısıyla misafirin gitmesi ev sahibine
bu nedenle bağlı oluyor.
* * *
Adıgelerde nış sofraya konup yenmeden
misafirin gitmesi ayıptır. Misafir erken gidecekse bu ev
sahibi tarafından ( ilerde anlatacağımız gibi) anlaşılır,
bilinir ona göre nış daha önceden yenilir. Böylece
misafirinde zamanında gitmesi sağlanmış olur. Ancak
misafirin daha çok kalması isteniyorsa ev sahibi nışı
yedirmeyi geciktirebilir. Gelen misafirlere yaşlı genç ayırt
edilmeden herkese saygı gösterilir. Misafir gençte olsa ev
sahibi onunla dışarıda, köyün içinde gezerken sağ tarafında
durdurur.
Adıge ailelerinde, misafirleri yanlarında
olduğu sürece, onlara herhangi bir kötülük olması durumunda
utanç duyulur. Adıgelikte mertlikte lekelenmiş kabul edilir.
Bundan dolayı Adıgeler misafiri evlerinde olduğu sürece
korurlar, yolcu ederken de yanlarında epey bir süre giderek
uğurlarlardı.
* * *
“Зы хьэщ1эм зы хьащ1эр и жагъуэщ,
хьащ1ит1ыр бысымым и жагъуэщ.” Жа1эу псэлъэжь шы1эщ. (zı
haşem zıhaşer yi jağues, haşitir bısımım yi jağues)
Anlamı:“Bir misafir diğer bir misafiri sevmez, ev sahibi de
iki misafiri de sevmez.”diye bir söz vardır. Bu söz genelde
şaka olarak söylenir. Belki birazda gerçek payı olabilir.Ev
sahibinin o an için hazırlıklı olmayışı gibi; (Аgыгэм,хъащ1эр
и щ1асэщ dense de).
* * *
Bir grup misafire, kestikleri koyunun
kellesinin sağ yarısını, paylaştırmak üzere sofradaki
misafirlerin en yaşlısının önüne koyarlar. O da buna latife
olarak “ben sizin kelle parçalayıcınız değilim der”…alır ev
sahiplerinden (тхьамадэ = thamade ) dışında en yaşlılarının
önüne dağıtması için koyar. ( Хэгъарей нахъыжь = xeğarey
lerin büyüğü ) bu yarım kelleyi usulüne göre dağıtacaktır.
Yarım kelleyi dörde bölmesi gerekir.
* * *
Önce kulağını keser, onu kendisine bıçağı
verene veya sofrada ayakta hizmet edene yada grubun en
gencine verebilir.Geriye kalanı üç parçaya ayırır. Bu
parçalardan gözaltını kendine bırakır. Diğer iki parçayı iki
tarafında oturanlara verir. Bu payları dağıtan yaşlı
şahıslar, tecrübeli, tecrübeli olmasının yanında güzel
sözler söyleyebilen kişilerdir. Payları dağıtırken iyi
dileklerde bulunurlar. (Адыгэбзэк1э мэхъуахъуэ хэ = хъуэхъуэ
жа1э) derler. Kellenin beyni, gözü, kulağı gibi parçaları
dağıtan şahıs orada bulunup bu parçaları alanlara (iyi
düşünmek, iyi görmek, iyi konuşmak gibi) tavsiyelerde de
bulunur. Bu dağıtılan yarım kelle herkesin yiyeceği etlerin
dışında bir paylaştırmadır. Özel anlamı olan pay dışı bir
dağıtmadır. Adıgece “ 1ыхьа хэму1у “ denir.
* * *
Sofrada oturanlardan ev sahibi tarafı
veya misafir tarafında üzüntülü bir olay varsa(ölüm vb.)
kelleyi sofraya koyanlar burun tarafını kapıya doğru
çevirirler. Bu konma şeklini gören sofradaki kişiler üzücü
bir durumun olduğunu anlarlar. Bu şekilde olaydan habersiz
misafir grubunun yaşlıları durumu öğrenince, sofradan daha
çabuk kalkılması gerektiğini bilir, ona göre hareket eder.
* * *
Misafirin kaldığı evden ayrılması kesilen
nışın yenmesinden sonradır. Nış yemeği yenmeden misafir
evden ayrılamaz.Ancak yemek yendikten sonra evden ayrılma
isteğinde yetkilidir. Bu yemekte, sofrada iken en yaşlı ev
sahibi misafire hayırlı yolculuklar dileyerek yanında güzel
sözlerde söyler. Burada yapılan konuşmalar artık misafirin
gidebileceğini belli eder.
* * *
Adıgeler “Хьащ1э къишэ щы1эщ хьащ1э ишыж
щы1экъым” жа1э ‘ derler. “Misafiri içeri alma varda,
göndermek yok” anlamında olan bu söz; misafir geldiğinde
sevinip, gittiğinde üzülüyoruz demektir. Bu Adıgelerin
misafiri sevdiklerini gösteren sözlerden biridir.
* * *
Adıge misafiri sağlam yerde oturur.
“Адыгэ хьащ1э бдап1э исщ» жа1э” derler. Bunu söylemelerinin
sebebi, Adıgeler misafirlerini canları pahasına sağ
oldukları sürece korurlar, onlara hiçbir zarar gelmemesini
temin ederler.
* * *
Adıgelerde evlerine sevmedikleri bir
misafir geldiğinde, ona hizmette kusur etmeden yine güler
yüzlü ve nazik olarak davranırlar. Ancak misafirinde
anlayacağı gibi süpürgeyi kapının arkasına ters olarak
dikerler. Veya evin tabanına su serperler. Bu şekilde
misafirde , kendisinin istenmediğini anlar ve gitmesinin
gerektiğini bilir.
* * *
Hiçbir zaman, bir daha evlerine gelmesini
istemedikleri misafiri yolcu ederken, arkasından çöp
dökerler.Veya o çıkarken arkasından süpürge yaparlar.
Misafir de söylemek istediklerini anlamıştır.
* * *
Adıgeler “ХЬэщ1ап1эрынэ емык1ухьщ”-
haşaperıne yemukşs- derler. Misafirlikte oturup kalmak
ayıptır derler. Usandırıncaya kadar misafirlikte oturup
kalınmaz. Gereğinden fazla uzun süre kalan misafir için,
“Шыхэ дугъ” (yemek hırsızı) sözü de kullanılır. .
* * *
Misafir yolcu olurken, atın başını eve
doğru çevirip binerse ev sahibinden (bısım)memnun oldu
demektir. Eğer ata binerken, atın başını bahçe kapısına
doğru çevirip binerse, memnun kalmadığını bildirir.
* * *
Misafirin yanına giren ev sahiplerinden
olan gençler, dışarı çıkarken arkasını dönerek çıkmazlar.
Kapıdan çıkarken geri geri giderek çıkarlar.
* * *
Misafiri odada başköşeye davet etseler
de, kendinden yaşlıların durumunu göz önüne alarak,
başköşeye gidip oturmaz, durumuna uygun yere oturur.
* * *
Misafir eve gelir gelmez, ona en güzel
yemekleri yedirmek için hemen hazırlıklar başlar. Ancak
misafirinde aç oturmaması için, hazırda ne varsa ikram
ederler. “Hazırda olan iyi yemektir” diyerek şaka yaparlar.”
Уызирихьалъэ шыхыныф1щ “(vızirihale şıxınıfşs) .
* * *
Misafir gece yatılı kalacaksa, en rahat
edeceği oda ona ayrılır. Yatacağı yerin(yatak yorgan
v.s.)temiz ve en uygun olmasına dikkat edilir. Böylece
misafirin rahat etmesi sağlanır.
* * *
Yemekte misafire kesilen hayvan; kaz,
tavuk, hindi gibi küçükbaş hayvan ise sofrada yemek için
oturulduğunda (pay dışı olarak) БГЪАЛГУЬЭ yi - tavuk göğsünü
misafirlerden yaşlı olanın önüne koyarlar. Ancak misafirde,
onu aslında dağıtılması gerektiğini bildiği için misafir eti
alır, yaşlı bısımın önüne koyar.
Yaşlı ev sahibi bu etin hepsini kendisi
yemez. Sofrada oturanlara uygun gördüğü şekilde parçalayarak
usulüne göre dağıtır. Misafire kesilen hayvanın sayısı ve
büyüklüğü gelen misafirin çokluğuna bağlıdır (tavuk, hindi,
koyun vb.)
* * *
Adıgelerde
bir söz vardır; misafirin fazlası olmaz.
“ХЬащэ
куэд щы1экъым.”
Misafirin
fazlası olmaz. Buda Adıgelerin misafiri yüksünmeyip
sevdiklerini gösterir.
Birbirine
düşman olanlardan bir taraf diğer tarafa misafir olmuşsa,
düşmansa da misafirdir diyerek, buyur ederler.
“Бийми
хьащ1эщ “ (biymi haşesş )
Düşmansa da
misafir diyerek.
* * *
Eve gelen bir misafire ev sahibi, kendi
evindeki varlıklarıyla ilgili bir şeyleri gezdirip
göstermesi ayıptır. Ancak misafir kendisi isterse
gösterilir.
* * *
Misafire imrendiği şey hediye olarak
verilir. Ancak misafir çok ince düşünür, verilecek hediyeyle
ilgili hiçbir duygusunu belli etmez. Hele kendine verilecek
hediye, ev sahibine lazım olacak, ihtiyacı olduğu bir şeyse
almaz.
* * *
Misafiri attan indirirken ve ata
bindirirken, çok dikkatli olunur. Ev sahiplerinden bu işi
yapacak kişi bellidir. Bu görevi yapabilecek güçte
olmalıdır. Atın gemini sağlam tutar, eğerine çok rahat
binmesi için gerekli yardımı yapar.
* * *
Misafir eve geldiğinde kamçısını eğerin
kaşına asarsa, acelesi olmadığının işaretidir. Eğer
kamçısını çizmenin içine sokmuş veya elinde tutarak içeri
girerse, acelesi olduğunu belirtmektedir. Ev sahipleri buna
göre hareket ederler.
Bu yazı Kaberdey Balkar Cumhuriyeti’nde
yaşayan çalışkan, değerli eğitimci yazarların, yaşlıları
konuşturarak yaptıkları derlemelerden çevrilmiştir.
Adıge
Xabzeleri
Çeviren:
Atalık Rafet
kafkasfederasyonu.org
|